Yazılı anlatım ağırlıklı Türkçe öğretimi/ 1

Yayınlanma tarihi: 27 Nisan 2009 Pazartesi, 15:00

Ülkemiz okullarının tümünde, ilköğretimin birinci sınıfından lisenin son sınıfına dek programlarda bir yazılı anlatım dersi vardır. Eski harflerin kullanıldığı zamanlarda bu derse tahrir, kitabet adı verilirdi; şimdi de ileri sınıflarda kompozisyon deniyor. Adını Frenkçe'den aldığımız bu dersi nasıl işliyoruz? Doğrusu “Hiç işlemiyoruz, işleyemiyoruz.” desek yeridir. “Şunu yazın, bunu anlatın.“ demekten öteye yaptığımız bir şey yok.Oysa yazılı anlatım, şimdiki adıyla kompozisyon, çok önemli bir derstir. Yazılı anlatım bir düşünme dersidir. Kalemi elimize aldığımızda ne yazacağımızı düşünmeye başlarız; söyleyeceğimizi yazmazsak genellikle üzerinde çok az düşünürüz. “Kalem yazma aracı ol-maktan çok düşünme aracıdır.“ sözü bu durumu çok açık dile getiriyor. Yazmak, salt bir sözü saptamak, kåğıda geçirmek demek değildir; öncelikle yazana, söylenenin ne anlama geldiğini düşündürür yazmak.

Yukarıda söylenenlerden yola çıkarak, dildeki yazılı anlatım yönteminin Türçede uygulanışını örneklerle vermeğe çalıştım. Bunun için önce yöntemin özüne ilişkin işleri sıralamak gerekiyor.

Bu uygulamada “yazılı anlatım” çalışmasının anlamına uygun olarak öğrencilerin önünde kesinkes kalem - defter bulunmalı. Düşündükleri herşeyi kesinlikle yazmalıdır öğrenciler. Kalemden çıkan sözcükler, kalemiyesine (sahibine) yazılanın doğru olup olmadığını yavaşça hemen fıslar. Bu nedenle verilen alıştırmaya göre her öğrenci yanıtını hiç üşenç göstermeden defterine hemen yazmalıdır. “Doğrunun yolunu yanlışlar gösterir.“ ilkesine inandırılmalı öğrenciler. Ayrıca bu iş sınav değil, okuduğunu anlama, anladığı üzerinde düşünme, düşündüğünü de yazıya dökme işidir.

Öte yandan yazılı anlatım çalışmalarının Türkçeyi geliştirmek olduğu kadar sınavlara da hazırlanmak olmadığını kim ileri sürebilir? Hele şimdi her yıl ilköğre-timin küçük sınıflarında SBS’lerle başlayan, ortaöğretimde de ÖSS’lerle sünrdürülen sınavlar söz konusu olunca bu tür çalışmanın hem değişik açılardan, değişik yönleriyle Türkçe eğtimi, hem de sınavlara hazırlık olduğu düşünülünce, çok yararlı bir çaba olduğundan kuşku duyulmamak gerekir; yeter ki hazırlanan alıştırmalar yeterince ve gereğince uygulanabilsin.


Alıştırmalar nasıl olacak?

Yazılı anlatımın “sözcük, tümce, bölümce, metin“ olmak üzere başlıca dört temel öğesi vardır. Bütün yazılı anlatım çalışmaları, bütün sınıflarda düzey ayrımı gözetilerek bu öğeler üzerinde sürdürülür. Sözcüğün tümcede “gerçek, değişmece, eğretileme, soyut, somut, eş, zıt anlamı; tümcedeki yeri, görevi; tümcenin bölümcede anlamı, anlamına göre yeri; kuruluşu; metnin konusu, konuya bakış açısı, anadüşüncesi, dilbilgisinin uygulamalı olarak kullanılışı, anlatımı bo-zuk tümceler vb.“ ayrı ayrı soru olabilecek nitelikte alıştırmalardır. Bu doğrultuda her sınıfa yazılı anlatım öğelerinin her birinden her düzeyde yüzlerce çeşit, yüzlerce anlatım alıştırması üretilebilir.

İşte metinlerden bu öğeler doğrultusunda üretilebilecek çalışmalarla öğrencilere yazılı anlatım alıştırmaları yaptırılmalıdır. Arap harflerinin kullanılmakta olduğu günlerde de okullarda yazılı anlatım öğretiliyordu. Şimdi de “kompozisyon, yazılı anlatım” adlarında sürdürülen bu dersin yeterince eğitimi ne eskiden yapılıyordu, ne de bugün yapılabiliyor. İlkokulun birinci sınıfından lisenin son sınıfına dek yazılı anlatımın programlarda adı vardır, haftalık çizelgelerde yeri vardır, ama hiçbir düzeyde gereğince yapılamıyor bu ders. Yazılı anlatım eskiden okullarımızda hiç önemsenmemiş, bugün de önemsenmiyor. Ancak önerdiğimiz yöntemle bu savsaklamanın bir ölçüde önüne geçilebilir. Öğrencilerin yazılı anlatım çalışmalarında yanlış yapmalarından hiç çekinmemelerini, yaptıkları yanlışın doğrusunu görmenin çok önemli bir eğitici nitelik taşıdığı kendilerine açıklanmalıdır. Bir süre sonra da öğrenciler, kendi yaptıkları yanlışın nedenini kendileri anlayacak duruma geldiklerini göreceklerdir. Zamanla öğrenciler bir eleştiri bilinci kazanacak, doğrunun kendi yaptıkları yanlışların gösterdiğini anlayacakardır.


Yazılı anlatımda öteki dersler

Okullarımızda haftalık ders saati en çok olan iki dersten biri Türkçe, öteki de matematiktir. Seçme sınavlarında da bu iki dersin soru sayısı öteki derslerden fazladır. Türkçe ve matematik bir üst öğretim kurumu için gerekli düşünme gücünü en iyi geliştiren derslerden sayılıyor. Matematik öğrencilerin en çok çalıştıkları ders. Ancak düşünmeyi geliştirmesi bakımından önemli sayılan bu dersin gerçekten düşünmeyi öğretici, geliştirici nitelikte öğretimi yapılıyor mu? Ne yazık bu soruya “evet” demek oldukça zor. Deneyimli matematik öğretmenleri Türkçede olduğu gibi matematikte de düşünmeyi geliştirme yolunu hiç savsamazlar. Sınıf düzeyine göre önce bir problemin çözümünü verir, ardından da bu çözüme uygun bir problem metni yazdırırlardı. Böylece matematik derslerinde salt matematik bilgileriyle, problem çözümleriyle yetinilmiyor, Türkçeyle bağdaştırılarak düşünme yetisi güçlendiriliyordu. Bu çalışmalar, bilgiden düşünce üretimine yöneliş, öteki derslerde de ele alınabilir.


Uygulama nasıl olmalı?

Öncelikle öğrencilerin eline alıştırmalar yazılı olarak verilmeli; her öğrenci kendi defterine alıştırmanın ıstediği yanıtı yazmalı; matematikte olduğu gibi Türkçede de kalem sürekli elde bulunmalı, bütün sınıf yanıtını yazdıktan sonra, üzerinde hiç tartışılmadan öğretmen hemen bu alıştırmanın doğru yanıtını vermeli; öğrenciler de bunu kendi yanıtlarının altına yazmalıdır.

Böylece her öğrenci, öğretmenin yanıtıyla kendi yanıtını karşılaştıracak, kendi kendini denetleyecektir. Bir öğrencinin kendi kendisi-ni denetlemesi çok önemli bir öğretim yöntemidir. Sınıflarda en ilgisiz öğrenci bile bu durumda kendi yazdığının neresinin doğru? neresinin yanlış olduğunu çok merak eder.

Bu çalışma sırasında öğretmen sınıfta bir konu işler gibi, ders anlatır gibi çalışmayacak; öğretmen işveren, öğrenciler de verilen işin işçisi olacak. Bu durum bütün öğrencilere açıklanmalı, usanmadan, yılmadan izlenmelidir.

Bu yazılı anlatım alıştırmasının nasıl oluşturulduğu, öteki sınıflar için de hazırlanabileceği örneklerle açıklandı. Bu yönteme Kültür Okulları öğretmenlerince çok ilgi duyuldu, lise sınıflarında uygulanmaya da başlandı.

