'Kıbrıs'ta garantörlük sürecektir'

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Kıbrıs'ta çözüm; BM çatısı altında, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde, adadaki gerçekler temelinde, iki eşit halk ve iki kurucu devlet tarafından oluşturulacak yeni bir ortaklıkla bulunacaktır'' dedi. KKTC Cumhurbaşkanı Talat da "Kıbrıs meselesini 2008 bitmeden çözmeyi umuyoruz" diye konuştu.

28 Ağustos 2008 Perşembe, 12:29

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve çalışma ziyareti için Ankara'da bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın da katıldığı görüşmenin ardından Çankaya Köşkü'nde ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Gül, adada 3 Eylülde başlayacak kapsamlı müzakere sürecinde Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye'nin adadaki çıkarlarının korunması, Türkiye ve KKTC arasındaki dayanışma ve yakın işbirliğinin daha da güçlendirilmesi konularında görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Gül, ''Kıbrıs'ta çözüm; BM çatısı altında, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde, adadaki gerçekler temelinde, iki eşit halk ve iki kurucu devlet tarafından oluşturulacak yeni bir ortaklıkla bulunacaktır'' dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat da, "Kıbrıs meselesini 2008 yılı içerisinde çözmeyi hedefliyoruz. Kısa bir süre olmasına rağmen, bu süreçte bu meseleyi çözüme ulaştırabileceğimize inanıyorum. Tüm iyi niyetimizle bunun için uğraşacağız" diye konuştu. Talat, şöyle devam etti: "Kıbrıs sorununu müzakereler yoluyla çözüme ulaştırıp, iki kurucu devlete dayalı, Kıbrıs Türk halkıyla Kıbrıs Rum halkının siyasi eşitliğine dayalı bir yeni ortaklık devletini oluşturacağız. Hedefimiz budur. Bunun için çalışacağız. Ancak tabii ki, Kıbrıs Türkü kazanılmış ve tescil edilmiş haklarını sonuna kadar koruyacaktır."

Hristofyas'a çağrı

Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın, "Güzelyurt verilmeden çözüme ulaşılamayacağı" şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine de Hristofyas'ın müzakereler başlamadan müzakere unsurlarını masaya getirmesini son derece yanlış bulduğunu  belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, bir gazetecinin, Güney Osetya ve Abhazya'nın Rusya tarafından tanınmasının Kıbrıs'ın konumunu etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin sorusuna şu yanıtı verdi:

''Kıbrıs meselesinin kendine nevi, daha pozitif, daha avantajlı yanları var. Öncelikle soğuk savaş dönemlerinin bir neticesi değil bu mesele. Bu son ortaya çıkan krizlerden tamamen ayrı. İkincisi, Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumları, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken ortak olarak kurmuşlardır. Devlet kurulurken ortaklardır. Ortaklık işlemediği, ortaklığın şartları yerine getirilmediği için problem çıkmıştır ve ayrılık buradandır. Dikkat edilmesi gereken ayrı bir nokta da BM'de uzun yıllardan beri bir müzakere süreci vardır. Yani bir hukuk, müktesebat oluşmuştur. Her iki tarafın iradesiyle bir referandum yapılmıştır. Bütün bunlar dikkate alındığında Kıbrıs meselesinin Kıbrıs Türkleri açısından çok daha haklı, çok daha meşru bir mesele olduğunu herkes görecektir ümit ediyorum.''

Bir başka soru üzerine de Kıbrıs meselesinin sadece Kıbrıs Türkleri'nin değil, Türkiye'nin de meselesi olduğunu yineleyen, Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu:

''Eğer bu müzakere başlıyorsa bu, Sayın Talat'ın ısrarlı, samimi ve yapıcı tavırlarıyla başlamıştır. Başta BM olmak üzere bunu bütün dünya biliyor. Eğer burada samimi ve ısrarcı olunmasaydı, bu noktaya gelinmezdi ve bu süreç kapanırdı. Müzakereler başladıktan sonra ciddi ve önemli meseleler ele alınacaktır, bundan önce nasıl alındıysa... Muhakkak ki herkesin bir ilkesi vardır. Burada adil, hakçı olmak önemlidir ve yeni kurulacak düzenin çalışabilir olması, devam edebilir olması önemlidir. Eski meselelerin, eski problemlerin tekrar ortaya çıkmaması, buna fırsat vermemek önemlidir. Bütün bunlar için de adanın gerçeğinin dikkate alınması gereklidir. Adanın gerçeklerinin ne olduğu gayet açıktır, bellidir. O açıdan, ilkeler ve tutumuzun altını çizdim. Bunların müzakereler süresi içerisinde en iyi şekilde götürüleceğine eminiz.''

Cumhurbaşkanı Gül, ''Rum tarafı Türkiye'nin garantörlüğüne karşı çıkıyor, garantörlükte ısrarlı mısınız?'' sorusuna ise şu karşılığını verdi:

"Israrlıyız. Bu işin vazgeçilmez bir parçasıdır garantörlük. Daha önce hatırlayacaksınız Annan Planında da böyleydi. Sadece Türkiye değil, Yunanistan da adanın garantörüdür, uluslararası bir anlaşmadır. Garantörlüğün devam etmesinin kesinlikle doğru olduğu kanaatindeyiz. Adada yeni problemlerin ortaya çıkmaması için, biz gerçekten barıştan ve işbirliğinden yanayız. Hatta bu işbirliğinin Doğu Akdeniz'de çok daha geliştirilmesinden yanayız. Türkler, Rumlar, Türkiye, Yunanistan, hep beraber Doğu Akdeniz'i barış ve işbirliği için ayrı bir alan haline getirebiliriz. O açıdan iyi niyetliyiz ve yapıcıyız ama iyi niyet ve yapıcılığın sadece bizlerden beklenmemesi gerekir. Aslında Türkler ne kadar iyi niyetli olduğunu referandumla bütün dünyaya göstermişlerdir. Referandum dünyadaki yanılgıyı, yanlış inanışları ve dünyada Kıbrıs Türklerine karşı suçlamanın ne kadar yanlış ve haksızlık olduğunu göstermiştir. Bunları dikkate alarak hareket etmek gerekir.''