Son Haberler

A+ A-

"Türkiye'de her 4 kişiden biri işsiz"

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) Başkanı Yahya Arıkan, ''Vergi yükünü bir avuç çalışana yıkan unsur, kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdamdır'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 1 Haziran 2009 Pazartesi, 08:50

İSMMMO'nun Antakya'da gerçekleştirdiği eğitmenlerle eğitim semineri kapsamında, Ottoman Palace'da gazetecilerle bir araya gelen İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) Başkanı Yahya Arıkan, burada yaptığı konuşmada, ekonomik krizin etkilerinin iki yıl daha sürmesinin beklendiğini bildirdi.

Krizin yol açtığı hasarın, tüm kesimlerin hareket alanını daralttığını dile getiren Arıkan, bu durumun, kimi değerlendirmelere göre son iki yılda reformlar konusunda yavaş davranılmasından, kimi değerlendirmelere göre ise hükümetin, sermaye hareketlerini iyi ve zamanında yönetememesinden kaynaklandığını savundu.

Türkiye'nin bu süreçte daha akılcı davranma fırsatını kaçırdığını ileri süren Arıkan, şunları kaydetti:
''Şimdi karamsarlıktan çıkma zamanıdır. Geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarılmalı ve geleceğe bakmalıyız. Ekonomik krizin Türkiye'ye etkilerine bakıldığında, getirdiği en ürkütücü sonuç işsizliktir. İşsizliğe bağlı olarak, halk borca sarılmıştır ve krediler geri ödenememektedir. Bankaların yüzde 9-10 faizle mevduat toplarken, krediyi yüzde 30 seviyesinde yüksek bir faizle satması da son derece düşündürücüdür.

Borç bulmakta zorlanan işletmeler, üretimden elini çekmek zorunda kalmakta ve işsizler ordusuna yenileri katılmaktadır. Son olarak açıklanan şubat ayı işsizlik verileri, savaş yılları rakamları gibidir. Şubat ayında resmi işsizlik oranı yüzde 16'yı aşmış, gerçek işsizlik ise yüzde 25'e dayanmıştır. Gerçek işsizlik düzeyi, Türkiye'nin ikinci dünya savaşından sonraki en yüksek işsizliğini ifade etmektedir.

İş bulma ümidi olmayanlar, işsiz olduğu halde iş aramayanlar ile yılda birkaç ay çalışan ve mevsimlik işçileri içeren gerçek işsiz sayısı, yaklaşık 6,5 milyon kişiye ulaşmıştır. Böylece Türkiye'de her 4 kişiden biri işsiz hale gelmiştir.''

Yahya Arıkan, gerçek işsiz sayısına; geçtiğimiz yıl eylül ayından bu yana her ay ortalama 406 bin kişinin eklendiğini vurgulayarak, bu sayının, şubat ayı itibariyle 1 milyon 158 bin kişi olduğunu bildirdi.

Türkiye'nin acilen bu konuda sosyal taraflarla, yeni bir arayışa ve hızlı çözüm arayışına ihtiyacının olduğuna dikkati çeken Arıkan, bütün yönleriyle düşünülmüş ve planlanmış bir sosyal programın, acil çözüm seçeneklerinden biri olabileceğini söyledi.

Büyüme stratejisi için sanayiyi ve ihracatı ithalata bağımlı olmaktan kurtarmanın, olmazsa olmaz bir koşul olduğunu belirten Arıkan, şöyle devam etti:
''Bugüne kadar sağlıklı bir vergi reformu yapılamadığı için, vergi adaleti sağlanamadığı için ve geniş bir kesimden vergi toplanamadığı için yük; işçinin, memurun ve asgari ücretlinin sırtında kalmıştır.

İşçi ve memur, son 5 yıllık dönemde, maaşları üzerinden 76 milyar 537 milyon lira gelir vergisi ödemiştir. Çalışanın ödediği vergi sürekli artmaktadır. 2004 yılında 9 milyar 451 milyon lira olan gelir vergisi, 2008 yılında 19 milyar 942 milyon liraya çıkmıştır. Böylece 5 yıllık süreçte çalışanlardan stopaj yoluyla kesilen gelir vergisi tutarı, 76 milyar 537 milyon lirayı bulmuştur. Yani, Türkiye genelinde toplanan gelir vergisinin yaklaşık yarısı ücretlilerden alınmaktadır.''

''Az kazanandan az, çok kazanandan çok"

Kayıt dışı ekonomi ve kayıt içindeki işlemlerin belgelenmemesi nedeniyle Türkiye'de toplanamayan verginin yılda 20 milyar lirayı bulduğunu anlatan Arıkan, çeşitli nedenlerle kayıt dışı istihdamın, Hazine'ye maliyetinin de 15 milyar liralık prim kaybı olduğunu söyledi.

Arıkan, ''Vergi yükünü bir avuç çalışana yıkan unsur, kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdamdır. Şimdi bu dengeyi 'az kazanandan az, çok kazanandan çok' yönünde değiştirmek zamanıdır'' diye konuştu.

Krizin etkilerine karşı, temel tüketim ürünlerindeki KDV'nin düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, çalışanın ve kayıtlı işverenin yükünün de hafifletilmesinin bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

Vergi iadesinin kaldırılmasının ve ''nereden buldun?'' sorusunun yöneltilmemesinin, kayıt dışının ''ekmeğine yağ sürdüğünü'' ileri süren Arıkan, kayıt dışı ile mücadele etmede atılması gereken ilk adımın, tüm ödemelerin bankalardan geçmesi ve de her türlü harcamanın gider kabul edilmesi olduğunu söyledi.

Kira ödemelerine banka zorunluluğunun getirilmesinin doğru bir karar olduğunu belirten Arıkan, diğer ödemeler için de 8 bin lira olan alt sınırın daha da düşürülmesi gerektiğini bildirdi.

Çözüm önerilerinden biri olarak, kişilerden alınan gelir vergisinin yüzde 15 yerine yüzde 10'dan başlayabileceğini anlatan Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sermaye üzerindeki vergi yükü yaygınlaştırılmalıdır. Bunun için borsa ve döviz işlemleri üzerinden düşük oranlı, ancak yaygın bir finansal vergi işlemi uygulanmalıdır. Mali güç ilkesini en iyi gözeten vergi, gelir vergisidir. Türkiye'de yaşayan, reşit olan herkes, gelir vergisi beyannamesi vermelidir. İstisna, muafiyet, indirim, vergi ertelemeleri ve beyanı gerekmeyen gelirler, beyanname verme görevini ortadan kaldırmamalıdır.

Vergi kesintisi, sistem içinde ön vergileme niteliği taşımalıdır. Nihai vergi olmamalıdır. Gelir Vergisi Sistemi; gelir, harcama ve tasarrufları kavramalı, gelir vergisi beyanları, bu üç kavramı içerecek biçimde ele alınmalıdır. Herkesin beyanname verdiği gelir vergisi sistemi, Anayasa'nın 'sosyal devlet' ilkesini gözetmeli ve bu kapsamda 'asgari geçim standardı' diyebileceğimiz bir tutar, tüm mükellefler açısından vergi dışı bırakılmalıdır.''

''Elektronik haciz"

Vergi matrahını etkilemeyecek bir beyannamenin düzeltilmesi ile ilgili işlem yapılırken kesilen özel usulsüzlük cezasının, dünyanın hiçbir yerinde uygulanmadığını ileri süren Arıkan, bu cezanın, Türkiye'de şu an bin lira olarak uygulandığını ve kaldırılması gerektiğini ifade etti.

Arıkan, 2013 yılına kadar yapacaklarını ortaya koyan bir stratejik plan hazırladıklarını ve son genel kurullarında, işletmelerin büyümesine yönelik olarak çeşitli alanlardaki uzmanlıkların sertifikalı hale dönüştürülmesi amacıyla, ''İSMMMO Akademi'' kurma kararı aldıklarını bildirdi.

Maliye Bakanlığı'nın, Vergi Dairesi Tam Otomasyonu Projesi (VEDOP) ile ciddi bir veri tabanı oluşturduğunu belirten Arıkan, bir vergi mükellefinin vergi idaresine borcu olduğunda vergi idaresinin, bu proje sayesinde mükelleflerin banka hesaplarını görebildiğini ve borca karşılık mükellefin banka hesaplarını dondurduğunu anlattı.
Bu uygulamanın, mükelleflerin ticari faaliyetlerini durdurduğunu dile getiren Arıkan, ''Şu dönemde, zaten işletmeler zor ayakta duruyor. Ticari hayatları, elektronik hacizle durdurulan işletmelerin ayakta kalması mümkün değil. Bu konunun kaldırılmasını istiyoruz'' diye konuştu.

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Arıkan, bir soru üzerine, vergi idaresinin, borcunu ödemeyen mükellefe ilk olarak ödeme emri gönderdiğini, bu emirden sonra da ödemeyen mükelleflerin banka hesaplarının tamamının, ''elektronik haciz'' ile durdurulduğunu ifade etti.

Arıkan, bir gazetecinin, ''vergi matrahları, krizden nasıl etkilendi?'' sorusunu da şöyle yanıtladı:
''Krizin bahsedildiği dönemde, vergi matrahlarının artmasının hayalci olduğunu düşünüyorum. Bu yıl vergi matrahları düşecektir. Ayrıca, Türkiye'de 'net ücret' kavramı var. Bu nedenle vergi ve SSK yükünü, işveren çekiyor. Bu yükü çekememeye başlayan işveren de sonunda işçisini çıkarıyor. 'Brüt ücret' kavramının gelişmesi lazım.''

Hatay Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Abdullah Korkmaz da, beyanname düzeltmelerinde kesilen özel usulsüzlük cezasının, mükellef ile mali müşavirleri karşı karşıya getirdiğini belirterek, bu uygulamanın kalkması gerektiğini bildirdi.

Çoğu ülkenin, krizde, ticaretini ve sanayisini destekleyen uygulamaları hayata geçirdiğini anlatan Korkmaz, ''Böyle bir dönemde bizim, elektronik haciz ve düzeltmelerde kesilen özel usulsüzlük cezası uygulamamız doğru değil... Bu konuların bir an önce kaldırılması gerekiyor'' şeklinde konuştu.

Halep şehrine gezi

Seminer kapsamında, eğitmenlerden ve gazetecilerden oluşan grupla, Suriye'nin Halep şehrine de bir gezi düzenlendi. Program çerçevesinde, tarihinde askeri yönden hiç fethedilemediği ifade edilen Halep Kalesi, sokaklarının uzunluğunun 10 kilometreden fazla olduğu belirtilen Halep Kapalıçarşısı ve Halep şehri gezildi.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler