"Başbakan, Büyükanıt'ı sözleriyle uyardı"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile görüşmesine ilişkin sözleri hakkında "Büyükanıt'la Erdoğan görüşmeye farklı bakıyor. Erdoğan dünkü 'Büyükanıt açıklarsa ben de açıklarım' sözleriyle Büyükanıt'ı uyarmıştır" dedi.
Yayınlanma tarihi: 12 Haziran 2009 Cuma, 12:09

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Deniz Feneri konusunun Zahid Akman konusu olmaktan çıktığını, Bülent Arınç konusuna dönüştüğünü söyledi. Baykal, 2007'deki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt görüşmesinin de gizli kalamayacağını ifade etti.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün'ün sorularını yanıtladı. Baykal, Deniz Feneri'nden Dolmabahçe görüşmesine, Kürt meselesinden IMF ile ilişkilere birçok konuda çarpıcı mesajlar verdi.

"Başbakan'ı birçok yanlıştan döndürdük"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la aralarındaki üslup tartışmasına ilişkin "Başbakan'a hakaret anlayışı içinde değilim' diyen Baykal, "Başbakan defalarca bizim kendisi hakkındaki tespitlerimizle ilgili 'Bu hakarettir' diye mahkemeye gitti, bunların tümü mahkemelerden döndü" diye konuştu.

Başbakan'ın bir temel yanlışının "Muhalefeti sanki Türkiye'yi engellemek istiyormuş gibi takdim etmesi olduğunu" söyleyen Baykal, muhalefetin birçok noktada Başbakan'ın Dubai'deki 8 milyarlık anlaşmadan, Azerbaycan politikalarına kadar birçok temel yanlışını engellediğini ifade etti.

Mayın konusunda ise yanlıştan geri dönülemediğni, ancak Suriye sınırındaki mayınlar temizlendikten sonra arazinin İsrail'in kullanımına verilmesinin yanlış olduğunu herkesin anladığını dile getiren Baykal, Cumhurbaşkanı'nın mayın yasasını onaylamaması gerektiğini kaydetti.

"Deniz Feneri konusu Arınç konusuna dönüşmüştür"

Deniz Feneri konusundaki sıkıntının bu soruşturmanın odağındaki kişilerin iktidar ve Başbakan'la özel yakınlık içinde olmasından kaynaklandığını söyleyen Baykal, "Dün Başbakan'ın yaptığı açıklamalarla konu artık bir Zahid Akman konusu olmaktan çıkmıştır ve bir Bülent Arınç konusu haline dönüşmüştür." dedi. Başbakan'ın dün yaptığı açıklamadan Arınç'ın Akman konusundaki tutumundan rahatsız olduğunun görüldüğünü ifade eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sayın Arınç bunu hazmedecek midir, doğal karşılayacak mıdır? Doğrusu anlamak mümkün değil. Konu kişisel bir anlayış farklılığı meselesi değildir, temel bir konudur, dürüstlük konusudur. Başbakan'ın Sayın Akman'la yakınlığı, ilişkileri ya da bu konunun daha farklı yerlere gidebileceği konusundaki telaşı, kaygısı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni bu temel konuda yanlış bir tutuma sürüklememelidir, buna izin vermemelidir. Hükümetin görüşü Başbakan'ın kişisel tercihi olmamalıdır."

Baykal, Akman'ın RTÜK üyeliğinin sürmesinin de yanlış olacağını belirterek "Onu üye olarak hazmetmek de mümkün değildir" dedi.

"Dolmabahçe görüşmesin gizli tutmaya kimsenin hakkı yok"

Başbakan Erdoğan ile dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın İstanbul Dolmabahçe'deki Başbakanlık ofisindeki görüşmesinin iki kişi arasında yapılmış özel bir görüşme değil, resmi mahalde resmi içerikli bir görüşme olduğuna dikkat çeken Baykal, Başbakan'ın konuyu 'Bu konu benimle birlikte mezara gidecek' şeklinde değerlendirmesine rağmen Büyükanıt'ın konunun bir süre sonra açıklanabileceğine ilişkin görüşlerini anımsattı.

Dün Başbakan'ın Büyükanıt'a 'Eğer konuşursan ben de konuşurum' şeklinde bir "uyarıda bulunduğunu" söyleyen Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi böylesine bir önemli görüşmenin, ki bu o dönemki siyasal yaşamımızın o dönemine de anlaşılıyor ki, yön vermiştir, Sayın Büyükanıt da bunu kabul etmiştir. Hatırlatacaksınız Büyükanıt, 'Daha sonraki asker sivil ilişkileri bu görüşmeden etkilenmiş midir?' sorusuna 'Evet etkilenmiştir' demiştir. Şimdi bu kadar önemli bir konuyu 2 kişinin özel bilgisi içinde tutmaya kimsenin hakkı yoktur."

CHP Genel Başkanı Baykal, konunun devlete intikal ettirilmesi gerektiğini vurgulayarak "Orada tarihi bir viraj alındığı anlaşılıyor, tarihi bir görüşme gerçekleştirildiği anlaşılıyor. Bir yeni yol haritasının çizildiği görülüyor. Bunun devlete yansıtılması, Genelkurmay'a, Başbakanlık'a, devletin arşivine yansıtılması engellenebilir mi?" diye konuştu.

"Tarihi fırsat sözünün içi boş"

Cumhurbaşkanı Gül'ün 'Tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız' sözünün içininin boş çıktığını dile getiren Baykal, "Ben Sayın Cumhurbaşkanı'yla ikili görüşme fırsatını da budum. O görüşmede de Sayın Cumhurbaşkanı'nın kafasında nasıl bir fırsat anlayışı var, fırsat nereden kaynaklanıyor, ne yapılması gerekiyor, ne yapılırsa ne olacak bu sorulara yönelik en küçük olumlu bir işaret alamadım" diye konuştu. Gül'ün psikolojik iyimserlik ortamı yaratmaya çalışıyor olabileceğini söyleyen Baykal, "Bu bir psikolojik yönlendirme çalışmazsıdır ama bunun içi doldurulmuş değildir" dedi.

"Talabani'yle kürt sorununu konuşmam"

Terör konusunda ikircikli bir tavra girmeden siyasi bir yöntem olarak reddedilmesi gerektiğini kaydeden Baykal, "DTP bu konuda ciddi bir açmazın içinde sorun da buradan kaynaklanıyor. DTP kendini sivil bir siyasal hareket haline dönüştürmüş olsaydı bir rol oynama şansı elbette artardı, o zaman daha etkili olabilirdi, yönlendirebilirdi. Ama maalesef o yöne girememiştir" diye konuştu. Baykal, DTP ile özel çevre içinde buluşulabileceğini ancak siyasi bir görüşmenin temel koşulunun terör karşısında net bir tavır takınmak olduğunu belirtti.

Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin davetini kabul eden Baykal, Irak'ın PKK konusunda kendileriyle yavaş yavaş aynı noktaya gelmeye başladığını, olumlu gelişmeler olduğunu ifade etti. Resmi mercilerle ve Dışişleri Bakanlığı'yla yaptıkları değerlendirmelerden sonra takvimi belirleyeceklerini belirten Baykal, görüşmenin Bağdat'ta olacağını açıkladı.

Irak gezisinde Kürt sorununu konuşmayacaklarının altını çizen Baykal, şöyle konuştu:
"Türkiye'deki Kürt sorunu denilen sorunla Irak'a bizim yapacağımız bu temas arasında bir bağlantı kurulmaması gerekiyor. Biz Türkiye ile Irak arasındaki dostluğa katkı vermek istiyoruz. Bu katkıyı terörü bölgede etkisiz kılarak gerçekleştirileceğini biliyoruz. Bizim kendi içimizdeki sorunu konuşacağımız muhatap Irak değildir. Bunun çok iyi anlaşılması lazımdır. Talabani ile yapacağımız konuşma Türkiye'nin sorunlarını gündem getireceğimiz bir konuşma değildir. Biz Türkiye ile Irak arasındaki sorunlarımızı konuşacağız. Türkiye'nin kendi içindeki sorunları kendi içimizde konuşacağız."

Baykal, Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier'in açıklamalarının talihsiz, gerçeklerden kopuk ve klişelere dayalı açıklamalar olduğunu, CHP'nin AB konusundaki tavrının net olduğunu vurguladı.

"IMF'nin özerk vergi idaresi talebi siyasi değil"

IMF ile ilişkilerde asıl sıkıntının bu konuda Hükümet'in kafasının net olmamasından kaynaklandığını belirten Baykal, IMF'siz olmanın gereklerini yerine getirmediğini, orta vadeli ekonomik programın açıklanmadığını, gerçekçi bir bütçenin olmadığını, Hükümet'in işsizliğe son verecek bir ortamı yaratması gerektiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan'ın IMF'nin Türkiye'den özerk vergi idaresi istemesini siyasi bir talep olarak yorumladığını, ancak bunun teknik bir talep olduğunu dile getiren Baykal, şunları söyledi:
"Vergi idaresi nedir? Benim işime şu işadamı gelmiyor, 'Haydi aslanlarım, gidin üzerine' diyemezsiniz. 'Falana ceza kes de benim aleyhime yazı yazmak neymiş görsün' diyemezsiniz. Vergi idaresi siyasi amaçla davranmaz. Vergi idaresi yasaların uygulanması için örgütlenir. Yetkili siyasi irade ile değil."

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.