"Kriz yaratanlar, krize çare bulamazlar"

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Ali Çetin, krizi yaratanların, krize çare bulamayacaklarını belirtti.

23 Mayıs 2009 Cumartesi, 09:11

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Ali Çetin, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) önderliğinde beş işveren örgütü ile Hak-İş, Türk-İş, Kamu-Sen'in bir araya gelerek başlattığı ''Kriz varsa çare de var'' seferberliği toplantısında, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun, mevcut krizin nedenlerini anlattığını, milli gelirin yaklaşık yüzde 70'ini oluşturan hane halkı tüketimini canlı tutmanın krizin etkilerini hafifletmek için önemli olduğunu ve tüketiciler olarak krizi fırsata çevirmenin zamanı olduğuna ilişkin açıklamalarına atıfta bulunarak, işverenlerin, tüketici adına açıklama yapamayacaklarını kaydetti.

''Öncelikle bilinmesi gereken şey, tüketicilerin temsilcisi TÜDEF dışlanarak, görüşü alınmadan, işveren örgütlerinin tüketici adına görüş ifade etmesi ülkemize özgü bir çarpıklıktır. İşveren örgütleri tüketiciye rağmen, tüketici adına politika üretemezler, söz söyleyemezler. Söylerlerse de inandırıcılığı olmaz'' diyen Çetin, şöyle devam etti:

''İkinci olarak, sürekli bankaların, hükümetin kendilerine şeffaf davranmadığını, kendilerine rağmen kararlar aldığından ve sürece dahil etmediğinden yakınan TOBB'un tüketici örgütlerini yok sayan tavrı 'temsil' konusunda samimiyetsizliklerini ortaya çıkaran bir tavırdır.

Yapılan öneriler ise mevcut krizin nedenlerini anladığını söyleyen en tepe sermeye örgütlerinin hala krizin temel nedenini almadıklarının en açık göstergesidir.
Mevcut kriz, ham madde yetersizliğinden, kapasite yetersizliğinden, sermeye yetersizliğinden değil 'tüketicilerin alım gücünün düşmesinden', sürekli tüketim için yönlendirilen tüketicilerin borçlanarak yaptığı tüketim nedeniyle aldığı kredi borçlarını ödeyememesinden, 'yani tüketicinin iflasından' doğmuştur.

Bu nedenle krizden çıkmanın en temel çözümü tüketicinin alım gücünün artırılmasıdır. Tüketicinin alım gücünün artırılması ise maaş, ücret ve emekli maaşlarının artması, işten atılmaların durarak tersine istihdamın artması, çalışma yaşına gelen genç nüfusa iş yaratılması gibi önlemlerle mümkündür. Bu asıl önlemlerin yanında diğer önlemler ise ana politikaya destek olacak önlemler olmalıdır.

Oysa beş sermeye örgütü ve diğer üç örgütün bu yönde anlamlı bir talebi yoktur. İşin hazin yönü ise sermeye örgütleri dışındaki üç örgütün tabanının asıl özelliğinin tüketici olmasıdır.

Krizden çıkış için önerilen çözümlerden birinin ise 'bu da gelir, bu da geçer ağlama' olması traji-komik bir çözüm önerisidir.

Tüketiciler krizin geçerken 'delip geçtiğini' çok iyi bilmekte, delip geçen krizin sonucu olarak cinnet, cinayet ve aile facialarını günlük yaşamlarında hissetmektedirler.
Bu krizde tüm kesimler ağlarken, bankaların krizin olmadığı 2008 yılının ilk çeyreğine göre karlarını yüzde 33 oranında artırmaları ise kimlerin kriz fırsatçılığı yaptığını, krizi hangi yollarla fırsata çevirdiğinin açık ve tartışmasız biçimde ortaya çıkarmıştır.''

Çözüm, tüketiciyi kurtarmak

Krizden çıkmanın yollarının olduğunu belirten Ali Çetin, öncelikle tüketicinin alım gücünün artırılmasına yönelik tedbirler acilen yürürlüğe konması, kredi kartları ve bireysel kredi borçları için yeniden yapılandırma yasa önerilerinin gündeme alınması ve Meclis tatile girmeden çıkarılması gerektiği önerilerinde bulundu. ''İşten atılmalara son verilmelidir'' ifadesini kullanan Çetin, diğer önerilerini ise şöyle sıraladı:

''Maaş ve ücretlere en az enflasyon oranı kadar zam yapılmalıdır. Kamunun sattığı mal ve hizmetlerdeki KDV oranı düşürülmelidir.

Bütçe gelirlerinin çok ciddi bölümünün IMF, Dünya Bankası gibi uluslar arası kuruluşlara faiz ödemesi olarak aktarıldığı gerçeği göz önüne alınarak uluslararası sermayeye olan borçlanma tasfiye edilmelidir.

Ekonomik bağımlılığın , siyasi bağımlılığı da doğurduğu gerçeği unutulmamalıdır. Tüketicilerin evrensel haklarından olan temsil edilme hakkı hükümetçe ve herkes tarafından kabul edilmeli ve ekonomi politikaları ve tüketici politikaları belirlenirken tüketicilerin temsilcisi olan TÜDEF'in görüşü alınmalıdır.''