Kapat

Son Haberler

A+ A-

Gül ve Futbol Keyfi...

Yayınlanma tarihi: 5 Eylül 2008 Cuma, 09:03

Aralarında işadamı, öğretim üyesi, yazar ve Ermeni sivil toplum örgütleri başkanlarının bulunduğu Irkçılığa ve milliyetçiliğe dur de!girişimi üyeleri, Gülün, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyanın Ermenistan-Türkiye futbol maçına davetini kabul etmesini istemişler. İstemekle kalmamışlar, Kafkasyadaki acil durum nedeniyle Türk-Ermeni sınırının hiç olmazsa 10-15 gün için açılmasını acilen rica etmişler. (Birgün, 2 Eylül 2008)

Türkiye-Ermenistan sınırının, Sovyetler Birliğinin dağılması ve Kafkas ülkelerinin birbiri ardına bağımsızlıklarını ilan etmeleri sürecinde, Ermenilerin, Azerbaycanın özerk bölgesi olan Dağlık Karabağı ve Ermenistan ile Karabağ arasındaki Azeri topraklarını ırkçı ve milliyetçiamaçlarla işgal etmesi üzerine, Türkiye tarafından Karabağın işgaline endeksli olarak kapalı tutulduğu biliniyor. Ama, aynı zamanda, 1991de bağımsızlığını ilan eden Ermenistan Parlamentosunun, Türkiye-Ermenistan sınırının Türkiye ile Moskova arasında belirlendiğini ileri sürerek tanımadığı da biliniyor. Bağımsızlığını ilan ettiği zaman, Ermenistanı ilk tanıyan ülke, Türkiye olmuştu. Ama Ermeni Parlamentosunun, Türkiye-Ermenistan sınırını tanımadığını, biz, CIA yan kuruluşu RANDın yayını olan ve 1993te yayımlanan Turkeyss New Geopoliticste (s. 66) yer alan CIA analisti Graham Fullerin yazısından okuyacaktık.

Halk ise, Ermeni Parlamentosunun bu kararını, İngiliz Dışişleri Bakanı Robin Cookeun, zaman zaman Türk hükümetine bile belirsiz görünen Doğu sınırlarısöyleminden öğrenecekti.

Mustafa Balbay, Cumhuriyette (30 Mayıs 1998de) yayımlanan Ermeni Soykırımı... Sevr... Kars... Lozan...yazısında, Cookeun sözlerini anımsatarak, 1991de bağımsızlığını ilan eden Ermenistanın Büyük Ermenistantanımının, Lozan ve Kars antlaşmalarını tanımamak anlamına geldiğinin altını çizmişti.

Kars Antlaşması, Ermenistan ile Türkiye arasında imzalanan Gümrü (2/3 Haziran 1920) ve Moskova (16 Mart 1920) antlaşmalarının ardından Karsta 13 Ekim 1921de imzalanmıştı. Başlık adı, Türkiye ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Arasında Dostluk Antlaşmasıydı. Azerbeycan ve Gürcistan delegeleri yanında antlaşma, Ermenist Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti adına İçişleri ve Dışişleri bakanları tarafından imzalanmıştı. Ama Türkiye-Ermenistan sınırının tanınmamasının arkasında, Büyük Ermenistanprojesi vardı ve bunun ilk somut aşaması, Sevr ve Türkiye ile sınırları ABD Başkanı Wilson tarafından çizilen Sevrdeki Ermenistan.

Sevr Antlaşmasının hazırlık konferanslarından ilki (1919 yılı başlarında) Pariste gerçekleştirilmişti ve Ermenistanı temsil eden Boğus Nubar Paşa, bu konferanstan, Kilikya ileErmeni Vilayetleriadı verilen altı Doğu ilini ve iki milyon soydaşının yaşadığını söylediği Rusyanın bir kısmını içersine alanmütevazıbir Ermenistan istemişti. Ermeni Askeri Misyon Şefi General Torcom, Pall Mall Gazettede (Şubat 1919) yayımlanan yazısında, Akdeniz kıyısında Antalyadan İskenderuna, Karadeniz kıyısında Sinoptan Batuma kadar uzanan ve Hazar Denizinde bir limanı bulunanbir Ermeni devletiharitası çizmişti.

Büyük Ermenistanın büyüklüğü amaçolarak korunmakla birlikte, Sevr Antlaşmasında (10 Ağustos 1920), çekirdek olarak küçüldüğünü görüyoruz. Bir kez daha Nutuk/Söylevden aktaralım: Sevrde Türk-Ermeni sınırının belirlenmesi, Amerikan Cumhurbaşkanı Wilsona bırakılmıştır. O da sınır olarak Karadeniz kıyısında Giresunun doğusundan başlayıp Erzincanın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van Gölünün güneyinden geçen bir sınır belirlemişti.(c. II, s. 1003.)

Ne gam!.. Sevr Antlaşması ile aynı gün yürürlüğe konmasını kararlaştırdıkları ve (Sevr Antlaşmasını hazırlayan İngiltere, Fransa ve İtalya başbakanlarının gizli olarak oluşturdukları) Üçlü Anlaşma ile, Sevr Antlaşmasında Türkiyeye bağlı özerk Kürdistan olarak belirlenen coğrafik alanın, Diclenin akış çizgisinin batısından Sıvasa ve güneyde Çukurovayı içersine alan Kilikyaya değin olan bölge, sömürge olarak Fransaya veriliyor, böylece Ermenistanı İskenderun Körfezine ulaştıracak Büyük Ermenistan projesinin ikinci aşamasının altyapısı oluşturulmuş bulunuyordu.

NATO ile korunan sistemi korumak

NATOnun amacı NATO ile korunan sistemi korumaktı. İçerden dolaylı saldırı biçiminde, dışardan (Sovyetler Birliğinden) doğrudan saldırı halinde, NATO, koruduğu sistemi, içerde gizli savaş yöntemleriyle (Gladyo), dışa karşı açıkça savaşarak, sosyalist dünya sistemine karşı kendi kapitalist-emperyalist sistemini koruduğu savındaydı.

Şu anda, NATO ile korunan sistemi korumak adına, Karadenizi dolduran Amerikan ve bazı NATO ülkesinden savaş gemilerinin baskısı altında bocalayan Erdoğan, bir yanda kendi varlığını korumaya çalışan Rusya komşuolarak terazinin bir kefesine, öte yanda Rusyayı küresel egemenliğinin tarihsel mirasında yiyip yutmak isteyen ABDyi müttefikolarak terazinin öbür kefesine koyarak denge sağlamaya, Karadenizin ortasından Türkiyeyi Rusyaya bağlayan enerji boru hattını kurtarmaya çalışıyor. Bir başka denge arayışı, Ermenistan odağında aranıyor. Bakû-Ceyhan boru yolunun topraklarından geçmesine izin vermemiş ve soykırımsavlarını reddettiği için Türkiye-Ermenistan sınırını tanımamış olan Ermenistana karşın, Karabağın işgaline endeksli olarak Türkiye tarafından kapatılmış bulunan Türkiye-Ermenistan sınırının, gene Türkiye tarafından açılmasının senaryosu sahneye ya da sahaya taşınmış bulunuyor. ABDnin güdümünde tek taraflı olarak bu sınırı açacak olan Türkiye, 2001de Fransanın, bu yıl ABDnin kendi ulusal meclislerinde tanınan Ermeni soykırımını da tanıyacak mı? Soykırımın tanınmasıyla birlikte gündeme gelecek tazminat ve toprak talebini Türkiye karşılayacak mı? Ermenistan, Türkiyeden geçecek petrol ve doğalgaz yolu karşılığında, soykırım, tazminat, toprak ve Büyük Ermenistan talebinde bulunmayacak mı? ABDnin küresel egemenliğiyle örtüşen stratejik işbirliğine Türkiyeyi kilitleyen Bakû-Ceyhan petrol boru yolu gündeme geldiğinde, ASALA, Beyrutta, Pantürkçü boru hattının Batı Ermenistandan (yani Doğu Anadoludan) geçmesine izin vermeyecekleriniaçıklamış. (Cumhuriyet, 24 Ağustos 1993); Alman ARD televizyonuna konuşan Öcalan, Açık söylüyorum, petrol meselesinin tek taraflı olarak halkımızın çıkarları aleyhine kullanılmasına izin vermeyeceğiz(Özgür Halk, 27 Haziran 1995) demişti.

Gülü Çankayaya taşıyan iradenin arkasında nasıl ki ABDnin küresel egemenlik projesi varsa, onun Ermenistanziyaretinin arkasında, yalnızca Rusya ile ABD arasında yeğinleşen petropolitik savaşı değil, aynı zamanda ABD soykırım tasarısı, ABD tasarımı olan ve Doğu ve Güneydoğuyu sıcak savaş alanına dönüştürme planının bir parçası olarak gündeme getirilmiş bulunan Bakû-Ceyhan petrol boru yoluna endeksli Ermenistan ve Kürdistan projeleri var.

Bütün bunların karşılığında ise bir futbol maçıizlemenin keyfi var.

Ne keyif ama!..

Muzaffer İLHAN ERDOST TİHAK / Türkiye İnsan Hakları Kur. Bşk.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler