Türk'ten PKK'nin "eylemsizlik" kararına yorum

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, PKK'nin eylemsizlik kararını 45 gün daha uzatmasını "iyi niyetlerinin en açık ifadesi, atılan bu adım ve uzatılan barış elinin havada kalmaması hayati önem taşımaktadır" şeklinde değerlendirdi. Türk Kürt sorunu konusunda Başbakan Erdoğan'ın inisiyatifi ele almasını isteyerek Başbakan'ın 2005 yılında olduğu gibi Türkiye'nin aydınları ve yazarları ile biraraya gelmesini önerdi.
Yayınlanma tarihi: 2 Haziran 2009 Salı, 11:17

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk partisinin Meclis grup toplantısında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Konuşmasının başında PKK'nin 1 Haziran olarak açıkladığı "eylemsizlik" kararını 15 Temmuz'a kadar uzattığını bildiren Türk'ün bu sözleri milletvekilleri ve grup salonundaki partililerden alkış aldı. PKK'nin kararını "sağduyulu" olarak nitelendiren Türk, bu kararın demokratik sivil toplum için çok önemli bir fırsat ve şans yarattığını savundu. Türk şöyle konuştu:

"Çatışmaların olmadığı-operasyonların yapılmadığı-kan ve gözyaşının akmadığı bir ortam; Türkiye toplumunun en acil ihtiyacıdır. Bu durumu, temel gerekçeleri arasına koyarak, eylemsizlik kararlarını bir buçuk ay uzatmış olmaları; Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollardan çözülmesine olan inançlarının ve iyi niyetlerinin en açık ifadesi olarak değerlendiriyoruz. Atılan bu adım ve uzatılan barış elinin havada kalmaması hayati önem taşımaktadır. Barış tek yanlı olmayacağına göre, atılan adımların karşılığını bulması, sürecin pozitif yönde ilerleyebilmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Bu noktada devlete, hükümete, parlamentoya ve siyasi partilerimize önemli görev ve sorumluklar düşmektedir."

"Başbakan aydınlarla görüşmeli, Gül zirve toplamalı" önerisi

Devletin ve hükümetin bu konudaki yaklaşımlarının hayati önemde olduğunu vurgulayan Türk, operasyonların durması ve siyasi bir iradenin açığa çıkmasıyla birlikte çözüm yolunda en önemli eşiğin geçilmiş olacağını kaydetti. Hükümetin Kürt sorununa güvenlik penceresinden bakan geleneksel politikalardan uzaklaşıp demokratikleşme perspektifiyle bakmasını gerektiğini ifade eden Türk, "Sayın Başbakan biran önce inisiyatifi ele almalı ve öncelikli olarak 'Kan akmaması için bu çatışmasızlık sürecini koruyacağız. Bu konuda sorumlu ve duyarlı davranacağız' demelidir. Öncelikli olarak çatışmalı ortamı geliştiren, mevcut politika ve uygulamalardan kaçınılmasıdır. İkinci önemli adım, hızla bir diyalog sürecinin başlatılmasıdır. Sayın Başbakan 2005'te bu ülkenin çok değerli aydınlarıyla, yazarlarıyla bir araya geldi, aynı masa etrafında sorunu tartıştı. Benzer bir süreç yeniden başlatılabilmelidir. Bunun önünde hiçbir engel yoktur. Sayın Cumhurbaşkanı'nın öncülüğünde siyasi partilerle bir zirve neden gerçekleştirilmesin? Veya Sayın Başbakan Meclis ve Meclis dışında bulunan partilerimizle ortak bir platformda veya ayrı ayrı görüşerek, çatışmasızlık halinin korunması için neden bir mutabakat oluşturmasın? Böyle bir diyalog sürecinin başlatılmasını son derece önemsiyoruz. Türkiye'nin buna ihtiyacı var" diye konuştu.

"Baykal sosyal demokrat çizgisine dönmeye başladı"

Konuşmasında, Kürt sorunu ile ilgili CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın yaptığı açıklamaları da değerlendiren Türk, Baykal'ın tavrını önemsediklerini belirtti. Türk, "Her ne kadar, öneriler ve yöntemler konusunda, tamamen hem fikir olmasak da, bu konunun demokrasi ve diyalogla çözülmesi için CHP'nin ortaya bir niyet koyması sevindirici bir durumdur. Sayın Baykal'ın sosyal demokrat çizgiye dönmeye başlaması ve ortaya çıkan bu fırsatı, 71 milyon Türkiye'nin barışı ve refahı olarak algılaması, uzun bir zamandır özlediğimiz bir tavırdı. Beklentimiz, bu tavrın barışçıl bir süreç lehine yapıcı ve teşvik edici bir şekilde hızlanarak devam etmesidir. Keza, görmek istediğimiz bir başka tavır da, Türkiye milliyetçiliği çizgisinin, çoğulculuk ile eşit ve özgür kardeşliği kabul ettiğini gösteren bir yaklaşım içinde olmasıdır" diye konuştu.

"Etnik siyaseti Başbakan yapıyor"

Başbakan Erdoğan'ın Kürt sorunuyla ilgili "çözüm iradesi var" demesine rağmen bugüne kadar siyasi irade belirtisi göstermediğini, bunu da kaygıyla izlediklerini ifade eden Türk, Erdoğan'ın "Elimizde sihirli değnek yok" sözünü eleştirdi. Türk şunları söyledi:

"Böylesi bir dönemde 'Elimizde sihirli değnek yok' demek, vahim bir açıklamadır. Toplumun barış taleplerini hafife almaktır. Yurttaşlarının demokrasi taleplerine, bir reform iradesiyle cevap vermenin sihirle-büyüyle bir alakası yoktur. Başbakanın ne sihirbaz olmasını ne büyü yapmasını istiyoruz, barış ve demokrasiyi esas almasını istiyoruz.Türkiye'nin yediden-yetmişe barışını aradığı bir dönemde, çıkıp da partimizi hedef alarak 'kimlik siyaseti yapmak ihanettir' demenin akılla-izanla anlaşılabilecek bir tarafı var mıdır? Siyaset kurumunun toparlanmaya başladığı, kendi ayakları üzerinde durmaya çabalayarak ülkenin en önemli sorununu tartışmaya başladığı bir dönemin arifesinde, "ihanet" gibi, kesinlikle siyaset sözlüğümüzden atmamız gereken bir kelimeyi, hangi akla hizmet kullanıyorsunuz Sayın Başbakan? Dün bu kelimeyi size karşı kullananları eleştirirken, bugün kalkmış kendiniz gibi düşünmeyenlere aynı şekilde hitap ediyorsunuz. Bunun siyaset etiği ile bağdaşır bir yanı var mıdır? Sizi öncelikle tutarlılığa, samimiyete ve saygıya davet ediyoruz. Kaldı ki, kimlik siyaseti yapan da etnik siyaset yapan da, hükümetin ve AKP'nin kendisidir. Azerbaycan Meclisi'nde "iki devlet tek millet" diyen Sayın Başbakan'dır. Azerbaycan etnik olarak Türk olabilir. Fakat, Türkiye milleti ile Azerbaycan milleti aynı değildir. Yurttaşın Türk etnik kimliğinden olduğunu anlamak için, biyometrik testler önerecek kadar ileri giden, adeta kafatası ölçüsü almayı yasalaştırmaya çalışan bir önergede, grup başkan vekilinizin imzası var."

KESK operasyonuna tepki

Türk konuşmasında geçen hafta gerçekleştirilen KESK operasyonuna da tepki gösterdi. KESK üyelerinin yasadışı örgüt üyesi gibi gözaltına alınmalarını kınadıklarını ifade eden Türk, "KESK yönetici ve üyelerine yönelik gerçekleştirilen bu operasyon, Türkiye toplumsal mücadele tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Ülkemizin dört bir yanında emekçiler omuz omuza bu otoriter uygulamalara karşı önemli bir direniş başlatmıştır. Buradan bütün demokrasi güçlerini, aydınları, sivil toplum örgütlerini KESK'le dayanışmaya çağırıyorum. Parti olarak dün olduğu gibi bugün de KESK'in bu onurlu mücadelesinin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum" dedi.

Mayın konusunda muhalefeti tebrik etti

Türk, Meclis Genel Kurulu gündemindeki mayın tasarısı konusunda ise "Mayınların Temizlenmesi ile ilgili yasa tasarısında, grupların farklı yaklaşımları olsa da, arazilerin hak sahiplerine dağıtılması ve yoksul köylüler arasında adil bir şekilde paylaştırılarak organik tarım yapılması konusunda, özellikle muhalefet partileri arasında bir konsensüs oluştu. Bu demokratik muhalefet karşısında, Hükümetin tasarıyı geri çekmesi ve makul bir hale getirme sözü vermesi, 23.Dönem Meclisi'nin iradesi ve gücünü ortaya koymaktadır. Aynı performansın, Kürt sorununun çözümü yolunda gerçekleştirilmesi, Meclisimizin liyakatı ve salahiyetini teslim edecektir. Başta CHP olmak üzere, anti-semitizm ve ulusal güvenlik kaygıları dışında, belirttiğim ortak noktalarda muhalefet yapan tüm grupları, Partim ve arkadaşlarım adına bu vesileyle tebrik ediyorum" şeklinde konuştu.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.