'Müzik bizim terapimiz'

Vokalde ürün yöneticisi Mezağo Yediç, gitarda yazılım mühendisi Can Köne, gitarda arayüz tasarımcısı Başar Ataman, geri vokalde yazılım yöneticisi Baran Dilber, davulda sistem mühendisi Semih Başar, basgitarda ise makine mühendisi Bülent Turhan var. Bu grubun ismi "Daniska". Onları Pulp'ta dinleyebilirsiniz...

25 Ağustos 2008 Pazartesi, 08:19

Daniska grubunun temelleri bir internet şirketinde atılmış, grup elemanlarının arasında küçük yaşlardan beri müzikle uğraşanlar da var müziğe yeni başlayanlar da. Grubun ilk isimi Swtch’miş. Bu isimde başka bir grup olduğunu öğrenince isimlerini Daniska yapmışlar. Hafta sonları stüdyoda toplanıp eğlenirlerken kendilerini sahnede bulmuşlar. Çalıştıkları Mynet şirketi onlara sponsor olup sahne imkânı vermiş. Onlarda o gün bu gün sahneden inmiyorlar. Biz de grup üyeleri Mezağo Yediç, Can Köne, Başar Ataman, Baran Dilber, Bülent Turhan ile konuştuk.

- Daniska’nın hikâyesi nedir?

Baran: Bizim hikâyemiz aynı şirkette çalışmamızla başladı. Hepimiz Mynet’teydik. Bir tek Bülent yoktu. Benim müzikle ilişkim iyi bir dinleyici olmaktan öteye gitmiyordu. Başar’ın baskısı sonucu müziğe başladım. Onun stüdyo kültürüne hâkimiyeti ve beni peşinden sürüklemesiyle müzik kanıma girdi. Şirketin içinde doğan bir müzik grubu olduğumuz için şirket bize birkaç konserimizde sponsor oldu.

Can: Benim derdim çalışırken müzik yapabilmekti, çünkü bundan çok keyif alıyordum. Bülent’le de ortaokul arkadaşıydım. Dostluğumuz müzikle başlamıştı, lisede müzik yarışmalarına katılmıştık, blues çalmaya çalışıyorduk.

Bülent: Ben gruba Can’ın sayesinde son eleman olarak girdim. Üniversitede müzikten ve birbirimizden uzak düştük, ama müzik bizi yeniden bir araya getirdi.

Mezağo: Ben gruba yoğun ısrarlar üzerine katıldım. Onlar hafta sonları buluşup stüdyoya girmeyi bir gelenek haline getirmişlerdi.

- Yeni isminiz “Daniska”. Neyi anlatıyor bu isim?

Başar: Bu isim tamamen uydurma bir şekilde çıktı, hatta ilk önerdiğimde gitarist yoldaşım Can dışında herkes reddetti, ama zamanla herkesin içine sindi. Daniska bir şeyin çok iyisi ya da çok kötüsü anlamında kullanılan bir sıfat. Yani iyi kötü bir şeyi pekiştiriyor.

- İlk hangi şarkıyı söylediniz?

Mezağo: İlk şarkım Vega’dan “Desem de inanmaydı”. Yani epey amatördüm, bu grup hepimiz gibi benim için de büyük bir fırsat oldu. Stüdyo sürecinde çalıp söyleyebildiğimizi görünce de iyiden iyiye müziğe başladık. Elbette müzikteki inişleri ve çıkışları tam veremiyorduk, şimdi çatır çatır çalıyoruz.

- Şirketteki yoğun çalışmadan sonra bir de müzik için birliktesiniz. Bu nasıl bir ortaklık?

Can : Şirket ortamında hayat verdiğimiz bu grup bize ilaç gibi geldi. Hafta sonları stüdyoya kapandığımızda rehabilite oluyoruz. Stres, İstanbul’un kaosu falan kalmıyor orada. Yani stüdyo mesaimiz bir çeşit meditasyon.

- Repertuvarınızda Portishead, Manic Street Preachers, Lynyrd Skynyrd, Pj Harvey, Tori Amos, Black Sabbath, Weezer, Garbage gibi pek çok isim var. Cover parçaları nelere göre seçiyorsunuz?

Bülent: Tolga Sağlam isimli fahri menajerliğimizi yapan bir dostumuz var. Bizimle bizden çok ilgileniyor, müziği de iyi bilen biri. Parça seçiminde bize çok destek oldu, şarkıların çoğunu da o önerdi. Başar, Can ve ben genelde sert müzikler dinleriz, yani rock, heavy metal ve blues ağırlığımız daha fazla, ama genelde çok geniş bir yelpazede müzik dinliyoruz.

- Sahnede çaldığınız şarkıların dengesini nasıl kuruyorsunuz?

Bülent: Seyirciden aldığımız elektrik bizi yönlendiriyor. Önce kendi zevkimiz, sonra da dinleyicinin duymak istedikleri ve en sonunda hep birlikte keyif aldıklarımızı çalıyoruz.

Başar : Müzikal uyuşmazsızlıklar elbette var, ama herkes kendi bildiğini okuyor, Güzel olan bunun yorumumuzda sırıtmaması. Şarkı yorumlamak sancılı bir süreç, çünkü bar çok etkileşimli bir ortam. Gelenler bildiğini duymaktan yana, eşlik etmek istiyor.

- Beste yapmada ne durumdasınız?

Bülent: Grubun kendi sesi de rock sounduna yakın. Beste çalışmalarımız da sürüyor. Pamuk gibi sözlerle hafif batı rock yapmayacağımız da kesin. Zaten zorlama işlerden uzak duruyoruz, fazla profesyonel olmadığımız için de çok özgürüz.

- Gruplar çıktığı mekânlar ile özdeşleşir. Pulp da sizinle anılmaya başlıyor.

Bülent: Biz de o yolda emin adımlarla ilerliyoruz. Pulp’ın enerjisini de, seyircisini de seviyoruz.

Can: Pulp ile karşılıklı özveri içindeyiz. 22 şarkılık bir program sunuyoruz. Seyircinin dalgalanmasına göre listemizi değiştiriyoruz. Hakkını veremediğimiz şarkıları çalmıyoruz.