Vali Mutlu: Türbanlı kadına saldırı videosu görmedim

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Gezi eylemleri sırasında Kabataş'ta türbanlı Z.D.'ye bir grubun saldırdığı iddiasıyla ilgili soruya ''Ben öyle bir video görmedim'' yanıtını verdi.
Yayınlanma tarihi: 12 Temmuz 2013 Cuma, 07:13

Ekşi Sözlük yazarları, 4 Temmuz’da İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ile yaptıkları 4 saatlik görüşmenin 35 sayfalık deşifresini Ekşi Sözlük’ten yayımladı.

Ekşi Sözlük’ün Gezi Parkı direnişinde yer almış 15 yazarının Mutlu’dan izin alarak kaydettikleri ve deşifre ettikleri konuşmada Mutlu, ‘Siz bir video (başörtüsü taciziyle ilgili) gördünüz mü’ şeklindeki soruya “Yok. Bir video görmedim. Şunu söyleyeyim orada da kayıtlar alındı, bakıldı. Ama MOBESE kameralarından bazılarının kırık olması, her yerde MOBESE kamerasının olmaması olay mahallinde, bu nedenle herhangi bir kayıtlı şu ana kadar... Ama yarın öbür gün birisinin çektiği bir görüntü olabilir, çıkabilir” diye yanıt verdi.

'Eylemlerin bu raddeye geleceğini tahmin edemedik'

Vali Mutlu, Gezi eylemleri başladıktan sonraki 4 gün içinde neden açıklama yapmadığı yönündeki soruya da ''Açıkçası böyle bir olayın ayın 31’inden itibaren daha büyük etkili bir hadiseye dönüşebileceği tahmin edilebilmiş olsaydı, şüphesiz ki ayın 31’inde yapılmış olan açıklama ve sonrasındaki yönetim modellerinde olduğu gibi erken davranılabilir ve erken bir takım açıklamalar yapılabilirdi. Daha erken olsa olmaz mıydı? Kesinlikle doğru, katılıyorum. Yani 27’inde olsaydı harika olurdu. Ben mesela şu anda bütün teşkilatlarıma, belediyeler dahil, kamu kurum kuruluşları dahil İstanbul’da bir trafik kazası bile olsa, hastanede bir vaka olsa acilde, eğitimde bir vaka olsa, bir öğrencimizle ilgili, bir veliyle ilgili, bunların toplumsal tabanda farklı reaksiyonlara sebebiyet verebileceğini düşünerek, öngörerek artık bundan sonra izlemek ve gerekiyorsa bunu kamuoyuyla süratle paylaşarak kamuoyunu bilgilendirmek zorunluluğumuz olduğunun farkına vardık. Biz bunun bugüne kadar farkında değildik açık söylüyorum'' yanıtını verdi.

Müezzin sorgusu

Ekşi Sözlük yazarlarının ''Terörle mücadele tarafından sorguya alındı müezzin'' şeklindeki sorusuna Vali'nin yanıtı ''Nerde? Kim diyor bunu ya? Ne ilgisi var ya, terörle mücadeleyle ne ilgisi var?'' şeklinde oldu.

İşte Vali Mutlu'nun Gezi olaylarıyla ilgili değerlendirmeleri:

- Bezmialem camiinde alkol alındığına dair neden siz bir açıklama yapma ihtiyacı duymuyorsunuz? Egemen Bağış açıkladı, Başbakan açıkladı, inceleme yapıldı ve bir şey yok denildi.
Vali: Ben niye açıklayayım. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı müfettişleri gelmiş olayı inceliyorlar. Adli açıdan Cumhuriyet Savcılığı almış inceliyor. Ben ne diyeyim şimdi. Siz şimdi, bu nasıl bir şeydir ki bu şehirde uçan kuştan valiye soru soruyorsunuz. Bu güzel bir şey tabi, sorun. Ben, bana ait konularda itiraf ediyorum, yanlışları söylüyorum, hangi alanlarda daha fazla dikkatli olmamız gerektiğini söylüyorum, alınan dersleri söylüyorum, yanlışları doğruları söylüyorum. Ama şimdi benim alanım olmayan konularla ilgili, sorun ama yani.

- Peki biber gazını yasaklamanız gibi bir uygulama olabilir mi? Bu kadar yaralanmaların hepsi kapsülle. Yani polisin belli bir açıyla atması gerekirken direkt insanların üzerine hedef alarak atıyor.
Vali: En son müdahaleyi anlatamadık onu bir anlatalım. En son Gezi Parkı’nın boşaltılmasıyla ilgili hemen hemen yarım saat civarında anonslar yapıldı. 12 bin civarında orada insan vardı, bunların 8 bini ayrıldı. Hepsi gitti. Orada bir 4 bin civarında insan kaldı. Onlara karşı da müdahale edilirken hiç gaz vs. atmadan, gayet sessiz..

Atıldı.
Vali: Atıldı mı? Haberim yok. Yani sonradan atıldı ben ilk anı söylüyorum.

- Genel bir görüş olarak artık insanların yaşadığı belirli bir güven eksikliği var. Siz de söylediniz, twitterdan bana geliyor “yalancı vali” gibi kendi şahsınız için ama ben sizin şahsınıza indirgemek de istemiyorum olayı, genel olarak devletin kurumlarıyla ilgili insanlarda bir güven eksikliği var. Bu konu da aynı sorular ve cevaplar etrafında dönüyor olabilir. Çünkü artık insanlar bir şekilde inanmıyor veya tatmin olmuyorlar. Bu yaşanan güven eksiklini hakkında ne düşünüyorsunuz ve onarmak için şahsi olarak nasıl planlarınız var sizin?
Vali: Siz şayet bunu bir kampanya şeklinde yapmaya matuf çalışma varsa, bunu istediğiniz kadar uğraşın düzeltmeniz mümkün değil. Açık söyleyeyim ben çok rahat bir insanım, toplumun algısına elbette ki kıymet veririm, önemlidir. Sevilen, sayılan bir idareci olmak elbette ki insanı çok onore eder. Fakat şahsıma haksız yapılmış olan eleştirilerden dolayı asla ve asla üzülmem. Bana hak etmediğim bir eleştiriyi hangi dozda yaparsa yapsınlar ve milyonlarca tweet de atsınlar isterlerse, beni zerre kadar üzmez. Etkilenen bir kişi değilimdir. Önemli olan benim kendi kendime bunu hak edip etmediğimi sorguladığımda muhataplık derecemdir. Bana yalancı diyorlar ya, açık söyleyeyim, milyonlarcası daha gelsin kulağım bir tarafından girer öbür tarafından çıkar. Bunu yazın. Bol miktarda tweet almak isterim bu konuyla ilgili. Hiç umurumda değil. Neden biliyor musunuz? Hiç kimsenin bu konuyla ilgili bilerek ya da bilmeyerek söylediği şeylerden dolayı tek tek bilgilendirilmesine benim imkanım yok. Neticede herkes kendi bildiğini konuşur. Kastı varsa bunu yazmaya devam edecek. Ve şuna inanıyorum bir kısmı hakikaten yanlış bilgilendiği için, bir kısmı kasti olduğu için yazmaya devam edecektir. Dolayısıyla ben bugüne kadar da farklı mecralarda bunu izah ettim. İzah ettiğim şeyleri de öğrenmiş olmaları gerekirdi. Bir şahsı yalancı olarak itham ediyorsanız, o vakit yalancı olup olmadığını da anlamanız gerekir. Takip etmiyorsan, o da senin niyetindir. Ben senin bu ifadeni düzeltmek için kendimi yırtıp parçalayacak halim yok.
Müdahaleye gelelim, onu bir izah edeyim. Müdahaleyle ilgili sabah saat 7 buçuk gibi çıkarken oradan haber verdik. Haberli müdahale. Geliyoruz, bayrakları, flamaları indireceğiz, Atatürk anıtı ve AKM üzerindeki bu şeyleri indirmemiz gerekiyor. Geldik, çatışmalar oldu biraz vs. uzatmayalım. Akşam oldu, ben sabah atmış olduğum tweetlerde ne dedim? Flamaları, pankartları indireceğiz, Atatürk heykeli ve AKM’nin üzerinden ve bunun haricinde Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’yla ilgili herhangi bir müdahalemiz de olmayacaktır dedim. Nitekim bu şu anda Taksim Meydanı’nda toplanmaya müsaade etmiyoruz. Taksim Meydanı’nda o gün çıktıktan sonra Atatürk heykelinin üzerinde herhangi bir şey asılmasın tekrar diye 50-60 kişilik bir grup bıraktık. Geri kalan bütün personeli, polisi de Atatürk Kültür Merkezi’nin önüne çektik. Gezi Parkı’na doğru hiç gitmedik. Fakat Taksim Meydanı’nı da kapatmadığımız için o akşam çağrı yapıldı ve o çağrıyla hemen hemen 25-30 bin civarında insan geldi oraya. Bu 25-30 civarında insan geldiğinde Atatürk heykelinin etrafı, her yer doldu ve biz dedik ki bir sıkıntı çıkar, polisler arada, aralarında bir tartışma çıkar polisi de alalım oradan dedik. Atatürk anıtının etrafından da polisi aldık ve onları da Atatürk Kültür Merkezi’nin oraya çektik. Fakat, grubun tamamı değil, grubun içerisinde önemli bir kısmı Atatürk Kültür Merkezi’ndeki polislerin üzerine gelerek orada saldırmaya başlayınca biz müdahale ettik.

- Vatandaş polise neyle saldırdı?
Vali: Grubun üzerine geliyorsun işte. Grup polisle yüz yüze gelip çatışmaya girdiğinde, yumruk yumruğa bile girse neticede kavgadır. Netice polisin üzerine geliyorsan bu bir saldırıdır. 30 bin kişilik bir kitle, içinden 5-10 bin kişi senin üzerine geliyor.

'Gez git'

- Gezi'de kalmak isteyenler olursa peki?

Vali: Şimdi kalma yeri değil artık. Gezi Parkı’nda gezi, adı üstünde zaten. Gezi diyor, gez git (gülüyor). Ama parkı park olmanın ötesinde, yani şimdi şu Yoğurtçu Parkı’nda veya Abbasağa Parkı’nda zaman zaman yaptığınız forumlar gibi falan, böyle bir şey olmaz onu söyleyeyim.

- Diğerlerinde olabiliyor da neden Gezi Parkı’nda olmuyor?
Vali: Gezi Parkı’nda gezeceğiz. Hukuki durumu bu, gösteriye dönüşmeyecek. Kanun 2911.

Duran adam

- Zorlamaya gerek yok. Bak normalde Abbasağa Parkı’nda da Yoğurtçu Parkı’nda da sürekli olarak yapılmış olan toplanmalar yasal değil. Gezi Parkı’nı şöyle bir rahat bırakalım. Eşimizle gidelim, sevgililerimizle gidelim, çocuklarımızla gidelim, ailemizle gidelim, arkadaşlarımızla gidelim, dolaşalım. Burada bir sürü hatıralar yaşandı diyelim. Hiç kimseye kapatılmayacak ki, herkes gelecek tabi ki. Park hepimizin parkı. Ama bu parkı yeniden bir gösteriye dönüştürmek gibi falan. Şimdi Taksim Meydan’ında duran insan, bir şey yaptık mı?

- 7 kişi gözaltına alındı. Gerekçesi de durmak sebebiyle polise karşı gelmek.
Vali: Var mı şu anda bir şey, yok. Ama sırf haber olsun diye Gezi Parkı’na gelip durursan, gerek yok bunlara. Artık bunları aşın.

- Bundan daha barışçıl bir gösteri biçimi var mı?

Vali: Gezi Parkı’nda bu işlere hiç artık girmeyin. Oldu mu? Gezi Parkı’na güzel güzel gelin, gezin, dolaşın, oturun, konuşun ama bir gösteri mahalli haline getirmemize gerek yok. Biz artık hep beraber toplumsal barışımızı, uzlaşmamızı, hoşgörümüzü daha fazla derinleştirecek, daha kuvvetli hale getirecek bir yaklaşım içerisinde birbirimize yaklaşmaya çalışalım. Birbirimizi daha fazla kırmaya, daha fazla üzmeye, tahrik alanları oluşturmaya, farklı tedbirler geliştirmeye ihtiyaç hissettirmeden, biraz daha kucaklaşmayı, biraz daha bir arada olmayı sağlayacak bir pozisyon alalım. Bunu yapabiliriz. İhtiyacımız olan şey bu. Gelip de ben 30 kişiyle, 50 kişiyle gösteri yapmaya kalkacağım diyorsan.. 3 kişi gelirsin arkadaşınla oturursun. Kitabını da okursun, oturursun çimde, gayet güzel bir park ziyaretçisi gibi yaparsın. Ama şimdi geldim ben 20 kişi oturuyorum 5 saat. Sen bugüne kadar hangi parkta 5 saat devamlı oturdun?

- Ben oturdum. Öğrenciliğim zamanında evsiz kaldığımda zaman zaman parklarda kaldım.
Vali: Başka alanlar var. Sen gel İstanbul’da başka alanlarda da gez. Bırak Gezi Parkı’na takılma. Var mı soru?

- Geçmişe istinaden, aslında bütün arkadaşlarımızın soruları boşunaydı. Çünkü Başbakanımız çıktı ve polise bütün emirleri ben verdim dedi. Benim merak ettiğim kişisel sorum şu, bütün bu Gezi Parkı süreci esnasında eminim ki Başbakanımızla pek çok diyaloga girmişsinizdir. Hiç direndiniz mi Başbakanımızın emirlerine müdahale konusunda?
(sessizlik oldu. grup isterse kayıt almayı kapatmayı teklif etti)
Vali: Şöyle söyleyeyim, başbakanımız bu ülkenin başbakanıdır. Başbakanın emirlerine direnmek diye bir şey olmaz. Paylaşırsınız, görüş ifade edersiniz, değerlendirirsiniz. Netice itibariyle elbette ki kanunların içerisinde doğru olanları yapma gibi de bir mecburiyetiniz vardır. Şayet görevi yerine getirmeme gibi bir düşünceniz varsa o vakit dersiniz ki, bana müsaade eder misiniz efendim, ben atanmış olarak birisi olarak ben burada ayrılmayı arzu ediyorum dersiniz. Doğru olan budur.

- Peki hiç düşündünüz mü?
Vali: Hayır neden düşüneceğim? Asla düşünmem. Ülkede, İstanbul gibi bir şehirde ve ülkede bu kadar sıkıntılı bir ortam, bu kadar sıkıntılı bir süreç varken, sizin aklınızın, kalbinizin köşesinden böyle bir makamdan ayrılayım diye düşünmeniz, bir kere bunca yıldır yapmış olduğunuz devlet memuriyeti itibariyle çok ciddi bir handikaptır. Halkınızın güvenlikle ilgili, kamu düzeninin sağlanmasıyla ilgili en çok ihtiyaç duyduğu bir anda sizin görevinizden ayrılmanız gibi bir şey düşünülebilir mi? Böyle bir şey olamaz. Artı, istifa edilecek bir şey yok ki. Bana da bir çok kişi istifa et, çok onurlu bir davranış olur diyor. Neden istifa edeceğiz?

- Başarılı olduğunuzu düşünüyor musunuz Gezi süreciyle ilgili? O yüzden o istifa istekleri.
Vali: Daha başarılı olunabilirdi.

- Kişisel bir şey sorayım. Çoğu politikacının veya idarecinin sosyal medya hesaplarını danışmanları kontrol ediyor. Sizde durum nasıl? Tweetleri kendiniz mi atıyorsunuz ve gelen yorumları okuyor musunuz?

Vali: Tweetlerin tamamını kendim atıyorum. Bazen de yanlış yazıyorum uyarıyorlar. Benim sayfama gelen günlük yorumların tamamını görüyorum, atabildiğim kadarına dm atıyorum. Ama tabi herkese yetişmem mümkün değil. Şu sorduğunuz sorularla ilgili pek çok dm de attım. Bakıyorum eleştiriyor, cevap vermesem üzülüyorum. Gece saat 2-3’e kadar gönderebildiğim kadar gönderiyorum.

- İnsanların güvenliğiyle ilgili bir sorum var. Ramazan geliyor ve forumlar devam ediyor. Forumlara katılan sivil polis arkadaşlar hala daha istihbarat faaliyeti yürütüyorlar. Ve her hafta yeni bir olay oluyor forumda. Forumlara katılan sivil polis arkadaşlar ne zaman asayiş önlemi almaya başlayacaklar seyretmekten daha ziyade.
Vali: Ne var forumlarda, asayişe ilişkin ne oluyor?

