Kapat

Son Haberler

A+ A-

Çöl incisi Katar

İktidarda bir aile var, yönetim babadan oğula geçiyor. Toprağı küçük, nüfusu az. Ancak bir zamanlar tek geçim kaynağı inci avcılığı olan ülke bugün kesintisiz bir şantiye. Gökdelenler birbirinin üzerinden yükseliyor. Devasa bir teknoloji parkı var, elbette ünlü markalar da... Müzeleri, tren yolları, medya merkezleri... Dinde reformun da tartışıldığı Katar şaşırtıyor...
Yayınlanma tarihi: 25 Ağustos 2008 Pazartesi, 08:06

Bugünlerde yolunuz Katar’ın başkenti Doha’ya düşerse, Arap denizinin turkuaz sularına doğru süzülen uçağınızın penceresinden ilk önce “cornice” (kordon) boyunca dizilmiş modern yüksek binaları, çok şeritli, ışıltılı asfalt yolları ve her yeri süsleyen rengârenk 15.’inci Asya Olimpiyatları afiş ve flamalarını görürsünüz. Doha, biraz daha yeşil, biraz daha sakin bir Dubai’dir.

Burası, çok değil, kırk yıl önce küçük bir balıkçı, inci avcısı kasabasıydı. 1949’da gelen ilk İngiliz siyasi komiseri Doha’yı “Bombardımanda yerle bir olmuş bir kasabaya benzetmişti. Toz toprak içerisindeki binalar bakımsız ve yıkılmak üzereydi. Sakinleri ya daha iyi hayat şartları peşinde başka yerlere göç etmiş veya bakıma para ayıramayacak kadar yoksuldu. 1959’da meslektaşı Jette Bang’la birlikte Katar’ın kuzeyinde ve güneyinde Bedevi ailelerle birlikte yaşayan, seyahat eden Danimarkalı Etnoğraf Klaus Ferdinand’ın çektiği fotoğraflarda devesini sağan Bedeviler, yeniden denize açılmadan önce çıkardıkları istridyeleri ayıklayan yarı çıplak inci avcıları görünüyordu.

1956’dan itibaren petrol ihraç edilmesi ve 1995’te gerçekleşen kansız bir saray darbesiyle Emir Hamad Bin Khalifa Al-Thani’nin yönetime gelmesi dünyanın bilinen üçüncü büyük doğalgaz rezervine ve ciddi petrol gelirine sahip bu küçük ülkeye, başdöndürücü bir ekonomik büyüme ve toplumsal değişim yaşatıyor. Kaldığınız otelin lobisinde, lokantasında, beach club’ında İtalyan tasarımı lüks koltuklara bağdas kurarak oturmuş, çıplak ayak parmaklarını ovuşturan egalli, entarili, eli tespihli dünkü çöl bedevisi, bugünkü petrol, doğalgaz zengini “işadamlarını” görürsünüz. Yüzölçümü Türkiye’nin yüzde ikisini bile bulmayan (11.437 kilometrekare) bu küçük ülkede Katar Üniversitesi’nin yanı sıra, başta Texas A&M, Carnegie Mellon, Weil Cornell, Georgetown, University of Calgary (Kanada) olmak üzere uluslararası alanda tanınmış on Batı üniversitesinin kampusları faaliyet gösteriyor. Nüfusu 744 bin (200 bini yerli, diğerleri buraya çalışma vizesi ile gelen yabancılar). Devasa bir Teknoloji ve Bilim Parkı da faaliyete geçmiş durumda. Parkın ilk sakinleri arasında Microsoft, EADS, ExxonMobil, GE, Shell, Total gibi dünya devleri var.

Emir’in eşi Sheikha Mozah’nin başında bulunduğu Katar Foundation (Katar Vakfı) bu teknoloji parkının yanı sıra kongre merkezi, müzik akademisi, senfoni orkestrası, at yetiştiriciliği-binicilik akademisi, İslam eserleri müzesi, ulusal kütüphane ve benzeri bir dizi iddialı projeyi yürütüyor. Ekim ayında dünyanın en geniş koleksiyonuna sahip İslam Eserleri Müzesi Doha’da ziyarete açılıyor. (Abu Dhabi hükümeti de, Abu Dhabi’de Louvre’la ortak müze kurulması ve sergiler açılması konusunda anlaşma imzaladı). Bir süre önce de Katar Senfoni Orkestrası Doha’da ilk konserini verdi.

