Kapat

Son Haberler

A+ A-

Çelişkiler yumağı: Çevre

Türkiye art arda kurulmaya kalkışılan çimento fabrikalarıyla kentlerden, kıyılardan sonra yaylaları, ormanları, dağları son aylarda da sit alanlarındaki antik kentleri yıkıma uğratıyor.
Yayınlanma tarihi: 18 Ağustos 2008 Pazartesi, 07:25

5 Haziran’da Dünya Çevre Günü’nü kutlayan, 11 Haziran da TBMM Çevre Komisyonu’nda Kyoto Protokolüne Türkiye’nin katılımını uygun gören yasa tasarısını kabul eden, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarında Avrupa standartlarını benimseyen Türkiye, kağıt üzerinde olumlu adımlar atıyor. Uygulamada ise, ne devlet, ne belediyeler, ne bilim adamları turizmcileri, sanayicileri, tarım sektörünü denetleyip aydınlatmıyor. Doğa, tarım alanları, su alanları, antik kentler ve dolayısıyla insan sağlığını koruma konusunda olumlu adımlar atılmıyor.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu 7 Mayıs’ta Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’yle birlikte düzenlediği “Küresel Isınma Kurultayı”nda atık, ağaçlandırma, enerji, sulama alanındaki projelerini, kara taşımacılığının yarattığı kirliliğin önüne geçmek için yatırımlar yaptığını anlattı. Küresel ısınma tehdidi karşısında halkı uyandırmak gerektiğini söyleyerek basından yardım istedi. Eroğlu, açıklamalarına taban tabana zıt olan uygulamalara niçin müdahale etmiyor? Antik kentleri plansız ve yanlış uygulamalardan koruma konusunda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Müzeler Genel Müdürü girişimlerde bulunurken niçin Eroğlu ve ekibiyle eş güdüm sağlanamıyor? Bakanlıklar ayrı olsa da memleket problemleriyle bir bütün, çözüm de bütüncül yaklaşımla mümkün değil mi?

Gereken eşgüdüm

Pis sanayi ürünlerinde ihracat artışının nedeni AB ülkelerinde ÇED kriterlerine ödünsüz uyulması mı sorusunu yönelttiğimiz Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı; “Her konuda olduğu gibi pis sanayiden kurtulma ya da en aza indirmek için bir orkestra gibi organize olmak gerekir. İşini en iyi yapmak ve diğerine kulak vermek, bir merkezden uyum ve tempo içinde çalışmak. Görevini ihmal edene müsamaha etmemek lazım. ÇED kriterine uygun üretim neden yapılamasın? Üretimde en az zarar en yüksek verim neden elde edilmesin? Kriterlere uygun olup olmamayı denetleyenler de sorumluluktan kaçamamalı” diyerek eşgüdüm ve mesleki sorumluluğa dikkat çekiyor.

Çevre bilinci lafta kalmamalı

Küresel ısınma tehlikesine karşı gelişmiş ülkeler çevre bilincini güçlendirip, koruma tedbirleri alırken Türkiye plansız betonlaşma, son günlerde arda arda kurulmaya kalkışılan çimento fabrikalarıyla kentlerden, kıyılardan sonra yaylaları, ormanları, dağları son aylarda da sit alanlarındaki antik kentleri mahvediyor. Dünyada gıda savaşları sürerken, sosyal stratejik, güvenlik açısından en önemli sektörümüz olan tarıma geri dönülmez zararlar veriliyor.Doğa, tarih. ve su alanlarını korunarak, tarıma, turizme yatırım yapılarak ülke kalkınamaz mı?

Son günlerde basında sık sık yer alan haberlerde Oyak-Otomotiv ve Çimento Grubu’na en fazla satış teklifinin çimento fabrikalarından geldiğini okuyoruz. Yönetim Kurulu Başkanı Celal Çağlar; “Bu yıl ihraccat hedefimiz 2.3milyon tona yakın” diyor. O halde iç piyasada sıkıntı yokken yeni çimento fabrikası açmak için Osmaniye ve turizm cenneti Fethiye Üzümlü’de çevre katliamına niçin göz yumuluyor? Osmaniye de yapılması planlanan Entegre Çimento Fabrikası Kastabala antik kenti sit alanına 250 metre köye 100 metre uzaklıkta.

ÇED kriterleri kimden sorulur?

“Kutsal şehir” olarak anılan 2500 yıllık “Hierapolis Kastabala” yerleşim alanını ve Kırmıtlı Kuş Cenneti’ni hem arsa, hem de “hammade” olarak kullanmaya aday olan.Universal Çimento San.A.Ş.’nin Entegre Çimento Fabrika projesi için ön izin Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na haber bile verilmeden çıkıyor.

Çevreciler, mimarlar, ziraatcılar, arkeologlar ve halk sağlığı uzmanları; “Çimento fabrikaları ‘Gayrı Sıhhi Müesseseler (GSM)Yönetmeliği’nin zarar boyutu en yüksek olabilecek 1.sınıfında yer alır. Özellikle hava, su, toprak ve gürültü kirliliğine neden olacakları için, insan yerleşim yerlerinden mutlaka uzak olması gereken işletmelerdir” yönünde raporlar veriyor.

Osmaniye ili, Kadirli ilçesi, Kızyusuflu köyünde Karatepe Kazı ve restorasyon çalışmalarını 50.yılı aşkın süredir yürüten, arkeoloji zengini Adana yöresini ve doğal yapısını çok iyi bilen Prof. Dr. Halet Çambel ve kazı ekibinden arkeolog restoratör Murat Akman; Kastabala antik kenti alan sınırları içerisinde yapılması projelendirilen çimento fabrikası’nın Hieropolis-Kastabala antik kenti, Kırmıtlı Kuş Cenneti, Karatepe-Aslantaş Milli Parkı ve Karatepe Antik Yerleşim alanı üzerinde yaratacağı ve geri dönülemeyecek nitelikteki olumsuz etkileri ortaya koyuyor.

Türkiye Biyologlar Derneği ve Peyzaj Mimarları Odası Adana Şubeleri verdikleri raporlarda, gerçekleşecek zararı şöyle özetliyorlar:

“Ekonomik ömrü100 yıl olan fabrikanın hammadde ihtiyacı ocaklardan patlatma yöntemi ile elde edileceğinden, bitki örtüsünü yok edecek, dış ortama atılan hava kirleticileri ve hammadde olarak tüketeceği kayaların parçalanması, yakıt yakılması sırasında ve kül deposu kaynaklı uçucu tozlarla akciğerlere giren metal kökenli kanserojenler başta solunum yolları hastalıkları ve kanserler olmak üzere toplum sağlığına zarar verecek, deniz ve demiryolundan uzak olan fabrikadan İskenderun limanına, hammadde için de ocaklara yoğun kamyon trafiği titreşim, toz ve petrol emisyoları ile doğal yapıyı bozacak.”

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. İbrahim Ortaş ve Prof. Dr. Selim Kapur gözlemlerine dayanarak Adana Çimento Fabrikası’nın ziraat zarar verdiğini, bu nedenle pek çok dava açıldığını dile getiriyorlar. Ortaş, üretim sonucunda çıkan alkali tozların yağan çığ ile birleşerek sulandığını sadece bitkilerde fotosentezi engellemediği tarihi eserleri de çürüttüğünü, deformasyona sebep olduğunu açıklıyor yeni projeler için yetkilileri uyarıyorlar.

Yerinde keşif şart

Üniversiteler bilirkişi raporları hazırlarken ÇED Raporu , yayınlanmış yönetmelikler ve ilgili literatüre bakıyor. Tabii bilim etiğine bağlı oldukları var sayıyoruz. Eğer ÇED Raporu Osmaniye de olduğu gibi “Proje alanı ve yakın çevresinde arkeolojik miras bulunmamaktadır” yönünde gerçeğe aykırı yazılmış, sadece 250 metre uzağındaki 2500 yıllık Kastabala Antik kenti yok sayılmışsa, bilirkişi raporu da yanlış olacaktır. Rapora imza atan İTÜ Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cumali Kınacı, arkeolojik miras kendisine anlatıldığında, “Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü bizden yerinde keşif istemelidir. Biz yanlış bilgilendirildik” diyerek yerinde keşfin hem fiziko-kimyasal etkilerin hem de coğrafi yapının değerlendirilmesinde en sağlıklı yol olduğunu belirtti.

Ümit edilen hatadan dönülmesi

Şubat ayından beri, Karatepe- Aslantaş Koruma Derneği, Osmaniye’deki Çukurova Doğa, İstanbul’daki Arkeologlar, Adana Biyologlar dernekleri, Adana Mimar ve Peyzaj Mimar odaları, ÇEKÜL, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Arkeoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı Adana Koruma Kurulu’na ÇED raporunun iptali ve yürütmeyi durdurmak için dilekçe verdiler, raporlar sundular.

Fabrikanın tarihi ve arkeolojik Kutsal Hierapolis Kastabala ören yerine dahil olan Kesmeburun Tepesi’ne oturtulması, ören yerinin kale ve sit alanı ile tepe arasındaki arkeolojik bölgeye malzeme nakli içiin yollar yapılmasının yasalara aykırı olduğunu, turizm, doğa, dolayısıyla Kuş Cenneti ve tarım açısından da son derece değerli bir su havzasının fabrikanın etkileri sonucunda elden çıkacağını söylüyor;.”Ümidimiz hatadan bir an evvel dönülmesi.”diyorlar.

Duyar duymaz; ”Turizm ve kültür açısından çevreye bir zararı varsa takibe alırım”diyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve ekibi projeyi takibe aldı, aynı duyaYerlılık ilgili diğer bakanlık ve bilim adamlarından da bekleniyor.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler