'Yaşam kısa... Oku!'

Babaları Onlarla Hep İftihar Ederdi; Zeynep ve Elifnaz Köksal İçin' 1626- Binaltıyüzyirmialtıya ulaşmışken bir içdöküm: 'Bir cümleden uzunsa uyduruyorumdur', KİTAP İÇİN'in ilkesidir.Kıs(s)a notlarımda edebiyat arenasıyla ilgili kişisel saptamalar ve eleştirilerim var.

15 Ağustos 2008 Cuma, 07:39

Iskalanmış yazar ve kitapları sahiplenmeye çalışıyorum. Bezirgân duruşlu yazarlara çattığım oluyor. Kitaplar öneriyorum. Yazar adaylarına küresel yazarlardan öneriler de ilettim. Aforizma, özdeyiş ve alıntılar paylaşıyorum.Gezi, yazma ve yayımlanma maceralarımdan anekdotlar da aktarmaktayım. Edebiyatistan'ın bazı sözde yazar, özde kaypak kişileri; 'özet günlük' sayılacak notlarımla kişisel reklam yaptığım kanısındalarmış. (Nicesinin kitaplarımı okumadan eleştiren güruha dahil olduğunu da biliyorum.)Ergun Babahan, 'Türkiye'de şu anda itibar düzeyi en düşük iki kurum siyaset ve medyadır' buyurmuştu. Edebiyat âlemi 'medya kurumunun içindeyse', bu saptamaya itirazım yoktur!1627- 2008 Necatigil Şiir Ödülü'nü Enis Batur (doğ.1952) kazandı. 'Ödül jürisinden yakın zamanda ayrılan Hilmi Yavuz olmasaydı 20 yıl önce kazanırdı' diyenler var.Katılıyorum. Da, bir noktayı kabullenemiyorum; Hilmi Yavuz'un 7, kalan 6 üyenin birer oy hakkı mı vardı?(Kıssa: Jüri üyelerinin rotasyonunda da ferahlık vardır.)1628- 16.05.2008 tarihli Radikal Kitap'tan öğreniyoruz; 'Sadece tiyatro kitapları yayımlayan Mitos Boyut, üç kişilik ekibiyle 1994'ten beri 400 tiyatro kitabı kazandırmış.Mitos Boyut'un sahibi ve editörü YILMAZ ÖĞÜT'e sadece saygılarımı sunuyorum.'1629- 1577. notumda '24 Şiir ve Leyla' için, Yahya Kemal'in sağlığında çıkan tek şiir kitabıydı demiştim. Metin Celal, 'Ama korsandı' diye uyardı.1932 ürünü ve ciltli kitabın son sayfasına, 'Bu şiirler YAHYA KEMAL Bey'in muhtelif mecmualarında çıkan yazılarından iktibas (alıntı) edilmiştir' notu düşülmüş.(Gel de, 'Eskinin korsanları bile başkaymış' deme!)1630- Çok satan ama sığ roman/öykü kitaplarıyla değil eleştirmenler, kitap tanıtım yazısı yazan gençler bile ilgilenmezler. Ne denli zorlarlarsa zorlasınlar; çok satan ama sığ yazarlar -genelde- zorlama söyleşilerle yetinmek zorundadırlar. Rastlarsam, o yazı parçalarını trajikomiğin keyfine varmak için okuduğumu itiraf ediyorum.Dünya Kitap'taki (Mayıs, 2008) söyleşisinde Canan Tan, 'Söylenmemiş Şarkılar'ın, öykü kitabı kimliğiyle, öykünün az okunduğu ülkemizde ilk çıktığı gün 4.baskısı yapıldı' demiş.(Yeterli sığlıkta yazılırsa, demek ki ülkede öykü de okunuyormuş.)Canan Tan devam ediyor: 'Neden anlatıyorum bunları? Neden anlatmak zorunda kalıyorum? Edebiyat camiası bilmiyor mu zaten? Biliyor! Ancak, görmezden gelenler çoğunlukta. Kitaplarımın tanıtımı yapılıyor, doğru. Ama ben, edebiyat yönünden eleştirilmelerini bekliyorum.'(Kitaplarınızda edebiyatın 'e'si yoksa eleştirmenler ne yapsın?)Canan Tan devam ediyor: 'Ancak, edebiyat dünyasından tek kişi çıkıp da, 'yapmak istediğin nedir?' diye bana sormadı.'(Teşhis belli, niye sorsunlar ki?)Canan Tan durmuyor: 'Gene de, kitaplarımın edebiyat yönüyle değerlendirilmesi/eleştirilmesi konusunda umudumu kesmedim.'(Lütfen kesin ve söylediklerimi 'dost acı söyler' bağlamında değerlendirin.)1631- Çilekeş usta Cevdet Kudret (1907-1992) 1930'larda Kayseri Lisesi'nde edebiyat öğretmenidir. Liseden mezun olduğu saat, öğrencisi İhsan'a 'İhsan Benimle Çalışır mısın?' der. İhsan Hanım bunun bir evlenme teklifi olduğunu anlar. Eşinin ölümünden sonra İhsan Kudret'in yayımladığı anı kitabının adı da 'İhsan Benimle Çalışır mısın?'dır.Edebiyat tarihine şirin dipnotlarla mücehhez kitapta gülümsemeden edemediğim anekdotlar var:Okulun (konservatuar) müdürü emekli bir albay. Askeri bir disiplinle yönetiyor okulu. Koridorlara tebeşirle çizgiler çektirtmiş. Kız öğrenciler çizginin sağından, erkek öğrenciler çizginin solundan yürüyecekler. Buna benzer işleri dillere destan. Bir gün koridordan geçerken odanın birinden keman sesi duyuyor. Kapıyı açıyor, ne görsün?.. Bir kız bir erkek öğrenci keman çalıyorlar. Müdürün saçları diken diken oluyor. Hırçın bir sesle soruyor:'Ne yapıyorsunuz burada?''Düet yapıyoruz efendim' diyor öğrenciler.'O dediğinizi ayrı ayrı odalarda yapın' diyerek öğrencileri odadan çıkartıyor* * *Hamileliğim nedeniyle bıraktığım fakülteme yeniden başladım. Hocalarımız, bir İngiliz profesör dışında, İrfan Şahinbaş, Orhan Burian, Saffet Korkut. Saffet Hanım ikinci evliliğini Dr. Şerif Korkut'la yapmıştı. Şerif Korkut ünlü faşistlerdendi; tek sözcükle, gericiydi. Aydınlar çevresinde sevilmezdi. Öldüğünde, sevilmemesine karşın, cenaze törenine çok insan katıldı. Cevdet, Nurullah Ataç'a ayaküstü sormuş, 'Neden ölmüş?' diye. Ataç'ın yanıtı mizah sahifelerinin baş köşelerini söyleyecek nitelikte: 'Üzümünü ye de bağını sorma!'1632- 17-18.05.08 tarihli International Herald Tribune'dan ibretlik istatistikler: Her altı saniyede bir kişi sigaranın neden olduğu bir hastalıktan ölmekte. / Her altı saniyede bir kişi trafik kazasında ölmekte veya yaralanmakta. / Her otuz saniyede bir kişi intihar etmekte. / Her otuz saniyede bir Çinli bebek özürlü olarak dünyaya gelmekte. / Her otuz beş saniyede bir Amerikalı bebek terk veya taciz edilmekte. / Her altmış saniyede bin kişi cep telefonu almakta. / Her gün 1.6 milyondan fazla online blog peydahlanmakta. / Her gün 6800 kişi daha HIV'e yakalanmakta. / Her on beş günde bir dil yeryüzünden silinmekte. / Her ay 300 kalifiye hemşire Güney Afrika'yı terk etmekte. / Her ay ABD hükümeti, 20 bin kişiyi daha terörist izleme listesine eklemekte'1633- 17.05.08! Galata Kulesi Meydanı'nda, Sahaf Festivali'ne izleyici olarak katıldım. Sahaf Ayşa / Sahaf Binbir / Sahaf Can / Sahaf Destine / Sahaf Doğa / Sahaf Ege / Sahaf EOS / Sahaf Gezegen / Sahaf Hisar / Sahaf Kâğıt Gemi / Sahaf Kayıp Kitap / Sahaf Kibrit / Sahaf Kurgu / Sahaf Lamelif / Sahaf Levant Koleksiyon / Sahaf Mihrican / Sahaf Mim / Sahaf Murat / Sahaf Önder / Sahaf Simurg / Sahaf Tekin Nümismatik / Sahaf Turanlı / Sahaf Turkuaz ve Sahaf Yol standları arasında kaç kez gelgit yaptığımın farkında bile değilim.1634- 24.05.08 günü Akmerkez'deki Remzi Kitabevi'ndeydim. Kırk kitaplık çok satanlar listesinde damak tadıma göre tek kitap bulamayacağımı biliyordum.Anı, yüzeysel tarih, zorlama komplo teorileri, sığ romanlardan mürekkep listenin başında 'Allah'la Aldatmak' vardı; hemen peşinde de 'Siz Kimi Kandırıyorsunuz?'(Romanın durumundan önce edebiyat okurunun tükenişine hayıflanılmalıdır.)1635- 27.05.08! Çemberlitaş'ta bir yorgun Osmanlı duvarına yapıştırılan el ilanı beni zaman tünelinde çıktığım yolculuktan alıkoyacaktı:'Muma İyi Taş TakabilenDeneyimli Bay ve Bayan ElemanAranıyor'1636- Kingston Üniversitesi'nde 'Yaratıcı Yazarlık' dersi veren Hanif Kureishi, tüm öğrencilerine 100 üzerinden 71 veriyormuş karne notu gerektiğinde. Yaratıcı yazarlık derslerini 'yeni ruh sağlığı merkezlerine' benzeten Kureishi, her sabah yazı masasına oturduğunda, 'Ben neden buradayım? İntihar mı etsem?' diye iç geçirirmiş.(Bu trajikomik lafların, onun son kitabını tanıtma faaliyetlerinin bir parçası olduğunu söylemeye gerek var mı?) 1637- İstanbul'da ihracat fazlası kadın giysisi satacak dükkâna isim önerisi: (F)İSTANBUL.1638- TURCOPLES: Haçlı Seferlerinde Hıristiyanlarla birlikte çarpışan Türk-Grek kökenli Suriyeliler. (Kaynak: Chronicles of the Crusades-Joinville ve Villehardouin.)1639- Sözcüklerin Ötesinde:-'Sözcükler şiirin düşmanıdır.' Russell Edson, 2000-'Sözcüklerin tükendiği yerde şiir başlar.' Marvin Bell, 2004-'Sessizliğe en yakın edebiyat türü şiirdir.' Marianne Boruch, 1994-'Şiir yalnızca sessizliği çerçevelemek için vardır.' Alice Oswald, 20051640- Yazar Conrad Aiken'a (1889-1973) doktoru akşam yemeğinden sonra martini içmeyi yasaklayınca; üstat akşam yemeklerine gece yarısı oturacaktır.1641- Televizyon öncesi dönemde anket defteri tutma modası da vardı. Naif sorulara başkalarının verdiği yanıtları okuma aşkına o defterlere muzip satırlar döşenirdim. 'Dünyaya bir hayvan olarak gelseniz, hangisi olmak isterdiniz?' sorusuna yanıtım 'vejetaryen kartal'dı.1642- Aforizmalar (Yalçın Sadak, Düzlem Yayınları):-Aforizma sanattır; firesiz düşünme sanatı.-Şairsen, yığınların belleği olmaktan koru kendini!-Sürekli gündemde kalan, güncel olamaz.-Dil dünyayı açıklamak için değil, örtmek içindir.-Kişi önemsiz olmayı seçebilir. Bu da en az diğer seçimler kadar değerlidir.1643- Sabahattin Kudret Aksal'dan (1920-1993):Güz Bitimine DoğruyduKarşı karşıya oturduksigara sardıkdiz ve basmalodosdövüyor kayayıuzakçagüneşli günler sarkıyor yüzünden. 1644- İlkbahar ve ilkyaz hasadı kitap önerileri: Sahilde - Ian McEwan, Turkuaz / Ozanlar Yazarlar Kitaplar - Adnan Binyazar, Cumhuriyet / Michelangelo - Bruno Nardini, CAN / Gezginin Oteli - Cees Nooteboom, SEL / Yürümeye Övgü - David Le Breton, SEL'1645- Bir roman projesi için, Bizans Hanedanı Palaelogus'un son dönem tanığı George Sphrantzes'in (1401-1477) İngilizce günlüğünü arıyordum. The Fall Of The Byzantine Empire'ı 32 bin nüfuslu Teksas kasabası La Porte'da buldum. Kitabın içinde sahaf Bookmarc's'ın sahibi Marc Williams'ın kartı vardı. Üstünde 'Life Is Short' Read!' ('Yaşam Kısa' Oku!') yazıyordu.(Başımıza gelenlerin, geleceklerin; kitap okumamaktan, yeterince kitap okumamaktan, yanlış kitaplar okumaktan geldiğini, geleceğini anmadan edemedim.)1646- The Library At Night'tan - Alberto Manguel:-'Hitler'in özel kitaplığında; yedi bini askerlik tarihi, binden fazlası sanat denemeleri, yaklaşık bini popüler kurmaca, biraz daha fazlası Hıristiyanlık ve pornografi olmak üzere on altı bin cilt kitap bulunduğu tahmin edilir. Tek tük klasiklerin (Gülliver'in Seyahatleri, Robinson Kruzoe, Tom Amca'nın Kulübesi, Don Kişot) yanı sıra gözde yazarı Karl May'in neredeyse tüm macera kitaplarına da sahipti' Fransız yemek kitabı yazarı Maia Charpentier, kitabını ona 'Vejeteryen Mösyö Hitler'e' diyerek imzalamıştı.'* * *-'Kont Dracula bilge bir kişiydi, birikimini öncelikle kitapçoksever olmasına borçluydu' Şatosundaki kütüphanesini gerçek yuvası bellemişti.'1647- İlhan Selçuk'un Köşeyazıları:' Son on-on beş yıldır okurların toplumsal ve düşünsel gelişiminde birkaç fıkra yazarının görev yükümlendikleri ve başarılı oldukları da ortada bir gerçektir.' Bu birkaç yazardan biri de İlhan Selçuk'tur kuşkusuz. Köşe yazısının bizdeki geleneksel, yerleşik anlamını, işlevini değiştirmiş; ona, yeni boyutlar kazandırmıştır. Boyutlandırma hem dilsel, hem içeriksel düzlemde gerçekleşmiştir. Bir yazısında (Cumhuriyet, 13 Eylül 1984) köşe yazısından ne anladığını şöyle belirtir:'Bir köşe yazarı- yazarlık kurallarına uymak ve sınırlarında kalmak koşuluyla - her şeyden söz açabilir.Köşe yazısı yergidir, denemedir, öykücüktür, oyundur, mizahtır, eleştiridir, bildiridir, mektuptur, yumruktur, okşayıştır, dertleşmedir, direniştir, söyleşidir, açıklamadır; günden güne değişir, renkten renge dönüşür.'' Köşe yazarlığının sınırlarını genişleten birkaç yazarımızdan biridir İlhan Selçuk. Türkçenin tadını çıkaran, yüreklerde ve kafalarda titreşimler yaratan bir yazar'Emin Özdemir, 1984 1648- Vladimir Nabokov (1899-1977) ekmek parası uğruna Amerikan üniversitelerinde edebiyat akademisyenliği yaptı. Benimsemediği bu süreç yirmi yıl sürdü. LOLİTA sayesinde varsıllık mertebesine erince, üniversiteden ayrıldı. Eşsiz eşi Vera'yla birlikte ölene dek İsviçre'de -bir otel odasında- yaşadı'Lectures on Literature, Nabokov'un Austen, Dickens, Flaubert, Joyce, Proust, Kafka ve R.L.Stevenson üzerine notlarından mürekkep. Kitabın arkasında onun sınavlarda sorduğu sorulardan örnekler var.Madame Bovary'den:-Flaubert'in 've' sözcüğünü kullanışını irdele.-Flaubert Berthe'in bebekliği ve çocukluğunu tanımlarken Dickensvari bir atmosfer yaratmış mıdır? (Kesin ol.)(Pele, 'Futbol basit bir oyundur, onu çetrefilleştiren teknik direktörler' buyurmuştu. Saptama edebiyat ve akademisyenlere de uyarlanabilir.)1649- Öğretmenlik:-'Yönlendirebilmek öğretmenin en büyük sırrıdır.' H. Frederic Amiel (1821-1881)-'Bilen, bilir; anlayan, öğretir.' Aristo (M.Ö. 384-322)-'Öğrenmek bence eğitimin en önemsiz parçasıdır.' John Locke (1632-1704)-'Deneyim en iyi öğretmendir.' İngiliz Atasözü-'Öğretmen başkalarını aydınlatırken kendisi eriyen bir muma benzer.' Giovanni Ruffini (1807-1881)1650- Salondan Bir Tıkırtı Geliyor Bey (Görüşmeyeli Uzun Zaman Oldu, Metin Üstündağ, SEL) Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (İn cin top sektiriyordur.) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Çok hoş bir stili var ama değil mi?) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Kesin derin devlettir.) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Salon aşeriyordur belki.) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Pasif durma, sen de tıklat.) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Kimse kusursuz değildir aşkım.) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Kırk yıllık salon, tıkırdar tabii.) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Fareler topluca step dansı yapıyorlardır.) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Geldikleri gibi giderler.) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Bu bizim şarkımız olsun.) / Salondan bir tıkırtı geliyor bey! (Saçmalama be kadın, bizim salonumuz yok.)