Erivan'ın stratejik yalnızlığı

Son dönem Ermenistan liderleri, ülkelerinin jeopolitik önemini kullanamadılar ve bu rolü Gürcistan'a kaptırdılar. Erivan, Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan arasındaki başarılı projelerden dışlandı. Ermeniler yanlıştan dönmek yerine, son dönemde de Gürcistan'ı suçlayarak haklı çıkmaya çalışıyorlar.

12 Ağustos 2008 Salı, 12:22

Ermenistan bölgesel projelerde jeopolitik bir avantaja sahip olsa da bölge devletlerine karşı düşmanlık besleyerek bu avantajını altın tepsiyle Gürcistan'a sunmuştur. Ermenistan, projelerde yer alabilmek için sorumluluk üstlenmek yerine bir suçlu arayışında olmuş; zaman zaman Türkiye zaman zaman da Azerbaycan ve Gürcistan'ı suçlu olarak göstermiştir. Kars-Ahalkelek-Tiflis-Bakü (KATB) Demiryolu Projesi'nin Türkiye kısmının temelinin atıldığı dönemde Ermeni basınında Gürcistan karşıtı haber ve analizler boy göstermiştir. Bu gelişmelere paralel olarak demiryolu projesinin Gürcistan kısmının geçtiği Cavahetya bölgesinde yaşayan Ermenilerle Gürcü polisi arasında yaşanan çatışmalar dikkat çekicidir. 18 Temmuz 2008'de Ahalkelek bölgesinin Ermeni asıllı emniyet müdürünün evinin önünde bomba patlaması yeni tartışmaların başlamasına neden olmuştur. Olay sonrası Gürcü polislerinin Birleşik Cavahetya Demokratik İttifakı (BJDİ) üyesi Gurgen Şirinyan'ın evinde yaptığı aramalarda iki Gürcü polisi hayatını kaybetti. Aramalar sonucu BJDİ Başkanı Vahagn Çakalyan ve aile üyeleri Gürcü polisi tarafından göz altına alındı.

Azınlık kartı

Gürcistan nüfusunun yüzde 7'sini oluşturan Ermeniler Cavahetya bölgesi dışında Abhazya bölgesinde de önemli miktarda bulunmaktadırlar. Ermenilerin bu bölgeye yerleşmesi Rusya'nın ciddi desteğiyle 1830 yılında gerçekleşmiştir. Daha sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında Anadolu'da Osmanlıya karşı Rus ordusuyla birlikte savaşan Ermeni çeteleri Rusların Anadolu'dan çıkmasıyla birlikte bu bölgeye yerleşti. 1918-1920 yılları arasında Gürcistan'a karşı Bolşevik Rusya ile işbirliği yapan Ermeniler, 1991 sonrasında da Abhazya ayrılıkçı hareketine ciddi destek vererek Gürcülerle arasındaki güvensizliği pekiştirdi. Diğer taraftan Cavahetya bölgesinde yaşayan Ermenilerin Ermenistan'la etnik ve kültürel, Rusya ile ise ekonomik ve güvenlik anlamında bağları devam etmekteydi. Rusya ile Cavahetya arasındaki ekonomik ve güvenlik bağlarına bu bölgede bulunan Rus askeri üslerinin 2007'de bölgeyi terk etmesiyle son verildi. Fakat hala Rusya ile bölgedeki Ermeniler arasında iletişim değişik düzeylerde devam etmektedir. 18 Temmuz olaylarıyla ilgili Gürcü polislerce gözaltına alınan Vahagn Çakalyan'ın lideri olduğu Birleşik Cavahetya Örgütü 10 Mart 2005'de direk olarak Gürcistan parlamentosunun Rus askeri üslerinin ülkeden çıkarılması için aldığı kararla ilgili olarak kurulması ve Rus askeri üslerinin çıkarılmasına karşı 13 ve 31 Mart'ta iki büyük gösteri düzenlemesi taraflar arasındaki ilişkinin kanıtıdır. Birleşik Cavahetya'nın finansal desteği Cavahetya kökenli Ermeni iş adamı Haçatur Saharyan tarafından sağlanmaktadır. Rusya ile örgüt arasındaki bu bağlar olayların Rusya tarafından kışkırtıldığı yorumlarına neden olmaktadır.

Jeopolitik nedenlerden dolayı Ermenistan, Cavahetya bölgesinde yaşayan Ermenilerin faaliyetlerine mesafeli davransa da Ermenistan'daki bazı siyasi partiler ve Ermeni lobisi Cavahetya Ermenilerin özerklik taleplerine destek veriyor. Ermenistan'da 100.000 akrabası bulunan Cavahetya Ermenileri, sorunlarıyla ilgilenmek için Kudretli Anavatan Partisi'ni kurmuşlardır. Bunun dışında Ermenistan'ın bu bölgede yaşayan Ermenilere her yıl insani yardım yaptığı okul kitapları gönderdiği ve bölgenin elektriğini sağladığı bilinmektedir.

