Nasıl Bir Anayasa?/ 6

Bugünkü anayasanın toplumun beklentilerini karşılamaktan uzak kaldığı noktasında birleşen ancak yeni bir anayasanın mutlaka geniş uzlaşı ile hazırlanmasını isteyen kamu çalışanları konfederasyonlarının başkanları, AKP'nin dayatma bir anayasa ile halkın karşısına çıkmaması çağrısını yaptı.

27 Mayıs 2009 Çarşamba, 11:34

En temel noktanın tek partiye ait olmayan bir anayasa hazırlanması olduğuna işaret eden Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Hasan Kütük, “Anayasa AKP’nin değil, Türkiye’nin anayasası olmalı” görüşünün altını çizdi. Bunun için geniş kapsamlı bir uzlaşıya ihtiyaç olduğunu belirten Kütük, “Ancak üzülerek söylüyorum ki AKP’yi yeni anayasa çalışması konusunda iyi niyetli bulmuyoruz. Kapalı kapılar ardında ve dayatma mantığıyla hareket ediyorlar ve bu şekilde saklı gündemlerini ülkenin kaderi haline getirmeye çalışıyorlar” dedi.

 

‘Örgütlenmenin önü açılsın'

Kütük, örgütlerinin yeni anayasadan beklentilerini anlatmayı şöyle sürdürdü:
“Hiç kuşkusuz, temel hak ve özgürlüklerin genişletilerek güvence altına alındığı, de-mokratik bir anayasa istiyoruz. Örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılarak, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin siyasal karar alma süreçlerine katılmaları sağlanmalı. Sendikal hak ve özgürlükler konusunda, emek dünyası olarak yıllardır gündemde tuttuğumuz taleplere uygun düzenlemeler bekliyoruz. Hukuk devleti ilkesi, Adalet Bakanlığı’nın yargı üzerindeki etkinliği ortadan kaldırılarak güçlendirilmeli ve yönetilenlere en üst düzeyde hukuk güvenliği sağlanmalı. İktidar partisinin sicili dikkate alındığında, laiklik ilkesi son derece önem arz ediyor. Laiklik ilkesinin Cumhuriyetin kuruluş felsefesine sadık kalınacak biçimde korunması hususuna çok önem veriyoruz. Laiklik ilkesini sulandıracak yaklaşımlara tahammül göstermemiz mümkün değil. Sosyal devlet anlayışı yeniden sorgulanmalı, ekonomik ve sosyal yaşamın, insanlık onuruna yaraşır bir seviyeye ulaşması hedefi doğrultusunda işlevsel ilkeler tespit edilmeli.”

Kütük, özel yaşamın gizliliği konusuna da değinerek, gelişen teknoloji ile birlikte, kişisel verilerin korunmasının yaşamsal önem kazandığının altını çizdi. Devletin, yargı kurumlarının, kişi ya da kuruluşların hukuka aykırı olarak veri toplamasının ve bunları yaymasının önüne geçecek ilkeler belirlenmesi gerektiğini dile getiren Kütük, doğanın yok olmasının önüne geçecek, çevreyi korumaya yönelik anayasal tedbirler alınmasını da istedi. Kütük, yeni anayasa konusundaki çalışmaları incelediklerini ve en sağlıklı önerinin Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlandığını gördüklerini belirterek “Kuşkusuz bu metinde eksiklikler olabilir ancak hareket noktası olarak sağlıklı bir çalışma olduğunu düşünüyoruz” dedi.



‘Eşitlikçi, barışçıl ve demokratik’

KESK Genel Başkanı Sami Evren, Türkiye’de uzun süreden beri devam eden haklı ve meşru bir anayasal arayış bulunduğunu ancak AKP’nin hazırlattığı taslağın bugünkü antidemokratik uygulamaları ortadan kaldırmaktan ya da siyasi krizlere çözüm üretmekten uzak olduğunu vurguladı. “KESK, insan onurunu temel alan, demok-ratik, sosyal, eşitlikçi ve barışçıl yeni bir anayasa istiyor” diyen Evren, nasıl bir hazırlık süreci gerektiğini ise şöyle anlattı: “Her anayasa ruhunu, yapıldığı şartlarda bulur. Anayasanın yapılma biçimi onun zihniyetini belirler. Bugün hükümeti oluşturan parti, halkın demokratik örgütleri, sendikalar bir yana parlamento içerisinde dahi asgari diyalog olanaklarını dışlayan, sert ve kutuplaşmış bir konum içerisindedir. Dışlama emek örgütleri, demokratik halk örgütleri, insan hakları örgütleri, kadınlar ve diğer tüm toplumsal grupları da kapsamaktadır. Hükümette egemen elit, uzmanlara hazırlattığı kendi sözünü, diyaloğu dışlayan bir pratikle halka onaylatmak istiyor. Böylece, toplumun büyük bir bölümü için kendisini temsil etmeyen bir yasaya boyun eğme hali ortaya çıkar. Böyle bir anayasa ayrımcı, dışlayıcı ve elbette baskıcı olur. Sivil anayasadan kasıt, toplumun tüm kesimlerinin örgütlü güçlerinin aracılığıyla anayasal tartışmada yer alarak iradesini ortaya koyması ve bu iradenin esas alınması iken, hükümetin sivilden anladığı, asker olmayan kişiler tarafından hazırlatılan bir anayasa. Oysa çağdaş ve demok-ratik bir anayasa hazırlamanın tek yolu, halkla başlamak ve halkla tamamlamaktır.”

Siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılmasına ilişkin değişiklik girişimine değinen Evren, bu noktada Venedik Kriterleri’ni önemsediklerini ancak iktidarın sadece kendi yerini sağlamlaştırmak için bu düzenlemeyi gündeme getirdiği endişesini de taşıdıklarını söyledi. Evren, “Seçim barajını kaldırmayan bir hükümetin halk iradesini egemen kılma sözünü ikiyüzlülük olarak niteliyoruz. AKP’nin niyeti anayasanın ruhuna da sinecektir” uyarısını yaptı.


Yeni anayasanın olmazsa olmazları

Evren, “Emekçiler açısından yeni anayasanın olmazsa olmazları nelerdir?” sorusuna ise şu vurguyla yanıt verdi: “Anayasada açıkça emek eksenli bir ekonomik yapının yer alması gerekir. Sosyal bir anayasa ancak bu yolla mümkün olur. Anayasanın temelini oluşturacak insan onuru kavramının anlamı da herkesin insan onuruna yakışır bir hayat sürmesidir. Böyle bir hayatın asgari koşulu; herkese sağlık, konut ve eğitim hakkını mümkün kılacak maddi yaşamın sağlanmasıdır. Emekçiler açısından sendika, sosyal güvenlik ve grevli toplu iş sözleşmesi haklarının eksiksiz sağlanması da olmazsa olmaz. Ancak emekçiler, demokratik hakların, özgürlüklerin güvencede olmadığı, askeri vesayetin kalkmadığı, yasamanın yürütmenin etkisinden çıkmadığı ve yargının bağımsız olmadığı bir ülkede, sosyal hakların kullanılamaz olduğunun bilincinde ve bu nedenle demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, sosyal, insan onuru ve barışa dayalı yeni bir anayasa istiyor.”



‘70 milyonu kucaklamalı’

Memur-Sen ise yeni anayasa hazırlanması sürecine katkıda bulunmak için kolları sıvayan meslek örgütleri arasında yer alıyor. Bir süredir, anayasa taslağı hazırlama çalışması sürdüren konfederasyon, önerisini tamamladığında Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, TBMM Başkanlığı ile siyasi partilere gönderecek. Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, kendileri açısından en önemli noktanın, yeni düzenlemelerin hiç kimseyi dışlamaması olduğunu söyledi. Bugünkü anayasanın toplumun birbirinden çok farklı kesimlerince eleştirildiğine, kabul görmediğine değinen Gündoğdu, “Çünkü kimse kendini bu anayasanın içinde bulamıyor” dedi. Gündoğdu, istedikleri yeni anayasayı ise; “Ötekinin hukukunu berikinden ayırmayan, herkesin hakkını gözeten, evrensel hukuk kurallarına uygun, tüm vatandaşlara eşit olan ve 70 milyonu kucaklayan, insanı merkeze alan, millet iradesini saygın bulan, alınterini, emeği önemseyen” sözleriyle tanımladı.
 

‘Parti kapatma zorlaşsın’

Çok tartışılan “Anayasa Mahkemesi’nin yapısı, ombudsmanlık, siyasi partilerin kapatılması” konularındaki değişiklik önerilerini de değerlendiren Gündoğdu, şu görüşleri dile getirdi: “Meclis’in Anayasa Mahkemesi’ne üye atamasına yönelik düzenlemeyi destekliyoruz. Mahkemeye yasama, yürütme ve yargı organlarının 5’er yıllık sürelerle, 5’er üye atamaları, kuvvetler ayrılığı ilkesi açısından da doğru olacaktır. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılmasına olanak tanınması ise şeffaf devlet adına önemli. Yurttaşların iç hukukta halledemedikleri işler için AİHM’ye giderek yurtdışında hakkını araması, hem zaman kaybına neden oluyor hem de devlete güveni sarsıyor. Dolayısıyla bireysel başvuru yapılmasının, AİHM’ye taşınan dava sayısını azaltacağını düşünüyoruz. Yargıda biriken davalar nedeniyle hukuk sisteminin ağır ilerlemesi sorunu da ombudsmanlık kurumu ile aşılabilir. Akil adamlarla konuşarak, çeşitli sorunlar halledilecek ve hukuk sisteminde zaman kaybı önlenecekse, bunu destekliyoruz. Çünkü geç kalmış adalet adalet değildir. Siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılmasına desteğimiz yüzde 100. Çünkü partileri halk açar, halk kapatır. Halk bir partiyi cezalandırmak istiyorsa, bunu sandıkta ortaya koyar. Parti içindeki kişi veya kişilerin cezalandırılması isteniyorsa da bu kişisel olarak yargıya taşınabilir yani kurum değil kişi cezalandırılmalı.”
 

