Bebek ölümlerinin düşündürdüğü

Ankara'da hizmetyoğun işlevi ile öne çıkmış bir eğitim hastanesinde yaşanan "bebek ölümleri" hem kuruma hem de kurumda emek harcayan sağlık personeline yönelik saldırı gerekçesine dönüştürüldü. Oysa, bu üzücü durum bir şeylerin tartışılmasına ve düzeltilmesine olanak sağlayacak bir fırsata dönüştürülebilirdi.

23 Ağustos 2008 Cumartesi, 07:23

Çevre illerden başvuru da alan ve Ankara’daki tüm doğumların yarıya yakınının gerçekleştiği bir hastanede ortaya çıkan olumsuzluk nedensellik bağlamında irdelense çok daha iyi olmaz mıydı?

Düşük doğum ağırlıklı ve henüz yaşamaya hazır olmayan bebeklerin dünyaya gelmesi titiz bakım ve özel koşulları da gerektiren önemli bir sağlık sorunu. Özel koşullar, titiz bakım ve yakın izlem bebek kayıplarının tümü ile önlenmesine yetmese de “sağkalım” oranlarının arttırılması için olmazsa olmaz gerekliliklerdir. Bunun için bilgili ve deneyimli hekimlerin yanı sıra, teknolojik donanım ve bu işin önemli bir öznesi olan yardımcı sağlık personeli şarttır. Bu üç öğeden birinde ya da birkaçında ortaya çıkabilecek eksiklik bu alandaki zincirin tümü ile kopması ve kötü sonuçların kaçınılmaz olması demek. Oysa, konuya ilişkin saldırıya dönüşen tarışmalarda yukarıda anılan üçlemeye ilişkin söylemler yok denecek kadar az. Buna karşılık, başka benzer olaylarda olduğu gibi içi boş, amaçsız ve sırf sorumlu yaratmayı amaçlayan halk dalkavcılığına yönelik tutum öne çıkıyor. Yaşanmakta olan bir olumsuzluktan ders alınabilmesi ve bir daha yaşanmaması için gerekli deneyimin edinilmesi ancak eksikliklerin görülmesi ve giderilme yollarının araştırılması ile olasıdır.

Türkiye’de iddialı sözlerle yaşama geçirilen kimi sağlık uygulamalarının başta ilaç tüketimi olmak üzere, görüntüleme yöntemleri, tıbbi ve cerrahi girişim niceliklerinde yol açmış olduğu artış doğal olarak parasal harcamalara da yansıyor. Her ne kadar kimileri bu artışları önemsemese de fatura kabarmakta ve bu alanın finansındaki kara delik büyümekte.

Teknolojik donanım ve hekim düzeyindeki bilgi ve deneyim yeterliliğine karşılık özellikle yenidoğan alanında titiz bakım ve yakın izlem için yardımcı sağlık personelinin eksikliği diğer iki öğedeki yeterliliğin de sonuca yansımamasında önemli bir etken.

Bu noktada asıl tartışılması gereken de bu kadar önemli bir gerekliliğin nasıl gözardı edilebildiğidir! Başka birçok alanda olduğu gibi sağlıkta da bu alana ayrılan payın niceliği kadar ayrılan payın kullanımında izlenen yol, yapılan tercihler ve toplumcu sağlık anlayışındaki ödünsüzlük önemli öğelerdir. Yine bilindiği gibi, sağlık hizmetinin niteliği ve istenmeyen sonuçların en azda tutulabilmesi için şimdilerde gözardı edilen ve küçümsenir olan “insan kaynağı” vazgeçilmez etkenlerden biridir.

Ankara’daki bebek ölümleri gerekçe edilerek sergilenen ve tartışmadan çok saldırganlık içeren yaklaşımlar sağlıklı sonuçlara erişilmesine olanak vermediği gibi bu alanda irdelenmesi gereken asıl noktaları da gözden kaçırmamıza yol açıyor. Son haftalarda öne çıkartılan bebek ölümleri gerekçesiyle ortaya konan kimi kısır çatışmalar gelecekte de yaşanır. Düşük doğum ağırlıklı bebek ölümleri sorununu bir yana bırakarak bir başka istatistiği anımsayalım (*). 2005 yılı sayıları ile Türkiye’de bebek ölüm oranı binde 29. Bu oran gelişmiş ülkelerde 10’un altında. Oysa, bu noktada bizde yine 2005 yılı sayılarıyla kişi başına yapılan sağlık harcaması miktarı 557 USD/yıl’a karşılık olarak, bebek ölüm oranı binde 29 ve ortalama yaşam süresi 71.4 yıl iken, kişi başına sağlık harcaması 229 USD/yıl olan Küba’daki aynı oranlar sırasıyla binde 7 ve 77.7 yıldır. İstatistiklerin de doğruladığı gibi ayrılan ve harcanan paraya akıl katılmadığı sürece soruna çözüm üretilmesinden uzak kalınmakta. Güncel konu “bebek ölümleri” de nedensellik bağlamında irdelenmeli ve ele alınmalı.

(*)“Sağlık Harcamaları Neden Daha Yüksektir?”, Recep AKDUR, Bilim ve Ütopya Dergisi, Ağustos 2008.