Ermeni azınlığın yaşadığı Cavahetya bölgesinde 18 Temmuz 2008'de projenin Türkiye kısmının temelinin atıldığı tarihten bir hafta önce karışıklığın çıkması dikkatleri bu yöne yöneltti. Olaylara paralel olarak Ermeni basınında iki yorum dikkat çekici oldu. Bazı Ermeni yazarlara göre, bu olay Gürcistan'ın Ermenileri Gürcistan'dan çıkarma politikasının bir parçasıdır. Bazı yazarlara göre ise KATB Projesi gerçekleşirse bölgedeki Türk etkinliği daha da yoğunlaşacak ve Ermenistan'ın kuzey bölgesi Türklerin eline geçmiş olacaktır. Bu da Gürcistan'ın Türkiye'nin "kapsama alanına" girmesi anlamına gelecektir. Bu olayı Türkiye ve Azerbaycan'ın oyunları olarak değerlendiren Ermeni uzmanlar, proje aracılığıyla Ermeni azınlığın Cavahetya bölgesinden çıkarılacağı ve bu bölgeye Ahıska Türklerinin yerleştirilerek Ermenistan'ın Türkler tarafından tamamen kuşatılacağını iddia etmektedirler. Gürcistan'ı ise Türkiye ve Azerbaycan'ın çıkarları doğrultusunda bağımsızlığını kaybeden bir ülke olarak tanımlıyorlar. Her iki yorumda da Ermeni basınının ülkede Gürcü karşıtlığını körüklediği gözlemlenmektedir.

Tüm bunlar yaşanırken Ermenistan hükümetinin olayla ilgili pasif tutum sergilemesi ise Ermeni yazarların tepkilerine neden olmaktadır. Ancak Ermenistan, sorunun iki ülke arasında çetrefilli bir soruna dönüşmesinden endişelenerek Gürcistan'ın iç işlerine karışmak konusunda şaşırtıcı bir şekilde öncelere göre daha dikkatli davranmaktadır.

Projelerin kilit ülkesi

Ermenistan-Gürcistan arasında tarihten gelen güvensizliğin ötesinde günümüzde de bazı kırılma noktaları bulunmaktadır. Cavahetya Ermenilerine açık bir şekilde destek vermese bile Rusya ile yakın işbirliği içinde olması, Büyük Ermenistan haritasında Gürcü topraklarının bulunması ve ayrılıkçı bölgeler konusunda kendi kaderini tayin hakkını desteklemesi Ermenistan'a duyulan güvensizliğin temel nedenleridir. Ermenistan Ulusal Güvenlik Doktrini'nde Rusya ve Gürcistan'ın stratejik müttefik olarak gösterilmesine rağmen Gürcistan Ermenistan'la ilişkilerini çıkarlara dayanan faydalı ilişkiler olarak tanımlamakta ve bu da Ermenistan'da rahatsızlığa neden olmaktadır. Diğer taraftan Gürcistan Ulusal Güvenlik Doktrini'nde Türkiye ve Azerbaycan'ın stratejik ortak olarak benimsenmesi bu iki ülkeye karşı tarihsel düşmanlık besleyen Ermenistan'ı rahatsız etmektedir.

Ermeni azınlığın yaşadığı bölgede çatışmaların direk olarak KATB'a karşı olduğunu kanıtlamak için zamana ihtiyaç duyulsa bile projenin Türkiye kısmının temelinin atılması aşamasında Ermeni basını ve uzmanları Gürcistan'ı hedef almış durumdadır. Ermeni yazarlar Tiflis'in Ermenistan'ı izole edecek bütün projelere destek vermesini ihanet olarak değerlendirmektedirler. Bölgesel projeler ve bölgesel denge açısından Gürcistan'ın kilit jeopolitik konuma sahip olması Ermeni basınının saldırganlığını daha da artırmaktadır. Kafkasya'da ABD ve Rusya arasında devam eden jeopolitik mücadelenin bu ülke üzerinde yoğunlaşması da bu ülkenin kilit konuma sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Gürcistan sadece Rusya ve ABD'nin jeopolitik mücadelesi açısından değil bölge devletlerinin rekabeti açısından da önemli konuma sahiptir.

SSCB'nin dağıldığı günden itibaren bölgede iki kutuplaşma göze çarpmaktadır: Rusya-Ermenistan-İran (REİ) dikey kutuplaşması ve Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan (TGA) yatay kutuplaşması. Fakat TGA üçlüsünün gerçekleştirdiği başarılı entegrasyon REİ üçlüsü arasında gerçekleşememiştir. TGA üçlüsünün entegrasyonu açısından Gürcistan'ın cesur adımları yadsınamaz. Gürcistan, Türkiye-Azerbaycan arasında bir koridor iken Rusya ile Ermenistan arasında bir karasal duvar niteliğindedir. Gürcistan, Türkiye-Azerbaycan ikilisine destek vererek hem kendi bağlarını pekiştirmekte hem de Rusya-Ermenistan-İran üçlüsünün entegrasyonunu engellemektedir. Ermeni yazarların basın üzerinden saldırılarının nedeni bir taraftan bu cesareti kırmaya yönelikken diğer taraftan da Gürcistan'da yaşayan Ermenilere bir mesajdır.

1991'den günümüze Ermenistan yaygaracılığının bölgesel barış ve güvenliğe zarar verdiği bir gerçektir. Ermenistan yönetimleri ve aydınları oyunlarına son verip barış ve güvenliğe katkıda bulunacaklarına başarısızlıklarını ikinci plana itmek için sürekli suçlu arayışı içindedirler. Bu durum Ermenistan'ın daha çok yalnızlığa itilmesine neden olacaktır.