Karaciç'in hatırlattıkları

Bosna savaşı, ölüm ve yıkımlardan çok 40 bin kadının tecavüze uğraması, seks kölesi olarak kullanılması ile kazındı belleklere. Kadınların bedenleri bir silah olarak kullanılmıştı ve bu silah mağdurun kendisini vuruyordu. "Lekelendim" utancı kocaların ya da ailenin erkeklerinin davranışlarıyla beslendi. Kadın örgütleri adalet peşine düştü... Sonunda tecavüzlerin sorumlusu Radovan Karaciç yakalandı, ama...

17 Ağustos 2008 Pazar, 11:47

Radovan Karaciç 12 yıllık kaçaklıktan sonra 21 Temmuz 2008’de Sırp teşkilatları tarafından yakalanarak Birleşmiş Milletler Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim edildi. 1992 ile 1995 yılları arasında yaşanan Bosna Savaşı’nda soykırım, savaş ve birçok insan hakları ihlaliyle suçlanan Karaciç özellikle Srebrenica ve Sarajevo’nun kuşatılmaları ile anılıyor. Ancak, yargılanacağı en büyük suç emri ve “stratejik yaklaşımı”yla yapılan sistematik tecavüz.

Mahkeme 1992’de, Bosna savaşından sonra tecavüz kamplarında kadınları tutarak onlara sistematik olarak tecavüz edilmesini bir soykırım girişimi olarak değerlendirerek kadınların vücutlarının bir silah olarak kullanıldığını tespit etmiş, ancak bu Bosnalı kadınların dramını hafifletmeye yetmemişti. Çünkü tecavüzlerin bir nükleer ya da biyolojik silahın etkileri gibi kuşaklar boyunca süren etkileri oldu ve kadınların ruhlarında yine kuşakları etkileyecek bir psikolojik yara açtı. Bugün de Boşnak toplumunda bu “lekelenme” düşüncesi kadınlarla erkekleri birbirine düşman edebiliyor. Avusturya ve Bosna’da faaliyet göstererek Bosna savaşını dünyaya açıklamayı hedefleyen ZZI (Avusturya Güncel İnisiyatifler Merkezi) sivil toplum örgütün başkanı Damir Saracevic de bu sürecin tanıklarından.

- Siz savaşta neler yaşadınız, nelere tanık oldunuz?

18 ay boyunca savaşı yaşadım. Yaralandım, yurtdışına çıkarıldım ve ameliyat edildim. Savaş başladığında 16 yaşında büyük hayalleri olan genç bir delikanlıydım, ama o günden sonra hayat bitti sanki. Gördüklerimiz ve yaşadıklarımız savaş görmemiş insanlar için idrak edilmesi imkânsız şeyler...

- ZZI nedir, neden kuruldu?

Avusturya’da bulunan ZZI adlı örgütün başkanlığını üstlendim. Çalışmalarımız çerçevesinde Avusturya ve Bosna Hersek arasında hem kültürel faaliyetler düzenliyoruz, hem de ekonomik bağlantılar kurarak Bosna’nın kalkınması için çabalıyoruz ama her şeyden önceki hedefimiz yaşanmışları dünyaya anlatmak. Bu savaş çok yanlış tanıtılıyor. Bunun için tarihçilerden bilim adamlarına kadar önemli insanları bir araya getirerek konferanslar düzenliyoruz. Böylece hem ülkemin kalkınmasında payım oluyor hem de iyi bir şeyler yaptığımı gördükçe kendi yaralarımı iyileştiriyorum.

- Bu savaş çok yanlış tanıtılıyor derken neyi kastediyorsunuz?

Birincisi bu bir iç savaş değildi. Yugoslavya parçalandıktan sonra Sırplar homojen, Boşnakların olmadığı daha büyük bir ülke kurmak istediler. İstedikleri topraklara sahip olabilmek için Boşnakları yok etme amacıyla saldırdılar. Bu karşılıklı bir savaş değildi, buna rağmen dünya bize yardım etmedi. Srebrenica’da Birleşmiş Milletler sizi koruyacağız, silahlarınızı teslim edin dedi, sonra katledilmemizi seyretti. Savaşı dünya gözünden uzak tutmak, mümkün olduğu kadar çabuk oldu bittiye getirmek istediler. Ama biz halkımıza ve özellikle kadınlarımıza yapılanları unutup kaderimize boyun eğmeyeceğiz.

- Buna rağmen savaş kadınların yaşadığı şiddetle, tecavüzlerle belleğe kazındı.

Aşağı yukarı 40 bin kadına sistematik olarak tecavüz edildi. Bu Boşnakları yok etmek için çok bilinçli kullanılan bir savaş stratejisiydi ve belki en güçlü silahlarıydı. Tecavüzleri, özellikle erkek olan aile fertlerinin önünde yaparak onları moralman yıktılar. Birçok kadını kaçırıp kamplara kapattılar. O kamplar kadınlara tecavüz ederek moral bulma merkezleri hallerine getirilmişti. Radovan Karaciç’in kendisi askerlerine ellerinden geldiği kadar karşı tarafın kadınlarına tecavüz etmelerini emretti. Bu daha önce hiç olmamış bir şeydi. Tabii ki kadınlara tecavüz her zaman her savaşın bir parçasıydı ama hiç bu ölçüde, bu kadar stratejik bir silah olarak kullanılmamıştı. Bazı kadınlar yüzlerce kez tecavüze uğradı, yaşadıkları fiziksel travmadan çocuk doğuramaz hale geldi. Hepsi birer yaşayan ölü, hayattan bir beklentileri kalmamış, tek umutları bunları yapanların cezalandırılması... Ama o adamlar hâlâ etraflarında serbestçe gezip yüzlerine gülüyorlar.

- Nasıl?

Srebrenica’daki soykırımı işleyen askerlerin bile arasında üç bin civarında polis vardı. Bunun en azından yarısı hâlâ görevde. Bu polisler aynı zamanda tecavüzlerin birçoğundan da sorumlu. Kadınlar kâğıt ya da evrak almak zorunda kaldıklarında bile karşılarında onlara tecavüz etmiş adamları buluyorlar. Birkaç kadın örgütü kuruldu. Bu örgütlerde kadınlar biraraya gelip tecavüzcülerin yakalanması için savaşıyorlar. Ancak hayatları hep tehlikede. Adalet mekanizması kadınları korumuyor, duruşmaya çıkıp adamın gözlerine bakarak “evet, bu adam bana tecavüz etti” demeleri gerekiyor. Burada iki farklı kadın profili karşımıza çıkıyor. Bazıları lekelenmiş olarak nitelenmekten korkuyor. Örgütlü olanlara ise ölüm tehditleri bile vız geliyor. Kaybedecek bir şeyleri kalmadığını düşünüyorlar, ama nedense uluslararası örgütler bu kadınlara destek vermiyor. Çoğu kadın kendisine tecavüz edenlerin kimliğini biliyor çünkü eskiden yan yana yaşadıkları insanlardı. Bosnalı kadın örgütleri de kimlikleri saptamak için görev yapan polislerin isimlerinin bulunduğu bir liste istiyor. Ama her nedense bu listeler de verilmiyor. Kadınlara bir korunma sağlanmıyor. Ama şunu da belirtmek istiyorum, kadınlarımıza tecavüz edenlerin hepsi Sırp değildi. Uluslararası barış güçlerinin adamları da bu rezalette önemli ölçüde yer aldılar. En unutamayacağım olay Birleşmiş Milletler Generali Fransız Phillip Morion’un yargılanamaması.

- Neyle suçlanıyordu?

Morion 12 yaşında bir kıza tecavüz etti. Alınan tüm ifadelerde aynı şey söylenmesine rağmen bu general yargılanmadı. Kendini, odaya ilk girdiğinde o ufak kızı korumak istemiş ama sonra kız gelip onu öpüp üstündeki kıyafetleri çıkarınca ne yapması beklenilebilinirmiş diyerek savundu. General Morion serbest bırakıldı, kızın ölüsü bile hâlâ bulunamadı.

- Bosna’nın, kadınların yaralarını sarmak için neler gerekiyor?

Karaciç gibi daha birçok insanın yargılanması, bu faşizmin ve faşist propagandanın insanların kafalarından silinmesi için çaba gösterilmesi gerekiyor. Oysa yapılan propagandalar hâlâ insanların beyinlerinde. Ne yazık ki şuna inanıyorum, Karaciç bugün serbest bırakılsa Sırplar onu başbakan seçerler. Hâlâ onun yaptıklarını görmüyorlar. Nefret, kin ve önyargılar insanların gözlerini kör etmiş.