Rollerimin hiçbiri Gökçe değil

Gökçe Bahadır ilk kez aykırı bir rolde. Kayıp Şehir’in fahişesi Aysel'e hayat veriyor. “Ne Yaprak Dökümü’ndeki Leyla ne de Dedemin İnsanları’nın Nurdan’ı Aysel gibi değildi.” Ancak Bahadır hiçbirinin tamamen kendini yansıtmadığı söylüyor.
Yayınlanma tarihi: 23 Aralık 2012 Pazar, 09:09

Gökçe Bahadır oldukça hızlı bir hayat yaşıyor. Hızın sebebi biraz da hayatında yaşadığı değişimlerin keskinliği. Ani bir evliliği takip eden ani bir boşanma ve ardında bıraktığı bir dolu tartışma. Özel hayatı gibi oyunculuk kariyeri de keskin virajlarla dolu. Yaprak Dökümü’ndeki Leyla’dan Kayıp Şehir’in Aysel’ine giden yolda, bir de “her oyuncunun birlikte çalışmak istediği yönetmen” Çağan Irmak’ın “Dedemin İnsanları”nda Nurdan rolüyle karşımıza çıktı. Kısaca, hayatın sillesini yemiş bir fahişe Aysel. Gökçe Bahadır’ı böylesi bir rolde daha önce hiç izlememiştik. Ancak bu işi oldukça iyi kıvırıyor. Peki nasıl? Kendisinden dinleyelim.

- Aysel, dizilerde pek görmeye alışmadığımız, hem görüntüsü hem de rolüyle oldukça iddialı bir karakter. Daha önce böyle bir rolde yer almış mıydınız?

- Doğru, ilk defa böyle bir rol oynuyorum.

- Özellikle Yapram Dökümü’ndeki Leyla’yla oldukça farklı karakterler. Aysel’i sizin için farklı kılan nedir?

- Evet, Leyla’dan çok farklı. Aslında benim açımdan, oynadığım bütün rolleri farklı kılan taraflar var. Çünkü hiçbiri Gökçe değil, hepsi başka ailelerde büyümüş, başka hayatlar yaşamış karakterler ama yine de hepsinin içinde bile Aysel daha aykırı biri. İç dünyası daha karmaşık, nasıl desem, hayatı daha karanlık. Çok renkli bir kadın. Bazen bir çocuk kadar masum oluyor, bazen de çok yırtıcı, vahşi bir hayvana dönüşebiliyor.

- Siz televizyonda hangi dizileri izliyorsunuz? Sizce bir dizinin tutulmasının formülü nedir?

- İyi bir dizi izleyicisi değilim, takip edemiyorum çok fazla. Arada bakmaya çalışıyorum. Formüle gelirsek, öncelikle hikâye çok önemli. Bize yakın, bizden bişey olması lazım, yani seyirciyi öncelikle hikâye çeker. Daha sonra o hikâyeyi iyi anlatacak bir yönetmen ve karakterlere hayat verecek doğru oyuncular işi götürür. Tabii daha bir sürü faktör var, sanat yönetmeni, kostüm, makyaj gibi. Tam bir ekip işi yani. Dizi çok basit gibi görünen ama aslında çok zor bir iş. Öyle her parası olanın “hadi dizi yapalım” demesiyle olacak bir iş değil. İşte o yüzden bir sürü iş başlayıp bitiyor. Gerçekten çok özenle ve titizlikle yapılan işler devam ediyor. Belki de böylesi sektör adına da iyi bir durum oluyordur.

- Dedemin İnsanları’ndan sonra nasıl bir film projesi sizi tekrar sinemaya yöneltir? Önünüzde herhangi bir proje var mı?

- Dedemin İnsanları benim sinemaya adım atışım oldu. Çağan Irmak’la çalışmak iyi bir deneyimdi. Filmde, senaryoyu ve rolümü çok sevmiştim. Yine böyle senaryosunu seveceğim bir iş gelirse, oynarım. Şurası kesin ki, sinema çok heyecan verici.

- Bir sene kadar önce “istediğim her şey oluyor” demiştiniz. Sonra özel hayatınızda farklı bir süreç yaşadınız, acaba bu süreç hayata bakışınızı etkiledi mi? Daha karamsar mı oldunuz? Artık daha farklı bakıyorum dediğiniz şeyler var mı?

- Hayatımda her şey nasıl olması gerekiyorsa öyle gelişiyor. Hayatımızda yaşadığımız bütün acılar bütün yanlışlar bir anlamda geleceğimizi şekillendiriyor. Daha karamsar değil, tam tersi daha güzel bakıyorum hayata. Kaçırılacak hiçbir an yokmuş gibi hissediyorum.

- Boşanmanızın ardından evliliğe bakışınız değişti mi?

- Evliliğe bakışım değişmedi, evlilik bence çok güzel. Ailem bana her zaman olduğu gibi bu dönemde de çok destek oldu. O açıdan kendimi çok şanslı hissediyorum.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.