Edebiyat parçalayan nutuklar

Meclis tutanaklarında edebiyat tarihinin izini sürdük. Yüz binlerce sayfalık tutanaklar yakın tarihimizin korkularını, kavgalarını, o "zamanların ruhu"nu ortaya koyuyor.
Yayınlanma tarihi: 25 Aralık 2012 Salı, 12:18

20. yüzyıl savaşlarının, dünyada dolaşan “komünizm hayaletinin” ve bunun karşısında ortaya çıkan “komünizm aleyhtarlığının” yüzyılı. 20. yüzyılın bu korku ve kavgaları Meclis tutanaklarına Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Sabahattin Ali, Hasan İzzettin Dinamo, Aziz Nesin başta olmak üzere “komünist” şairler ve yazarlara karşı saldırıların, küfürlerin, nefretin tarihi olarak yansıyor. Ve yıllar geçiyor, henüz 20. yüzyıl sona ermeden sağcıların bile Nâzım Hikmet’in “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine” hasretine kayıtsız kalamadığını görüyoruz. 1968 yılında Başbakan sıfatıyla Nâzım Hikmet’e “milli şair demenin en büyük tahrikçilik” olduğunu söyleyen Süleyman Demirel’in, 1999’da “Cumhurbaşkanı” olarak AGİT zirvesini kapatırken Nâzım’ın bu dizeleriyle seslendiğine tanık oluyoruz. Zaman geçiyor, bazı siyasetçilerin tutanaklardaki “edebiyat parçalayan” nutukları eskiyor. Zamana karşı, tutanaklara karşı şiir galip geliyor... 21. yüzyılda bu tutanakları okurken bazen Sabahattin Ali gibi “Aldırma Gönül” diyor insan... Bazen de Nâzım Hikmet’in Şeyh Bedrettin Destanı’nda “Bedrettin yiğitleri”nin yenilgisinden sonraki dizelerini yineliyor: “Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların / zaruri neticesi bu! / deme, bilirim! / O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim. / Ama bu yürek / O, bu dilden anlamaz pek. / O, hey gidi kanbur felek, / hey gidi kahbe devran hey / der.”

Yazı dizisini okumak için aşağıdaki linkleri tıklayınız

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.