"Türkiye en az borçlu ülke olacak"

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, krizin yaşandığı bu zor dönem geçtikten sonra, borç yükü açısından Türkiye'nin, dünyanın en az borçlu ülkelerinden birisi olacağını söyledi.

28 Mayıs 2009 Perşembe, 10:14

İstanbul'da düzenlenen "Forum İstanbul 2009'un", "2023 Türkiye'si" başlıklı toplantısının açılışında konuşan Devlet Bakanı Ali Babacan, 2023'e gelindiğinde Türkiye ekonomisinin kuvvetle muhtemel, dünyadaki ilk 10 ekonomiden biri olacağını ifade etti.

Toplam Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYİH) büyüklüğüne bakıldığında 2023'de Türkiye'nin ilk 10'a girmesinin "bir hayal değil, gerçekçi bir hedef" olduğunu vurgulayan Babacan, "Bugünkü küresel ekonomik şartlarda belki böyle hedeflerden bahsetmek iyimser gelebilir. Bu kriz gelip geçtikten, toz duman yatıştıktan sonra dünya ekonomisinde yeni bir tablo göreceğiz. Ülkelerin yeniden birbirine göre göreceli avantajlarını sergiledikleri yeni bir tablo göreceğiz. İşler tekrar rayına girdikten sonra nasıl bir tablo göreceğiz? AB'yle mukayese ile ABD ile mukayeseyle. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki bu zor dönem geçtikten sonra, Türkiye borç yükü açısından, borcunun GSYİH oranı açısından dünyanın en az borçlu ülkelerinden birisi olacaktır" diye konuştu.

Babacan, Türkiye ekonomisinin yeniden istikrarlı bir büyüme dönemine girmesinin ön koşulunun, makro ekonomik istikranın güçlendirilmesi ve küresel ekonominin kalıcı bir canlanma evresine girmesi olduğu mesajını verdi.
 

"Hedef patikasından sapmamalı"

Babacan, içinde bulunulan olağanüstü koşullar nedeniyle hedef patikasından sapma gösterebilecek kamu dengelerinin, daha sonra tekrar bu patikaya dönüşünün sağlanmasının çok önemli olduğunu dile getirdi.

Krizin sanayi, istihdam ve iç talepte oluşturduğu olumsuz etkilere rağmen, Türkiye'nin 2002 sonrası uyguladığı politikalarla, küresel krizi daha dayanıklı ve daha esnek bir yapıyla karşıladığını kaydeden Babacan, "2002 sonrasında kamu maliyesi alanında sağlanan disiplin, kamu mali dengelerine ve kamu borç yükünü çok daha sağlıklı bir noktaya getirdi. Kamu mali dengesinde ve borç yapısındaki iyileşmelerin özellikle finansal olanakların daraldığı ve risk primlerinin arttığı kriz ortamında kamunun, mali piyasalar üzerindeki baskısının sınırlı kalması sağlandı" dedi.
 

"İstihdam artırıcı tedbirler yakında hayata geçirilecek"

Küresel ekonomik krizin Türkiye'ye yansımalarının, ilgili kurumlar tarafından yakından izlerdiğini vurgulayan Babacan, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'nin de krizin ekonomiye etkilerini hafifletmek için çeşitli tedbirler aldığını hatırlattı.

Hükümetin, üretimi, istihdamı ve tüketimi canlandırarak, kredi piyasalarının tekrar işler hale getirilmesi için birçok tedbir uygulamaya koyduğunu, yine krizin etkisi ile firmaların finansman kaynaklarına erişiminin zorlaştığına dikkat çeken Babacan, "Küçük ve orta ölçekli işletmeler başta olmak üzere, firmaların finansman kaynaklarına erişim imkanlarını kolaylaştıracak ve kredi sisteminin etkin işlemesine katkı sağlayacak düzenlemelerin hızla uygulanması gerekmektedir. Bu çerçevede firmaların kredi garanti sistemini daha etkin kullanmasını sağlayan düzenlemeyi TBMM'ye sevk ettik" diye konuştu.
 

Babacan'dan "kriz varsa çare de çar" kampanyasına destek

İstihdamın artmasına yönelik bazı önlemleri de yakında hayata geçirileceği ifade eden Bakan Babacan, şöyle devam etti:
"Yeni yatırım teşvik sistemi üzerindeki çalışmalarımızı nihai aşamaya getirmiş bulunmaktayız. Yeni teşvik sistemi yatırım teşviklerinin belirlenmesinde bölgesel ve sektörel unsurları bütünleştirecek ve Türkiye'nin rekabet gücünü artıracak alanlardaki büyük projelere yönelik destekleri de içerecektir."

Ekonomik verimliliği ve rekabet gücünü artırmak için özel sektörle birlikte ortak çaba sarfetmenin zorunlu olduğunu düşündüğünü dile getiren Babacan, bu kapsamda TOBB önderliğinde hayata geçirilen, "Kriz varsa çare de var" kampanyasını desteklerini açıklayarak, bu tür kampanyaların sürmesini beklediklerini dile getirdi.

"Küresel ekonomide canlanma işaretleri görülmeye başladı"

Artık küresel ekonomide ilk canlanma işaretlerinin de görülmeye başladığına dikkat çeken Bakan Ali Babacan, "Son dönemdeki iyileşmelerin devam edip etmeyeceğini bir süre daha yakından izlemek gerektiğinin altını çizmek istiyorum" yorumunda bulundu.

Dünyanın modern ekonomi tarihinin en zor dönemlerinden birinin yaşandığını hatırlatan Bakan Babacan, alınan para ve maliye politikası önlemler ile kredi kanallarının daha iyi işlemesine katkıda bulunulduğunu kaydetti.
 

"AB'ye üyelik hedefimiz sapsağlam olmalı"

Tüm bunların yanı sıra Türkiye'nin uzun vadede daha öngörülebilir bir ülke olmasının ekseninin AB sürecinin geldiğine işaret eden Bakan Babacan, özellikle AB parlamento seçimlerinin yapıldığı bu dönemde her ne kadar AB'den karışık ve farklı mesajlar gelse de Türkiye'nin üyelik sürecinin rayında olduğunu vurguladı. Babacan, "Emin adımlarla ilerliyoruz. Bu süreci etkileyen iç ve dış faktörler var. Burada önemli olan bizim, tam üyelik hedefimizin sapasağlam yerinde durması ve Tükiye'nin bu hedefe doğru ilerliyor almasıdır" mesajını verdi.