Kapat

Son Haberler

A+ A-

Kanlıca: Yalının eskisi yoğurdun şekerlisi

Semtleri meşhur eden ya da semtlerin meşhur ettiği bazı şeyler vardır. Yoğurt dersem aklınıza İstanbul’un hangi semti gelir? İstanbul’un Anadolu yakasının alımlı bir semti Kanlıca... Karayoluyla ya da deniz yoluyla geldiğinizde sizi karşılayan İskele Meydanı oluyor. Denize çıkmak isteyen tekneler, meydana şirinlik katan pembe muhtarlık binası, ellerinde yoğurt kaseleri bir yığın insan, meydanın manzaralarından bir kaçı.
Yayınlanma tarihi: 14 Ağustos 2008 Perşembe, 09:08

Semtleri meşhur eden ya da semtlerin meşhur ettiği bazı şeyler vardır. Yoğurt dersem aklınıza İstanbul’un hangi semti gelir? İstanbul’un Anadolu yakasının alımlı bir semti Kanlıca... Karayoluyla ya da deniz yoluyla geldiğinizde sizi karşılayan İskele Meydanı oluyor. Denize çıkmak isteyen tekneler, meydana şirinlik katan pembe muhtarlık binası, ellerinde yoğurt kaseleri bir yığın insan, meydanın manzaralarından bir kaçı.

“Yoğurthane”den yoğurt alıp banklarda denize karşı yoğurt yiyenlerden biri de biz oluyoruz. Yoğurdun tadı zamanla değişse bile hep göz önünde olduğu için ününü yitirmiyor. Sütün günlük ve şoklanmamış olması, renginin pembeliği, yağı ve kremasının alınmaması yoğurdun özelliklerinden bir kaçı. Pudra şekeri, bal, reçel ile de süslenerek yeniliyor. Kilosu 3.5 lira. Tadı hafif, biraz da ekşimsi, daha çok pudra şekeri ile yeniliyor. Önceki yıllarda körfez tarafına gelen Museviler çileği pudra şekeri ile yerlermiş bunu gören Kanlıcalı yoğurtçu da bugün yoğurdun pudra şekeri ile servis edilmesine öncü olmuş.

Kanlıca denilince sadece yoğurdun akla gelmesi haksızlık olur. Kanlıca adının Kağnı arabası kullanmaları nedeniyle “Kanglı“ olarak isimlendirilen bir Türk kabilesinden türediği iddia ediliyor. Beykoz Osmanlılar’ın yerleşiminden sonra buraya Anadolu’dan insanların kağnılarla gelmesi sonucunda önce “Kağnılıca” olarak anılmaya başlanan semt, zamanla “Kanlıca” adını almış.

Kanlıca’nın süsü

Tekne sahipleri meydanda sırayla yolcu alıyorlar. Saati otuz lira olan tekne turlarında biz Ali Rıza Karaman’ın teknesi Karayelle “Kanlıca’nın süsü” yalıları selamlamaya çıkıyoruz. Yalılar inci bir kolyenin değerli taşları gibi dizilmişler boğazın boynuna. Yalnız iki yalının hem sahibi, hem mimarisi değişmemiş. Karayelle yalıların kayıkhanelerine yaklaşıyoruz, çoğu kapatılmış.

Hem yalıları seyrediyor hem de komşu semtleri süzüyoruz. Anadolu Hisarı ile Çubuklu arasında kalan Kanlıca’nın karşı komşularından biri de Emirgan. “Sahilhane”de (yalı) oturanların isimleri geçiyor tekne gezintisinde. Günümüz zenginlerinin yalıları sıra sıra... Körfez’de yalıları bulunan Zeki Müren ve Müzeyyen Senar yalılarını satmışlar. Yedi Sekiz Hasan Paşa Yalısı, Rasim Paşa Yalısı, Saffet Paşa Yalısı, Yağlıkçı Hacı Reşit Bey Yalısı, Rukiye Sultan Yalısı, Hekimbaşı Yalısı, Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı, Halil Ethem Paşa Yalısı, Manolya Yalısı Kanlıca’nın önemli yalılarından.

Emirgan’da çay, Kanlıca da kahve içmek... Kanlıca da “Mekke Kahvesi” yapılırmış. Kahve toprak büyükçe sapsız kahve fincanına dökülerek servis yapılıyor. Yaşlı insanların kahvelerde “çek bir fakfuri”, “çek bir Mekke’den” diye seslendikleri zamanı hatırlıyor Ahmet Kahraman. Doğma büyüme Kanlıcalı olan 50 yaşındaki Kahraman’dan Kanlıca’ya dair bazı ayrıntılar öğreniyoruz. “Şuradan şuraya kaç ağaç var ben bilirim. 19 tane manolya ağacı var. Caminin minaresini sorarsanız 19 metre 70 santim derim.” diyerek bize Kanlıcalı olmanın samimiyetini tebessümle yansıtıyor.

Kanlıca’yı Kanlıcalılardan dinlemeye devam ediyoruz ve bu kez 87 yaşındaki Kanlıcalı Avukat Baria Sipahioğlu’na paylaşabileceği bir anısı var mı diye soruyoruz. Pencerenin yanındaki koltukta oturarak anlattıklarının geri dönmesini bekler gibi dışarı bakıyor Baria Hanım. Körfezde yapılan mehtap gecelerini, hanendeleri sazendeleri anımsıyor ve başlıyor anlatmaya “Vapura binerdik, hoparlörden Safiye Ayla’nın sesi gelirdi. Burada kibar, medeni, okumuş münevver bir kitle vardı. Mehtaplı bir yaz gecesinde sandala binip Emirgan’a geçtik. Kanlıca’ya dönerken fırtınaya yakalandık. Deniz göklere çıkmış. Ben arkadaşım Ferihan ve ağabeyim korku dolu anlar yaşadık. Deniz seyrini iyi bilen ağabeyim sandalı rıhtıma yanaştırdığında yalılarda, rıhtımda bizi telaşla bekleyen herkes sevinçle alkışlamaya başlamıştı.”

Kanlıca’nın sokaklarında gezerken “Özlem” isimli ünlü yufkacıya giriyoruz. Yaptığı tatlılardan “gelin tırnağı” ile “damat burması” isimleri ilgimizi çekiyor.

“Dere Tepe Türkiye” ile bizi televizyon ekranlarından dere tepe Türkiye’yi gezdiren, gezginlerin en barışçısı Barış Manço, Mihrimah Sultan Korusu içinde yer alan “Mihrimah Sultan Mezarlığı”ndan Kanlıca’yı sonsuza dek izleyecek...

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler