'Mimariden müziğe ve resme'

Erhan Karaesmen ile sadece son yayımlanan çalışması 'Sinan Üzerine Tematik Çeşitlemeler' adlı kitabı üzerine konuşmayı tasarlamıştık. Fakat her biri olağanüstü birer serüven tadındaki diğer yapıtlarından söz etmekten de kendimizi alamadık. O nedenle birazdan okuyacağınız söyleşi de tam bir Erhan Karaesmen külliyatı bekliyor sizi.

29 Ağustos 2008 Cuma, 06:31

Erhan Karaesmen olarak sanat-kültür dünyasında tanınan ve bilinen bir kişiliğe sahipsiniz. Ama bir yandan da mühendislik-mimarlık çevrelerinde de tasarımcı, planlamacı, çizgi uygulamacı ve hepsinden öte teknik konularda deneyimli ve kıdemli bir üniversite hocası olarak biliniyorsunuz. Tekniklik ile sanat kültür etkinliklerini nasıl bağdaştırdığınız uzaktan bakanlar için hep bir merak konusu olmuştur. Bu konuda bizi biraz bilgilendirebilir misiniz?- Türkiye içinde ve dışında uzun yıllar boyunca aldığım eğitimin ürünü olarak ve yaşamımda gösterdiğim etkinliklerin büyük bölümünü oluşturması dolayısıyla ben her şeyden önce bir teknik adamım. Mühendislik konularında uzmanlaşmış bir hocayım. Ancak küçük yaşlardan itibaren ailemin ve sevimli bir yakın dost çevresinin etkisiyle sanat ve kültür alanında duyarlı bir genç insan olarak yetiştirildim. Yabancı ülkelerde ve özellikle Paris'te geçirdiğim dolu yaşanmış uzun yıllar benim bu alanlarda gelişmeme çok yardımcı oldu. Sanata duyarlılıkla ve tutkuyla bağlı, bir bölümü genç müzisyen ve ressam kendi kuşağımdan ve bizden daha büyüklerden bir uluslararası çevrenin içinde yaşama şansı buldum. Türkiye'deki ilk gençlik meraklarımız arasında Varlık dergisinin çok etkileyici ve geliştirici rüzgârının etkisiyle edebiyata zaten küçük yaşlardan itibaren merak sarma şansını bulmuştum. 1950'ler İstanbul'unda yine okuduğum dergilerin uzantılı etkisiyle müziğin ve plastik sanatların önemini kavramaya başlamış bulunuyorduk. Yazmayı da hep sevmiş oluşum dolayısı ile yarım yüzyıl önce bile bir şeyler karalar ve sağa sola gönderirdim.

Okurlara Turhan Günay

Handan Gökçek ilk öykülerini öykü dergilerinde yayımladı. 2000'de ilk öykü kitabı 'Düş Hırsızı' geldi. > Kendine temiz, akıcı, işlek bir dil oluşturmuştu geçen yıllar içinde. Aklıyla değil, yüreğiyle anlatmayı seçmişti. >Şiirsel bir dille duyarlılığını daha iyi anlatacağına inandı. Şiirsellik, onda trajik gerçeğin, acı yaşantının bir parçası olarak belirdi. Şiirsel dili içeriğin anlatımını tamamlamaya, pekiştirmeye yardım için kullandı. Şimdi ikinci öykü kitabı 'Sır Dökümü' ile karşımızda. Gökçek'le Raşel Rakella Asal konuştu.Erhan Karaesmen ile önce sadece son yayımlanan çalışması 'Sinan Üzerine Tematik Çeşitlemeler' adlı kitabı üzerine konuşmayı tasarlamıştık. Fakat sonra her biri olağanüstü birer serüven tadındaki diğer yapıtlarından söz etmekten de kendimizi alamadık. O nedenle birazdan okuyacağınız söyleşi de tam bir Erhan Karaesmen külliyatı bekliyor sizi. Erhan Karaesmen ile Galata'daki evinde yapıtlarını konuştuk.Cengiz Bektaş yeni kitabına 'Doğuran Doğurtan Afrodisyas Şiirleri' adını vermiş. Adından ve kapak düzeninden içeriğine yayılan tam bir sanat duyarlılığı görülüyor kitapta. Kitap iki bölümden oluşuyor. Şiire ayrılan bölüm iki değişik biçimde düzenlenmiş: Birincisinde, karşılıklı her çift sayfanın sağında fotoğraf (kalıntı görünümleri ve ayrıntıları [yontular, yazıtlar, vb]), insan yüzleri' İkinci ve son bölümün bütün sayfaları 'Afrodisyas Türküsü'başlıklı tek bir şiire ayrılmış. Kitabı Mehmet Yalçın değerlendirdi. Bol kitaplı günler  'e-posta:turhangunaycumhuriyet.com.trcumkitapcumhuriyet.com.tr