"Kadın sünneti var" iddilarına sert yanıt

Kadın milletvekilleri Avrupa Parlamentosu'nda "Türkiye'de kadın sünneti var, AB'ye girebilir mi?" biçimindeki soru önergesi ve Olli Rehn'in buna verdiği yanıta ateş püskürdü. Kadın milletvekilleri iddiaların "Türkiye'ye atılan iftira" olduğunu söyledi.

23 Mayıs 2009 Cumartesi, 07:12

AKP ve CHP'li kadın milletvekilleri "Türkiye'de kadın sünneti görülmediği" açıklamasını yaparken Londra Üniversitesi'nde bir ay önce yapılan "Kürt Bölgelerinde Kadınların Cinsel Kötürümleştirilmeleri Uygulamaları" başlıklı bir konuşmada Kürt İnsan Hakları Projesi Kalkınma Birimi yetkililerinden Pranjali Acharya, "Kürdistan İnsan Hakları Projesi'nin bugüne kadar elde ettiği deneyime göre, Türkiye, İran ya da Suriye'de kadınların cinsel kötürümleştirilmesi uygulamasını kanıtlamak biraz zor. Ancak bize, Türkiye'de kadınların sünnet edildiğine ilişkin birkaç vaka rapor edildi" dediği ortaya çıktı. Alman WADI adlı sivil toplum kuruluşu ise Irak'ın kuzeyinde "kadın sünneti" haritasını çıkardı.

Kadın milletvekilleri Güldal Akşit (AKP), Canan Arıtman (CHP), Nevin Erbatur (CHP), Birgen Keleş (CHP) "Kadın sünneti var" denilerek Türkiye'ye iftira atıldığını belirtirken, aksi iddialar da çeşitli platformlarda dile getiriliyor. Merkezi Londra'da bulunan Kürt İnsan Hakları Projesi "Kalkınma Birimi" yetkililerinden Pranjali Acharya, 29 Nisan günü Londra Üniversitesi Afrika ve Doğu Etüdleri Okulu'nda düzenlenen bir toplantıda "Kürt Bölgelerinde Kadınların Cinsel Kötürümleştirilmeleri Uygulamaları" başlıklı bir konuşma yaptı. Hink kökenli Pranjali Acharya konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Kürdistan bölgesel yönetimi ve Irak'ta kadınlar için yeni olanaklar yaratılırken, kadınlara ilişkin şiddetin, en azından bununla ilgili raporların artmış olması dikkat çekicidir. Yeni araştırmalar Irak'ın kuzeyinde bazı kırsal bölgelerde kadınlara cinsel kötürümleştirmenin (kadın sünneti) sanılandan daha yaygın olduğunu ortaya koymuştur. Kadınlara cinsel kötürümleştirmenin görüldüğü yerlerin ortak özelliği, buraların daha yoksul yöreler, yerlerinden edilmiş insanların bulunduğu yerler ve Halepçe, Germiyan ve Kerkük dahil Sorani Kürt lehçesinin konuşulduğu bölgeler olmasıdır. Benden önceki konuşmacı Alman yardım örgütü WADI tarafından elde edilen bulguları özetlemiştir. Bunlar Norveç Halk Yardımı adlı örgütün cinsel kötürümleştirmeye yönelik araştırmasını da büyük ölçüde desteklemektedir. Teknik uzmanlığa ilişkin bazı kuşkuları barındırsa da, Kürdistan İnsan Hakları Projesi, araştırmanın uygulamanın daha önceki anekdotlara dayalı çalışmaların ortaya koyduğundan daha yaygın olduğunu ortaya çıkardığını açıklamıştır. Bulgulara göre kadınların cinsel kötürümleştirilmeleri kırsal bölgelerde daha yaygın olsa da kentler de de ortak bir uygulamadır ve Kürdistan'ın kadın nüfusunun yüzde 70 kadarı bu şiddet eylemine katlanmaktadır."
 

