'Dinleme hukuka aykırı'

Prof. Dr. Ersan Şen, “Sırf iletişimin denetlenmesi yoluyla elde edilen verilerden hareketle suç sabit sayılmaz. İletişimin denetlenmesi yoluyla elde edilen veriler, somut, maddi, dayanıklı ve pekiştirici delillerle desteklenmedikçe mahkûmiyet kararı verilemez” dedi. Doç. Dr. Ümit Kocasakal da yargılamada yalnızca dinleme kayıtlarına dayanılarak verilecek mahkûmiyet kararlarının Türk hukuk sistemi için endişe verici olduğunu söyledi.

27 Mayıs 2009 Çarşamba, 07:38

Cumhuriyet gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk’un telefonlarının usulsüz dinlenerek Ergenekon davasında delil oluşturulmaya çalışılmasına tepki gösteren Prof. Ülkü Azrak, Türkiye’ye hukuk devleti demekte zorluk çektiğini söyledi. Azrak, dinlemelerin yaptırımsız kalmasının kötü niyetlileri cesaretlendirdiğini belirterek “Görevliler yüreklendirici davranışlarla karşılaştıklarında pervasızlıkları artıyor” dedi.

İlhan Selçuk’un dinlenmesinin, Ergenekon davasının bütün dinlemelerinin ciddi biçimde gözden geçirilmesi sonucunu yarattığını vurgulayan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok da “Ergenekon davasındaki telefon dinlemelerinin yüzde 90’ının hukuk dışı delil olduğu ortaya çıkıyor” dedi. Özok, bu durumda mahkemenin iddianameyi çok net bir şekilde değerlendireceğini söyledi.

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Şen, Ergenekon davası kapsamında tutuksuz yargılanan gazetemiz İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçukun adli dinleme kapsamında olmayan telefon görüşmelerinin delil olarak kabul edilemeyeceğini söyledi. Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal da yargılamada yalnızca dinleme kayıtlarına dayanılarak verilecek mahkûmiyet kararlarının Türk hukuk sistemi için endişe verici olduğunu söyledi.

Selçukun Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu (PVSK) kapsamında ve bir suçun soruşturması ile ilgili olmayan, ancak istihbari nitelikte yapılan dinlemelerin dosyaya delil olarak konulmasına hukukçulardan tepki yağdı. Selçuk hakkında, emniyetin isteği üzerine verilen dinleme kararının 2 Şubat 2008 tarihini taşıdığı ve daha önce de soruşturma makamları tarafından medyaya sızdırılan Selçukun telefon görüşmelerinin, mahkemece verilen adli dinleme kararından önceki tarihlerde yapılan görüşmeleri olduğu anlaşıldı. Uygulamayı yorumlayan hukukçular ise önleme amaçlı dinlemenin hukuka aykırı olduğunu ve delil olarak kullanılamayacağına dikkat çekti.

Prof. Şen, dinlemenin istihbari dinlemeve adli dinlemeolarak iki şekilde yapılabileceğini, istihbari dinlemeninde hâkim kararıyla yapılması gerektiğini ancak elde edilen bilgilerin delil olarak kullanılamayacağını söyledi. Selçuk hakkında mahkeme kararına dayanan ilk adli dinlemenin 21 Şubat 2008de yapıldığının belirten Şen, Hukuka aykırı dinlemeler anayasanın 38/6 maddesi, Ceza Muhakemeleri Kanununun 286/2-a ve 217/2 ve TCKnin 132 ile 137. maddeleriyle yaptırıma tabidir. Hukuka aykırı deliller vasıtasıyla elde edilen diğer deliller, yargılamada kullanılamaz ve hükme esas alınamaz Mağdur, şikâyet yoluna başvurma hakkına sahip olduğu gibi, sorumlular hakkında tazminat davası da açabilir. Hukuka aykırı deliller, sadece şüpheli ve sanık lehine kullanılabilirdedi.


Dinlemeyle suç sabit sayılmaz'

Prof. Şen, İletişimin denetlenmesi yoluyla elde edilen verilerle suç sabit sayılmaz. İletişimin denetlenmesi yoluyla elde edilen veriler, somut, maddi ve pekiştirici delillerle desteklenmek kaydıyla mahkûmiyete esas alınabilir. Yargıtay ve esas mahkemesi tarafından İletişimin Denetlenmesi kararları ve bu yolla elde edilen delillerin hukuka uygun olup olmadıkları incelenmelidirdiye konuştu.


‘Yargıtay kararı dinleme çılgınlığa dur diyecek'

Doç. Dr. Kocasakal, Yargıtay 8. Dairesinin hukuka uygun dinlemeyle elde edilen bilginin, başka maddi bir delille desteklenmezse delil oluşturamayacağı yönündeki kararını anımsattı.

Türk hukuk sisteminde ikrarın dahi geçerli olmadığına ve Yargıtay 8. Dairesi kararına karşı olanları eleştiren Kocasakal, Ceza hukuku maddi gerçeği delil sayar. Hukuka uygun dinleme dahi olsa, telefonda ortaya çıkan ikrar ya da benzeri bir durum, başka maddi delillerle desteklenmediği sürece delil sayılmaması sisteme aykırı değil. Yargıtay, bu kararı dinleme çılgınlığına son vermek için yaptı. Yargı artık delil aramak yerine dinlemeye yoğunlaşılmasını, bu kararla önledidedi.