Son Haberler

A+ A-

'Hayal kurmak özgürleştirir!'

FABİSAD'in usta yazar Scognamillo onuruna bu yıl vermeye başladığı Gio Ödülleri, sahiplerini buldu. Dernek yöneticilerinden yazar Hamit Çağlar Özdağ, "Derneğin amacı; fantazya, bilimkurgu ve korku türlerinin ülkemizde doğru anlatılması ve bu türlerdeki yerli eser üretiminin desteklenmesi" dedi.
Yayınlanma tarihi: 19 Mayıs 2013 Pazar, 16:59

Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği’nin (FABİSAD), usta yazar ve sinema eleştirmeni Giovanni Scognamillo onuruna ilk defa bu yıl vermeye başladığı Gio Ödülleri, 27 Nisan’da İtalyan Kültür Merkezi’nde yapılan tören ile sahiplerini buldu. “Hayal gücünüzü ve kaleminizi törpüleyin!” sloganıyla duyurulan ödüller için adaylar; korku, fantazya ve bilimkurgu türündeki eserleri ile üç farklı kategoride yarıştı. Ülkemizde, henüz yurtdışındaki kadar ilgi görmediğini sandığımız fantastik eserler belli ki bundan böyle FABİSAD’ın da katkılarıyla daha çok gündem işgal edecek. Roman ödülünü yazar Murathan Mungan’ın aldığı ödül gecesini, kendisinin de bu türde eserleri bulunan, gecenin sunucularından yazar Hamit Çağlar Özdağ ile konuştum.

-Gio ödülleri FABİSAD tarafından ilk defa bu yıl verildi. FABİSAD’dan bahsedelim biraz, Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği ne zaman, kimler tarafından kuruldu? Amaçları nedir?

Derneğimiz 2011 yılının Ekim'inde kuruldu. Kurucu üyelerimiz Yiğit Değer Bengi (yazar), Kenan Yarar (çizer), Erbuğ Kaya (yazar), Barış Müstecaplıoğlu (yazar), Ege Görgün (yazar), Altay Öktem (şair ve yazar), Doğu Yücel (yazar ve senarist) ve Yıldıray Çınar (çizer). Fantazya, bilimkurgu ve korku türlerine dair dernekleşme fikri akıllara ilk defa 2006'da, Frankfurt Kitap Fuarı'nda düşmüştü. Saydığım üç türe dair yurtdışında Nebula vb. ödüller mevcut, böyle bir ödülün Türkiye'de de olması dileğiyle zihinlerdeki kıvılcım çakılmıştı. Kurulan dostluklar, 2011 sonunda resmi bir dernek yapısıyla taçlandığında FABİSAD ortaya çıktı ve tüm Türkiye'ye "Hayal kurmak özgürleştirir!" dedi. Derneğin amacı; fantazya, bilimkurgu ve korku türlerinin ülkemizde doğru anlatılması ve bu türlerdeki yerli eser üretiminin desteklenmesi. Bir yandan ödül gibi mekanizmalarla maddi ve manevi desteği görünür kılarken, diğer yandan da fantazyaya, bilimkurguya ve korkuya gönül vermiş kişilerin iletişimi artırmak, bir meslek birliği olmasa da bir “tür” birliği şeklinde işbirliğini körüklemek.

-Ödüller Giovanni Scognamillo’ya ithafen verildi, kendisini seçmenizin nedeni nedir?

Bu bir seçim bile değildi aslında. Ödülü Giovanni'nin haricinde bir olguya atfetmek aklımızın ucundan bile geçmedi. Ömrü hayatını korku, fantazya ve bilimkurguya adamış Giovanni gibi bir isim; birçoğumuzun hocası, ustası... Ülke tarihine şahitlik ederken, ülke sinemasına ve edebiyatına sayısız mihenk taşı yerleştirmiş bir isim. Ödüle Gio dedik, tıpkı Giovanni'ye seslendiğimiz gibi. Umarım "Gio" ülkemizde kalıcı ve kuvvetli bir imza olur ve yıllar sonra da ilk seferki heyecanından bir şey kaybetmeden yoluna devam eder.

-Giovanni Scognamillo da ödül törenine katıldı, yaşarken bu ödüle isminin verilmesi konusunda ne düşünüyor?

Ödül gününün ardından kendisiyle konuşamadım ama en başta ödüle onun ismini vermek istediğimizi söylediğimizde gülümsemiş ve bizi kırmamıştı.

-Gio ödüllerinin gelenekselleşmesi ile neyi hedefliyorsunuz?

Gelenekselleşmekteki ilk hedefimiz tabii ki süreklilik, başta TAV Havalimanları olmak üzere sponsorlarımızın desteğinin sürmesini diliyoruz. Diğer hedefimiz ise yaygınlaşmak. Derneğimizin adı "Fantazya ve Bilimkurgu SANATLARI Derneği", haliyle sadece edebiyat ve çizim odaklı olmaktan ziyade, fantazya, bilimkurgu ve korku türlerine dokunan tüm sanatları kapsamayı istiyoruz. Üyelerimiz arasında heykeltraşlar, fotoğrafçılar, senaristler, yönetmenler ve mim sanatçıları da var zira. Son olarak, pek tabii Gio Ödülleri'nin saygın bir ödül olarak ülkemizde ve hatta dünyada kabul görmesini hedefliyoruz.

-Ödüller “Roman”, “Öykü” ve “İllüstrasyon” kategorilerinde verildi. Neden bu kadar sınırlı sayıda kategori var? Önümüzdeki yıllarda daha farklı kategoriler de olacak mı?

Bu yıl ödülleri üç alanda, roman, öykü ve illüstrasyon kategorilerinde verdik. Gio Ödülleri'nin ilerleyen yıllarda kısa film, senaryo, heykel ve oyun gibi diğer türlerde de verildiğini görmek en büyük dileğimiz. Bu bağlamda maddi sınırlarımız tabii ki var, malum, gönüllülük esası ile işleyen bir sivil toplum kuruluşuyuz. Konu sadece ödülün maddi tutarı da değil, Gio Ödülleri'nin arkasında çok sıkı bir emek ve destek söz konusu. Öykü jürisi 200'ün üzerinde öyküyü okuyup değerlendirdi. Keza illüstrasyon jürisi de 60'ın üzerinde çizim arasından bir seçim yaptı. Roman jürisine finalist romanları önermek için FABİSAD üyeleri 2011 ve 2012 yılında okudukları romanlar arasından seçim yaptı. Roman jürisi 10 romanı ince eledi, sık dokudu ve bir karara vardı. Tüm bu emek, tamamen gönüllülük esası ile ve insanların kendi özverileriyle sağlandı. Üzerine organizasyonun detayları, basınla ilişkiler, görsel malzemenin hazırlanması vb. bir sürü kalem daha var. haliyle Gio Ödülleri'nin kategori sayısını artırmak, ciddi bir külfeti göğüslemek olacak. Düş gücümüzle tabii ki bunu becereceğimizi biliyoruz, yeter ki işin maddi boyutu bize köstek olmasın.

-Aday öykü ve romanlar fantastik türden eserler ki ülkemizde bu alanda çok eser üretilmiyor. Öykü dalında 200’ün üzerinde başvuru olmuş. Bu kadar yoğun katılım bekliyor muydunuz?

Roman ödülünü 2011 ve 2012'de yayımlanmış eserler arasından seçim yaparak verdik, 100'e yakın romandan bahsediyoruz. Sayı bence de düşük ama yine de belirli bir ağırlık vardı ve kanaatimce yeterliydi. Öykü ve illüstrasyon kategorisinde ise amatör eserlere verildi. Başka bir deyişle, öykülerin ve illüstrasyonların yayımlanmamış olma şartı vardı. Bu noktada 200 öykü başvurusuna inan ki şaşırmadım çünkü gittiğim konferanslarda ve söyleşilerde öyküye ve çizime gönül vermiş onlarca gençle karşılaşıyorum ve her seferinde yüzümde bir tebessümle oralardan ayrılıyorum. Genç kitlenin fantazya, bilimkurgu ve korkuya olan ilgisi son derece kuvvetli ve üretmeye dair de gözle görülür bir istekleri mevcut. Haliyle 200 değil 2000 başvuru gelseydi de sanırım şaşırmayacaktım.

-Öykü dalında yayınlanmış öykü kitapları yerine yayınlanmamış öykülere ödül verilmesinin sebebi nedir?

FABİSAD’ın ana amacı yukarıda hep andığım üç türde eser üretimini desteklemek. Gio Ödülleri'nin öykü ve illüstrasyon kategorilerinde de, profesyonel jüri üyelerinin desteğiyle amatörlerin eserlerini duyurmak istedik. Naçizane, ufak bir maddi meblağ ile de desteklemeye çalıştık. Dileğimiz, amatör üretimlerin artması ve zamanla profesyonel üretimi hem nicelik hem de nitelik olarak ateşlemesi.

-İllüstrasyon kategorisinde yarışacak çizimler için Türkiye’den eserlerden esinlenmesi şartı konulmuş? Bu koşul başvuru sayısını düşürmedi mi?

