USAK'dan Gürcistan Krizi değerlendirme raporu

USAK Gürcistan Krizi'ne ilişkin bir rapor hazırladı. Raporda, krizden en çok etkilenecek ülkelerin başında Türkiye'nin geldiği vurgulandı. Türkiye'nin buna karşı hazırlıklı olması gerektiği savunulan raporda, Kafkasya'daki değişimin Türkiye'ye yükler ve fırsatlar getirdiği görüşüne yer verildi.

24 Ağustos 2008 Pazar, 10:27

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK), Gürcistan'daki krizin yerel bir çatışma olmanın ötesinde, doğrudan etkilerinin olacağına işaret ederek, yeni dünya düzeni mücadelelerinin önemli safhalarından birinin Kafkasya'da yaşanacağını savundu.
USAK tarafından hazırlanan 66 sayfalık "Gürcistan Krizi Değerlendirme Raporu"na göre, krizden en çok etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor.
Krizin Türkiye'yi sadece Rusya ile değil, en yakın müttefikleriyle de sorunlu hale getirebileceği ve Türkiye'nin buna karşı hazırlıklı olması gerektiği savunulan raporda, Kafkasya'daki değişimin Türkiye'ye yükler ve fırsatlar getirdiği görüşüne yer verildi.
Raporda, Rusya açısından krizi çatışma noktasına getiren en önemli unsurlar, "NATO genişlemesi, Gürcistan'da artan ABD askeri varlığı ve Kosova'nın bağımsızlığı", Gürcistan açısından ise "NATO üyeliğinin gecikmesi, iç siyasi dengeler, artan ABD desteği, güçlenen Gürcü ordusu ve Rus tepkisini doğru hesaplayamama" olarak sıralandı.
USAK'ın raporunda, NATO'nun Bükreş zirvesinden ağustos ayına kadar taraflar arasında gerilimin bilinçli şekilde artırıldığı savunulurken, Gürcistan'ın Rusya'ya karşı teminat olarak yorumlayabileceği çeşitli işaretlerin de ABD tarafından verildiği belirtildi.
Gerek ABD, gerekse Gürcistan'ın, Rusya'nın "bu derecede orantısız tepki vermesini" beklemediği kaydedilen raporda, bu tepkisinin Rusya'yı zor durumda bıraktığı, Gürcistan bu süreç sonunda NATO üyesi olursa, bunun en önemli nedeninin Rusya'nın "aşırı güç kullanımı" olacağı düşüncesine yer verildi.
"ABD Kafkaslar'da durdurulamazsa, ileride durdurulamaz" görüşünün Rus eliti arasında güçlendiği kaydedilen raporda, Moskova'nın bölgedeki Batı etkisini kırma gayretlerine atıfta bulunuldu.
Raporda, Rusya'nın Gürcistan haritasını yeniden çizmek istediği de öne sürüldü.
Son krizin ardından ABD'nin, "Rusya karşısında küçük bir müttefikini bile korumaktan aciz ülke" görüntüsü verdiği gerekçesiyle Gürcü halkının desteğini büyük oranda kaybettiğine işaret edilen raporda, Moskova yanlılarının bu durumdan yararlanarak Gürcü yönetimini devirmeye çalışabileceği savunuldu.
Raporda, ABD'nin Rusya'yı kuşatma politikasının önümüzdeki dönemde de devam edeceği ve Washington'un Gürcistan'daki Rus saldırılarının karşılığını en yakın zamanda vermek isteyeceği öne sürülürken, iki ülke arasında karşılıklı olarak gücünü karşı tarafa ispat yarışının başladığına dikkat çekildi.
Bununla birlikte, bu tabloya bakarak yeni bir Soğuk Savaşın başladığının söylenemeyeceği belirtilen raporda, Soğuk Savaşın ideolojilerin çatıştığı bir dönem olduğu hatırlatılarak, bugün itibariyle Rusya'nın geçmişte savunduğu bir değerler bütününün olmadığı görüşü dile getirildi.
Kafkaslar ve Karadeniz'de krizle birlikte dengelerin daha hızlı değişmeye başladığına işaret edilen raporda, Rusya'nın bugün en önemli sorununun, askeri gücü dışında, komşularına herhangi bir siyasi ya da ekonomik model önerememesi olduğu düşüncesine yer verildi.
Raporda, NATO ve AB genişlemesinin birbirini destekleyen süreçler olması gerektiği belirtilirken, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin hızlandırılmasının NATO genişlemesine katkısı olacağı, olası bir tam üyeliğin AB ve ABD'nin Kafkasya ve Karadeniz'de etkisini artıracağı kaydedildi.
Kafkasya'daki son krizin daha güçlü bir Türkiye'ye olan ihtiyacı artırdığı dile getirilirken, "Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği, Kafkaslar'da istikrar ve barışın teminini daha kolay bir hale getirebilirdi" ifadesi kullanıldı.

Rusya ve ABD ne yapacak?

Rusya ve ABD'nin birbirlerine karşı atacakları olası adımlara da değinilen raporda, Rusya'nın ABD'nin sevmediği ülkelerle ilişkilerini geliştirebileceği, Filistin'den Afganistan'a kadar geniş bir bölgede Rusya-Suriye-İran işbirliğinin, ABD projelerinin "altını oyacağı ve bölgedeki mevcut dengeleri altüst edeceği" öne sürüldü.
Rapora göre, Rusya silah satışları kartını ortaya atabilir ve BM Güvenlik Konseyindeki gücünü daha fazla kullanabilir. ABD ise Rusya'yı G-8'den çıkarmak, Dünya Ticaret Örgütünün dışında tutmak ve 2014 Kış Olimpiyatlarını Rusya'nın elinden almak gibi önlemler üzerinde durabilir.
ABD'nin Rusya'ya karşı tek başına eylemlerden çok ilk olarak NATO çatısını kullanmasının beklendiği ifade edilen raporda, ABD'nin Karadeniz ve Kafkaslar'da daha fazla güç bulundurabilmek için yanında görmek isteyeceği ülkelerin başında Türkiye'nin geldiği görüşüne yer verilerek, Türkiye'nin Rusya'yı kızdırmamak ve uluslararası anlaşmalarla ters düşmemek isteyeceği, bunun da ABD ile ilişkilerde gerilime yol açabileceği savunuldu.
Raporda, Türkiye'nin krizin başında yeterince aktif olmadığı eleştirilerine karşı çıkılarak, ilk günlerde "AB ve ABD'nin yapıp da Türkiye'nin yapmadığı hiçbir işin olmadığına" dikkati çekildi.

Öneriler

Bundan sonrası için önerilere de yer verilen raporda, bölgenin kutuplaşma veya parçalanma değil, uzun dönemli çözümlere ihtiyaç duyduğu ve Batının istikrar adına daha gerçekçi politikalar izlemesi ve Rusya ile ortak paydalar aranması gerektiği ifade edildi.
Raporda, NATO'nun Gürcistan ve Ukrayna'ya karşı daha kararlı tutum içine girmesi ve bu iki ülkenin İttifaka üyeliği için bir eylem planı hazırlaması gerektiği belirtilirken, bu kararlı adımların Azerbaycan için de atılması gerektiği, Gürcistan ve Azerbaycan'ın AB ile ilişkilerinin hızlanmasının da Kafkasya'nın güvenliğine olumlu katkı sağlayacağı kaydedildi.
Gürcistan'da komutanın Rusların elinde olmadığı, barışın sigortası olacak bir askeri üssün konuşlandırılması gereğine işaret edilen raporda, insani yardımların kısa sürede ulaştırılması ve Türkiye'nin bu süreçte öncü rol oynaması istendi.
Raporda, AB'nin bölgedeki istikrar ve barış arayışları için üstlendiği rolü devam ettirmesi ihtiyacı vurgulanırken, Türkiye'nin de süreçte kendisini geri plana çekmeyerek, çıkarına olmayacak eğilimlerin önüne geçmesi ve uzun soluklu çözümler için tarafların tereddütlerini müzakere masasında dile getirmesi gereğine işaret edildi.
Türkiye'nin kriz karşısında "AB'nin aşırı ihtiyatlı duruşu ile ABD'nin aşırı tepkisel duruşu" arasında bir yer bulabileceği ifade edilen raporda, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının bölge için taşıdığı öneme dikkat çekildi.
Raporda, Türkiye'nin Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu gibi inisiyatifler geliştirmesi olumlu bulunurken, ancak bu tür projelerin daha fazla olgunlaştırıldıktan, iç ve dış kamuoyu hazırlandıktan sonra devreye sokulması görüşü dile getirildi. Türkiye'nin Kafkasya'da tarafsız ve dışarıdan olayları seyreden ülke olmaması, ayrıca bölgede saldırganlığı meşrulaştırır hiçbir söylemde bulunmaması istendi.
"Rusya'nın mücadele sahnesine dönüşünün, Türkiye'nin özellikle ABD ile sorun yaşayan komşularıyla ilişkilerinde yeni bir gerilim oluşturabileceği düşüncesine" yer verilen raporda, Türkiye'nin bu süreçte komşu ülkelerle daha yakın ilişkiye girmesi, Kafkasya'da ekonomik işbirliği ve entegrasyon çabalarını artırması ve bu çabalara Avrupa ve ABD'nin desteğini araması gibi talepler dile getirildi.