Kapat

Son Haberler

A+ A-

"Çatlı'nın çantası bende"

Ergenekon davasının bugünkü görülen duruşmada, Aydınlık dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk'un savunması sırasında söz alan Sami Hoştan, Susurluk'taki trafik kazasının ardından kaybolduğu iddia edilen Abdullah Çatlı'ya ait çantanın kendisinde olduğunu söyledi.
Yayınlanma tarihi: 2 Şubat 2009 Pazartesi, 09:04

Ergenekon davasının 46. oturumunda savunma yapan tutuklu sanık Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, Aydınlık'taki haberlerle gladyonun faaliyetlerini açığa çıkardıklarını belirterek, "Mehmet Eymür başta olmak üzere MİT'teki tertipçiler, 'gladyonun faaliyetlerini felç ettiler' diye bizden iki kez şikayetçi oldular" dedi. Bolluk'un çapraz sorgusunun ardından söz alan Susurluk hükümlüsü Sami Hoştan da "Kazadan sonra olay yerine ilk giden bendim. Çatlı'nın çantası da bende" diye konuştu.

Gazeteciliğinin yanı sıra İP Merkez Karar Kurulu üyesi olduğunu belirten Bolluk, "30 yıldır İP üyesiyim. Benim tanıdığım bir örgüt var. O da İP'tir. Ben bunun dışında bir örgüt, hiyerarşi, disiplin tanımam. Doğu Perinçek benim genel başkanım. Başkanım bana talimat verir, harfiyen yerine getiririm" dedi. Bolluk, 1978 yılından itibaren Aydınlık Dergisi'nde çıkan kontrgerilla ile ilgili haberleri göstererek, Türk halkının kontrgerillayı bu dergiden öğrendiğini söyledi. "Eğer kontrgerilladan hesap sorulacaksa o zaman Aydınlık Dergisi'nden yararlanılacaktır" diyen Bolluk, 1987'de hazırlanan MİT raporunun TSK'yı yıpratmak için Turgut Özal tarafından hazırlandığını savundu. Özal'ın Amerika adına TSK'nın terfi ve tayinlerine müdahale etmek istediğini söyleyen Bolluk, şöyle devam etti: "Bu rapor 2000'e Doğru Dergisi'nde yayınlanınca hesap bozuldu. Özal'ın kendi istihbarat birimini kurma çabasındaydı. Hem kendi çıkarlarına hem de Amerika'nın çıkarlarına hizmet eden bir istihbarat örgütü kurmak istiyordu. Biz buna o zaman 'Özal Co' demiştik. İngilizce şirket anlamına gelen companynin kısaltması olarak. Bu MİT raporundaki ikinci amaç budur. Bu çizgiyi Tansu Çiller sürdürmüştür. Kendi özel örgütünü kurmuştur."

"Haberlerimize bakın"

Aydınlık'ın Eşref Bitlis suikastının aydınlatılmasını sağladığını söyleyen Bolluk, "Eşref Bitlis'e yapılan suikast bu gün bir takım iftiralarla İsmail Hakkı Karadayı'ya yapılıyor. Madımak'ı bizim yaptığımız söyleniyor. Orada bizim arkadaşlarımız yakılmış, biz yakılmışız. Saçmalığa bakın ne diyelim. Biz bu olayların çözülmesine son derece katkı sağlayan haberler yaptık" diye konuştu.

Dev Yol'u deşifre ettik

DHKP-C örgütünün sorgusuna katıldığı yönündeki iddia hakkında ise Bolluk "Biz bunları teşhir eder, suçlarını ortaya dökeriz. Ellerinden gelse bizi bir kaşık suda boğarlar. Hakan Saraylıoğlu'nun DHKP-C tarafından sorgusunun ardından öldürülmesiyle ilgili irtibatım sadece savcının varsayımından ibarettir" dedi. Sabancı suikastı sanıkları Fehriye Erdal, Mustafa Duyar ve İsmail Akkol'un adının geçtiği mavi kaplı ajandanın kendisine ait olmadığını, kriminal raporla da bunun tespit edildiğini söyledi.

Doğu Perinçek ile telefonda İP hakkında çıkan haberleri konuşmasının çok doğal olduğunu ifade eden Bolluk, şöyle devam etti:"Bende telefon numarası olan kişilerin hepsi İP'li. Onlarla görüşmemem tuhaf olurdu. İlhan Selçuk'u çok uzun yıllardır tanırım. Çok sık görüşmüşlüğüm yoktur. Cumhuriyet'in kuruluş yıldönümlerine gider orada görüşürüz. Kemal Alemdaroğlu ile tanışmamız 4-5 yıl önce kendisi ile yaptığım röportaj ile oldu. Talat Paşa Komitesi toplantılarında görüşmüşlüğümüz vardır. Sevgi Erenerol 4-5 yıl önce Ulusal Kanal'a bir programa katılmak için gelmişti. Orada tanıştım."

Bolluk'un çapraz sorgusunun ardından söz alan Sami Hoştan, Bolluk'un Susurluk ile ilgili herşeyi Aydınlık gazetesinin çok önceden açıkladığını söylediğine dikkat çekerek şunları söyledi:

"Arabanın arkasındaki eşyaları alan ve Meral hanıma veren benim. O çanta da bende. Karar günü çantayı vereceğim. Çantanın içinde belge bilgi yoktu. Olsa ben bilirim. Sevcan diye kızına kolye ve 26 bin mark vardı. O para da bir yer satmıştı onun parasıydı. Eşyayı teslim ettim. Çanta bende kalsın istedim. Meral hanım da verdi. Yok çanta Drej Ali de yok Veli Küçük de diyorlar. Susurluğu biz yazmıştık diyorlar. Birşey eksik olmasın doğru birşey söylensin diye bunları anlatıyorum. Cenazeyi alan benim, gömen benim. 4 gün orada kalan benim. Eşya hanımında çanta bende. Belge bilgi olsa ben bilirdim. Ama daha önce bir istihbarat vermişlerdir bilemem."