Düşürmüş olabilir ama bunu haklı buluyorum. Amacımız yerli üretimi desteklemek, haliyle yerli eserlere pozitif ayrımcılık yapmaktan çekinmiyoruz. Bir yandan da şöyle bir gerçek var ki, ülkemizde üretilen çok kıymetli romanlar, öyküler ve çizgi romanlar var. Sadece 2011 ve 2012 yıllarında 100 'e yakın romandan bahsediyoruz. Bunlara geçmiş eserleri de katınca hiç de kısıtlı olmayan bir kütüphane ortaya çıkıyor. Birçok kimsenin tahmin ettiği kadar fakir bir eser hazinemiz yok, aksine, derinine dalındığında fark edilecektir ki bol miktarda başarılı yerli eser mevcut.

-En iyi roman ödülünü Şairin Romanı ile Murathan Mungan aldı. Ödülü alırken de daha önceki kitaplarında fantazya ve bilimkurgunun koridorlarında gezdiğini söyledi. Bu türde yazmak bir virüs gibi galiba, bir kere insanın kanına girince çıkmıyor?

Virüs çok şık bir tanımlama oldu, şahsen söylediğine katılıyorum. Söyleşilerde hep vurguladığım bir şey var; konu ve tür apayrı iki olgu. Anlatmak istediğimiz şey konu, anlatım yöntemimiz ise tür. Haliyle neyi anlatmak istersen iste, nasıl anlatacağın kısmında fantazya, bilimkurgu yahut korku unsurları kullanman mümkün. Virüs de bu noktada canlı formuna geçiyor sanırım çünkü günümüz Türkiye'sinin dertlerini pekala hayali bir ülkenin, hayali insanları üzerinden anlatabilirsin. Bir nevi özgürlük hissi bu, mevcut yaşamla kısıtlanmamak sanırım, alıştı mı uzaklaşmak zor geliyor insana. Yine de tabii ki kesin bir kural gibi algılamamak lazım bu durumu. Fantazyanın derinlerinde eser veren kimi yazarlar da bazı eserlerinde bu büyülü ırmağa hiç girmeyebiliyorlar. Ne diyeyim, tercih meselesi; virüsün yüreğine ne denli saplandığıyla alakalı sanırım...

-Ödül gecesinde yazar Gülşah Elikbank ile gecenin sunuculuğunu üstlendin, sahnede olmak nasıl bir deneyimdi?

Heyecanlı ve eğlenceliydi. Sahne konusunda işim sebebiyle az da olsa tecrübeli sayılırım, Gülşah da benzer şekilde deneyimlere sahip. Yine de Gio Ödülleri'nin içinde yer almak, insanlara sahneden bakmak, kıymetli sanatçıların önünde olmak... Tek kelimeyle enfesti. Umarım sürç-i lisan etmemişizdir. Biz çok keyif aldık, bizi izleyenlere de bunu yansıtabildiysek ne mutlu bize.

-Sen de genç bir yazar olarak Kan Muskaları serisinden sonra şu anda ikinci kitabını yayımlamak üzeresin. Yeni kitap yine bu türde mi olacak? Bu yıl sahnede sunucu idin ancak gelecek yıl roman kategorisinde adaylar arasında seni de görebilecek miyiz?

Genç bir yazar olarak anılmak bile benim için şahane, çok teşekkür ederim. Çırak diyelim bana, malum, Kan Muskaları adı ile yayımlanan üç romanım oldu ancak yine de yürünecek çok yol, Kaf Dağı'na yaklaşmak için üzerinde uçulacak çok vadi var. Yeni kitabım bir öykü kitabı, içinde 10 öykü mevcut ve hepsinde gerçek üstü unsurlar var. Gelecek yılın adayı olmaktan şeref duyarım, bakalım, zaman gösterecek bunu. Yeni kitap Kan Muskaları gibi bir Diyar Fantazyası (High Fantasy) değil, yani bambaşka bir hayali dünyada bir kurgu olmayacak karşınızda. Genellikle günümüz Türkiye'sinde geçen hikayeler anlatmak istedim, toplumda sorun olarak gördüğüm şeylere dair yazdım. Pek tabii öykülerimde fantazya damarı kuvvetle akıyor, örnek vermek gerekirse; 1000 yaşında bir Eren, yerel bir efsanemiz olan Vakvak Ağacı, konuşan bir keçi, bir hayalet, geçmişten gelen bir polis memuru, gelecekteki bir kara ütopya ve Anka Kuşu var öykülerde. Konular ise ülkemizin yıllardır yaşadığı savaş, işkence, kayıplar, töre, Sivas Katliamı ve daha nicesi. Daha anlatmayayım, gerisi kitaba kalsın.

http://soylesigunlugu.blogspot.com

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler