Bahar şehirliyi daha çok yoruyor

Aşırı halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan "Bahar yorgunluğu" şehirlerde yaşayan insanları daha çok etkiliyor.
Yayınlanma tarihi: 1 Nisan 2009 Çarşamba, 07:32

Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Klinik Şefi Doç. Dr. Sedat Demir, oldukça yağışlı ve kapalı havalarla geçen kış aylarının ardından güneşin yüzünü göstermeye ve havaların ısınmaya başladığını söyledi. Demir, bu dönemin bahar yorgunluğu, başta solunum yolları ve bağırsak enfeksiyonları olmak üzere çok çeşitli enfeksiyonların kolaylıkla ortaya çıktığı zaman dilimi olduğunu olduğunu belirtti.

Baharda, güneşin kışa göre daha çok ısıtmaya başlamasıyla havadaki nem ve iyon dengesi ile elektrik yükünün değiştiği kaydeden Doç. Dr. Demir, şöyle konuştu:
''Tüm bunlara havadaki basınç değişimleri eşlik etmektedir. Bu değişimlerden insanlarla birlikte doğadaki tüm canlılar etkilenmektedir. Havada pozitif ve negatif olmak üzere iki türlü iyon bulunmaktadır. Havadaki pozitif iyonlar arttıkça insanlar kendilerini daha zinde ve mutlu hissetmekte, negatiflerin artması ise bahar yorgunluğu denilen belirtilerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.''

"En çok solunum sistemi etkileniyor"

Şehirlerde, egzoz gazı ve sanayi atıkları ile kirletici diğer unsurların, havadaki negatif iyon yükünün artmasına yol açtığına, bu nedenle kentlerde yaşayan insanların bahar yorgunluğunu ve mevsim değişikliğinin etkilerini daha yoğun hissettiklerine dikkati çeken Demir, şunları kaydetti:
''Havadaki iyon dengesi ve basınç değişiklikleri oksijenlenme azlığı, aşırı halsizlik ve yorgunluk, isteksizlik, baş dönmesi, dengesizlik, kişinin sabahları uykudan kalkmakta zorlanması, yaygın kas ağrıları, hazımsızlık, aşırı sinirlilik hali ve cinsel isteksizliğe neden olmaktadır. Bu belirtilerin tümü de 'bahar yorgunluğu' olarak adlandırılmaktadır.
Kış aylarında havaların soğuk olması ve kar yağışı, insanda hastalık yapan bir çok mikrobun üremesine izin vermemektedir. Havaların ısınmasıyla birlikte özellikle solunum ve mide - bağırsak sisteminde hastalık oluşturan çeşitli bakteri ve virüslerin çoğalması için uygun bir ortam oluşabilmektedir. Bahar aylarında havadaki nem ve iyon değişiklikleri, solunum yollarında ödeme, dolayısıyla akciğerlere giden oksijen miktarında ciddi azalmaya neden olmaktadır. Bu durum akciğerlerin ve üst solunum yollarının enfeksiyonlara karşı direncini düşürmektedir. Üst solunum yollarının farenjit, sinüzit gibi çeşitli enfeksiyonlarının yanı sıra hayatı tehdit edebilecek ciddi komplikasyonlarla seyredebilen zatürre şeklindeki akciğer enfeksiyonları da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

Bu dönemde basit mevsimsel ishal olaylarıyla birlikte ciddi sıvı kayıpları ve ölümlerle sonuçlanabilen bağırsak enfeksiyonları da artmaktadır. Bunda baharla birlikte değişen yeme alışkanlıklarının ve gıdaların uygun şartlarda saklanamamasının da rolü büyüktür.''

Demir, baharda gerek metabolizmada ve gerekse hormonal salgılardaki bir takım değişikliklerin, damar yatağının büzülmesine yol açarak, organlara giden kan akımını azalttığını, bunun sonucunda cilt kuruluğu, saçlarda dökülme ve ani tansiyon yükselmelerinin ortaya çıkabildiğini vurguladı.

Beslenme ve sporun önemi

Mevsim değişikliklerinin etkisini en aza indirmek için giyim tarzına dikkat edilmesi gerektiğine değinen Demir, gün içinde hava şartlarına uygun giyinilmesi, ani terleme ve soğumadan kaçınılması, rüzgarda kalınmaması, özellikle yağışlı havalarda yağmurdan korunulmasının önemli olduğunu anlattı.

Doç. Dr. Sedat Demir, ayrıca sağlıklı beslenme kurallarına özen gösterilmesi, öğünlerin zamanında ve düzgün yenmesi, bol sebze-meyve tüketilmesi, B, C vitaminleri ile potasyum yönünden zengin gıdalar alınması, günde 2-2,5 litre su içilmesi ve düzenli spor yapılmasının da son derece önemli olduğuna işaret ederek, şu uyarılarda bulundu:
''Özellikle bahar yorgunluğu bazı ciddi rahatsızlıkları maskeliyor. Hastalarımızın özellikle bu dönemde soğuk algınlığı, grip gibi hastalıkları önemsememesinden dolayı çoğu ciddi problem daha başlangıç aşamasındayken yakalanamamaktadır. Dolayısıyla tedavi için ciddi zaman kayıpları olmaktadır. Bu nedenle bu tür belirtiler hissedildiğinde vakit geçirmeden mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.''

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.