Bilirkişi listeleri geldi

Mahkemeye, Ümraniye'de ele geçirilen 27 el bombasıyla ilgili inceleme yapacak bilirkişi listeleri gönderildi. Genelkurmay'ın gönderdiği bilirkişi heyetinde, Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Jandarma Yüzbaşı Murat Durdu, Lojistik Daire Başkanlığı Ord. Tek. Başçavuş Bekir Koca ve İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı Jandarma Ordu Başçavuş Ercan Şahin'in ismi yer aldı. Emniyet Genel Müdürlüğü ise Kriminal Polis Laboratuarları Daire Başkanlığı'nda görevli 2. Sınıf Emniyet Müdürü Daire Başkan Yardımcısı ve patlayıcı madde uzmanı Cengiz Özdemir, Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdür vekili ve patlayıcı madde uzmanı Kanbi Apaydın ve aynı şubede görevli polis memuru Tuncay Güngör'ün isimlerini mahkemeye gönderdi. Mahkeme, Makine Kimya Endüstrisi'nden gelen listedeki isimlerle birlikte, inceleme yapacak bilirkişi heyeti oluşturacak.

“Susurluk’u bilmeden gladyoyu anlamak mümkün değil”

Türkiye’nin kontrgerillayı Aydınlık’tan öğrendiğini kaydeden Bolluk, Maraş ve 1 Mayıs katliamlarının içyüzünün Aydınlık tarafından ortaya çıkardığını söyledi. “Susurluk’u bilmeden gladyoyu anlamak mümkün değil” diyen Bolluk, Aydınlık’ta 22 Eylül 1996 tarihinde yayınladıkları MİT raporunun 3 Kasım 1996’da Susurluk’ta bir Mercedes’e kamyonun çarpmasıyla doğrulandığını söyledi. Bolluk “Kazadan bir buçuk ay önce Aydınlık’ın kapak konusu olarak anlatılanlar, Mercedes’in arkasıdan çıktı. Aydınlık ve İşçi Partisi olmasaydı savcılar da dahil toplum Susurluk ile ilgili bilgi sahibi olamayacaktı” diye konuştu.

Emniyet Fethullahçıların elinde

Aydınlık Dergisi’nin 12 Ocak 1997’deki kapağının “Cumhuriyet düşmanı Fethullah Hoca” şeklinde olduğunu anlatan Bolluk “Bir emniyet müdürünün raporu. 12 yıl önceki uyarılarımız dinlenmediği için Emniyet Fethullahçıların eline geçti” diye konuştu.

Hrant Dink’in öldürülmesi davasına ilişkin Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun hazırladığı rapora dikkat çeken Bolluk, 4 Ocak 2007 tarihinde yayımlanan Aydınlık Dergisi’nin “Muhbir Değil Akyürek’in operasyon ekibi” başlıklı kapağını heyete gösterdi. Yasin Hayal’in Trabzon Mc Donalds’ı bombalaması olayının çözülmesi durumunda Dink olayının da çözüleceğini belirten Bolluk şöyle devam etti:
“Bombalandığı gün Trabzonspor yöneticisi Ahmet Çubukçu’nun oğlunun doğum günü kutlaması vardı. Daha sonra da iki Trabzonsporlu futbolcu silahlı saldırıya uğradı ve hafif şekilde yaralandı. Daha sonra Trabzonspor’un yönetimi değişti ve AKP taraftarları yönetime geldi. Yasin Hayal, bombalama emrini Erhan Tuncel’den aldı. Erhan Tuncel ise Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek’in haber elemanı. Akyürek, Danıştay saldırısından önce Emniyet İstihbarat Daire Başkanı oldu.”

Gladyo sıyrılıyor

Türkiye'de bütün faile meçhul cinayetleri gladyonun yaptığını belirten Bolluk “Ergenekon tertibinin iki amacı var. Birincisi Türkiye'nin ulusalcı milli güçlerini zayıflatmak, ikincisi gladyonun üstünü örtmek, suçlarını başkalarının üzerine atmak, hesap sorulmasından sıyrılmak” diye konuştu. Bolluk savunmasını “Amerika tarafından bakıldığında suçumuz büyük” sözleriyle tanmamladı.

Kontrgerilla biter mi?

Savcı Nihat Taşkın’ın, Aydınlık Dergisi’nin eski sayılarında gladya ve kontrgerilla konularının işlenmesine karşın belirli bir dönemden sonra konuların işlenmediğine belirterek “Kontragerilla bitti mi?” diye sordu. Bolluk, “Kontrgerilla biter mi? Ancak milli bir hükümet kurulduğunda biter. Biz Fethullahçı gladyo ile 3 yıldır çarpışıyoruz. Bizim bu kanıtlarla burada yargılanmamız gladyo marifetiyle oluyor. Polis içinde askere karşı kullanmak üzere teşkilanma gladyo tarafından yaratılmıştır” dedi.

“Küçük, Susurluk’ta yok”

Tuncay Güney’in mülakatında “bazı yanlı basın kuruluşları Veli Küçük’te bahsetmiyordu” ifadelerine dikkat çekerek, Susurluk haberlerinde Veli Küçük’ten söz edip etmediklerini sordu. Bolluk, soruyu “Veli Küçük’ün Susurluk ile alakası yoktu. Böyle bir bağlantı bulamadığımız için yazmadık” diye yanıtladı.
Davaya bugün devam edilecek.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler