Siyahların James Dean'ı; Tupac

Rap müziğin 'kötü' halk kahramanı Tupac öldürüleli yıllar oluyor. Ama şiirleri, müziği ve söylemleri dilden dile dolaşmaya devam ediyor. Şimdi de Tupac'in 19 yaşında kaleme aldığı şiirleri 'Betonda Yeşeren Gül' ismiyle yayımlandı. Olabildiğince sert ve keskin mısralara hazır olun.
Yayınlanma tarihi: 12 Ağustos 2013 Pazartesi, 13:29

Tupac Amaru Shakur, ismi belki hiç tanıdık gelmiyor. Belki de bu yazıdan sonra da aklınızda kalmayacak. Ama Tupac yaşadığımız yüzyılın en büyük kahramanlarından belki de büyük kurbanlarından. İyi biri mi? Çok değil. Kötü mü? Belki. Bilmemiz gereken, iktidarların çemberinde olmak istemediği, şarkılarında varoşlardaki şiddetten, “öteki” olmanın getirdiği yalnızlıktan, ırkçılıktan bahsettiği ve buna karşı durduğu, “Amerikan Rüyası”nın ayık kafayla görülmediği ve gerçekte büyük bir kâbus olduğu...

Tupac herkes için tehlikeliydi! Toplumun iktidarlarca belirlenen ahlakına karşı durması yanında, iflah edilemeyen bir serseri olması da bunda etkiliydi.
Bildiğini okudu kısa ömründe. Henüz yirmili yaşlarına geldiğinde sicili epey kirlenmişti. Onlarca kez tutuklanmış, sokak kavgalarına karışmış, tecavüzle yargılanmış ve hüküm giymişti. Bir yandan da milyonluk albüm satışlarının yanında Hollywood’un tozunu attırmıştı.

Evet, kötü kahramanlar da olur, buna inanın. İşte Tupac onlardan biriydi. Rap müziğin siyasallaşması, muhalifleşmesi ve ruhuna kavuşmasının önündeki duvarı o yıktı. Gettolara ışık ve umut sızmasını sağladı. Ne de olsa “Kara Panterler” üyesi bir annenin oğluydu. Bir yanıyla devrimci doğmuştu. Şöhreti dünyaya yayıldıkça Arthur Kempton’un tanımıyla “Siyahi neslin James Dean”i oldu. Hayatı büyük bir kavgaydı, iktidarlarla, siyasetçilerler, çetelerler ve en çok da kendiyle. 25 yaşında yine bir kavgadan sonra korumalarıyla konvoy halinde giderken vuruldu, Tarih 7 Eylül 1996’ydı, yer Las Vegas, Nevada. Dört kurşunla komaya girdi, altı gün sonra öldü. Katiller bulunamadı, her şey hâlâ flu. Hatta onun yaşadığı söylentisi de bir efsane olarak sürüyor. Çünkü belli dönemlerde çıkan derleme kliplerinde onun oynadığına inananlar hiç de az değil!

Tupac, New York, Brooklyn doğumluydu. “Tupac Amaru” Hintçe “parlayan yılan”, “Shakur” ise Arapça “şükür” demek. Herkes ona “siyah prens” diyormuş çocukluğunda da. Ama yalnız ve şiddet dolu bir çocukluk geçirdiği de ortada. Şöyle diyordu bir şiirinde; “Benim bütün şarkılarım acıyla ilgilidir. Beni ben yapan şey budur. Her şey çocukluğumda hissettiğim acının üstüne kurulmuştur. O acının küçük ve ağır parçaları üzerine...”
Tupac, küçük yaşta şiir yazdı, beste yaptı. Oyunculuk eğitimi de aldı. Rap müziği keşfettiğinde çıkışı bulmuştu, belki de çıkışın kapısını kapadı kim bilir? “Çetelere karıştı, kavga etti” dedik. Kavgadan fırsat bulduğu sırada bir şekilde “2Pacalypse Now” albümünü yayımladı. Beyazperde de kendine yer edindi. Şöhret arttıkça şiddet de arttı. Soygunlara karıştı, vuruldu. Bir kaç kez ölümden döndü. Janet Jackson ile “Poetic Justice”i yaptığında ise zirvedeydi.

Tupac, Nelson Mandela’ya yazdığı “Bir Nefes Özgürlük” şiirinde şöyle diyordu; “Düşünceleri yüzünden esir alındılar / Acı çekmen için çalıştılar, zaten söz geçiremedikleri kim var kim yoksa hepsini yok etmeye çalıştılar / İlk özgür nefesini aldığın gün / yeniden özgür biri olduğun gün / kaldır asil kaşlarını gururla / çünkü Tanrı’nın ellerindesin / Birçok can feda edildi bu uğurda / kavuşmak için özgür yarınlara...”

Şimdi ölümünden yıllar sonra Tupac’in şiirleri “Betonda Yeşeren Gül” Sabri Kaliç, Altay Öktem çevirisi ile Marjinal Kitap’tan yayımlandı. “Betonda Yeşeren Gül” siyah bir hayatın tüm gerçeklerini taraf tutmadan anlatması bakımından önemli. Çünkü Tupac bir şair, devrimci. Zamanın şu an önemi yok, çünkü onu şimdi de tanıyabilir ve anlayabilirsiniz. Ne de olsa dünya hiç değişmedi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.