Bilimsel yayın sayısında 17.liğe geçiyoruz ama sorunlar sürüyor...

Bilim Atıflama Rehberine göre, 2008 yılı ortasında toplam yayın sayısı bakımından Türkiye, İsveç ve Tayvan'ı az geçerek dünyada 17’inci sıraya yükseldi. İçinde bulunduğumuz sene Rehber’in kapsamı 1/5 oranında genişlerken, ülkemiz kaynaklı 13 derginin yeni olarak Rehber kapsamına girmesi sevindirici bir gelişme oldu

09 Ağustos 2008 Cumartesi, 07:35

Türkiye’nin dünyadaki payının son 4 yılda binde 11.2’den sadece 13.6’ya çıkabilmesi ve üstelik yayınlarda tam metinli makale payımızın önemli ölçüde gerilemesi, bilimde bir uyuklama dönemine girdiğimiz kuşkusunu yaratıyor . Örneğin Brezilya ya da Polonya ile yarışmada zorlandığımız izlenimini veriyor.

Prof.Dr. Altan Onat, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi

Aşık attığımız beş ülke, Güney Kore, Brezilya, Tayvan, Polonya ile İsveç’tir.

2008 yılının ilk yarısını geride bıraktığımızda, bilimsel yayınların dünya eğilimleri çerçevesinde değerlendirilmesinde yarar var. Çünkü Thomson ISI’nin ürettiği Bilim Atıflama İndeksi’nin (SCI) yeni yıldan itibaren kapsamına giren dergilerde önemli bir sıçrama meydana geldi ki, bu genişleme bağlamında ülkemizden de çok sayıda dergi yararlandı. Bu yazıda

1) 2008 ortasında toplam bilimsel yayınlarımızın ve makalelerimizin sayısı, ülkeler sıralamasındaki yerimiz,

2) Bilimde bize yakın ülkelerle Türkiye’nin performansının karşılaştırılması,

3) Sorunlu hususlara odaklanma ve

4) SCI kapsamına Türkiye kaynaklı yeni giren dergilerin açıklanması amaçlanmaktadır.

5 Temmuz 2008 itibariyle dünyada toplam 785 bin farklı yayın, bir yayına farklı ülkelerin katkısı dahil edilince toplam 946 bin yayın üretilmişti ki, bu bir önceki yılın aynı dönemine göre %24.9’luk artış temsil etmekteydi. Türkiye kaynaklı yayınlar 12,873 ile bir önceki yılın aynı dönemine göre %31’lik artış kaydetti. Bu sayı, geçen yıl sonunda az gerilerinde bulunduğumuz İsveç ve Tayvan’ı az farkla geçebilmeye yetti ve şimdilik 17’nci sıraya yerleştik.

Ülkemizin dünyadaki payı 2007’deki binde 13’ten binde 13.6’ya yükselmiş gibi görünüyor.

Tam metinli makale

Bu performansı gönül ferahlığıyla başarılı görmek kanımca mümkün değil; çünkü 4 yıl öncesine kadar dünya geneline yaptığımız fark her yıl yaklaşık %15 iken, son 4 yılda bu tempo %5’e gerilemiş durumda. Eskiden her yıl en fazla artış gösteren 3 ülkeden birini oluştururken, son yıllarda devletler arasında ortalara yakın bir konuma geriledik.

İkincisi, SCI kapsamına önceleri sadece 4 dergimiz girerken, sayı bu sene 17’ye çıktığından, bunun sağladığı arkadan rüzgâra rağmen, beklentinin üstüne çıkamadığımız düşünülebilir.

İlaveten, çok önemli bir nokta, tam metinli makalelerin toplam yayındaki yüzdesidir. Bu pay 2002’de %88’den giderek azalarak halen %78 düzeyine indi. Nihayet, son yıllarda rekabet ettiğimiz bize yakın güçteki 5 ülke ile karşılaştırınca, iç açıcı bir manzara ortaya çıkmıyor (Grafik).

Aşık attığımız beş ülke, Güney Kore, Brezilya, Tayvan, Polonya ile İsveç’tir. Son 7 yılın bilimsel yayın sayılarını izleyen grafikte, 2008 yılı rakamları, ilk yarıyıl verilerine göre tarafımdan ekstrapole edilen tahmini rakamlardır. Dizinin ilk yılında Güney Kore 14. sıra ile İsveç’in önünde başı çekiyor, ülkemiz, İsrail ve Belçika’nın da gerisinde, 22. sırada yer alıyordu.

Grafikte ele alınan 6 ülkeden Polonya, Tayvan ve Türkiye birbirinden büyük farklar sergilememekteydi, İsveç ise kapasitesini fazla yükseltme imkânından yoksundu. Bu nedenlerle anılan 4 ülke günümüzde %10’dan az farkla kümelenirken, biz diğerlerinin önünde yer aldık. Brezilya ve dünya 12’ncisi Güney Kore ise, belirgin farkla önümüzdeler.

Global ölçekteki yayınların %20’den fazla artışına sahne olan 2008 yılında, bizim Brezilya ve Polonya gibi iki ülke kadar hamle yapamayışımız dikkat çekicidir. Nitekim ilk yarıyılda bu ülkeler yayın sayılarını sırasıyla %51 ve %45 oranında yükseltti. Oysa, geçmişte her iki ülkenin memleketimizin bilimsel gelişme hızına ayak uyduramaz olduğunu hatırlatalım.

Buna bir de yukarıda açıkladığım tam metinli makale payının son yıllarda önemli oranda gerilemesini katarsak, demek oluyor ki, sıralamada zahiren yükselmemiz bizi yanıltmasın, 1986-2004 döneminde sergilediğimiz tempodan uzak bulunmaktayız. Üniversitelerin maddi sıkıntıya girmesi, yeterince kadro verilmeyişi sonucu, bir anlamda yerimizde patinaj yapmaktayız.

Sonuç olarak, bilimsel yayınlarda Türkiye 2008 yılı ortasında dünyada 17’nci konuma yükselmiş görünmekle birlikte, ciddi sorunların devam ettiği izlenimi alınmaktadır. Bu izlenimin göstergeleri olarak, üstüste dördüncü yıldır dünyadaki payımızın artışında önemli yavaşlama ve tam metinli makalelerimizin toplam yayınlarındaki payında önemli azalma sayılabilir.

Oysa, bu sene anılan Rehber’e Türkiye kaynaklı 19 derginin yeni girmesinin temsil ettiği ‘pupa yelken’ ortam sayesinde, yayınlarda daha büyük bir hamle yapmamız beklenebilirdi.