Eğitim, kültür, sağlık, spor, turizm, ulaşım, altyapı gibi alanlarda devasa yatırımlar yapılıyor. Petrol ve doğalgazla ilgili büyük ölçekli yatırımların yanı sıra alüminyum, demir-çelik, gübre, çimento, petrokimya, kablo, vb. petrol ve gaz dışı sanayilere ciddi yatırm yapılıyor. Başkent Doha’da 50 milyon yolcu/yıl kapasiteli bir uluslararası havaalanı inşa halinde. 6 milyon TEU konteyner kapasiteli dünya çapında bir deniz limanı 2013 yılında hizmete girmek üzere ihaleye çıkartılıyor. Her tarafta sanayi şehirleri, uydu şehirler, tatil köyleri, lüks oteller, yat limanlari, borsa binalari, banka merkezleri, gökdelenler yükseliyor.

Ekonomik ve sosyal gelişmelere paralel olarak düşünce dünyasında da devrim sayılabilecek değişimler yaşanıyor. Sıkca düzenlenen toplantılarda kadın ve çocuk hakları, dinde reform, demokrasi, laiklik, eğitim seferberliği, yoksulluk ve cehaletle mücadele, çevrenin korunması, organik tarıma dönüş, tarımda üretimin arttırılması, verimlilik, etkili yönetim, yaratıcı eğitim, bilgi toplumu olma yolunda atılacak adımlar, kadınların iş ve toplum yaşamında daha etkin kılınması.. gibi konular tartışılıyor. Bu konuların bir kısmının da tartışıldığı BBC’nin ünlü “Doha Debates” adlı tartışma programının evsahipliğini Katar Foundation’ın yapması tesadüf değil. Georgetown Üniversitesi Uluslararası ve Bölgesel Araştırmalar Merkezi’nce Doha’da düzenlenen “İslam’da Yenilik” konulu bir panelde bir konuşmacının “Tercümenin hiçbir zaman Kuran’ın aslını anlamaya yetmeyeceği, dolayısıyla orijinal dilinde (Arapca) öğrenilmesi gerektiği” şeklindeki görüşüne dinleyicilerden uzun itirazlar ve sorular yükseldi. Dinleyiciler, her ulusun kendi dilinde dinini öğrenme ve ibadet etme hakkı bulunduğunu, bunun engellenmesinin yanlış olduğunu savundular. Panel’in konuşmacıları arasında Suriyeli ünlü şair Adonis (Ali Ahmed Said) de vardı.

İsveç değil Katar

Aralık 2007’de bir Emirlik Kararnamesi ile kurulan Doha Özgür Medya Merkezi (DCMF) biri Somali, biri Irak, biri de Afganistan’dan olmak üzere toplam üç kadın gazeteciye siyasi sığınma hakkı sağladı. Bunlardan Afganistanlı gazeteci Nilüfer Habibi, ülkesinin Taliban’in etkin olduğu güney bölgesindeki Kandahar’da faal bir yerel televizyon kanalında yaptığı programlarda modern yaşamı ve kadınların eğitimini savunduğu için iki defa saldırıya uğramıştı. Somalili Besharo Mohammed Waiz, gazetecilik yaptığı Somali’nin otonom Pontland bölgesinde hicab giymeyi (örtünmeyi) reddettiği için fanatik İslamcılardan ölüm tehditleri almıştı. Aynı bölgede bir süre önce de (Mayis 2008) Somali Gazeteciler Birliği Genel Sekreteri katledilmişti. Doha’ya sığınan üçüncü kadın gazeteci ise, Irak’ta yayımlanan “Hala” adlı kültür dergisinin baş editörü ve romancı Lateefa Al-Dulaimy. Dulaimy yazılarındaki samimi ve gerçekçi düşünceler nedeniyle fanatik dinciler tarafından ölümle tehdit edildi. Katarlı din adamı Şeyh Yousuf Al-Qaradawi ılımlı ve İslam’da reformu savunan görüşleri ile gerek Arap dünyasında, gerekse diğer ülkelerde her geçen gün daha çok tanınıyor, saygı görüyor. Bu din adamına göre, Arap dünyasının Batıya nazaran geri kalmışlığının altında Arap dünyasındaki demokrasi eksikliği yatıyor.

Bu gelişmeler sadece Katar’la sınırlı değil. Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Suudi Arabistan, Kuveyt, Ürdün, Hindistan ve Çin ayağa kalkıyor. Örneğin, bugünlerde Fas’tan Suudi Arabistan’a oradan da Dubai’ye kadar uzanacak bir hızlı tren projesi üzerinde çalısılıyor. Suudi Arabistan’da yedi sanayi ve turizm şehri kuruluyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai limanindan çıkıp çölde geniş bir yarım daire çizerek Dubai Marina’da tekrar denize dökülecek 80 kilometre uzunluğunda, 11 milyar dolara malolacak dünyanın en büyük turistik kanal projesi üç yılda bitirilecek şekilde ihale edildi. Katar’la Bahreyn’i ve Katar’la Abu Dhabi’yi denizden karayolu ve demiryolu ile birleştirecek köprü ve yollar ihale ediliyor. Gelişmeleri, Batı gerilemeye başlarken Doğu’nun yükselişi; zenginlik, güç, bilim ve sanatın Doğu’da yeniden yükselmesi olarak değerlendiren bilim ve düşünce insanlarının sayısı artıyor.

Katar’da nüfusun yarısı başkent Doha’da yaşıyor. Diğer merkezler Dukhan, Mesaieed (Umm Said), Al Wakra, Ras Laffan ve Al Khor. Emirlik babadan oğula geçiyor. Başbakan ve bakanları Emir tayin ediyor. Ayrıca, hükümete danışmanlık yapan 35 kişilik bir Danışma Konseyi var. 1999’da ülke tarihinde ilk defa 29 üyeli Merkez Belediye Konseyi için seçimler yapıldı; bu seçimlerde kadınlara da seçme ve seçilme hakkı verildi. Ülkenin resmi dili Arapça, ancak İngilizce de yaygın olarak konuşuluyor.

Katar tarihine yolculuk

Katar’ın bulunduğu coğrafyada ilk yerleşimlerin tarihi Milat’tan önce dört binli yıllara kadar uzanıyor. Tarihin babası olarak bilinen Herodot’a göre bu bölgede yerleşik en eski halk, denizcilik ve ticaretteki yetenekleri ile bilinen Kenanlıar (Canaanites). Roma öncesi dönemde Akdeniz’in bir ticaret yolu olarak gelişmesine paralel olarak bugünkü Katar’ın Al-Bida, Al-Khor, Al-Wakra ve Al-Zubara gibi şehirleri balıkçılık, inci avcılığı ve ticareti, İndus vadisi ile Akdeniz arasındaki ticaret yolu üzerindeki stratejik konumları ile öne çıktılar. Roma döneminde ticaretin Kızıldeniz bölgesine kaymasıyla birlikte bu bölgenin önemi azaldıysa da Milat’tan sonra üçüncü yüzyıldan itibaren bölgede ticaret tekrar canlandı. İslam’ın Arap yarımadasında ortaya çıkışı ile birlikte yedinci yüzyılın ortalarında bölge halkı İslamiyeti kabul etti ve İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasında rol üstlendi. Abbasiler dönemi, bu bölgenin Bağdat’taki halifelerin egemenliği altında barış ve refah içerisinde olduğu dönem olarak biliniyor. 1517’de Arap yarımadasının birçok yeri ile birlikte Portekizlilerin etkisi altına girdi. Deniz ticaretini kontrol altına almak amacıyla Portekizlilerin kurduğu birçok küçük kalenin kalıntıları bugün de görülebiliyor. 1538’de Osmanlılar Portekizlileri kovarak bölgede 400 yıl sürecek egemenliklerini tesis ettiler. Ancak Osmanlı hakimiyeti genellikle kâğıt üzerindeydi. Ülkenin gerçek egemenleri yerel şeyhlerdi.

Katar’ın bugünkü egemeni Al-Thani kabilesi 18. yüzyıl ortalarında Nejd’den bu bölgeye göç ettiklerinde ülkenin kuzeyindeki Zubara kenti inci avcılığı ve ticaretinin merkezi olarak bugünkü Bahrain krallığının egemeni Al-Khalifa kabilesinin kontrolü altındaydı. 19. yüzyıl ortalarından itibaren Al-Thani ailesi, bugünkü başkent Doha’yi merkez alarak ve ilk zamanlar İngilizler (1868), sonra da Osmanlılarla (1872) işbirliği yaparak tüm yarımadada hakimiyet kurdu. Birinci Dünya Savaşı başlarken Osmanlıların bölgeden çekilmesi ile birlikte İngilizler Sheikh Abdullah Bin Jassim Al-Thani’yi hükümdar olarak tanıdılar. 1916 ve 1934 yıllarındaki iki anlaşma ile sağlanan Katar üzerindeki İngiliz mandasi, 1971 yılında Harold Wilson’ın başında bulunduğu İngiliz İsçi Partisi hükümetinin Körfez bölgesindeki İngiliz mandasına son verme kararına kadar devam etti. Bu tarihten itibaren Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile birlikte bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktı.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler