Kapat

Son Haberler

A+ A-

"Türkiye çekilirse Nabucco gerçekleştirilemez"

Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı Projesi CEO'su (üst yönetici) Reinhard Mitschek, proje hakkındaki soruları yanıtladı. Projenin Türkiye'ye, Türkiye'nin de Nabucco projesine ihtiyaç duyduğunu belirten Mitschek, "Türkiye çekilirse bu proje gerçekleştirilemez" dedi.
Yayınlanma tarihi: 4 Şubat 2009 Çarşamba, 12:55

Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı Projesi CEO'su (üst yönetici) Reinhard Mitschek, Ankara Limak Ambassador Oteli'nde düzenlediği basın toplantısında Nabucco projesi hakkında bilgi verirken gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, projenin Erzurum'dan değil Ankara'dan başlamasına dönük öneriye nasıl baktıklarını sorması üzerine Mitschek, projenin başlangıç noktasının doğudan kuzeybatı Avrupaya olduğunu söyledi.

Bu konuda iki seçenek olduğunu belirten Mitschek, birincisi boru hattının Türkiye'nin doğusundan başlayacak şekilde olduğunu ikinci seçeneğin ise BOTAŞ'ın taşımacılık kapasitesini kiralayarak, bunu Ankara'nın Ahiboz yakınlarından başlatmak olduğunu ifade etti.

Kendilerinin bu iki alternatife de açık olduklarına işaret eden Mitschek, bu konunun henüz müzakere edilmediğini, ancak iki alternatife de olumlu baktıklarını belirtti.

Projenin en uzun boru hattının Türkiye'den geçeceği dikkate alındığında Türkiye'nin bu kapsamda biraz daha avantajlı olup olmayacağının sorulması üzerine, bunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, hattın 1800 kilometresinin Türkiye'den geçiyor olmasının BOTAŞ'ın bu bölüm için yatırım yapması anlamına geldiğini kaydetti.

Projeye her paydaşın yani her şirketin eşit düzeyde ve aynı miktarda para yatıracağına dikkat çeken Mitschek, Türkiye'nin de bütün ortaklar gibi bu kapsamda bir yararlanıcı durumunda olduğunu bildirdi.

Mitschek, Botaş'ın hem işletme açısından hem de boru hattının bakımı noktasında kendi fayda sağlayacağını ifade etti.

Yatırım miktarına ilişkin olarak da Mitschek, projenin maliyetinin yaklaşık 8 milyar Avro olduğunu bunun yüzde 30'nun paydaşlar tarafından kendi öz sermaye ile karşılanacağını söyledi.

Bu çerçevede 2,4 milyar Avro 6 paydaşa bölündüğünde bunun her ortak için 400 milyon Avro anlamına geldiğine işaret eden Mitschek, burada söz konusu olan faaliyetin hattın inşaatı, kapasitenin sağlanması ve bunun pazarlanması olduğunu, bundan Nabucco şirketinin kendine kar sağlayacak şekilde bir yapılanmasının olmadığını karın ve vergi oluşumlarının projenin döngüsünde eşit adil ve dengeli şekilde planlandığını kaydetti.

"Mavi Akım'ı rakip proje olarak görmüyoruz"

Mavi Akım hattının Nabuccoya rakip olup olmayacağının sorulması üzerine Mitschek, farklı farklı ülkeler ve bölgelerden gelen gazların, kaynakların Nabucco'ya girebileceğini, bunların Türkiye'den de dağılabileceğini ifade etti.

''Biz burada Mavi Akım'ı hiç bir şekilde rakip, alternatif proje olarak görmüyoruz'' diyen Mitschek, Mavi Akım'ın aslında bu projeyi besleyen hatlarından biri olabileceğini söyledi.
Mitschek, sözlerine şöyle devam etti:
''Dolayısıyla biz Rusyadan da besleyen hatları biz bu sisteme sokabiliriz. Bu bizim için bir fırsat olabilir. Rusyanın da bu proje içeresinde olabilme ihtimali ile ilgili biz hiç bir şekilde bir ülkeyi reddetmiyoruz ya da proje dışında bırakmıyoruz. Herhangi bir gaz tedariği sağlayabilecek ülkeler de bu projenin bir parçası olabilirler ancak hissedar seviyesinde herhangi bir talep gelmedi.
Şu anda 6 hissedar var, bunlar gayet güvenilir, know-howu gayet iyi, teknolojileri teknik anlamında gelişmeleri gayet güzel. Rusya'dan bir gün teklif ya da talep gelmesi durumunda...Buna oturur kendileri karar verirler, ama şu ana kadar böyle bir talep yok.''

Mavi Akım-2 projesinin de bir alternatif olabileceğine işaret eden Mitschek, Rusyanın bu iki alternatiften birini kullanarak bu sistemi besleyebileceğini söyledi.

Güney Akım projesinin de Nabucco ile ortak unsurlar içermediğini Mitschek, Nabucco projesinin fizibilite çalışmalarının tamamlandığını, projenin hem ticari, hem teknik, hem de hukuki açıdan fizibl olduğunu kaydetti.

Güney akım projesinin ise herhangi bir fizibilite çalışmasının bulunmadığına dikkat çeken Mitschek, ''bununla birlikte Avrupa'daki serbest gaz pazar göz önünde bulundurulduğunda aslında biz alışığız bir projede ortak olursunuz, başka bir projede rakip olursunuz. Ancak böyle bir durum kesinlikle olumsuz bir etki yaratmayacaktır'' diye konuştu.

Projeyi hızlandırma noktasında da Avrupa Komisyonunun bunun için elinden gelen desteği vermeye hazır olduğunu bildiren Mitschek, Budapeşte'de Nabucco zirvesinde bu bu yönde açıklama olduğunu kaydetti.

Bu kapsamda ayrıca 250 milyon Avro'luk bir hibenin bu proje için ayrıldığına işaret eden Mitschek, bunun kurtarma, iyileştirme paketleri içinden ayrılan miktar olduğunu bildirdi.
Hükümetler arası anlaşmaların nihai halini alması konusunda da komisyonun destek verdiğini belirten Mitschek, Nisan Mayıs gibi bu anlaşmaların da nihai halini almasını umduklarını söyledi.

Hattın doldurulmasında sıkıntı var mı?

Boru hattının doldurulması noktasında İran, Irak, Türkmenistan gibi ülkeler bazında bazı sıkıntılar bulunduğunun hatırlatılması üzerine Mitschek, şu anda 2009 yılında bulunulduğunu ve ilk gazın 2014'de pompalanacağını hatırlatarak, şu an bir takım sorunların olmasının 5 yıl sonra da aynı sorunların olacağı anlamına gelmediğini söyledi.

Şahdeniz kapsamında 8 milyar metreküplük gazın Nabucco'ya bu projeden kaynak aktarılacağını bildiklerini ifade eden Mitschek, ''bu gazın bir kısmı Türkiye'de iç pazarda kullanılabilir daha sonra Azerbaycan ve Gürcistan'a gidebilir'' dedi.

Mevcut durumların 2014-2015 yılları için bir tehlike arz etmediğini belirten Mitschek,söz konusu yıllarda, ülkelerdeki üretim hacimlerinin çoğalması ile Avrupa için gerekli olan üretimin yapılacağını bildirdi.

Nabucco Zirvesinde de Türkmenistan Devlet Başkanının projeye dönük taahhütünü yenilediğine dikkat çeken Mitschek, şunları kaydetti:
'' Azerbaycan, Türkmenistan daki rezervlerinin göz önünde bulundurulması gerekiyor. Buradaki Avrupadaki ve Türkiyedeki gaz şirketleri aslında gaz tedariği konusunda müzakerelerini başlattı. Bununla beraber biz bu projeyi başlar başlamaz 30 milyar mekreküplük hacimden bahsetmiyoruz. Bu belki 2019 yıllarına kadar belki bir hedefimiz olabilir biz 8-10 milyar metreküple başlayacağız dolayısıyla 2014'te de 8-10 milyar metreküplük gazla bu boruları dolduracağımıza hiç bir bir şüphe yoktur, biz buna inanıyoruz. Rusya'da çok fazla rezerv var ama bölgeleri karşılaştırırsak doğal gazda en zengin bölgenin Orta Asya ve Ortadoğu olduğunu biliyoruz.''

Proje maaliyetinin revizyon edilmesi

Proje yatırım maliyetinin revize edilip edilmeyeceğine dönük bir soru üzerine de Mitschek, 7,9 milyar Avro'nun geçen yılki tavan yapan çelik fiyatları göz önünde bulundurulduğu zaman hazırlanan bir bütçe olduğunu hatırlattı.

