"Üçüncü taraflar sağduyulu davranmalı"

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin, Akdeniz'deki petrol arama girişimleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Rumların bu yöndeki girişimlerinin, adada sürdürülen "müzakere sürecinin felsefesine aykırı olduğunu, gerginlik yaratma potansiyelini taşıdığını" vurgulayan Özügergin, üçüncü tarafların 'sağduyulu' davranması gerektiğini söyledi. Özügergin, "Ruhban Okulu"na ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Yayınlanma tarihi: 11 Haziran 2009 Perşembe, 11:12

Türkiye, Akdeniz'deki petrol arama girişimleri ile ilgili olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni bir kez daha uyarırken üçüncü taraflardan da "sağduyu" içinde hareket etmelerini istedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin, bir Amerikan şirketinin Kıbrıs açıklarında petrol aramaya başlayacağına dikkat çekilmesi üzerine Rumların bu yöndeki girişimlerinin, adada sürdürülen "Müzakere sürecinin felsefesine aykırı olduğunu, gerginlik yaratma potansiyelini taşıdığı"nı vurguladı. Sözcü, "Üçüncü taraflar da, müzakere sürecinin devam ettiği bir ortamda sağduyu ile hareket etme durumundalar. Bizim beklentimiz budur. Gerginlik yaratıcı politikalara alet olmaması gerekiyor" dedi.

Burak Özügergin, Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlenen olağan basın bilgilendirme toplantısında bir Amerikan şirketinin Güney Kıbrıs Yönetimi ile anlaşarak Akdeniz'de petrol aramaya başlayacak olmasını da değerlendirdi. Rumların petrol arama çalışmalarını "maceracı" bir tutum olarak nitelendirdi.

Kıbrıs'ta bir ortaklık tesis edilmesi amacıyla adadaki iki liderin haftada birkaç kez biraraya geldiğini belirten Sözcü, Rumların girişimlerin "müzakere sürecinin felsefesine aykırı olduğunu, gerginlik yaratma potansiyelini taşıdığı"nı vurguladı. Kıbrıslı Türklerin de haklarının olduğuna da dikkat çeken Sözcü, Türkiye'nin de bölgede çıkarlarının bulunduğunu belirterek Türkiye'nin "bu çıkarlarını koruma niyeti olduğunun" herkes tarafından bilindiğinin altını da çizdi.

Dışişleri Sözcüsü, üçüncü taraflardan beklentileri ile ilgili olarak da "Üçüncü taraflar da müzakere sürecinin devam ettiği bir ortamda sağduyu ile hareket etme durumundalar. Bizim beklentimiz budur. Gerginlik yaratıcı politikalara alet olmaması gerekiyor. Bir veya başka bir ülkeyi kastetmiyorum burada, bizim çağrımız tüm üçüncü taraflara" diye konuştu.

Ek Protokol ve Ruhban okulu ayrı konular

Burak Özügergin, AB'nin uygulanması ısrarla istediği, limanların Rumlara açılmasına ilişkin Ek Protokol sorunu ile Ruhban Okulu'nun açılması arasında bir bağı kurulduğuna dikkat çekilmesi üzerine de Türkiye'nin Kıbrıs'ta devam eden müzakere sürecine destek verdiğini belirtikten sonra Ankara'nın, Türkiye'nin limanlarının tüm adaya açılmasının karşılığında KKTC'ye izolasyonların kaldırılması önerisinin hala masada olduğunu anımsattı.

Türkiye'nin AB süreci ile Kıbrıs sürecinin iki ayrı süreç olduğunu vurgulayan Özügergin, "Aralarında bir bağ kurulmasının doğru olmayacağını her vesiyle söylüyoruz" dedi.

Aksi durumda işler içinden çıkılmayacak bir duruma geleceği uyarısını da yapan Özügergin, o yönde bir talebin de gelmediğini de söyledi.

"Ruhban Okulu bizim sorunumuz"

Ruhban Okulu'nun açılmasına ilişkin bir çalışma olup olmadığı sorusunu da yanıtlayan Sözcü, bu konunun uzun bir zamandan beri gündeme olduğuna işaret ederek "Konunun özü, bizim vatandaşımız azınlıklarımızı ilgilendirir, bu bizim sorunumuz" dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda bir çalışma sürdürdüğünü de anlatan Özügergin, "Bu çalışmaların hangi yönde sonuçlanır, buna ilgili kararımızı zaman içinde görürüz. Fakat bu karar, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız bir şekilde, başka konulardan ayrı bir şekilde vereceği bir karardır" sözlerine ekledi.

Vize muafiyeti

Dışişleri Sözcüsü Özügergin, olağan basın bilgilendirme toplantısında AB Adalet Divanı'nın Soysal davasına ilişkin kararının ardından Almanya'da hizmet veren Türk vatandaşlarının bazı kategorilerine vize muafiyet sağlanmasına ilişkin bir soruyu yanıtlarken Almanya'nın Ankara Büyükelçiliği'nin bu konudaki açıklamasını "

memnuniyetle

" karşıladıklarını söyledi.

"Uygulama yeni sorunlar yaratabilir"

Mahkeme kararının ardından Almanya'nın, kararı kendi iç hukuk sistemine oturtması gerektiğini ifade eden Özügergin, Büyükelçiliğin açıklamasında yer verilen unsurlar ile ilgili olarak da "Açıklamada yer alan düzenlemenin koşullarını incelediğimiz zaman öngörülen tedbirlerin uygulamada bazı yeni sorunlar yaratabileceği düşüncesindeyiz" dedi.

Sözcü, vizenin, her ülkenin hükümran hakkı olduğunu, yabancıların bir ülkenin içişlerine karışamayacağını, ama burada bir Adalet Divanı kararının söz konusu olduğu için değişik bir boyunun bulunduğunu kaydetti.

Uygulamada ortaya çıkabilecek sorunlar ile ilgili olarak "komplike" bir sistemin kurulduğunu kaydeden Sözcü, bu çerçevede, vizeden muaf olan kişinin ya bu yöndeki bir belge alacağını yada Almanya'nın gümrük memurunun önünde dikilerek şansını deneyeceğini kayderek "Biraz riskli gibi görünüyor. Görünüyor. Böyle olmayabilir" dedi ve bu nedenle biraz ihtiyatlı olunması gerektiğini kaydetti.

"Türkiye'nin girişimleri"

Dışişleri Sözcüsü, Avrupa Komisyonu'nun da çalışmalar yaptığını, Mahkeme kararını uygulama rehberini hazırlayacağını belirterek şöyle devam etti:
"Komisyon nezdinde gerekli girişimler yaptık. Kararın, gerek hizmet sunucusu, gerekse hizmet alıcısı Türk vatandaşları için vize muafiyetini öngördüğü, dolayısıyla Komisyon'un, üye ülkeler için hazırlayacağı rehberin de, esas olarak bu temel üzerinde inşa edilmesi gerektiği vurgulanmıştır."

Sözcü, Komisyon'un yanısına, Alman makamlarının nezdinde de söz ettiği ilkeler çerçevesinde de görüşlerini dile getirdiklerini sözlerine ekledi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.