‘Ayrım kalksın'

Emekçilerin sorunlarına dikkat çekerek, yeni anayasa ile bunların çözülmesini de isteyen Memur-Sen Genel Başkanı, öncelikle grevli ve toplu sözleşmeli sendikal hak istediklerini kaydetti. Anayasada yer alan, “işçi - memur ayrımı”nın giderilmesini isteyen Ahmet Gündoğdu, “Bu ayrım yerine hepsini kapsayacak şekilde ‘çalışanlar’ ifadesi kullanılmalı. Ayrıca, demokratik bir ülke ve katılımcı demokrasi için memurlara siyaset yapma yasağının kaldırılması gerekli. Baktığınızda işçiye, esnafa herkese serbest ama Türkiye’nin okumuş kesimine siyaset yasak. Bu demokratik bir ülkeye yakışmıyor” diye konuştu.


‘Tek partinin sisteme egemenliği engellenmeli’

Anayasa hazırlanırken açık bir tartışma ortamında oluşturulmasının önemine dikkat çeken Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, anayasanın toplum katılımıyla hazırlanmasının yasa yapıcılara düşen asli görev olduğunu belirtti. Yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki dengenin ve uyumun sağlanmasının gerekliliğine işaret eden Akyıldız, “Sayısal üstünlüğe sahip olan parti veya partilerin yürütme organı yoluyla diğer organlara ve tüm sisteme egemen olması tehlikesini engelleyecek önlemler alınmalı” uyarısını yaptı. Akyıldız, şunları kaydetti: “Hukuk devleti ilkesi gereği, yürütmenin hukuka bağlılığı ve yürütme işlemlerinin yargı denetimi altında bulunması mutlaka sağlanmalı. Özellikle kendi menfaatleri ile ilgili konularda, meslek kuruluşları ve sendikalara da Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açabilmeli. Yasama ve yürütmenin, yargıda temsilci bulundurmaması ve üye seçiminde yetkili olmaması, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve HSYK üyelerinin seçiminin yasama ve yürütme organından bağımsız yapılması, yargının görevini en iyi şekilde yapması bakımından daha uygun olur.”

Akyıldız, “Türkiye Cumhuriyeti; insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir” hükmünü anımsatarak, yeni anayasada yapılacak düzenlemelerde bu ilkelerin göz önünde bulundurulmasının zorunluluğunu vurguladı. Bir emek örgütü olarak, çalışanların yeni anayasadan öncelikli talebini de dile getiren Akyıldız, diğer konfederasyonlarla aynı isteğe vurgu yaparak, “Grev ve toplusözleşme hakkı açıkça tanınmalı” dedi. Akyıldız, “sosyal devlet” ilkesinin yeni anayasada yer alacak vazgeçilmezlerden olduğunu ifade ederek, bu çerçevede yapılması gereken düzenlemeleri şöyle sıraladı: “Herkese insan haysiyetine yakışır asgari bir hayat düzeyi sağlamaya yönelik tedbirler alınması, vergi adaleti sağlanması, toplumun ekonomik kaynaklarının, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin ekonomik kalkınmayı sağlayacak biçimde, bilimsel, akılcı ve milli çıkarlarımıza uygun olarak değerlendirilmesi, sosyal hakların korunması ve geliştirilmesi, sosyal adaletin sağlanması, sosyal eşitsizliklerin azaltılması, toplum içinde ekonomik bakımdan güçsüz olanların korunması gerekiyor.”
 

‘Üniter yapı yumuşatılıyor'

AKP iktidarının tasarladığı anayasal değişiklikleri eleştiren Akyıldız, şu hassasiyetlere vurgu yaptı: “Anayasa değişikliği toplumun her kesimince tartışıldıktan sonra hayata geçirilmeli. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ortaya çıkan ve ülkenin genel bir seçime gitmesi ile sonuçlanan siyasi tıkanma, anayasa değişikliğini gündeme getirmek için bir fırsat olarak algılandı. Kamuoyuna ‘öneri’ olarak sunulan bir metinde, bu değişikliğin boyutu son derece önemli konularda 2-3 alternatifli olarak hazırlandı. Yasama, yürütme ve yargı üçleminde, yetkileri kısıtlanan cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi gibi bir sonuç ortaya konuldu. Başbakan ve Bakanlar Kurulu güçlendirildi. Yasamaya karşı ise yürütmenin etkisi arttırıldı. Sosyal devlet ilkesinden uzaklaşıldı. Daha da önemlisi üniter yapımızın korunmasına ilişkin, 1982 Anayasası ile getirilen güvence ve müeyyideler oldukça yumuşatılarak, bu metin adeta demokratik bir açılım gibi kamuoyuna sunuldu.”