Ancak şimdi çelik fiyatlarının düşüşe geçtiğine dikkat çeken Mitschek, ''çelik fiyatları şimdi neredeyse geçen yılki fiyatları tavan fiyatının yarısı kadar. Bu yıl bu bütçeyi gözden geçireceğiz ancak biz şu an da bu bütçeyi tutmak, korumak istiyoruz çünkü bir yatırımcı için her zaman emin adım atmak en iyisidir diye düşünüyoruz'' şeklinde konuştu.

Küresel kriz sonrası ticari bankaların durumuna ilişkin bir soruya karşılık da Mitschek, ticari bankalar finansmanda en az bölümü üstlendiğini, bankaların krizden elbette etkilendiğini belirtti.

Bu finansmanın dış taraflardan sağlanması aşamasında önce Avrupa Yatırım Bankasına gittiklerini ifade eden Mitschek, ''daha sonra IBRD'ye gidiyoruz, ihracat kredileri ajanslarına gidiyoruz. US Eximbank ve Japonyada ki JIBIC ile görüştük bunlar çok önemli ve ilgiyle bakıyorlar projeye. Çünkü burada 2 milyon ton çelik kullanılacak ve bunun için Avrupa'da ve Türkiye'de üretim yetmiyor, dışarıdan ihracat gerekiyor. Bu iki ticari banka da bu desteği vermeye hazır''

"Türkiye çekilirse bu proje gerçekleştirilemez"

Türkiye'nin Nabucco projesinden çekilmesi durumunda bir B planının olup olmadığının sorulmasına karşılık da, Mitschek Nabucco'nın Türkiye'ye, Türkiye'nin de Nabuccoya ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, şöyle dedi:
''Eğer Türkiye yoksa, Türkiye bir şekilde çekilmek isterse bu projede bir şekilde gerçekleştirilemez. Bununla ilgili Nabucconun bir B planı yok ama Nabucco içinde ortakların bir B planı vardır, yoksa zaten zayıfsınızdır.
Burada sadece bir A planı var o da Nabucco. Türkiye bu anlamda çok önemli''

Bir başka soru üzerine de Mitschek, Nabucco'nun hiç bir şekilde gaz satın almayacağını, sadece sadece iletim taşıma sistem operatörlüğü görevini üstleneceğini yani gazı tedarik etme pazarlama ve işletilmesini sağlayacağını vurguladı.

Avrupa ve Türkiye'deki satıcıların istedikleri yerden gazı alabileceklerine işaret eden Mitschek, ''ülkeler hangi gazın olduğunu, kalitesini, gazın fiyatını kendileri belirleyecek, Nabucco belirlemeyecek ister İran, ister Azeri, Türkmen gazı, Türkiye'den aldıkları gaz olsun biz sadece bu gazı ileticeğiz, pazarlayacağız'' dedi.

Mitschek, kendilerinin enerjinin insanlara gitmesi ve arz güvenliğinin sağlanmasını amaçladıklarını belirterek, projenin siyasi gündemi bulunmadığını sözlerine ekledi.

İki taraflı akış söz konusu olabilir

Amaçlarının tüm gaz hattını Türkiye'den geçen sisteme dahil etmek olduğunu belirten Mitschek, projeye dair genel mühendislik sürecinin geçen yıl tamamlandığını, daha detaylı mühendislik çalışmalarının yapılacağını bildirdi. Mitschek, şöyle devam etti:
''Bu öngördüğümüz rotayla ilgili olarak, şunu söylemek istiyorum; Nabucco Türkiye ve İran, Türkiye-Gürcistan sınırından başlıyor. Bu iki hat Erzurum'a kadar geliyor ve tek boru hattı haline geliyor. Sonra Çanakkale ve Marmara'ya kadar geliyor. Marmara Denizini geçtikten sonra Bulgaristan sınırına giriyor. Bulgaristan sınırından sonra güneydoğu-kuzeybatı istikametinde, Romanya'ya giriyor ve daha sonra Macaristan ve ardından Avusturya'ya ulaşıyor.
Avusturya'ya ulaştığı zaman buradaki Orta Avrupa Gaz Merkezlerinden biri olan Baumgarten'a geliyor. Baumgarten orta Avrupa gaz merkezlerinden en önemli 3 tanesinden bir tanesi. Merkezler arası faaliyetleri düşünürsek, sadece Türkiye'den Avrupa'ya gazın sevk edilmesi söz konusu değil. Aynı zamanda ters akış sağlanırsa, aslında Avrupa'dan da ters şekilde Türkye'ye gaz getirilmesi söz konusu. Yani tek yöne doğru bir akış yok burada. Dolayısıyla iletimin iki yönlü olması ve gazın depo edilebilmesindeki esneklik çok büyük faydalar getiriyor.''

2011'de niahi yatırım ve mali kararlar alınacak

Doğalgaz boru hattının inşasına 2011 yılında başlamayı öngördüklerini bildiren Mitschek, 2011-2014 arası projenin geliştirilmesi fazı olduğunu, dolayısıyla 2011 yılında nihai yatırım kararlarını alacaklarını ve mali kararlarımızı vermiş olacaklarını kaydetti.

2011'de inşaatın başlanacağını ve 2014'te de Güneydoğu Avrupa, Batı Avrupa ve Türkiye'ye gaz tedariğinin başlayacağını kaydeden Mitschek, ''açık sezon bu sene başlayacak. Buradaki prensip şu; pazardaki katılımcılar aslında bu iletim kapasitesinin bir çeşit rezervasyonunu yapmış olacak. Buradaki amaç aslında gaz tedariğini güvence altına almak. Gaz arzını da güvence altına alır almaz, burada hem alıcı hem da satıcı, hangi hacmi ne kadar süreyle istediğinin bir tahhüdünü vermiş oluyor.'' diye konuştu.

Projenin süreci

Kendilerinin bununla beraber muafiyet başvurularını yaptıklarını ve tüm ulusal hukukçularla da görüşmeye çalıştıklarını söyleyen Mitschek, Macaristan, Avusturya ve Bulgaristan'dan onayı aldıklarını şimdi de Romanya ile görüştüklerini ifade etti.

Hükümetler arası bir anlaşma üzerinde uzlaşmaya çalışacaklarını bildiren Mitschek, bu anlaşmanın hem yatırımcılar hem de paydaşlar açısından kendilerine yasal bir dayanak sağlayacağına işaret etti.

''Bu yıl çok dolu bir yıl olacak'' diyen Mitschek, süreci şöyle özetledi:
'' 2009 sonu 2010 başlarında nihai finansman-yatırım kararlarımızı almış olmayı bekliyoruz. Nihai yatırım kararını almadan önce, hükümetler arası anlaşmanın sonuçlanması lazım. Bununla beraber hangi ülkeden geçiyorsa, yani proje paydaşlarının da ulusal düzenlemelerini bu projeye göre ayarlaması ve bu tüm bu anlaşmaların ve hukuki düzenlemelerin yapılmasını beklemeliyiz. Ancak bu şekilde bu proje içerisinde dengeli ve eşit bir şekilde sisteme herkesi dahil edebiliriz.
Hükümetler arası anlaşma nihai halini aldıktan sonra açık sezon dönemi başlıyor. Açık sezonda da ilgili ülkeler rezervasyonlarını yaptıktan sonra taşıma anlaşmalarının tamamlanması devreye giriyor. Daha sonra organizasyonel yapısının geliştirilmesi ve tamamlanması var. Viyana'da bulunan Nabucco Gas Pipeline Int. şirketi var. Ancak bununla beraber Avusturya, Macaristan ve Romanya'da da Ulusal Nabucco şirketi kuruldu. Türkiye'deki ise kurulma aşamasında.
Bu aşamadan sonra detaylı mühendislik çalışmaları yapılacak. Bu da sonlanınca mali kapanışı yapacağız.''

Kendilerinin Temmuz 2008'de bir pazar araştırması yaptıklarını ve ülkelerin taleplerini sorduklarını anlatan Mitschek, bu kapsamda teknik kapasitenin 10 milyar metreküple başladığını nihai olarak 65 milyar metreküpe kadar çıktığını söyledi.

Bu kapsamda pazar cevabının teknik kapasitenin ne kadar üzerine olduğunu gördüklerini belirten Mitschek, projenin Orta Asya ve Ortadoğu doğalgazının hem bu bölgelere girmesi hem de bu bölgelerde üretilmesi imkanını sunduğunu kaydetti.

Piyasaların daha likit hale getirilmesi ve bununla beraber daha rekabetçi piyasaların ortaya çıkmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Mitschek, doğal gazın da bu çerçevede sürdürülebilir bir gelecek söz konusu olduğunda en güvenli köprü olduğunu söyledi.

Türkiye'nin yapması gerekenler

Türkiye'nin de hem Orta Asya'daki gaz kaynakları hem de Türkiye ve Avrupa'nın ihtiyaçları düşünüldüğünde konumunun ''mükemmel'' olduğunu diye getiren Mitschek, ülkenin bir enerji merkezi olmak için bir takım stratejilere ihtiyacı bulunduğunu belirtti.

Bu kapsamda, Türkiye'de daha fazla gaz depolama kapasitesi olması ve sistemin daha esnek olması gerektiğini ifade eden Mitschek, ''Türkiye, pazardaki tüm katılımcılara rekabetçi seviyede bir şeyler sunabilmeli. İşlem ve işlem hacmini artırması gerekiyor. İlave gaz kaynaklarının Türkiye'deki sisteme dahil edilmesi gerekiyor. İlave yatırım fırsatlarının da teşvik edilmesi gerekiyor. Aslında tüm bu saydıklarımızın üstüne bu proje Türkiye için hayata geçirilebiliyor. LNG de çok önemli. Ama en önemlisi bu projenin Türkiye'yi gerçek bir enerji merkezi haline dönüştürebilme potansiyeli'' şeklinde konuştu.

Projede yatırım için ayrılan paranın 7,9 milyar avro olduğunun bunun da büyük kısmının inşaat işlerine, mühendislik materyallerinin (çelik boru) alınmasına ve diğer hizmetlere gideceğini anlatan Mitschek, bunları daha çok Türkiye'nin yapacağını, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya'daki şirketlerin de buna dahil olacağını kaydetti.

Yararlanıcıların da endüstrileri ve ekonomileri için çok büyük bir katma değer sağlayacağını ifade eden Mitschek, şöyle devam etti:
''Bu proje kapsamında ulusal boru hattına, bu şebekeye bir şekilde bağlantısının olmasını sağlayacağız. Bu önemli çünkü burada BOTAŞ devreye giriyor. Yani iletim söz konusu olduğu zaman tabii ki tarifelerin BOTAŞ tarafından toplanması gerek. Dolayısıyla bir tarife BOTAŞ'a ödenecek. BOTAŞ'ın burada eşit hissedar olduğunun da altı çizilmeli. Dolayısıyla kardan paylaşacağız. Hem işletme masrafları, hem de diğer hizmetlere ilişkin masraflar, projenin kendi içinde karşılanmakta, böyle bir bütçesi de var.''

Tek duraklı dükkan ilkesi

Rekabet açısından da projede çok kaynaklı bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Mitschek, Azerbaycan, Türkmenistan, İran, Irak, Mısır ve Rusya'nın bu projenin tarafları olduğunu söyledi.

Burada çok kaynaklı bir yaklaşımın rekabeti de güçlendireceğini vurgulayan Mitschek, bunun yanı sıra kapasitenin yüzde 50'sinin üçüncü taraflara arz edildiğini bunun da pazar likiditesini artırdığını ifade etti.

''Pazar talebini karşılamak çok önemli. Tek duraklı dükkan vazifesi görmek istiyoruz. Yani (one stop shop) ilkesi benimseniyor'' diyen Mitschek, burada iletim ve taşıma hizmetlerinin tek bir adres tarafından karşılanacağını belirtti.

Mitschek, ''Müşteri o hizmeti almak için sözleşmeyi tek bir müşteriyle yapacak. Bununla beraber fiziki akış ve ticaret yapanlar arasında gaz alışverişi sağlanacak. Burada esnek depolama kapasitesinin olması çok önemli. Tüm bunlar olduğu zaman birçok iş olanağı da sağlayacağı şüphe götürmez bir gerçek'' diye konuştu.

Bu projenin gerçekleşeceğine inandığını dile getiren Mitschek, proje kapsamında hem adil hem de dengeli bir şekilde yatırımcılar için bir düzlem sağlamaya çalıştıklarını bildirdi.
Projedeki en önemli amaçlarımızdan birinin, ilgili pazarların ihtiyaçlarını iyi tanımlayıp, onlara gerçekten cevap verebilmek olduğunu vurgulayan Mitschek, hattaki tüm rotanın ihtiyacının karşılamak istediklerini söyledi.

Mitschek, mali kapanışı bu sene sonunda yapacaklarını ve bunu yaparken tüm ilgili hükümetlerle karar vereceklerini sözlerine ekledi.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler