Son Haberler

A+ A-

Gökyüzü Ülkesi...

Gökyüzündeki Ülke, Barış Müstecaplıoğlu'nun ilk çocuk kitabı. Yazarın fantastik üçlemesi ve ardından gelen polisiyeden sonra masal kitabı yazması çok da şaşırtıcı değil. Çünkü, masal aslında bu türlerin hepsinin alt yapısında var.
Yayınlanma tarihi: 08 Ağustos 2008 Cuma, 07:35

Hodi Podi/Gökyüzündeki Ülke, kitapçılarda, market sepetlerinde karşılaştığınız yüzlerce masal kitabından çok farklı. Türk Çocuk Masal edebiyatına damgasını vurabilecek bir kahraman var karşımızda: Hodi Podi. Bu kahramanı yaratan Müstecaplıoğlu, çocuk okurun peşine düşebileceği bir kurgu geliştirmiş. Daha önce yetişkinler için yazdığı fantastik kitapları da okuduğum için karşılaştırabilme olanağı yakalamak benim için eğlenceli oldu. Müstecaplıoğlu çocuk için de, yetişkin için de yazsa karakter ve mekân yaratırken düş gücünün kapılarını sonuna değin açıyor. Gökyüzündeki Ülke'de de, Perg Efsaneleri'ndeki gibi şaşırtıcı ayrıntılar, düşsel bir dünya, ilginç işler yapan aletler var. Temelde iyi ve kötünün mücadelesini anlatmayı seviyor Müstecaplıoğlu. Var olmayan diyarları var etmeye bayılan çocuklar için kurulan masal dünyası onları geleceğin fantastik edebiyatına hazırlar nitelikte. Hodi Podi beyaz bulutların üstünde, kenarlarına asılmış milyonlarca balon sayesinde havada duran bir ülkede yaşıyor. 'Yukarı baktığınızda ne görürsünüz çocuklar? Parlak güneşi, kuşları, beyaz bulutları, öyle değil mi? Ama aslında daha yukarılarda bundan fazlası vardır. O beyaz bulutların üstünde, kenarlarına asılmış milyonlarca balon sayesinde havada duran bir ülke bulunur. Bu güzel ülke yağmur damlalarının oluşturduğu bir gölle ve çok tatlı meyvelerin yetiştiği rengârenk bahçelerle çevrilmiştir. İşte minik ve sevimli Podiler bu ülkede yaşarlar. S,4'Hodi Podi çok meraklı! Aşağıda olup bitenleri öğrenmek istiyor. Bir gün arkadaşlarının yanından yavaşça ayrılıp aşağıya bakmaya gidiyor. Merakla bakarken ülkenin kenarından aşağı düşüveriyor. Bir balonun ipinin ucunda günlerce sürüklenerek ülkesinden çok çok uzaklarda bir ormana iniyor. Ormanda Lokman Hekim'e rastlıyor, ona ülkesine geri dönmek istediğini ama bunu nasıl yapacağını bilemediğini anlatıyor. Lokman Hekim diyor ki: 'Şayet bir şeyi çok istiyorsan, onun için elinden geleni yapmalısın. Daima biraz daha yükseğe çıkarak, sonunda evine ulaşabilirsin Hodi. S,12)' Lokman Hekim'in ona 'kendine uçabilen bir arkadaş bul' önerisinin ardından vedalaşırlar. Hekim uzaklaştıktan sonra Hodi Podi onun düşürdüğü gençlik muskasını bulur, boynuna asar. Günlerdir bu muskanın peşinde olan Hınzır Harami, Hodi Podi'nin peşine düşer. Masalda bizi karşılayan Anka Kuşu, Dev, Kafdağı, Mucit Çelebi, Cinler Padişahı, tepegöz, yazarının uçsuz bucaksız masal kültüründen nasıl beslendiğinin kanıtı gibidir. Bu toprağın masallarına da göndermelerin olması Hodi Podi'nin bir başka özelliği. Hodi Podi sonunda ülkesine dönebilir mi, nasıl bir zorlu yolculuktur onu bekleyen' Bunları keşfetmeyi okurlara bırakalım. Engin Deniz Erbaş'ın olağanüstü diyebileceğim illustrasyonları ile kitap 'can'ına 'can' katmış. Yazar/ressam ikilisinin uyumlu nefes alışlarını duyumsamak zor değil. Bu ikilinin imza atacağı yeni yapıtları merakla bekliyorum. Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün diyor ki; 'Özellikle masal yaşı olan 4 ile 8 yaş arasındaki çocukların yaşamlarında düşgücü büyük önem taşımaktadır. İşte bu noktada masalın mantığı ile çocuğun mantığı ortak bir tabanı paylaşmaya başlıyor. Çünkü bildiğimiz gibi hemen bütün masallar fantastik, yarı düş yarı gerçek olaylar üzerine kuruludur. Bir bakarsınız bir kurbağa prens olur, bir bakarsınız bütün gizilgüçlerine rağmen cinler, büyücüler, cadılar yenilgiye uğratılmıştırlar. Ya da sihirli bir söz gerçekleşmesi en olanaksız olaylara anahtar oluverir. Bu kolaycı yolu bütün çocuklar içlerinde yaşarlar zaman zaman.' Gökyüzündeki Ülke'de de masalın ve çocuğun mantığı ortak paydada buluşuyor. Hodi Podi kitaplarının seri olacağını çocuklara şimdiden müjdeleyebilirim. Muhsine Helimoglu Yavuz diyor ya; 'Masal elbette çocukluğumuzdur...' diye. Hodi Podi evrendeki yerini anlamaya çalışan bir çocuk/çocukluğumuz belki de' Belki de bu masal yaşamın gerçeklerinden koparılmış kocaman bir 'gerçek! 'Yoksa siz inanmıyor musunuz Hodi Podi'nin ve Gökyüzündeki Ülke'nin varlığına? *Hodi Podi-Gökyüzündeki Ülke Barış Müstecaplıoğlu, Resimleyen: Engin Deniz Erbaş, İkarus Yayınları, 2008, 48 sayfa.www.maviselyener.com

Kitapçı

1001 Minik Hayvanı Bulun/ Emma Helbrough / Resimleyen: Teri Gower / Çeviri: Tuba Akoğlu / TÜBİTAK Erken Çocukluk Kitaplığı / Basım yılı: 2008 / 32s. / 3'6Pırıl pırıl renkli resimleriyle, 1001 böceğin yer aldığı harika bir kaynak kitap. Tropik ağaçların tepesinde hangi böcekler bulunur, orman tabanında hangileri' Mağaralardaki böcekler, çayırdaki böcekler' Yeraltındakiler, çöldekiler' Yeryüzünde var olan 1001 böcek, yaşadığı yerler belirtilerek resimlenmiş. Üstelik sayfaların arasındaki bulmacalar, eğlendiriyor da. Sayfaların kenarında, o bölgede yaşayan böcekler, resimleriyle listelenmiş. Büyük resimde ise, o böceklerin yaşadığı yer çizilmiş, böcekler de resme yerleştirilmiş. Çocukların eğlencesi, listede gördüğü böcek resmini büyük resimde bulabilmek. Salyangoz nerede, karınca nerde? Dev çıyan nereye gizlenmiş? Kelebek nerede uçuyor? Dünyanın dört bir yanındaki böcekler, bu kitapta. Yalnızca çocukların eğitimi için değil, anne babaların da bu kitaptan öğreneceği çok şey var.Andersen Masalları/ Hans Christian Andersen / Çeviri: Murat Alpar/ İş Bankası Yayınları/ Basım yılı: 2006 / 255s. / 12+'100 Temel Eser' listesinde yer alan Andersen masallarının bazıları, çocuk kitapları listesinde olmalı mı gerçekten diye düşündürüyor insanı. 'Orijinal Dilden, Kısaltılmamış Çeviri' olan kitapta, yer alan bir masaldan yapılacak bir alıntı, belki söylenemeyenleri söylenir kılabilir:Köşede öylece otururken, gecenin köründe kapısı açılmış, Büyük Claus elinde bir balta ile içeri girmiş. Küçük Claus'un yatağının nerede olduğunu bilirmiş. Yatağa yaklaşıp baltasını ölmüş büyükannenin kafasına indirivermiş. Ne bilsin? Küçük Claus'u öldürdüğünü sanıyormuş.' Tabii ki masal bu paragrafla özetlenemez. Küçük Claus, Keloğlan kurnazlığıyla kandırdığı hancıya, büyükannesini öldürdüğüne inandırır ve ondan şantajla epey para sızdırır. Daha sonra Büyük Claus'a giderek, ölü büyükannesinin ölüsünü satarak para kazandığını anlatır. Büyük Claus inanır. Sonra olanlar, şöyle: 'Büyük Claus, 'Vay Canına! Amma da para ediyormuş!' deyip evine koşmuş; bir balta bulmuş; kendi büyükannesini oracıkta öldürüvermiş. Sonra ölüyü bir arabaya yükleyip, kentteki eczacıya götürmüş, bir ölü satın almak isteyip istemediğini sormuş.' ('Küçük Claus ile Büyük Claus' s.194) Sözlü dilde yetişkinlere anlatılan bu masalların tamamı, yazılı dile geçtiğinde çocuğa uygunluğu gözetilmeksizin doğrudan çocuk edebiyatına havale edildiğinde, edebiyata mı, yazara mı yoksa çocuğa mı saygısızlık oluyor; belki araştırmacıların ve sosyologların, asıl buna yanıt bulması gerekir. Bu ve buna benzer birçok masalın '100 Temel Eser Listesi'nde nasıl yer aldığı ise, ayrı bir araştırma konusu olmalı...

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer