Kapat

Son Haberler

A+ A-

Kyoto Protokolü imzalandı ama...

Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye Direktörü Dr. Sibel Sezer Eralp, Kyoto Protokolü'nün kabulünün ardından Türkiye'nin 2012 sonrası tartışmalarda söz ve karar verme hakkının bulunduğunu belirterek, Türkiye'nin aynı zamanda da uygun şekilde sorumluluk almaya hazır olması gerektiğini kaydetti.
Yayınlanma tarihi: 6 Şubat 2009 Cuma, 09:56

Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye Direktörü Dr. Sibel Sezer Eralp yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi'ne (BMİDÇS) 1994'te yürürlüğe girişinden 10 yıl sonra, 2005 yılında yürürlüğe giren Kyoto Protokolü'ne de 4. yılında katıldığını hatırlattı.

Sibel Eralp, kabul edilen yasa ile Türkiye'nin 1990'lı yıllarda kaçırdığı ''küresel iklim değişikliği rejiminin inşasına katılma süreçlerine'' 2012 sonrası dönem için ortak olduğunu ifade etti.

Açıklamasında, ''2012 sonrası tartışmalarda söz ve karar verme hakkı elde eden Türkiye aynı zamanda da uygun şekilde sorumluluk almaya hazırlıklı olmalıdır'' görüşünü dile getiren Eralp, 2012'den önce ve sonra öncelikli ele alınması gereken konuları şu şekilde sıraladı:
''-Ulusal düzeyde kamuoyunun iklim değişikliği, Kyoto Protokolü ve 2012 sonrası rejimi konusunda güncel bilgiler ışığında doğru bilgilendirilmesi,
-Türkiye'nin BMİDÇS'ye taraf olma sürecinde 2000 yılında oluşturulan ve 2004 yılında 1. Ulusal Bildirim hazırlıkları nedeniyle yapısı yeniden düzenlenen İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu'nun yapısının ve işleyişinin, yeni ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde düzenlenerek etkinleştirilmesi,
-Enerji ve iklim değişikliği konusunda uluslararası müzakerelerde tam yetkili olacak bir başmüzakerecinin atanması,
-Protokol'e taraf olan tüm ülkelerle resmi müzakerelerin derinleştirilmesi, OECD bünyesinde ise teknik işbirliğinin geliştirilmesi,
-Kyoto Protokolü kapsamında sunulması gereken 1990-2004 yıllarını kapsayan Gösterilebilir İlerleme Raporu'nun gönüllü olarak 2006 yılında sekreteryaya sunulması gibi adımların atılması,
-2012 sonrası dönemde 1990 yılına göre mutlak sayısal sera gazı salım azaltım hedefi yerine, farklı bir yılı referans alabilmesi ve/veya sektörel hedefler başta olmak üzere daha esnek hedefler alabilmesi için 'ileri gelişmekte olan ülke' kavramını somutlaştırarak, halen yükümlülük almayan diğer OECD ülkeleri olan Güney Kore ve Meksika başta olmak üzere, başka bir yükümlülük grubunda yer alarak 2012 sonrası için temel bir strateji belirlemesi.''

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler