'NATO politik bir kurum haline geldi'

NATO Parlamenterler Asamblesi (NATO-PA) Türk Grubu Başkanı ve AKP Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem, NATO'nun 21. yüzyılda sadece bir askeri kurum değil, askeri ve politik bir kurum haline geldiğini söyledi.
Yayınlanma tarihi: 4 Haziran 2009 Perşembe, 09:27

Arı Hareketi tarafından bu yıl 11'incisi düzenlenen ''Uluslararası Güvenlik'' konferansı, ''NATO'nun Yeni Görevleri ve Yeni Amaçları, 21. Yüzyılda NATO'nun Güvenlik ve Transatlantik Diplomasi Rolünü Yeniden Tanımlamak'' başlığıyla Taksim'deki Elite World Otel'de başladı.

Konferansın açılışında konuşan Erdem, NATO'nun bu yıl 60. yılı olması nedeniyle kurumun dünyadaki yeni oluşumlar üzerine yapılan toplantılarda bu yıl çok tartışıldığını belirterek, tartışılan konuların NATO'nun ne olduğu, NATO'nun soğuk savaş sonrasındaki konumu, 11 Eylül sonrasındaki gelişmeler, dünyadaki yeni tehditler üzerine olduğunu belirtti.

Toplantılarda üyelerin üzerinde birleştiği temel fikrin NATO'nun 60. yılına kadar görevlerini başarıyla tamamlandığı üzerinde şekillendiğini dile getiren Erdem, ancak dünyadaki mevcut sorunlar, terör, enerji güvenliği ve yeni stratejiler gibi konular üzerine de yoğun müzakerelerin yapıldığını anlattı.

Günümüzde tartışılan konunun NATO'nun üzerinde birleştiği temel değerleri 21. yüzyıla nasıl uyarlayacağı ve bu yüzyılın tehditlerine karşı nasıl kullanacağı olduğunu ifade eden Erdem, bu konuların Strasburg ve Kiev'de yakın dönemde yapılan yeni stratejik planda ele alındığını kaydetti.

NATO'nun temel stratejik konseptinin askeri müdahaleler üzerine olduğunu anımsatan Erdem, şunları kaydetti:
''Ancak 21. yüzyılda yeni tehditler ortaya çıktı. 11 Eylül olayları, terörizm, korsan hareketleri, enerji güvenliği, kitle imha silahları, iklim değişiklikleri... Çok önemli bir süreçten geçiyoruz. NATO, 21. yüzyılda sadece bir askeri kurum değil, askeri ve politik bir kurum haline geldi. NATO değişiyor, NATO halen geçerli. Soğuk savaş sonrasında karşılaşılan sorunlar NOTA'nun yeni politikalar oluşturmasını zorunlu hale getirdi. NATO'nun Birleşmiş Milletler veya uluslararası birçok kuruluşla ortaklığı var. Güvenlik, barış ve istikrarın sürdürülmesi sadece askeri müdahalelerle mümkün değil. Ancak Afganistan ve Kosova'daki operasyonlardan gördük ki 2 ülkede sorunlar askeri müdahalelerle çözülmüyor. Bu ülkelerde devletin yeniden inşası, sosyal kalkınma ve altyapının oluşturulması gerekiyor. Kapsamlı müdahale ve stratejiler gerekiyor.''

Diğer konuşmacılar

Arı Hareketi Yönetim Kurulu Başkanı Ural Aküzüm de güvenli ve refah içerisinde bir dünyayı umut ettiklerini belirtti.

NATO'nun 60. yılında yeni yeni tehditler, terörizm ve buna benzer konuları tartıştığını dile getiren Aküzüm, toplantıda NATO'da Türkiye'nin rolü, bölgesinde ve uluslararası arenadaki sorunlara katkısının tartışılacağını aktardı.

Friedrich Naumann Vakfı Türkiye Temsilcisi Jörg Dehnert ise vakıflarının özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında çalıştığını anlattı.
Türkiye'deki amaçlarının demokrasinin teşviki, hukukun üstünlüğü ve Avrupa Birliği yolunda lobicilik yapmak olduğunu söyleyen Dehnert, NATO'nun 60. yılında güvenlik üzerine çalışmalarının yanı sıra siyasi rolünü de arttırdığını bildirdi.

NATO'nun soğuk savaş döneminde kuruluş amacı üzerine hareket etmediğini savunan Dehnert, soğuk savaş sonrasında dünya üzerindeki tehditlerin değiştiğini, bugün NATO'nun askeri birliklerinin dünyanın çeşitli yerlerinde konuşlandığını ifade etti.

NATO Kamu Diplomasi Bölümü Genel Sekreteri Stefanie Babst de konferansın Türkiye'de ve özellikle 60. yılında tartışmaların yaşandığı bir zamanda yapılmasının da önemli olduğunu kaydetti.

Tartışılan konulardan birinin 60 yaşına gelen bir kurumun yeniden nasıl düzenlemesi gerektiği olduğunu dile getiren Babst, NATO'nun bugün 1999 yılındaki stratejik konseptten çok farklı bir dönemi yaşadığını, bugün gelinen noktada NATO'nun kendini değiştirme ihtiyacının doğduğunu, çünkü dünyadaki siyası manzaranın değiştiğini anlattı.

NATO'nun politik paydaşlarının soğuk savaş sonrasındaki ittifakı başarıyla dönüştürdüğünü dile getiren Babst, yer çekiminin NATO'da değiştiğini ve yeni stratejik bölgesel ortaklıkların ve çıkarların söz konusu olmaya başlandığını söyledi.

Nisan ayında Strasburg ve Kiev'de yapılan NATO toplantılarında üyelerin taahhütte bulunduğunu anlatan Babst, bunlardan birinin de yeni bir genel sekreter seçilmesi ve yeni bir stratejik konsept oluşturulması olduğunu hatırlattı.

1999'daki stratejik konseptten sonra 21. yüzyıla doğru güvenlik ve politik alanlarda dünyada çok şeyin değiştiğini, askeri konulardaki dönüşüm, Afganistan'daki olayların 1999'daki konseptte yer almadığını dile getiren Babst, bu nedenle yeni konsepte ihtiyaç bulunduğunu ve son 2 toplantıda bu konuların ele alındığını kaydetti.

Yeni stratejik konseptte bir dizi askeri ve politik konuların üzerinde çalışılması gerektiğini belirten Babst, ''NATO'nun yeni dönemde iç karar mekanizmalarını nasıl düzenleyeceği, yeni politik düzende nasıl tutum sergileyeceği önemli. Bu kapsamda Türkiye'nin de bu konudaki tutumunu öğrenmek çok önemli'' dedi.

Onur Öymen

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen de muhalefet partisi olarak Türkiye'nin bazı eksikliklere karşın Avrupa Birliği üyeliğini desteklediklerini aktardı.

NATO'nun sadece iç güvenlik değil, uygulama açısından da önemli olduğunu anlatan Öymen, Türkiye'de son günlerde gündeme gelen sınırdaki mayınların temizlenmesinin NATO Bakım ve İkmal Ajansı NAMSA tarafından yapılması konusunun tartışıldığını ifade etti.

Öymen, NATO üyeleri arasındaki dayanışmanın artması halinde başarılı olunacağını söyledi.

Konferansta, ''NATO-Avrupa Birliği İlişkileri: Birbirine Bağlılık Üzerine Kurulu Bir Ortaklık'', ''NATO'nun Genişlemesi: Stratejik Fikir Birliği Kurma Gerekliliği'', ''NATO'nun Üye Ülkeler Dışındaki Operasyonları ve Genel Uluslararası İşlevi'' konularında uzmanlar tarafından sunumlar yapılacak.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.