Rektör Seçimleri...

27 Ağustos 2008 Çarşamba, 08:15

Ülkemizin yararına,

Çağdaş uygarlık düzeyine uyumlu,

Kalıcı, bir rektör seçimi sistemi arıyoruz.

Üniversitelere rektör seçimlerinde yaşanan sıkıntılar artarak kamuoyunu da etkilemeye devam ediyor. Rektör seçimlerinde yaşanan sıkıntılar, üniversitelerin iç sorunu olmaktan çıkarak toplumun aydın kesimini de etkilemektedir.

Bizde, 1933 yılında ilk üniversitenin kuruluşunda rektör, eğitim bakanı tarafından seçiliyor, cumhurbaşkanının onayı alınıyordu. 1946 yılından itibaren rektör seçimleri özerkliğin bir gereği olarak, üniversitede görevli profesörlere bırakıldı. Üniversite profesörleri kendi aralarından bir profesörü iki yıllığına rektör olarak seçiyorlardı.

Bazı düşünürler, devlet üniversiteleri halka ait olduğuna göre, üniversite yöneticilerinin halkın temsilcileri tarafından atanmasının demokrasi gereği olduğuna işaret etmektedirler. Bugün ülkemizde uygulanan, seçim-atamakarma sistemi, bize 12 Eylül 1980 ihtilalinin bir armağanıdır. Son tercihin devlet başkanının elinde olmasını amaçlamaktadır.

Rektör seçim yönteminin demokratik olmayan öz yapısının dışında iki önemli faktör dikkatimizi çekmektedir. Birincisi, sistemin, politikanın etkisinde kalma olasılığının fazla olması, ikincisi de kanunun, rektörün görev tanımının çok fonksiyonel olmamasıdır.

Son tadillere göre bugün yürürlükte olan kanunumuz, hem seçim usullerini ve hem de rektörün görevlerini teker teker sayarak belirlemektedir. Kanunumuzun 13. maddesi rektörün görev, yetki ve sorumluluklarını altı ayrı fıkrada açıklamaktadır. Bu maddeler arasında ölçülebilir bir sorumluluk ve belirli hedef yok.

Rektörlerin mütevelli heyetçe tayin edilmesinin gerekçesi

Rektörlük uzmanlık gerektiren bir görevdir. Cumhurbaşkanının bu görevin inceliklerini bilerek atama yapmasını bekleyemeyiz. Tanıdığı veya sevdiği veya gelen istihbarata göre yapılacak bir tayinin, üniversiteye yararlı olacağı düşünülemez.

Bugün hepsi birer kamu kuruluşu olan (vakıf ve devlet) toplam 127 üniversitemizin rektörlerinin yüzde 31i mütevelli heyet tarafından seçilmektedir.

Halkın halk tarafından, halk için yönetimin tarifine en çok uyan mütevelli heyet sisteminin başlangıçta Ortadoğu Teknik Üniversitesinde uygulandığı ve elde edilen kazanımları ile diğer üniversitelere fark attığı ve bu farkın hâlâ kapatılmadığı göz ardı edilmemelidir. Aynı şekilde kuruluşundan beri mütevelli heyetle yönetilen Bilkent Üniversitesinin toplumdaki saygınlığı da açıkça bilinmekte ve görülmektedir.

Devlet üniversitelerinde mütevelli heyetin oluşturulması

Demokrasi yönünden olduğu kadar verimlilik yönünden de mütevelli heyet sisteminin gerekli olduğu açıktır. Üniversitelerimizin en büyük sorunu olan kaynak sıkıntısına, ancak mütevelli heyetler çare bulabilirler.

Yükseköğretim Kurulunun gözetim ve denetimi altında, devlet üniversiteleri ile devlet yardımı talep eden vakıf üniversitelerini yönetecek mütevelli heyetinseçimi için oluşturulacak, seçici kurula ait genel prensipler ve temel ilkeler ile seçici kurul, mütevelli heyet ve rektörlerin görevlerine ait temel ilkeler aşağıda özetlenmiştir.

Seçici Kurul: Üniversitenin bulunduğu ilin valisi başkanlığında, belediye başkanı, baş savcı ve kıdemli hâkimi, garnizon komutanı, ticaret ve sanayi odaları başkanları, vergi rekortmenleri, meslek kuruluşları temsilcileri ile sivil toplum örgütleri temsilcilerinden oluşur.

Mütevelli heyet üyeleri, topluma mal olmuş, o üniversite mensubu ile toplumun herhangi bir kesiminin temsilcisi olmayan, üniversiteye bağış yapacak veya yaptıracak kişiler arasından seçilir.

Mütevelli Heyet: Üniversiteyi yöneten ve temsil eden en yüksek kuruldur. Üyelerin görev süresi 6 yıldır. En az yedi üyeden oluşur. Üniversitenin ilerlemesi ve fonksiyonlarını yerine getirmesi kurulun temel görevidir. Toplum ile üniversite arasında hem tampon ve hem de köprü görevi yapar. Kamuya karşı üniversiteyi temsil ettikleri halde, akademik konularla doğrudan ilgilenmezler.

Rektör: Mütevelli heyet adına sözleşmesinde belirtilen hedefler doğrultusunda üniversiteyi yöneten kişidir. Mütevelli heyetin oluşturacağı bir komite adaylar ile görüşme ve araştırmalar yaparak, birkaç adayı yönetim kuruluna bildirir. Bu komitede, bazı yönetim kurulu üyeleri, öğretim üyeleri ile öğrenci temsilcileri yer alır. Yönetim kurulu bu adaylarla uzun süren mülakatlar yapar ve sonuçta bunlardan biri ile sözleşme yaparak rektör olarak atar.

Görevler: Genel eğitim politikası, müfredat programları, işe alınacak yeni öğretim üyeleri ve öğrenci kabulü ile ilgili konular, akademik personelin önerileri üzerine akademik kurulda belirlenerek mütevelli heyetin onayına sunulur. Akademik konularda olduğu gibi, sözleşmesinde belirtilen konularda mütevelli heyete karşı sorumludur.

Rektör, mütevelli heyetin görüşünü alarak üniversitenin mali ve idari işlerini yürütmek, kaynak yaratmak için bir idari ve ayrıca akademik işlerini takip için ayrı bir yardımcı seçer.

Rektör üzerine aldığı görevleri büyük oranda yerine getirmeye devam ettiği sürece gö-revine devam edecektir. Verimin düşmesi veya hedeflerden büyük oranda geri kalınacağı belirince sözleşmesinin devam etmeyeceğini mütevelli heyet kendisine bildirir. Esasında rektör, bir rekabet ortamında üniversiteyi rakipleri arasında ileriye götürmeye ve öne geçirmeye mecbur olduğunu bilerek görevini sürdürecektir.

Türkiyede bugün mevcut 127 üniversitede 610 fakülte, 690 yüksekokul, 250 enstitü ve 90 bin kadar öğretim elemanı olduğunu düşünürsek, bu kadar büyük bir organizasyonu tek bir merkezden yönlendirmenin veya kontrolünün güçlüğü kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

İleri ve kalkınmış ülkelerde olduğu gibi, üniversitelerimizin, meşru zeminde bir rekabet ortamında çalışmalarını kontrol edecek birer mütevelli heyetin oluşturulması kaçınılmazdır.