YÖK toplandı

YÖK Genel Kurulu'nun, Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığındaki toplantısı sona erdi. YÖK'te gerçekleştirilen toplantıda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yapılması planlanan değişiklikler ele alındı. Toplantıda, ayrıca Eğitim Komisyonu raporları da görüşüldü.
Yayınlanma tarihi: 25 Mart 2009 Çarşamba, 11:34

YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İzzet Özgenç, YÖK'te düzenlediği bilgilendirme toplantısında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yapılması planlanan değişiklikler hakkında basın mensuplarına bilgi verdi.

Özgenç, döner sermayeye ilişkin yapılacak değişikliklerin YÖK Genel Kurulu'nda mutabık kılınan konular olduğunu belirtti.

Daha önce Sağlık Bakanlığı'nın bir çalışması olduğunu hatırlatan Özgenç, ''Bu çalışmada ister devlet hastanelerinde çalışsın, ister üniversitede tıp fakültelerinde öğretim üyesi olsun sağlık hizmeti alanında çalışan herkes için tam gün statüsüne geçme yönünde bir kanun tasarısı taslağı hazırlığı vardı. 2008 yılının Temmuz ayında Başbakanlıkta bu konu görüşüldü. Bu görüşme sırasında kurumu temsilen ben toplantıya katıldım'' dedi.

Devlet hastanelerinde çalışan hekimler bakımından yapılan düzenlemeye ''söyleyecek lafları olmadığını'' belirten Özgenç, ''Ama eğer üniversite öğretim üyeleri ile ilgili olarak da böyle bir düzenleme yapılacaksa bu sadece sağlık alanındaki öğretim üyeleri ile sınırlı olamaz. Böyle bir düzenleme bütün öğretim üyelerini kapsayacak şekilde yapılmalıdır. Aksi takdirde Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı bir düzenleme olur'' diye konuştu.

Özgenç, öğretim üyesinin tam gün statüsüyle çalışmasını sağlamanın döner sermaye üzerinden bu kişinin dışarıya hizmet verebilmesine imkan tanımak ve bu hizmet karşılığında da kendisini tatmin edecek bir ücret alabilmesi şartıyla ancak mümkün olabileceğini vurgulayarak, ''Aksi takdirde siz insanları zorlayarak bir sisteme sokarsınız ama o sistem istenen verimi elde etmez. Kamu hizmetlerinde verimliliği artırabilmek için mümkün olduğu kadar bu hizmeti vermekle görevli kişilerin gönüllü olarak, rızaya dayalı olarak bu işi yapmasını sağlamak gerekir'' dedi.


"Hem öğretim üyesi hem avukat olmasın"

Öğretim üyelerinin kısmi gün statüsünü kaldırıp tam gün statüsüne geçebileceklerini söyleyen Özgenç, bunun sadece tıp fakültesi öğretim üyesi bakımından değil, bütün öğretim üyeleri için olması gerektiğinin altını çizdi. Özgenç, şunları kaydetti:
''Sadece tıp fakültesindeki öğretim üyeleri döner sermaye üzerinden dışarıya hizmet vermemelidir. Bütün alanlardaki öğretim üyeleri kendi uzmanlık alanında dışarıya bir hizmet verebilmelidir. Mesela hukuk fakültesindeki öğretim üyeleri dışarıda kendi mesleklerinden dolayı edindikleri birikimi kısmi statüde serbest meslek icra etmek suretiyle veriyorlar. Kişi hem öğretim üyesi hem de serbest meslek icra eden avukat olarak çalışıyor. Biz bunu doğru görmüyoruz. Biz diyoruz ki kişi eğer avukatlık yapacaksa buyursun dışarıda avukatlık yapsın. Ama eğer öğretim üyesiyse öğretim üyesi olsun. Hem öğretim üyesi hem avukat olmasın. Ama bir medeni hukukçusu, bir ticaret hukukçusu, bir ceza hukukçusu bilgisini kullanmak suretiyle dışarıya bir hizmet verebilsin. Ama bu hizmeti döner sermaye işletmesi üzerinden verebilsin.''

Hizmet karşılığında alınan pay

Bunun sadece tıp fakülteleriyle sınırlı olmadan, diğer bütün alanlarla ilgili olarak uygulanabilmesini istediklerini belirten Özgenç, döner sermaye üzerinden dışarıya hizmet veren öğretim üyesine kendisini tatmin edecek bir pay ödenmesi gerektiğini söyledi.

Burada bazı problemler olduğunu ifade eden Özgenç, ''Mesela tıp fakültelerinde olduğu gibi sadece öğretim üyesi kendi imkanlarını kullanarak dışarıya hizmet vermiyor. Hastane alt yapısı kullanılmak suretiyle oradaki bütün elemanların ortak katkısıyla dışarıya bir hizmet veriliyor'' dedi.

Yönetim kadrosunda bulunanlar

Üniversitelerin yönetim kadrosunda bulunan kişilerin döner sermayeden nasıl pay alacakları konusunu da görüştüklerini ifade eden Özgenç, ''Mesela rektör olan kişi sadece tıp fakültesinin döner sermayesi işletmesinden pay alıyordu. Bu çok fazla görülmüştü. 2008 yılının Ağustos ayında kanunda bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklikle bu tırpanlandı, bir etki-tepki düzenlemesine dönüştürüldü. Bir tıp fakültesi dekanı, döner sermaye işletmesinden pay alıyor ama bir mühendislik fakültesi dekanı alamıyor. Dekan olması dolayısıyla pay alamıyor. Bunlara da açıklık getirdik'' dedi.


Vakıf üniversiteleri

Özgenç, öğretim üyelerinin gösterdikleri performans kadar pay alacaklarını ifade etti. Şu anda vakıf üniversitelerinin döner sermaye işletmeleri olmadığını belirten Özgenç, şunları kaydetti:
''Yapmayı düşündüğümüz düzenlemelerle vakıf üniversitelerinde de döner sermaye işletmesi kurulacaktır. Dolayısıyla bizim tam gün ve kısmi gün statüsü konusundaki düzenlemelerimiz aynı zamanda vakıf üniversiteleri bakımından da geçerli olacaktır. Dolayısıyla bu düzenlemelerle devlet üniversiteleri ile vakıf üniversiteleri arasındaki ayrım ortadan kalkacaktır. Sistem itibarıyla yeni kurulan bir üniversite ile köklü bir üniversite arasında işleyiş bakımından herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil ama elbette ki gelişmişlik düzeyini tamamlamış bir üniversitenin işleyişinde mesela Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi döner sermaye işletmesinden alınacak pay ile Kars Kafkas Üniversitesinin tıp fakültesindeki döner sermaye işletmesinden alınacak pay aynı değil. Zaten aynı olmaması lazım.''

YÖK Başkanvekili İzzet Özgeç, ''Şu anda üniversitelerde YÖK'e karşı bir direniş başlatmak için bir çaba var. Araştırma görevlileri ile ilgili olarak bu yönetimin ortaya koyduğu herhangi bir olumsuzluk yok'' dedi.

Araştırma görevlilerinin kadroya atanmaları konusunda üniversitelerde keyfi uygulamalar olduğunu söyleyen Özgenç, bu konuda yeni bir düzenleme yapılacağını bildirdi.


"Doktora tezi yurtdışında yapılabilecek"

Üniversitelerde bazı alanlarda öğretim üyesi ihtiyacı bulunmasına karşın bazı alanlarda ise fazla olduğunu anlatan Özgenç, öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak için yeni uygulamalara gittiklerini söyledi. Bu konudaki 1416 sayılı Kanun'un bugünkü işletiliş biçiminden istenilen performansın elde edilemediğini, ihtiyaç olmayan alanlarda yurtdışına öğrenci gönderildiğini kaydeden Özgenç, ''Yurtdışına gönderdiğimiz kişilerin büyük bir kısmı kayboluyor. Onları sisteme kazandıramıyoruz'' dedi.

YÖK Genel Kurulu'nda kabul edilen değişiklikle Türkiye'de bugüne kadar olmayan bir sistemi getirdiklerini ifade eden Özgenç, şunları anlattı:
''Türkiye'de doktora yapan bir kişi, doktora tez çalışmalarını yapmak üzere yurtdışına gönderilebilecektir. Bugünkü sistemde buna kapı açık değildi. Yani devlet imkanlarıyla, üniversite imkanlarıyla Türkiye'de mesela A üniversitesinde doktora yapan bir kişiyi, tez aşamasına gelmişse yurtdışında bir üniversiteye, bir araştırma merkezine göndereceğiz, orada tezini yazacak ve gelecek burada tezini savunacak. Şu andaki durumda gidemiyor. Yükseköğretim Kanunu'nun 33. maddesine göre sadece yurtdışında doktora yapmak üzere araştırma görevlisi gönderebiliyoruz. Yani orada doktora yapmak üzere gönderiliyor ve onların hiçbiri de süresinde doktorasını bitirip geri gelmiyor. 7, 8, 9 yıldır yurtdışında olmasına rağmen henüz doktorasını bitirememiş araştırma görevlilerimiz var. Şu andaki sistem çok kötü işliyor. Buradaki araştırma görevlileri buradaki imkanlarıyla doktorasını yapmaya çalışıyor, yurtdışına gitme şansı bulamıyor ama bir kısmı ise birtakım kanalları devreye sokmak suretiyle bu imkandan yararlanabiliyor.''

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.