"Türkiye'de kadınların sünnet edildiğine ilişkin birkaç vaka rapor edildi"

Uygulamanın dinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda lehte ve aleyhte görüşler bulunduğunu belirten Pranjali Acharya, "Bugüne kadar elde ettiği deneyime göre, çalıştığımız Kürt bölgelerinin diğer bölümlerinde Türkiye, İran ya da Suriye'de kadınların cinsel kötürümleştirilmesi uygulamasını kanıtlamak biraz zordur. Ancak bize, Türkiye'de kadınların sünnet edildiğine ilişkin birkaç vaka rapor edilmiştir. Ve WADI'nin dikkat çektiği gibi uygulama sadece Irak'ta var olmayabilir, hayat koşulları ve dini ve kültürel uygulamaların benzer olduğu Suriye'de de bulunabilir. Ancak bu fark edilmemektedir. Bunun nedeni, az gelişmiş sivil toplum yapıları ve sivil toplum grupları üzerinde dal budak salmış baskıdan kaynaklanan konuyla ilgili anlayış ve farkındalık yetersizliğidir. Kadınların cinsel kötürümleştirilmesi uygun biçimde araştırılmamıştır" dedi. Londra'daki etkinlikten önce film gösterisi ve Kürt sinemacı Nabaz Ahmed'in konuyla ilgili hazırladığı bir kısa belgesel de gösterildi.
 

BM Raporu'na göre Irak'ın kuzeyindeli cinsel kötürümleşme

"Birleşmiş Milletler Irak İçin Yardım Misyonu"
nun 1 Temmuz-31 Aralık 2008 tarihleri arasındaki gelişmeleri kapsayan "İnsan Hakları Raporu"nda söz konusu uygulama hakkında şöyle denildi:

"Kürt Bölgesel Yönetimi'nde cinsel kötürümleştirme uygulamaları yeterince rapor edilmemektedir. Bölgesel yönetimin Kadın İşleri Bakanlığı, Kürt Milli Meclisi'ndeki kadın komitesi ve uluslararası-ulusal insan hakları örgütleri bilgi toplamışlar ve cinsel kötürümleştirmenin suç sayılmasını savunmaktadırlar. Şu ana kadar bu konuda hükümetin ve Kürt Milli Meclisi'nin net kararı yoktur. Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki kadın hakları grupları cinsel kötürümleştirmenin zararsız ve İslami zorunluluk olduğuna ilişkin algılamayı değiştirmeye yönelik kampanyalar düzenlemektedir. Bu çabalara karşın Alman sivil toplum örgütü WADI tarafından 2008'in son üç ayında toplanan son istatistiklere göre, Süleymaniye vilayetindeki Bişdar yöresinde bulunan Raniya ve Kalat Dazey'deki 54 köyde kadınlar cinsel kötürümleştirilmeye tabi tutulmuştur."
 

Haritasını çıkardılar

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF)'nun raporlarında çalışmalarından alıntı yaptığı Alman sivil toplum örgütü WADI, Irak'ın kuzeyindeki "kadın sünneti"nin haritasını çıkardı. Harita Türkiye'nin güneydoğu sınırlarından sonra birdenbire ve yoğun biçimde "kadın sünneti" uygulandığını ortaya koyarken "Türkiye'de kadın sünneti mi yok, yoksa buna ilişkin veri mi bulunmuyor?" sorusunu gündeme getirdi.



