Dövmede sevgilinin yerini Atatürk aldı

Kelebek, çiçek, burcun simgesi, sevgili adı derken vücutlar artık siyasi duruşları ya da felsefi görüşleri yansıtan dövmelerle süslenmeye başlandı. Bunun en somut örneği de her geçen gün artın Atatürk’ün imzasını taşıyan dövmeler.

24 Ağustos 2008 Pazar, 14:01

1990’ların başında kolları çevreleyen dikenli tellerle birlikte dövme modası Türkiyede de yayılmaya başladı. Ardından minik çiçekler ortaya çıktı. Zaman içinde onlar da değişti. Dövme yaptıranın da yapanın da tarzını, düşüncesini, yaşam felsefesini yansıtan şekiller ortaya çıkmaya başladı. Gençlik hevesi, aşkın başdödüren ilk dönemlerinde sevgili isimleri bilekleri, göbekleri süslerken son zamanlarda başka bir dövme furyası ortaya çıktı. İnsanlar artık siyasi duruşlarını da yaptırdıkları dövmeyle göstermeye başladı. Bunun en somut örneği de her geçen gün artın Atatürkün imzasını taşıyan dövmeler.

Sosyologlar vücuda dövme ile yazı yazdırmanın sosyolojik açıdan başlı başına ele alınması gereken bir konu olduğunu belirtse de dövme ustalarına göre hiç unutmak istenmeyen bir sözün, bir adın veya bir duygunun yazdırıldığı gibi hiç kapanmayan bir yaranın hissettirdiği sözü vücuda işleyerek verdiği acıdan kurtulmak da mümkün. Eskiden dinlediği müziği yazdıranlar artık hayat felsefelerini, görüşlerini, duruşlarını belirten sözleri yazdırıyorlar. Kişiliği yansıtmak için kullanılmaya başlanan yazılı dövmelerin sayısının son dönemlerde artmasını dövme ustaları Çağatay, Danny Garcia, Emre Cebeci ve Ruhsel ile konuştuk.

Tedavi gibi...

Kadıköyde Barlar Sokağı olarak bilinen Kadife Sokaktaki Negatif Tattooda yaklaşık on iki yıldır dövme yapan Çağatay, son dönemde Atatürk imzası veya Gazi Mustafa Kemal yazısının ciddi şekilde arttığını söylüyor. Sessizce dövmesini yazdırıp tarafını belli edenlerin yanı sıra bir çeşit tedavi gibi müşterileriyle konuşarak acılarını da yazılı olarak vucuda işlediğini belirten Çağatay, insanları kırmamak lazım, karşımdakini dinleyip isteklerine cevap vermeye çalışıyorum diyor.

Ülkenin siyasi durumuna ciddi tepki var. Her kesimden 18 yaşından 50 yaşına kadar birçok kişi Atatürk dövmesi yaptırıyor. Toplumdaki büyük kopmalar şu an pasif tepki halinde, tarafını seçip dövmesini yaptırarak dışa vuruluyor. Bir dövmeyle hiçbir söze gerek kalmadan ben buyum diyebilirsin. Hayat görüşlerini yazdırmak isteyenler de var. Mesela birisi Only Can God Judge Me/Sadece Tanrı beni yargılayabilir yazdırmak isterken bir diğeri The world is mine/Bu dünya benim yazdırabiliyor. Ezilmişlik ve ezilmemişlik duygusunu taşıyan dövmeleri aynı gün içinde yapabiliyorum. Sevgili ismi yazılmasına pek taraftar değilim. 10 yıl içinde kime isim yazdıysam geri gelip kapattırmak istedi. İsim yazmayı pek istemiyorum ama isteyen kişi de benden daha akıllı ya da daha salak değil. Kendi içindeki yaşanmışlık tecbüresine göre bu yazıyı istiyor. Kalkıp da kraldan çok kralcı gibi davranmakda doğru değil. Karşımdakinin ilişkisini ya da kendisini sorgulamak bana düşmez. O insan da yeterince düşünmüş, kendi içinde muhasebesini yapmıştır. Amerikaya yerleşip hayatını kurduktan sonra çok genç yaşta; sanırım 27; kanserden vefat etmiş karısının yazdığı son mektubun son pasajını yazdığım bir müşterimden çok etkilenmiştim. Böyle durumlarda ticari tarafından bakamıyorsun, insani yanım daha ağır basıyor. Yaptıran arkadaş hâlâ olayın etkisindeydi, anlatırken sesi titriyordu. O dövmeyi yaparken ben de kendimi onun yerine koydum. Birinin yaşadığı acıyla ilgili kalıcı bir yazı yazıyorum ve bu acıyı paylaşıyorum. Hayatı boyunca yaşadığı acı kayıpları, pişmanlıkları vücuduna dövme yaptıran biri ya hayatı boyunca unutmamak ya da üstüne set çekmek ister. Böyle durumlarda dövme bir çeşit tedavi gibi oluyor. Belki de bedensel acı bazı acıları bastırıyor. Herkes kendince bir anlam yüklüyor taşıdığı dövmeye... Hep daha iyi hissetmek için...

Kararsızlara yapmam

Almanyadaki okulunun grafik bölümünden mezun olduktan sonra Türkiyeye gelen ve on yıldır dövme yapan Danny Garcia Modadaki İnkstanbul adlı dükkânında çalışıyor. Yazı yazdırmanın iskanyar bir durum, bir haykırış olduğunu söyleyen Garcia yaz aylarında yazılı dövme taleplerinin arttığını, haftada en az beş kişinin yazı yazdırmak istediğini söylüyor. Yurtdışındaki modanın ülkemizde de takip edildiğini, insanların artık daha modern ve rahat davranmaları sonunda dövmede artış olduğu belirten Danny Garcia, kararsız kişilere dövme yapmadığını belirtiyor.

Toplum, jenerasyon neyle doluysa, onu haykırmak için bir yol buluyor. Minibüsçü, tırcı, kamyoncu abimizin camına, aracın arkasına yazı yazmasıyla aynı dövme olarak yazı yazdırmak da. Hindistan, Meksika gibi ülkelerde de durum farklı değil. Orada da bir dışa vurum var. Birine God is love yazdım ardından otuz beş kişi gelip aynısından istedi. Yaptığım işin aynısını başkasına yapmayı pek istemiyorum. Müşterimlerimde yaptıracağı dövmeye göre değil, kişiliğine göre seçici davranıyorum. Yazılı dövme isteyenler de ikiye ayrılıyor. Bir kesim özentilikten yaptırıyor ama benim müşterilerim çoğunlukla daha modern, aydın kesimden. Bu kesim de zaten gidip Atatürk yazdırıyor. Geri kalanlar da çok felsefik olmayıp, sırf Angelina Jolienin belinde yazı yazıyor diye yazılı dövme isteyenlerler. Ebru Şallının göbeğindeki H harfini isteyen bile oldu. İsmi Selma olmasına rağmen, S harfini orada düşünemiyor. Genelde çok psikolojik konuşmalara girmiyorum. Dövme kapatılabilir bir yere, bir boyutta yapılacaksa çok da sorun değil. O kişinin psikolojisinden ben sorumlu değilim, 18 yaşından büyükse kendi kararının arkasında da durmalı. Atatürk isteyenden para az alınır gibi bir tavır hep var. Şimdi de genç nesil yakasına Atatürk rozeti takmak yerine Atatürk dövmesi yaptırıyor. Atatürkün kalpaklı portresini yakın zamanda bir müşterime tam sırt çalışacağım. Yazılı dövmeler tamamen isyankar bir durum. Karıştırılmaması veya aynı kefeye konulmaması gereken durumlar var. 17 yaşında şuursuzca sevgili adı yazdırmak isteyen bir kızla, siyasi duruma isyan edip koluna Atatürk yazdıran aynı kefeye konmamalı. Only can God judge me yazdıranla Meksikada La Familia dövmesi yaptıranın aynı protest yaklaşımı olamaz. Yazı yazdırmak, içinde seni rahatsız eden bir duygunun dışa vurumu olmalı...”