- İnsanlar bıçaklanıyor, dayak yiyor, forumlar basılıyor.

Vali: Kim yapıyor bunu?

- Yoğurtçu Parkı’nda bıçaklanan insanlar, Yeniköy Parkı’nın basılması. Polis arkadaşlar da var orada oturup seyrediyorlar kavgaları.
Vali: Asayiş her zaman görevimiz zaten. Böyle bir eksiklik varsa ona bakarız. İnsanların, toplulukların bulundukları her yerde asayiş görevimiz devam edecek. Orada hırsızlık olur, kavga olur, her türlü hadise olabilir. Belki çok resmi görüntü vererek yanlış anlaşılmalar oluşmasın diye böyle bir duruş sergiliyorlar ama bizim zaten sivil asayiş ekiplerimiz de var. Belki bilemediğiniz ama izlenen bir şey vardır. Yeniköy’le ilgili bir hadise geldi bana bir de Yoğurtçu Parkı’nda. Ama Yoğurtçu Parkı’ndaki hadise Fenerbahçe taraftarları arasında olan bir hadiseydi. Onun dışında var mı?

- Uzun yıllar önceydi hatırlıyorum, ordunun da vesayet günleri, devlete karşı yapılan bütün tepkilerde hep dış mihrak lafı kullanılırdı. Siz de eminim hatırlarsanız. Şimdi yine aynı retorik kullanıldığı için soruyorum sizin kişisel fikriniz, yani biz sizce dış mihrak mıyız? Dış mihrak oyunu muyuz biz direnişçiler olarak? Faiz lobisi miyiz?
Vali: Bakın size söylenen bir şey değil bunlar. Size yönelik dış mihrakların ajanları gibi hareket ettiler gibi bir söylem yok ki. Dün veya evvelki gün de söyledi Sayın Başbakanımız, dedi ki, bu olayın arka planında nelerin olduğunu ileride de açıklayacağız dedi. Ve bu senaryoyu paylaşacağız dediler. Sizin bunun içerisinde dış mihraklara su taşımak için, malzeme taşımak için, dış mihrakların bir elemanı gibi hareket ettiğiniz ve böyle bir niyetle hareket ettiğiniz şeklinde asla söylenmedi size. Size karşı, sizle ilgili dış mihrakların maşası olarak bilerek böyle bir hareketin içerisinde bulundular şeklinde herhangi bir değerlendirme yapılmadı, yanlış anlamayın. Ama bu olayların arka planıyla ilgili nelerin olduğunu sizlerin de bilebilme imkanınız yoktur. Ben size az evvel ne dedim, şu olayları siz şiddet, polis vs. sarmalında değerlendirdiniz. Ama başarılı veya başarılı olma noktasında gördükleriniz üzerinden beni değerlendireceksiniz. Ama benim bu olaylara bu kadar sıkıntılar olmakla birlikte daha büyük hadiselerin neresinden dönülüp de gelindiği noktasındaki bilgilerimi siz bilmediğiniz için, bilemezsiniz, bunu paylaşacak durumda da değiliz şu anda, siz bu işin arka planın ne olduğu konusuyla ilgili devletin kendi arşivinde nelerin olduğunu da bilmeniz mümkün değil. Ama hiç kimse size dış mihrakların maşası, ajanı, bilerek dış mihraklara malzeme oldular falan, böyle bir şey söylenmedi. Çapulcular kelimesi de mesela gündeme geldi, ben Dolmabahçe’de de bu soru sorulduğunda ifade ettim. Dedim ki, başbakanımızın çapulcular kelimesiyle ilgili ifade ettiği değerlendirmenin muhatabı olan sizler değilsiniz. Gezi Parkı’nda kalan gençler değil. Çapulcular denilen araçları yakan, belediye otobüslerini yakan..

- Başbakan bu lafı daha önce kullandı. O zaman bir şey yakılmamıştı, yıkılmamıştı.
Vali: Yok yok. Bunu izah ettiler. Burada söylenen bu ifade, çapulcu zaten lugat karşılığı yakan yıkan demek. Yağmalayan demek. Dolayısıyla yakana yıkana söylenilmiş olan bir sözdür. Sizin böyle bir duruşunuz olmadığına göre bu işin muhatabı değilsiniz. Kendi üzerinize asla alınmamanız gerekiyor. Ama yakan yıkan yok mu, var. Siz şimdi emniyetin yaptıklarını elbette ki söylüyorsunuz. Ben de diyorum ki yanlış olanlarla ilgili söyledikleriniz doğrudur. Ama öbür tarafta hakikaten yakılan, yıkılan dünya kadar şey oldu.

Türbanlı kadına saldırı

- Bu başörtüsü taciziyle ilgili yapanların bulunması için gelişmeler var mı? Biz de çok istiyoruz yakalanmasını.
Vali: Açıklanmadı daha galiba bununla ilgili sonuç. Diyanetin müfettişleri geldi bu konuyla ilgili. Diyanetin müfettişleri bununla ilgili, hem cami görevlileri, hem ilgili kayıtlar, hem bulabildikleri şahitler üzerinden bir soruştutmayı, incelemeyi hala sürdürüyorlar.

- Siz bir video gördünüz mü peki?
Vali: Yok. Bir video görmedim. Şunu söyleyeyim orada da kayıtlar alındı, bakıldı. Ama mobese kameralarından bazılarının kırık olması, her yerde mobese kamerasının olmaması olay mahallinde, bu nedenle herhangi bir kayıtlı şu ana kadar… Ama yarın öbür gün birisinin çektiği bir görüntü olabilir, çıkabilir. Yarın bir gün biri ben cep telefonuyla çektiğim bir görüntüyü şimdiye kadar beklettim ama şu veriyorum diyebilir, bilemem. Bağlayıcı olmamak kaydıyla şu ana kadar mevcut mobese kameraları üzerinden ortaya çıkmış bir şey yok. Ama şu var, hukukta karine diye bir şey var. Bir bayan, hele ki bu toplumda ismi olan birisinin çok yakınıysa, böyle bir şeyi söylüyorsa bu hakikaten dikkate almaya değer bir şeydir. Benim eşimin başıma bir şey gelse, böyle bir ahlaki saldırı gibi, kızımın, bırak ya rezalet, oldu bitti dersiniz. Yani kolay kolay insanlar kendilerini üzecek, toplumun önünde kendilerinin, isimlerinin çok fazla sakız yapılmasına sebebiyet verecek meseleyi konuşmazlar. Ama fevkalade vahim bir şeyse, saklanılamayacak kadar ağır bir vakaysa bunu paylaşırsınız. Dolayısıyla ortada böyle bir vaka olmadan bir insanın durup dururken böyle bir şeyi söylemesi ve bunun muhatabı olması çok kötüdür. Kendini böyle bir hadiseye muhatap kılmış olması nedeniyle toplumun hep gözünün önünde olacak birisidir. Bu çok üzücüdür. Hele ki bir bayan böyle bir şeyi kolay kolay yapmaz. Bir bayan gelse bana dese ki, Vali Bey ben senin memurun, personelin olarak böyle bir şeyle karşı karşıyayım, ben vallahi o bayana öncelikle inanırım. İftira atıyor bir başkasına demem. Çünkü bir bayan her şeyden evvel kendisiyle ilgili hassasiyetinden dolayı çıkıp böyle bir şeyi bir başkasıyla paylaşmaz. Paylaşıyorsa ortada bir sıkıntı vardır diye düşünürüm. İlk bakış açım budur bir bayan için. Bir bayan kendini çünkü neden sıkıntıya soksun. Doğrudur diye bakarım olaya ve doğruluğunu tespit edebilecek bir şeyler var mı, bunu da getir derim. Böyle şeyler yaşadık da.

- Şunu açıklığa kavuşturalım. Böyle bir görüntü hiç mi yok, siz mi görmediniz?

Vali: Ben şu ana kadar böyle bir görüntü görmedim. Olsaydı mutlaka çıkartılırdı ama varsa nerede var onu bilemiyorum. İnceleme hala devam ediyor. Bir vatandaş belki bir görüntü çekmiş olabilir, sonra da getirebilir. Dolayısıyla hiçbir zaman bizim elimizde şu ana kadar mevcut mobese kameraları üzerinden herhangi bir şey yoktur dedim. Ama hiç yoktur manasında demiyorum. Birinin elinde olabilir, bunu bilemiyorum.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.