At sırtında dört nala

22-24 Ağustos'ta İstanbul'da düzenlenen Balkan At Terbiyesi (Dresaj) Şampiyonası'nda Türkiye zirveye oturdu. Ancak bu spor ülkemizde pek popüler değil. Gelişmeye açık bir spor olmasına karşın ilgi görmüyor. İlk olarak 2005'te ulusal takıma binici çıkardıklarını belirten antrenör Tulya Kurtulan'dan bu sporun yapısı, dünü ve bugünü hakkında bilgi aldık.

03 Eylül 2008 Çarşamba, 08:10


- Biniciliğin dalı olan at terbiyesininin amacını anlatır mısınız?

Tulya Kurtulan: At terbiyesi (dresaj), atı binicinin yardımlarına en iyi itaat edecek ve biniciyle uyumu en üst seviyede sağlayacak şekilde eğitmek ve yetiştirmek demektir. At terbiyesi çok sabır ve aynı zamanda istikrar gerektiren bir spor... Bu bakımdan Türkiye’de çok fazla popüler değil. Bizim de amacımız bu sporu 3-4 yıl içinde daha popüler yapmak. Bunun için gençlerle çalışmaya karar verdik. Onlar da aldıkları başarılarla bizi haklı çıkardı. İlk olarak 2005’te at terbiyeciliğinde milli takıma binici çıkardık. O yıl maalesef sonuncu olduk. 2006’da gençlerde 3. olduk. 2007’de ise Selanik’teki turnuvada 2.’liği elde ettik. Bu yıl ise ülkemizde zirveye çıktık. Özenli ve sabırlı bir çalışma sonucu başarı da geldi. Bu sporda disiplinli olmak gerekiyor. Sporcular üzerinde de disiplinin olumlu etkilerini gördük. Çünkü bu yaşlarda yaşıtları başka şeyler yaparken onlar bu sporla fedakârlık yaparak uğraşıyor. Antrenmanlarını düzenli bir şekilde yapıyorlar. Hedefleri büyük. Biz de onlarla gurur duyuyoruz.

- Sporcularınızın hedeflerini nasıl belirliyorsunuz?

T.K: Olimpiyatlarda Türkiye pek başarılı olamadı. Bunun nedeni de doğru hedef konulmamasıdır. Biz kısa bir süre içinde doğru planlar yaparak başarılar elde ettik. Bütün olumsuz koşullara karşın Balkan şampiyonu olduk. Önümüzdeki 3 yıl içinde de Avrupa’da başarılı olacağımızı düşünüyorum. Dolayısıyla hedef koymak, istikrarlı ve disiplinli olmak için iyi bir şekilde çalışmak çok önemli. Sporcularımızın başarısı da buradan kaynaklanıyor.

- At terbiyesinde kaç kategori var ve bunlar neye göre ayrılıyor?

T.K: At terbiyesinde 3 ayrı kategori var. Yıldızlar kategorisi 10-14 yaş arası. İki sporcumuz Aslı Savaşkan ve Didem Yılmaz bu kategoride yarıştı. Aslı Balkan 2.’si oldu, takım halinde de Balkan şampiyonluğunu elde ettiler. Daha sonra gençler kategorisi geliyor (14-18 yaş arası). 2005’te gençler sonuncu olmuştu. Ancak grafikleri her yıl arttı ve bu yıl şampiyonluğu elde ettiler. Hem ferdi derecede hem de takım olarak zirveye çıktılar. Diğer kategori ise senyorlar. 18 yaşından büyük olanların bulunduğu bir kategori bu. Bu kategoride de Türkiye’ye tarihinde ilk kez Balkan şampiyonluğu yaşattık. Ferhat Yavaş, senyorlarda bizi temsil eden sporcumuz. Yani 3 dalda da Türkiye’ye şampiyonluk kazandırdık. Çok ciddi başarılar elde ettik. Ayrıca Avrupa’dan gelen hakemlerden başarılarımızdan dolayı övgüler aldık. Türkiye’de bu sporun gelişmiş hale gelmesinden mutluluk duyduklarını söylediler. Bu da bize ayrı olarak gurur verdi. Hedeflerimiz giderek artıyor. Önümüzdeki 8 yılı doğru planlayıp çalışırsak olimpiyatlara gitme şansımız var.

- Bu sporun ana unsuru nedir?

T.K: At terbiyesinde en önemli unsur kişinin atla olan uyumudur. Ayrıca istikrarlı bir şekilde çalışmak da uyum kadar önemlidir.

- Kurallar hakkında bilgi verir misiniz?

T.K: Bu sporda kurallar daha çok disiplin ve estetiğe bağlı. Atla ilgili de önemli kurallar var. İnsanla at arasındaki doğal uyuma göre sıralanmış kurallar var. Yani bu sporda atınızı dövemezsiniz, kamçıyla yarışa giremezsiniz. Kıyafetler çok farklı. Sporcular frak ve beyaz eldiven giyer, melon şapka takar. Şıklık ve zerafet ön plandadır. Hava çok sıcak olsa dahi kıyafetleriniz hep aynı olmak zorundadır. Yani bu bir estetik sporudur. Bu nedenle de en iyi estetiği, görseli, en güzel görüntüyü ve uyumu yakalamak için kurallar var. Ama kuralların tümü bu saydığım konulara sporcuyu yöneltir. Bundan dolayı at terbiyesi biniciliğin göze en hoş gelen alanıdır.

-Atla uyum için binicinin neler yapması gerekir?

T.K: Atla uyum için binicinin çok çalışması lazım. Aslında her ne kadar biz kendimiz için at terbiyecisi diyorsak da ben tam tersini düşünüyorum. Bence atlar insan terbiyecisidir. Çünkü karşınızdaki bilinçli bir varlık değil ve mantığı yok. Tamamen içgüdüsel davranan bir varlıktır at. Doğadaki durumu da her zaman av. Yani her zaman hayatta kalabilmek için kendini kaçarak korumuştur. Dolayısıyla bu hayvana yaptırmaya çalışacağınız hareketler zorla olacak bir şey değil. Bu atlar fiziksel olarak bizden fazlasıyla üstün durumdalar. Bu bakımdan attan en iyi performası almak için uyumu yakalamak şart. Çalışmaya kendiniz motive olduğunuz kadar aynı zamanda atı da motive etmeyi becerebilmeniz gerekiyor. Binici ve atı iki ayrı sporcu olarak görüp, ikisini de hem kondisyon hem fiziksel hem de mental olarak sağlığını kurmanız lazım. Açıkçası bu iş de biz koçlara kalıyor.