'Bizi Allah'a havale ederler'

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin, AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli hakkındaki iddialarıyla ilgili, ''Bizim bireysel olarak hiç kimseyle özel bir hesabımız yoktur. Hiç kimseye iftira, çamur atmayız. Rüşvet belgesi olarak kamuoyuna açıklanan belgenin altında Şaban Dişli'nin imzası var'' dedi.

18 Ağustos 2008 Pazartesi, 07:49

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ile Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin dün birlikte yaptıkları açıklamayı değerlendirdi.

Dişli ve Bozdağ'ın, sorduğu ve belgelediği hiçbir olaya somut yanıt veremediğini savunan Kılıçdaroğlu, Dişli'nin, ''Birilerinin AKP ile görülecek hesabı var ise bu hesap iftira ve çamur atmakla çözülmez. Bu hesap milletle görülür'' sözlerini hatırlattı. Kılıçdaroğlu, ''Bizim bireysel olarak hiç kimseyle özel bir hesabımız yoktur. Hiç kimseye iftira, çamur atmayız. Rüşvet belgesi olarak kamuoyuna açıklanan belgenin altında Şaban Dişli'nin imzası var'' şeklinde konuştu.

''Silivri'deki parsellerin satışı ile ilgili kredi sağlanması ve imar değişikliklerinin yapılması karşılığında alınacak 1 milyon ABD dolarına ilişkin bir protokol bulunduğunu'' açıkladıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, ''Şu ana kadar bu protokol hiç kimse tarafından yalanlanmamıştır. Ben şimdi Sayın Dişli'ye açıkça soruyorum; bu protokol açıkça para karşılığı iş takibi protokolü değil midir? Parlamenterlerin para karşılığında iş takibi yapması hangi yasal ve ahlaki kurala uygundur?'' dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: ''Sayın Dişli, basın toplantısında, söz konusu para karşılığında iş takip belgesinin, 'Hukuki bir formatta hazırlandığını' belirterek, 'Basında yer alan başlıksız belge, eski ortağıma kredi temininde yardımcı olduğumu gösteren bir belgedir' diyor. Sayın Dişli çok güzel diyor da söz konusu belgede böyle bir şey yok. Sayın Dişli, Mehmet Karasu'yu çok sevmiş olabilirsiniz, geçmişe dayalı sıkı dostluklarınız olabilir, ticari ilişkileriniz olabilir. Mehmet Karasu'ya 1 milyon, 2 milyon hatta 10 milyon dolar da vermiş olabilirsiniz ama verdiğinizi söylediğiniz 1 milyon doları niçin Silivri'deki arsaların imar değişikliği ile ilişkilendirdiniz?
Sayın Dişli, mademki söylediğiniz gibi 1 milyon ABD dolarını Akademi Ofset A.Ş lehine bloke ettiniz, bu blokajla ilgili banka dekontunu neden kamuoyuna açıklamıyorsunuz? Sayın Dişli diyor ki 'benim konuyla hiçbir ilgimin olmadığını resmi yetkililer açıkladı'. Resmi ve gayriresmi yetkililer açıkladı da 31 Ağustos 2006 tarihli protokolde sizin Silivri'deki arsalarla bağlantılı olduğunuz, 1 milyon ABD doları karşılığında iş takibi yaptığınız, sizin kendi imzanızla kanıtlanmış durumda. Bu durumda başka yetkiliye gerek var mı?''

Bizi Allah'a havale ederler

Açıklamasında, Dişli'nin diğer ifadelerine de değinen Kıçıldaroğlu, ellerine gelen bir belgeyi birkaç kanaldan doğrulatmadan kamuoyu ile paylaşmadıklarını söyledi.
Kendi mal varlığının kamuoyuna açık olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Hiç kimseden 1 kuruş dahi gizlemedim. Sayın Dişli, arzu ediyorsa mal varlığım ile ilgilenebilir. Bankalardan ve diğer kuruluşlardan sorgulama yapmak isterse kendisine noterden bu yetkiyi vermeye de hazırım ama aynı tavrı Sayın Dişli'den de bekliyorum'' diye konuştu.
Dişli'nin, ''1 milyon doları, ortağı olduğunu belirttiği Akademi Ofset A.Ş'nin bir bankadan kredi kullanabilmesi için bankaya teminat olarak bloke ettirdiğini'' söyledi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, yolsuzluklarla ilgili geçmişte söylediği sözlere atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, ''Fakir fukaradan bahsedip, milyon doları cebe atanlar, açıkça söylüyorum, bu halkın düşmanıdırlar'' dedi.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: ''Dini imanı para olanlar, Allah'tan korkmayıp kuldan utanmayanlar, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yerler. Biz CHP olarak hiçbir kimseyle bireysel hesap içinde değiliz. Bizi Allah'a havale edenler, milyon dolarları cebe indirirken, Allah'ı, Peygamber'i, dini, imanı düşündüler mi? Ben beklerdim ki Sayın Dişli, Sakarya'daki Sırma Su ile ilgili iddialara da girer ama Sayın Dişli bunu unutturmak istiyor. Sayın Dişli diyor ki 'Uygun görürsem bir televizyon programında açıklamalarda bulunacağım'. Kendisine bir çağrıda bulunuyorum, canlı yayında herhangi bir televizyon kanalında, tarafsızlığını koruyan gazetecilerin de katıldığı bir programda karşı karşıya gelelim, gerçekleri milletin önünde tartışalım. Var mısınız Sayın Dişli?''