WADI'nın saptamaları

Alman sivil toplum örgütü WADI'nin saptamalarına göre, uygulama Irak'ın kuzeyinde bir "suç" olarak değil "kültür" olarak görülüyor. WADI, "CK (cinsel kötürümleştirme) Kürdistan'da kızların klitorisinin cinsel isteklerini engellemek ve çocukların cinsel onurlarını evlenmeden önce sözde korumak amacıyla uygulanıyor. Uygulama korkunç bir maliyete yol açıyor. Bazı kızlar kan kaybından ya da enfeksiyon nedeniyle hayatlarını kaybediyor. Birçoğu travmaya uğruyor. Yaşayabilenler evlilikleri ve hamilelikleri sırasında kötü sağlık koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Kadınlar ve kızlar bir sessizlik duvarıyla örtülmüş durumdalar" dedi. WADI bölgedeki durumu şöyle tanımladı:

"Acı veren bu kötürümleme işlemi genellikle 4-12 yaş arasındaki kızlara uygulanıyor. Operasyon gizli tutuluyor, kızlar için öz anneleri tarafından böyle bir işlem için ebeye teslim edilmek travma yaratan bir deneyim oluyor. Operasyonu genellikle ailenin bir kadın üyesi, bir komşu ya da ebe gerçekleştiriyor. Operasyon anestezi uygulanmadan gerçekleştiriyor, gereçler genellikle sterilize edilmiyor" Vahşi işlemin ayrıntılarıyla anlatıldığı WADI belgelerinde şöyle denildi:

"-2004 yılında Alman tıp ve sağlık mensuplarının bu uygulamanın sonlandırılmasına destek amaçlı oluşturduğu WADI tarafından yönetilen mobil sağlık ekipleri Süleymaniye'nin güneyinde bulunan Germiyan'da birçok köyde CK uygulaması bulunduğunu bildirdiler. Daha sonra yapılan bir araştırma korkunç bir keşifle sonuçlandı. Çok büyük oranda kadın cinsel açıdan kötürümleştirilmişti. Mobil sağlık ekipleri bin 500 kadın ve genç kızla görüşme yaptı. Bunlardan 907'si CK kurbanıydı. Erbil bölgesinde yapılan benzer bir araştırmada da benzer sonuç ortaya çıktı. 440 kadının 380'i kötürümleştirilmişti.

-2007'te WADI Irak'ın kuzeyindeki üç valilikte büyük ölçekli bir araştırma başlattı. Çeşitli toplumsal geçmiş ve alandan gelen bin 800 kadınla bölge kadınlarının profili hakkında bilgiler toplamak üzere görüşmeler yapıldı. İlk bulgular, CK'nin kimi yerlerde kadın ve kızların yüzde 60'ından neredeyse yüzde 100'e değin kapsayacak biçimde yaygın olduğunu ve Irak'taki Kürt bölgesinin neredeyse tüm bölümlerinde var olduğunu gösterdi. Sadece Dohuk bölgesinde CK oranları yüzde 10'un altında görüldü.
-Bişdar bölgesi ve Raniya'dan elde edilen en son bulgular durum hakkında dramatik bir resim ortaya koymaktadır. Mart ayından Ağustos 2008'in sonuna değin mobil ekipler Raniya'daki 50 köye ve 25 kız okuluna 115 düzenli ziyaret gerçekleştirdi ve sonuç olarak 2 bin 952 kadın ve kızla karşılaştı. Bunların yüzde 95'e karşılık gelen 2 bin 810'u kötürümleştirilmişti."



Avrupa Parlementosu'nda ne olmuştu?

Kilroy-Silk Avrupa Komisyonu'nun yanıtlaması istemiyle geçen hafta Parlamento Başkanlığı'na verdiği "Türkiye'de kadın sünneti" başlıklı yazılı soru önergesinde, "Komisyon Türk Hükümetini, ülkede hiçbir kadın ya da kızın sünnet edilmediği yönünde kesin kanıt sağlayamayan hükümetlerin AB'ye gireceğine izin verilmeyeceği konusunda bilgilendirdi mi?" diye sormuştu.

Önergeyi yanıtlayan AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn ise, Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihadları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nce garanti altına alınan hak ve özgürlüklere tam saygı sağlamaya yönelik olarak, gerekli bütün önlemleri alması gerektiğini ifade etti. Rehn, Türk yetkililerin bu yönde çalıştığını da dile getirmişti.