Kültür Okullarından emekli Celil Altın


Yazılı anlatım ağırlıklı Türkçe öğretimi/ 1

Açıklama: Aşağıdaki bölümceleri özenle okuyun. Ardından da verilen alıştırmaların yanıtlarını defterinize yazın. Her alıştırmanın yanıtını kesinkes yazmalısınız. Çünkü kalem yama aracı olmaktan çok düşünme aracıdır. Yazarsanız yanlışınızı görür, anlar, düzeltirsiniz. Öğretmeniniz size doğru yanıtı verecek, sizin de o yanıtı kendi yanıtınızın altına yazmanızı isteyecektir. Böylece siz kendi yanıtınızla öğretmenin verdiği yanıtı karşılaştırıp kendi kendinizi denetleyeceksiniz. Öğretmeniniz kimi alıştırmalarda size ön bilgiler de verecektir. Bu çalışma bir sınav değildir; ama okuduğunuzu anlamanıza, anladığınızı yazabilmenize olalanak sağlayan bir alıştırmadır. Ayrıca SBS’ye – ÖSS‘ye hazırlayan «öğretirken ölçen, ölçerken öğreten» yazılı anlatım ağırlıklı bir Türkçe metin inceleme çalışmasıdır.

İlköğretim Sınıflarında

I.– (1) Ben küçük bir çocukken dünya benim için burası demekti. (2) Sabahları gözümü açtığımda bu cadde üzerindeki insanları, araçları, satıcıları görür, ardından da dört gözle benim gibi birilerini beklerdim. (3) Nedense o birilerinin birincisi genellikle her zaman ben olurdum. (4) Onlar nerede şimdi! (5) Ben hep bu kaldırımlar üzerinde, bu dükkanlar arasında, bu sokağın havasında büyümemişmiydim? (6) Bütün çocukluğum, dileklerim, düşündüklerim bu cadde üzerindeki yaşamdan gelmiyor muydu?

1.- Bu bölümceyle başlayıp bu doğrultuda sürdürülen bir metne iki sözcükten oluşan başlık düşünüp yazın.

2.- Bu bölümcenin kaçıncı tümcesinde iki deyim kullanılmış? Bu deyimleri bulup yazarak gösterin.

3.- Bu bölümcenin üçüncü. tümcesinde bir anlatım bozukluğu yapılmış, bu bozukluğu düzelterek tümceyi yeniden yazın.


4.- Bu bölümcede sözü geçen çocuk, çocukluğuna duyduğu özlemi anlatıyor. Ancak bu özlemini bir tümcesiyle açıkça belirtiyor. Bu tümce hangi tümce?


5.- Bu bölümcedeki hangi tümcenin yükleminin yerine “kaynaklanmak” yüklemi kullanılabilir?

II.- (1) Bir maden kuyusunda çalışıyordum. (2) Yanımdaki işçilerden Virjinya’da zenciler için açılan bir okuldan söz ediyorlardı. (3) Bu okulda yoksul zenci çocuklarına pekçok kolaylıklar gösteriliyormuş. (4) Aklım gece gündüz bu okula takılıp kalmıştı. (5) Uzaklığını, yolda karşılaşacağım güçlükleri düşünmeden oraya gitmeye karar verdim. (6) Annem de yarım ağızla buna razı oldu. (7) Ağabeyim de sağ olsun bana elinden gelen yardımı yaptı. (8) O yıllarda bu yolda tren işlemiyordu. (9) Çaresiz bir sabah gün doğmadan yaya olarak yola düştüm. (10) Dördüncü günün sonunda Virjinyadaki okula gelebilmiştim.

6.- Bu bölümcenin ikinci tümcesindeki anlatım bozukluğ nasıl giderilebilir?

7.-Bu bölümcede üç deyim kullanılmış, bu deyimleri bulup ayrı ayrı yazın.

8. – Bölümcenin son tümcesindeki hangi sözcük yerinde kullanılmamış? yerinde hangi sözcük kullanılmalıydı.?

9.- Bölümcenin dokuzuncu tümcesindeki ümcesindeki hangi sözcüğün yerine “buna karşın” sözcükleri konabilir?

10.- Bölümcenin son tümcesindeki hangi sözcük ad olduğu halde sıfat görevinde kullanılmış?

11.- Bir üçgenin alanını bulmak için yapılan işlemlerin nedenlerini kısaca açıklayın.

12.- Bir karenin alanını bulmak için neden bir kenar uzunluğu kendisiyle çarpılır?


Yanıtlar

1.- Yanıt: Çocukluk Anıları.

2.- Yanıt: İkinci tümcede: “gözümü açtığımda, dört gözle” deyimleri kullanılmış.

3.- Yanıt: Üçüncü tümcede “genellikle” sözcüğü kullanıldıktan sonra “her zaman’ sözcükleri kullanılmamalıydı. Çünkü “genellikle “ sözcüğü “her zamam“ sözcüklerini de içeren bir sözcüktür.

4.- Yanıt: “Onlar nerede şimdi!” tümcesi.

5.- Yanıt: Son tümcesinin...

6.- Yanıt: Birinci tümcenin öznesi olan “yanımdaki işçilerden “ öğesini, “yanımdaki işciler” biçiminde yazmakla giderilebilir. Çünkü bir tümcede “den” eki almış sözcük özne olmaz.

7.- Yanıt: “... takılıp kalmıştı, yarım ağızla, yola düştüm” sözcük çiftleri deyimdir.

8.- Yanıt: “... gelebilmiştim“ sözcüğünün yerine “ulaşabilmiştim“ eylemi kullanılmalıydı.

9.- Yanıt: Buna karşın sözcükleri “çaresiz” sözcüğünün yerine yazılabilir.

10.- Yanıt: “Virjinyadaki” sözcüğü ad olduğu halde “deki” ekiyle okul sözcüne sıfatı olmuş. Söcükler özel ad da olsalar bir ek yardımıyla sıfatlaştırılırsa, ek üst virgülle ayrılmaz.

11.- Yanıt: Taban olarak alınan kenarla, üçgenin bu tabana göre bulunan yüksekliği çarpılır. İşlem, bu boyutlardaki bir dikdörtgenin alanını verdiğinden sonuç ikiye bölünür.

12.- Yanıt: Bir karede, bir kenar sütunundaki karelerin seyısınca kare sütunu vardır. Bu nedenle bir kenar kendisiyle çarpılarak bütün bütsütunlardaki karelerin sayısı bulunr; bu da karenin alanını gösterir.

Ortaöğrenim sınıflarında

I.-“Ahlakın kaynağı edebiyattır. Bizi ahlaksızlıktan şiirler, öyküler, romanlar, denemeler, perdeler kurtarır. Bize insanları edebiyat tanıtır. Bir kimseyi görünce okuduğunuz romanlardan, izlediğiniz oyunlardan birini, bir kişisini anımsarsınız. Edebiyattan, özellikle romanlardan öykülerden uzak kalırsanız, insanlığı salt gözlerinizle görürsünüz; gözleriniz başka bir canlının gözünden ayrımı çok az olan bir organdır sizin için. Onları içlerinden tanıyamaz, imgeleminizle de can-landıramazsınız. Bilim bize dışı öğretir, öğrettikleri dışımızda kalır; edebiyat ise öğretmez, sezdirir, insanların içini açar bize; ahlakın istediği de budur; insanları anlama, içlerine bakabilme, kavrama gücü verir. Bu nedenle ahlakın oluşmasında dış veriler etkilidir, öz veriler değil.”

1.-Bölümce, bir düşünce birimidir; sözcüklerden, tümcelerden oluşur.
«Konu, konuya bakış açısı, anadüşünce», bölümcenin temel öğeleridir. Bir bölümcede ne üzerinde duruluyor, bölümcede neden söz ediliyorsa, o öğe bölümcenin konusudur. Konu genellikle bir sözcük ya da bir tamlamayla belirtilir. Buna göre yukarıdaki bölümcenin konusu nedir?

2.- Bölümcenin ikinci öğesi “konuya bakış açısı”dır. Bölümcede konuya bakış açısı genellikle konuyu içeren kısa bir anlatım birimidir. Bu bölümcede konuya bakış açısı iki sözcükle açıklanabilir. Bölümcede konu hangi açıdan ele alınarak açıklanmışsa, o sözcükleri düşünerek yanıtı yazın.

3.- Bir bölümcede üçüncü temel öğe anadüşüncedir. Anadüşünce, bölümcede açıklanmak istenen temel görüşü, çok kısa ve öz bir tümceyle ortaya koyan düşüncedir. Bu bölümcenin anadüşüncesi nedir?


4.- Yazarlar yazılarında okuyucularına iletmek, vurgulamak istedikleri görüşlerini açıklamak için yazılarında düşünceyi geliştirmek için “tanımlama, örnekleme, tanık gösterme, karşılaştırma” anlatım yollarından birine, ikisine başvururlar. Bu bölümcede yazar bu yollardan hangisinden yararlanıyor?


5.- Öğretmeniniz bu bölümcenin bir tümcesinde bir anlatım bozukluğu olduğunu söylüyor. Size göre bu bölümcede hangi tümcenin anlatımı bozuk, bu bozukluğu gidererek tümcenin doğrusunu yazın..

II.- “(1) Büyük adamı, sıradan adamın ölçüleri ile ölçmemek gerekir. (2) Büyük adam da her insanda bulunan nitelikleri taşır. (3) Ancak o, öteki insanlarda bulunmayan yönüyle büyük adamdır. (4) Onu büyük adam yapan, gerçekleştirmiş olduğu, tarihin içine yerleştirdiği yanıdır. (5) Yoksa onun da basbayağı isteklerden, tutkulardan örülmüş bir dünyası vardır. (6) Öte yandan büyük adam diye tarihe geçmiş insanlarda da kimi kusurlar, olumsuzluklar bulunabilir. (7) Bunlar büyük adam büyüklüğünü etkilemez. (8) Sözün kısası büyük adam da her insan gibi bir insandır, her insanda bulunan nitelikleri de taşıyan kişidir büyük adam.”

6.- Her bölümcenin bir konusu bir de konuya bakış açısı vardır. Bu bölümcenin konusu nedir? Konuya bakış açısı nedir?

7.- Bu bölümcenin VII. tümcesinde geçen “bunlar” adılı (zamiri) bölümcedeki hangi sözcüklerin yerini tutuyor?

8.-“Ayrıca 7. alıştırmaya yanıt olan sözcüklerin başka insanlarda bulunması da gerekmez, salt bu kimseye özgü niteliklerdir bunlar.” tümcesi bölümceye kaçıncı tümce olarak konabilir?

9.-Tümcelerde bir görüşün kuvvetlendirilmesi için, aynı görüş başka sözcüklerle bir kez daha dile getirilir. Bu yola bölümcenin kaçıncı tümcesinde başvurulmuştur?

10.-Bu bölümcenin birinci tümcesini, anlamını değiştirmeden bir sözcük kısaltmanız istense hangi sözcüğü atarak tümceyi nasıl yazardınız?

11.- Bayağı kesirlerinin toplama – çıkarma işlemlerinde paydalar eşitlenir de çarpma – bölme işlemlerinde neden eşitlenmez? Kısaca açıklayın.

12.- Merdivenden yukarıya doğru çıkarken öne doğru eğilmek durumunda kalırız, inerken de gereye doğru dikiliriz. Bu durumun nedenlerini kısaca açıklayın.


Yanıtlar

1.- Yanıt: Bölümcenn konusu “edebiyat“ sözcüğü ile açıklanabilir. Çünkü bölümce başından sonuna dek “edebiyat“ terimi üzerinde duruyor.

2.- Yanıt: Bölümcede konuya bakış açısı “edebiyatın işlevi, edebiyatın işi, edebiyatın görevi“ gibi tamlamalarla açıklanabilir.

3.- Yanıt: Bölümcenin anadüşüncesi “Kişiyi, edebiyat ürünleri ahlaklı kılar.” tümcesiyle açıklanabilir.

4.- Yanıt: Bu bölümcede yazar bilimle edebiyatı yanyana koyarak “Ahlakın kökenini edebiyat ürünleri oluşturur, bilim ürünleri değil.” demekle edebiyatla bilimi karşılaştırmıştır.

5.- Yanıt: Son tümcede anlatım bozukluğu var. Bu bozukluğu gidermek için son tümcedeki “dış“ verilerle “öz“ veriler” sözcükleri yer değiştirmelidir.

6.- Yanıt: Bu bölümcenin konsunun “büyük adam“ olduğu doğru, ancak konuya bakış açısı büyük adamın dünyası değil, “büyük adamın nitelikleridir.“

7.- Yanıt: Bölmcedeki “bunlar“ adılı, “kusurlar, olmsuzluklar“ sözcüklerinin yerini tutuyor.

8.- Yanıt: 8. tümce olarak konabilir.

9.- Yanıt: Bölümcenin IV. tümcesindeki “gerçekleştirmiş olduğu” sözcükleriyle, “tarihin içine yerleştirdiği” sözcükleri özdeş anlamı veren anlatımlardır.

10.- Yanıt: “ Büyük adamı, sıradan adamın ölçüleri ile ölçmemelidir.“ biçiminde yazılabilir.

11.- Yanıt: Bayağı kesirlerin toplama - çıkarma işlemlerinde payların aynı büyüklükte olmasını sağlamak için paydaların eşitlenmesi gerekir.

12.- Yanıt: Ağırlık merkezini dayanma yüzeyinin içine düşürmek için.

([email protected])

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.