TÜBİTAK örneğinde hukuk nerede?

26 Ağustos 2008 Salı, 10:57

Geçen yasama yılının son günü, 31 Temmuz 2008 tarihinde kabul edilen bir yasayla, 1963ten bu yana tüzel kişiliğe, özerkliğe, kendine özgü bir bütçeye sahip Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) özerkliğine son verildi.

Yeni düzenlemeye göre Başbakan, Bilim Kurulunun gösterdiği adaylar arasından seçim yapacak. Son seçici, kurul değil, Başbakan olacak. AKPnin ısrarla istediği yeni yasa, Cumhurbaşkanı tarafından hızla onaylandı; Resmi Gazetede yayımlandı. 19 Ağustos 2008 tarihinde de, 2003ten beri kurumu vekâleten yöneten Prof. Dr. Nüket Eriş başkan olarak atandı. Böylece şimdilik AKP muradına erdi. Yeni filizlenmekte olan bilimsel, özerk bir kuruluşu yok etti.

TÜBİTAK, özerk olarak çalıştığı kısacık geçmişinde birçok başarılı çalışmalar yaptı. Burs vererek, yurtdışına bilimsel araştırma yapacak olan bilim insanlarını destekledi, gençlerin ve birçok çevrenin benimsediği bilimsel kitaplar ve dergiler çıkardı; üniversiteler ve sanayi kuruluşlarıyla işbirliği yaptı. Bilimsel çalışmalara önayak oldu.

Ne olduysa AKP iktidara geldikten sonra oldu. İktidar kural, hukuk tanımadan 6 yıl TÜBİTAKla uğraştı. Bu özerk kuruluşumuzun bir türlü peşini bırakmadı. Ben iktidarım, ben yöneteceğim, benim dediğim olacakyanlışlığına düştü.

AKP; idari mahkeme kararlarını, dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezerin vetosunu, Anayasa Mahkemesi kararını ve verilen önergeleri dinlemedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kendi istediği kişi seçilmedi diye, yasa gereği Bilim Kurulunun Mayıs 2003te kendi arasında başkan olarak seçtiği Sayın Prof. Dr. Namık Kemal Pakı Sayın Sezere iletmedi. Bir bakıma görevini kötüye kullandı.

Soru önergelerine yazılı olarak verdikleri yanıtlarda, “Soruşturmalar bitsin, mahkeme kararları gelsin, sonra atama

yapacağız dedikleri halde sözlerinde durmadılar. Savcılığın takipsizlik kararlarını, yargıyı dinlemediler.

Muhalefetin uyarılarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına aldırmadan TBMMdeki çoğunluğuna dayanarak yaptıkları düzenlemelerle, ille de bizim dediğimiz olacak iddiasından vazgeçmediler. 45 yıllık bilimsel özerkliği olan kuruluşu siyasallaştırdılar. Bilimi, bilim insanlarına bırakmadılar.

1987’de Turgut Özal zamanında da TÜBİTAKın bilimsel özerkliğiyle oynanmış, ancak 1993 yılında Sayın Erdal İnönünün katkılarıyla kuruluş, yeniden özerkliğine kavuşmuştur.

Konuşmalarında demokratik, laik, sosyal, hukuk devletinden yana olduklarını söyleyenler TÜBİTAK örneğinde hukuku çiğnediler.

Geçmişinde bilimsel çalışmalarıyla saygınlık kazanan TÜBİTAKı, bazı kuruluşlarca 15-16 Haziran 2006da Ankarada düzenlenen 1. İslami İlimlerde Terminoloji Sorunu adlı toplantıya maddi ve manevi destek verir duruma getirdiler.

6 yıldır AKPnin TÜBİTAKla, YÖKle ilgili uygulamaları, bilime ve bilimsel-yönetsel özerkliği olan kuruluşlara nasıl baktığını açıkça gösteriyor.

İktidarın TBMMdeki çoğunluğuna dayanarak hukuka aykırı olarak yaptığı bu düzenleme de umarız bundan öncekiler gibi Anayasa Mahkemesinden döner. Sayıları zaten çok az olan özerk kuruluşlarımızdan biri daha iktidarın hırsına kurban edilmez.

Mustafa Gazalcı - Eski CHP Denizli Milletvekili