"Rehn'in demeci düşündürücü"

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in, "Türkiye reformları hızlandırırsa" demecinin düşündürücü olduğunu, Türkiye'nin reformları zaten hızlandırdığını söyledi.
Yayınlanma tarihi: 10 Haziran 2009 Çarşamba, 17:34

AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in "Türkiye'nin reformları hızlandırması halinde Kıbrıs sorunuyla ilgili gözden geçirme sürecinin ertelenebileceği" yönündeki demecinin hatırlatılması üzerine Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "Türkiye reformları hızlandırırsa" demecinin düşündürücü olduğunu, çünkü Türkiye'nin reformları zaten hızlandırdığını kaydetti.

Bakan Bağış son 6 ayda, ulusal programın yayımlanması, başmüzakerecinin atanması, Kyoto Protokolünün onaylanması, 1 Mayıs'ın tatil ilan edilmesi, TRT-6'nın yayınlarına başlaması gibi pek çok reformun yapıldığını anımsattı ve reformların yapılmaya devam edileceğini belirtti.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması konusunda ise bu konunun "iç mesele olarak" değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Bağış, konuyla ilgili olarak yetkililerin zaten aylardır çalıştığını bildirdi ve şöyle konuştu: "Bunu, AB için değil, kendimiz için yapmamız gerekiyor. Bunu AB istedi diye değil, bir insan hakları meselesi olarak görerek halletmemiz gerekir. Bu ülkenin vergi mükellefi olan, bu ülkede askerlik yapan vatandaşlarımızın da ihtiyaçları varsa, o ihtiyaçları gidermek için yapmamız gerekiyor."

Heybeliada Ruhban Okulu konusunun Kıbrıs'la ilişkilendirilmesini çok doğru bulmadığını ifade eden Bağış, yakın bir gelecekte Ruhban okuluyla ilgili bir gelişmenin beklenip beklenmemesinin sorulması üzerine ise, "Benim burada açıklamamı aşacak bir konu. Bunda eminim, hukuki, anayasal konuları incelememiz, gerekli mercilerle, Bakanlar Kurulunda görüşmemiz gerekir. Ondan sonra ortak çıkacak kararı, hep beraber uygularız diye düşünüyorum" dedi.


AP seçim sonuçları

4-7 Haziran'da yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçim sonuçlarını da değerlendiren Bağış, "Ekonomik kriz devam ederken, işsizlikle ilgili sıkıntılar varken, Avrupa genelinde merkez sağ partilerin, muhafazakar partilerin güçlenmiş olması olağan, beklenen bir süreçti. Sonuçta Türkiye'de de AKP'nin merkez sağ bir parti olarak, son 4 seçimdir peş peşe zaferle çıkmış olması da aynı Avrupa genelindeki bir sürecin, Türkiye'de de yaşandığını gösteriyor" diye konuştu.

AP'nin Türkiye'nin AB müzakereleri açısından taraf olmadığını, müzakerelerin Komisyonla yürütüldüğünü vurgulayan Bağış, AP'nin ancak Türkiye ile ilgili raporlar yayımlayabildiğini kaydetti. Egemen Bağış, AP seçim sonuçlarını istismar etmek isteyen birtakım siyasiler olabileceğini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Onlar zaten istismar etmek için her zaman bir vesile buluyorlar. Ya kendi ülkeleri içerisindeki Türk vatandaşlarımızı, ya işsizliği, ya da Türkiye'nin coğrafi konumunu bahane ediyorlar. Türkiye'ye karşı olan, maalesef benim 'miyop siyasetçi' olarak algıladığım, kendi önünü, Avrupa'nın çıkarlarını göremeyenler her zaman bu istismar çabasının içine girebilirler. Almanya'da örneğin Yeşillerin başında bir Türkün genel başkan noktasına gelmiş olması, aynı şekilde Sayın (Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas) Sarkozy'nin Fransa'da bir merkez sağ parti olarak yüzde 27'yi zafer olarak tanımlaması, Türkiye'de yüzde 39'u küçümseyenler için de düşündürücü bir neticedir."

Seçimlere katılım oranının yüzde 43 olmasının, Avrupa seçmeninin AP'den beklentisinin ne kadar az olduğunun göstergesi olduğunu kaydeden Bağış, "AP'nin gücünü artırması, Avrupa'nın sorunlarına çözüm bulmasıyla gerçekleşecektir" dedi. Türkiye'nin üyelik süreciyle ilgili istismar çabaları ya da demeçlerin AP'yi güçlendirmeyeceğini belirten Bağış, AP üyelerinin Avrupa'nın işsizlik, insan kaçakçılığı, enerji, iklim değişikliği, çevre gibi konulara çözüm bulunmasına dair mesajlarını netleştirmesi gerektiğini ifade etti.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.