Son Haberler

A+ A-

Modern tutsaklık: Personel kontrol sistemleri

Evimizden çıkıp mobese kameralarının takibiyle işe gidiyoruz. İşyerimizdeki turnikeden geçerken bastığımız kartla da izlenmemiz devam ediyor. Giriş çıkış saatleri kontrol ediliyor. Kameralar, bilgisayar izlemeleri derken artık tuvalet molaları ve sigara araları da izlemeye takılıyor. Bunun adı da “personel kontrol sistemi.” Bu iş çoktan çığırından çıktı. Mahremiyet duvarı, iş verimliliği bahane edilip meşru bir biçimde kırılıyor. Yasal düzenlemelerin eksikliği de patronların ekmeğine yağ sürüyor.
Yayınlanma tarihi: 24 Mayıs 2009 Pazar, 11:09

Çalışanların giriş çıkışlarını, sigara molalarını takip eden, çantalarını arayan personel izleme sistemi ürkütücü boyutlara ulaştı. Çünkü fazla tuvalete girer, belirlenen zamandan fazla içerde kalırsanız ücretinizden düşülmesi olası. İşe gelmedikleri halde, arkadaşlarına kartını bastırıp çalışıyormuş gibi görünen bankamatik çalışanlar her şirkette olabilir. Fakat bu, tüm çalışanları taciz etmeyi, mahremiyetlerini yok saymayı ve gözetlemeyi haklı çıkarmıyor. Şu an parmak izi, avuç içi, damar ve iris tanıma sistemleri Türkiyede en çok kullanılanlardan. Teknolojinin son numarasının yüz tanıma sistemi olduğunu sanıyorduk. Meğer yanılmışız...

Çalışma alanlarımız gözetim altında. Bize donuk gözlerle bakan kameralar, ofiste kullandığımız bilgisayarımız, yazışmalarımız, tıkladığımız her sayfa, baktığımız her resim aslında bizi takip ediyor. Bunu yapan elbette patronlar. Bu tatsız durum, evimizden çıkıp Mobese kameralarının takibiyle başlayıp, işimize, ofisimize gittiğimizde, turnikeden geçerken bastığınız kartla başlıyor ve devam ediyor. Bunun adı da personel kontrol sistemi. Çalıştığınız mekâna girerken, her gün selamlaştığınız, çayı, kahveyi birlikte içip, hafta sonu kaybettiğiniz derbiyi konuştuğunuz özel güvenliklerin, hava limanı özeniyle çantanızı X-Ray’e bırakmanız için yaptığı baskı, bırakmadığınızda da sınıf başkanına verilmek üzere alınan isimleriniz de bunun bir parçası. Binaya her giriş çıkışınız, sigara molanız... hatta iş ayyuka çıkmış durumda.

Kontrollü izleme

Çünkü her tuvalete gidişiniz de kontrol ediliyor. O yüzden yediklerimize artık dikkat etmemiz şart! (Ben de son bir haftada şaşkınlığım ve dalgınlığım yüzünden giriş kartımı tam dört kez yanıma almayı unuttum. Başıma bir şey gelir mi acaba?)

Personel takip sistemi denen hadise gerçekten ürkütücü boyutlara ulaştı.

Çünkü fazla tuvalete girer, belirlenen zamandan fazla içerde kalırsanız ücretinizden düşülmesi olası. Bunlar şehir efsanesi gibi gelse de, gerçek. Hem günümüzde teknoloji öyle gelişti ki, Amerikan filmlerindeki parmak izi yöntemiyle açılan kapılar, iris, damar, yüz tanıma sistemleri artık kullanımda. Neden mi? Çünkü kartlı kontrol sistemleri yetersiz kalıyor. Başkalarının kartlarını okutup, gelmedikleri halde orada bulunanlar, hayalet çalışanlar en sık karşılaşılan olaylar. Elbette bu takip etmeyi, izlemeyi, tacizi ve mahremiyet sınırlarını delip geçmeyi meşru kılmaz. Ama patronların şüphesi varsa, şimdi çözümleri de var. Şirketlerdeki “performans raporlamaları” da çalışanların takibini yaparak, patronlara gerekli bilgiyi iletmenin yeni yöntemlerinden. Peki buradaki insani sınır ve mahremiyetin çizgisini ne çiziyor? Yani çalışma saatleri içindeki sigara ve tuvalet molaları ihtiyaç mı, işten kaytarma mı? Bu bir yolsa, bunları izlemek hak mı? Mahremiyet ve kişisel güvenlik alanı nerede bitiyor? Patron ve çalışanlar arasında centilmenlik anlaşması nereye kadar kendini koruyor? En yüksek kâr için ölümüne çalışmak mubah mı? Zira böyle onlarca soruya, onlarca makul cevap bulmak mümkün. Artık 21. yüzyılda yaşıyoruz, bunlardan kaçış yok. Devlet vatandaşını, Amerika dünyayı, Tanrı da bizi izlemiyor mu?

Mahremiyet bitti

Modern dönemle birlikte mahremiyet, hukuksal açıdan korunma altına nedense gecikmeli giriyor. Modern hukukta ise buna mesken ve özel hayatın korunması deniyor. Avukat Fikret İlkiz, işyerinde güvenlik amacı dışında, çalışanı denetim altında tutmak için kameralarla yapılan her türlü işlemin yasalara aykırı olacağını söylüyor. Türkiye’de ise kişisel hakların korunmasına yönelik hiçbir yasa yok. Elbette özel yaşamın korunması gerekir. İlkiz’e göre de tuvaletlere de personel geçiş sistemlerinin yerleştirilmesi, bunların zamana ayarlanması da hak ihlali ve insanlığa aykırı. Özel yaşamın gizliliği hakkında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi ile korunan kişisel hak ve özgürlüklere rağmen işler patronlardan yana yürüyor. Zaten Türk hukukunda işverenin çalışanını nasıl izleyeceğine dair kuralların belirlendiği hükümler yok. İşverenin hakkı, çalışanlarının işlerini doğru yapıp yapmadığı, iş saatlerini nasıl kullandığı, verimlilik raporları şeklinde denetleyebilecek olması. Burada önemli bir nokta var. O da eğer şirket bir şekilde çalışanın tüm hareketlerini izleyen bir sistem kurmuş ve onu çalışır durumda tutuyorsa, bunu çalışanlarına bildirmek zorunda.

Günde bir saat tuvalet izni

Bu sistemleri en iyi tanıyanlara ulaşmak istedik. Bu sistemlerin satışını yapanlar, hem patronların isteklerini hem de çalışanların içine düştükleri durumu en iyi bilenlerdi. Bu teknolojinin geldiği son noktayı da sektör lideri Meyer Biometrik& Güvenlik A Ş. Satış&Proje Müdürü Orçun Bayındır‘a sorduk. İşte yanıtlar.

Bayındır’a göre işçinin olduğu her yerde zamanı kontrol etmek kaçınılmaz. Bunu da güvenlikten ayırmak doğru değil. İşgücü kaybını azaltmak ve verimli çalışmak için bunlar gerekli. Bayındır, “Önceleri barkodlu sistemler kullanılıyordu, sonra barkodlar fotokopiyle çoğaltılıp kullanılınca insanlar birbirlerinin yerine giriş yapmaya başladılar. Bu ve bunun gibi pek çok örnek işverenleri harekete geçirdi. İşveren çalışanın yani ‘gelen kişinin’ çalışanı olup olmadığını merak ediyor” diyor. O da haklı, çünkü yaşananlardan bahsediyor. Şu an, parmak izi, avuç içi, damar ve iris tanıma sistemleri Türkiye’de de en çok kullanılanlardan. Teknolojinin son numarası ise yüz tanıma sistemi.

Bayındır, kendilerine gelen enteresan talepleri de anlatıyor: “Müşteri her şeyi istiyor. Patronlar da fazlasını... Lavabo ve sigara takip şu aralar en çok istenen takip yöntemleri. Ben tuvalet takibini uygun bulmuyorum, etik değil. Ama biz ticaret yapıyoruz. Elbette işverenin de haklı olduğu noktalar var. Çünkü özellikle kalabalık işyerlerinin tuvaletlerinde ‘tuvalet’ dışında her şey yapılıyor. İşveren de bunu kontrol etmek istiyor”. Bunun mantığı açık: Çalışan fazla mesaiye kaldığında bunu nasıl talep ediyorsa, işveren de çalışanının boş geçirdiğini düşündüğü zamanın peşinden koşmaktan çekinmiyor. Tuvalete girerken ve çıkarken bu kontroller cihazlar yardımıyla yapılıyor. Yani teknoloji hayatımızı kolaylaştırmaya devam ediyor! Bayındır, ilginç örnekler vermeye devam ediyor: “Mesela bir müşterimiz günde bir saat tuvalet izni veriyordu. Ama bunu öğlene kadar üç, öğleden sonra da üç kez şeklinde kullanılabileceğini söylüyordu. Her seferin süresi de on dakikaydı”.

Kişiye özel çipler

Ya 10 dakikayı geçerse neler olur? Elbette çalışanını tuvalete kapatmıyor işveren. Ama sigara molasında zamanını aşınca çalışan girişini bloke edip, ana girişten giriş yapılmasını isteyen patronlar çok. Niye mi ana giriş? Çünkü bu, işten dışarı çıkmış ve yeniden içeri girmiş gibi görünmeniz ve mesainizden kesinti yapılması demek. Yani ne kadar sigara içeceğiniz de sigara içme hızınıza ve günlük sigara molanızın uzunluğuna bağlı. Belki de sigarayı bırakmak için bu iyi bir neden olabilir.

Peki, Bayındır şirketinde bu sistemlerin hangilerini kullanıyor?

Ben de burada hem işveren hem de işçiyim. Önemli olan yaptığınız iştir. Tüm bu sistemler insanları psikoza sokuyoruz. Bu anlayışla insanlardan ne kadar verim alınır? Derdimiz aslında bu olmalı” diyor, “Bence bu, teknolojiyi gereksiz kullanmak. Biz de sigara ve tuvalet takibi yapıyorduk. İkisini de kaldırdık. Çok rahatsız edici”.

Evet, rahatsız edici. Ama sonu yok. Bayındır, bir müjde daha veriyor! Artık şirketler yurtdışı temsilciliklerindeki çalışanlarını ya da mobil acentalarını kullanmak için kişiye özel, vücuda yerleştirilen çipler kullanmaya hazırlanıyorlar. Hatta başladılar. Başka söze ne hacet!

Cumhuriyet İMECESİ