"Çevrecinin daniskasıyım" tepkisi

Başbakan Erdoğan'ın "Ben çevrecinin daniskasıyım; asıl çevreci benim" sözlerine TMMOB Çevre Mühendisleri Odası'ndan tepki geldi. Çevre Mühendisleri Odası düzenledikleri basın toplantısıyla Başbakan'ın sözlerini kınadı.

25 Ağustos 2008 Pazartesi, 09:35

Başbakan Erdoğan’ın “Ben çevrecinin daniskasıyım, asıl çevreci benim” sözlerine TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’ndan tepki geldi. Erdoğan’ın “çevrecinin daniskası” kavramı ile çevreci yaklaşımlara yeni bir boyut kazandırdığı ifade edilerek, “Sayın Başbakan, Karadeniz coğrafyasını ve bölgenin ekosistemini yok eden/yok edecek hidroelektrik santrallerini savunurken en ‘bilgi’ ve en ‘görgü’sü ile bizleri bir kez daha aydınlattı ve hatta haddimizi bildirdi” denildi.

Çevre Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada, “Sayın Başbakanın çevre bilimi literatürüne girmeye aday ‘çevrecinin daniskası’ kavramı bugüne kadar bilinen çevreci yaklaşımlara yepyeni bir boyut kazandırmıştır. Basında yer alan bu iddialı söylemin bugüne kadar geliştirilen çevreci ve ekolojist akımların da ötesinde anlamlar taşıyabilecek düzeyde olabileceğine inanıyoruz” denildi.

Çevre konusunu bir tüketim sektörüne dönüştüren profesyonel çevrecilerin son zamanlarda sahnede görüldüğü ancak, Erdoğan’ın söyleminden önce “çevrecinin daniskası”ndan haberdar olunmadığının ifade edildiği açıklamada şunlar kaydedildi: “Bugün, dünyada ve ülkemizde yaşanan tüm olumsuzluklara, yaşamın, doğanın, ekosistemin tehdit altında olmasına rağmen, bir anlamda her şeye rağmen yaşamı savunmak ve yaşadığımız doğayı korumak adına herkesin çevreci olması gerektiğine inanıyorduk. Bu nedenledir ki; çevrecilik kimsenin tekelinde olamayacağı için ‘çevrecinin daniskası’ olabileceğini de düşünememiştik. Kısaca biz çevreciyi çevre sorunlarının çözülmesini isteyen ve bu yolda gönüllü çaba harcayan herkes olarak biliyorduk. Farklı olarak da çevresel sorunların çözümü ve çevre kirliliğinin önlenmesi için bilim ve teknolojinin olanaklarını kullanan, çözüm önerileri sunan ve bunları toplum yararına uygulayan meslek dalı olarak Çevre Mühendisliğini tanımlayabilmiştik. Sayın Başbakan, Rize’de yaptığı konuşmada, Karadeniz Coğrafyasını ve bölgenin ekosistemini yok eden/yok edecek Hidroelektrik Santrallerini savunurken en ‘bilgi’ ve ‘görgü’sü ile bizleri bir kez daha aydınlattı! Ve hatta haddimizi de bildirdi. Sayın Başbakan 'Çevrecinin Daniskası' olsun, biz ise vatan hainliğine devam eden yaşam savunucuları olmaya razıyız hala”.

ÇMO “Çevrecinin Daniskası” şu şekilde tanımlandı:

-“Politikasızlık çevrecinin daniskası için en iyi çevre politikasıdır. Eğer çevre ve insan sağlığını korumak, çevre kirliliğini önlemek gibi konular öncelikleriniz arasında yer almıyorsa zaten bir çevre politikası geliştirmeye de ihtiyaç duymazsınız.

-Çevrecinin daniskası öncelikle çevre ile ilgili kurumları işlevsizleştirerek işe başlamalıdır. Örneğin çevreyi ve doğayı koruma görevi olan Çevre Bakanlığı’nı, ülkenin doğal varlıklarına işletme mantığı ile bakan yatırımcı kuruluşlarla birleştirerek denetim-koruma sorunundan kurtulmalıdır.

-Çevrecinin daniskası ekonomik çevrenin gelişmesine öncelik vermelidir. En yakın ekonomik çevreden başlayacak bu çalışmada orman alanlarının ve kıyıların rahatlıkla yağmalanması için Turizmi Teşvik Kanunu gibi uygulamaların önemi büyüktür.

-Çevrecinin daniskası kıyıları doldurana ödül vermeli, kıyıları bolca doldurarak sahil yolları inşa etmelidir. (Karadeniz Sahil Yolu bunun en iyi örneğidir.)

-Çevrecinin daniskası su havzalarında mutlak koruma alanlarını daraltmalı, zaten kısıtlı olan su kaynaklarının kirlenmesine göz yummalı, eğer su kıtlığı yaşanırsa suçu kuraklık ve küresel ısınmaya atmalı, çözüme de yağmur duası ile birlikte Allah'a havale etmelidir.

-Çevrecinin daniskası kentsel altyapı hizmetlerini geliştirmek yerine kentsel dönüşüm-rant alanları oluşturmalıdır.

-Yenilenebilir ve temiz enerji kaynakları yerine nükleer enerji gibi dışa bağımlı, eski ve kirli teknolojilerin kurulmasında ısrarcı olmalıdır.

-Ne pahasına olursa olsun hatta doğal sit alanları ve milli parklarda bile madenciliğin önünü açmalı, siyanür ile halkının zehirlenmesine müsaade etmelidir. Gerekirse bu konuda yargı kararlarını ve hukuku hiçe saymalıdır.

-Daniskalı çevreci, hele bir de Başbakan ise, 1.sınıf tarım arazileri üzerine, ABD kökenli nişasta fabrikasına bilime ve hukuka rağmen, işletme izni veren kişi olmayı gerektirir. Bir anlamda, yargının bu konuda vermiş olduğu kararı pişkin pişkin seyretme halidir daniskalı çevrecilik…

-Sonuç olarak, çevrecinin daniskası olmak kolay mı? Uluslar arası tekellere ve yerli işbirlikçilerine hoş görüneceksiniz, ülkenizi yağmalayanlara kolaylıklar sağlayacaksınız…Anlayacağınız çok çok zor iş, tam manası ile çevrecinin daniskası olmak.”