Muhasebe Kanal 7'de

Alman savcılar tarafından hazırlanan iddianamede Deniz Feneri'nin bağlantıları ortaya saçıldı. Deniz Feneri e.V. davasının iddianamesinde tutuklu sanık Ermiş'in savcılara gayri resmi muhasebe kayıtlarını verdiği belirtilirken bilgilerin Kanal 7'de bulunan bir server'da olduğu bilgisi yer alıyor.

06 Eylül 2008 Cumartesi, 07:52

İddianamede, tutuklu sanık Firdevsi Ermiş’in Alman savcılara Deniz Feneri e.V’nin gayri resmi muhasebesinin kayıtlarını teslim ettiği bilgisine yer verilerek, “Kayıtlar, Almanya Deniz Feneri’nin bilgisayarında yok. 2005 sonlarından bu yana Türkiye’de Kanal 7’de bulunan bir server’da kaydedilmiş. Ancak online yoluyla ulaşılabiliyormuş” deniliyor. Alman savcılar iddianamede “Böylece dernekte yapılacak bir polis kontrolünde bir şey bulmak mümkün değildi” tespitine yer verdi.

Online bağlantı

Deniz Feneri e.V. davasının iddianamesinde tutuklu sanık Ermiş’in savcılara gayri resmi muhasebe kayıtlarını verdiği belirtilirken bilgilerin Kanal 7’de bulunan bir server’da olduğu bilgisi yer alıyor

Almanyada süren ve Türkiyenin gündemine oturan Deniz Feneri e.V. davasının iddianamesinde Kanal 7 televizyonuyla ilgili önemli bölümler yer alıyor. İddianamede, tutuklu sanık Firdevsi Ermişin Alman savcılara Deniz Feneri e.Vnin gayri resmi muhasebesinin kayıtlarını teslim ettiği bilgisine yer verilerek, Gayri resmi muhasebenin kayıtları, Almanya Deniz Fenerinin bilgisayarında yokmuş, 2005 sonlarından bu yana Türkiyede Kanal 7de bulunan bir serverda kaydedilmiş ve ancak online yoluyla ulaşılabiliyormuşdeniliyor. Alman savcılar iddianamede bu durumla ilgiliBöylece dernekte yapılacak bir polis kontrolünde bir şey bulmak mümkün değilditespitine yer verdi. Firdevsi Ermişin hem Kanal 7nin Almanyadaki kanalının hem de Deniz Fenerinin muhasebecisi olması, Alman Savcılığına verdiği belgeleri daha da önemli kılıyor.

3 kişinin tutuklu olarak yargılandığı davanın iddianamesinde tutuklu sanık Firdevsi Ermiş, Alman Savcılığına, 4 Temmuz 2007 tarihinde alınan ilk ifadesinde Deniz Feneri e.Vnin fiili muhasebecisi olduğunu açıklayarak yan muhasebenin bulunduğu harici bir bilgisayar hafızası veriyor. Ermiş, Alman savcılaraBu bilgisayar hafızasında, gayri resmi muhasebe ve yardım paralarının gerçekte nerelere harcandığı tam olarak mevcut bilgisini veriyor. İddianamede, Bu bilgisayar hafızasının değerlendirildiği ve Ermişin tekrar ifadesinin alındığıbelirtiliyor.

Hükümetten baskı

Davayı Meclis’e taşıyan CHP’li Anadol, iddianamede “Soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya, Türk hükümeti tarafından tutukluluğa mâni olunmaya çalışılmaktadır” denildiğine dikkat çekti. Anadol, Erdoğan’a “Soruşturmaya etki yapmaya çalışan bakanlar kimdir” diye sordu. CHP’li Özyürek ve Kılıç da RTÜK Başkanı Akmanın kuryelik yaptığını, Frankfurt Emniyet Müdürlüğünün belgesiyle açıkladı. Akman hakkında cezai takibat başlatıldığını da belgeleyen CHP’liler, Akman’ı istifaya çağırdı.

CHP, bir soru önergesiyle iddiaları TBMM’ye taşıdı, Akman hakkındaki belgeleri açıkladı

‘Siyasi baskı’ Meclis’te

CHP, RTÜK Başkanı Zahid Akmanın Almanyada süren Deniz Feneri davasında kuryelik yaptığını ve Frankfurt Savcılığının Akman hakkında cezai takibat başlatıldığını belgeledi. Davayla ilgili gelişmeler hakkındaki soru önergesini TBMM Başkanlığına sunan CHP’li Kemal Anadol, iddianamede Türk hükümeti tarafından devam etmekte olan tutukluluğa mani olunmaya çalışılmaktadırdenildiğine dikkat çekti.

CHP’li Mustafa Özyürek ve Ali Kılıç, adı Deniz Feneri davasında geçen Akman hakkında yeni bir belge açıkladı. Akmanın kuryelik yaptığı iddiasını Frankfurt Emniyet Müdürlüğünün belgesine dayandıran Özyürek ve Kılıç, Akmanın, kuryelik yaptığı ve para aldığı Frankfurt Emniyet Müdürlüğünün 13. 08. 2007 tarihli belgesiyle saptanmıştırdediler.

Cezai takibat

Özyürek ve Kılıç, Akman hakkında Frankfurt Cumhuriyet Savcılığının cezai takibat başlattığını da Deniz Feneri iddianamesindeki bir belgeye dayandırdı. Özyürek ve Kılıçın açıklamaları şöyle: Diğer taraftan Frankfurt Başsavcılığı 7670 JS 241702-07 sayılı dosyada Akman hakkında cezai takibat başlatmıştır. İddianamede adı geçen Assplan adlı şirket OSWG adlı Yapı Kooperatifine sermaye aktarmıştır. Abdullah Özerin başkanı, Akmanın kurucu ve yönetici olduğu kooperatif, her bir üye adına devletten 4 bin Avro sübvansiyon almıştır. Yapılan denetimde, konut yapımına başlanmadığı anlaşıldığından devlet üyelerden 4 bin Avro sübvansiyonu geri isteyince üyeler savcılığa şikâyette bulunmuşlardır. Savcılık ise bu şikâyetler üzerine hem yapı kooperatifinin üyelerinin hem de devletin dolandırıldığını tespit ederek kooperatif kurucuları, bu meyanda Akman hakkında cezai takibat başlatmıştır.

‘O bakanlar hangileri?’

CHP Grup Başkanvekili Anadol da, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın yanıtlaması istemiyle Almanyadaki Deniz Feneri davasını TBMMye taşıdı. İddianamede Soruşturmalara defalarca siyasi etki yapılmaya, bilhassa Türk hükümeti tarafından devam etmekte olan tutukluluğa mani olunmaya çalışılmaktadırdenildiğine dikkat çeken Anadol, Alman savcının soruşturmaya etki yaptığı ve tutukluların serbest bırakılmasına yönelik girişimde bulunduğunu iddia ettiği bakanlar kim ya da kimlerdir? Bu bakanlar bilginiz dahilinde mi Almanyadaki soruşturmaya müdahalede bulunmuşlardır? Bu soruşturma kapsamında Türkiyenin hangi çıkarı Alman makamlarınca ihlal edilmiştir? Eğer Türkiyenin ihlal edilen bir çıkarı söz konusu değil ise, halkı dolandırarak paralarını alan, elde ettikleri bu karapara ile siyasetin finansmanını sağlayan bu kişiler hakkında Alman savcı üzerinde baskı kurulmasının gerekçesi nedir? Adalete engel olmaya çalışan, Türkiyenin itibarını zedeleyen, bakanlık görevini kötüye kullanan bu bakanları azletmeyi düşünüyor musunuz? Eğer düşünmüyorsanız, bakanlara Almanya nezdinde girişimde bulunması talimatını siz mi verdinizsorularına yanıt istedi.

Dinci basın

Almanya’da hakkında yolsuzluk iddiasıyla 3 yöneticisinin tutuklandığı Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye ile ilişkileri dinci basında yine yer almadı. Yeni Şafak, Anadolu’da Vakit ve Milli Gazete, derneğin genel başkanı Engin Yılmaz’ın önceki gün Ankara’da verdiği iftar yemeğinde yaptığı açıklamalara yer verirken, Zaman, Bugün ve Sabah gazeteleri yolsuzluk iddialarına ilişkin haberleri görmezden geldi. Doğan Grubu’ndan Hürriyet ve Milliyet gazeteleri ise özel haberleriyle yine davayla ilgili gelişmeleri manşetlerine taşıdı.

Dinci basın es geçtiİ

Almanyada hakkında yolsuzluk iddiasıyla 3 yöneticisinin tutuklandığı Deniz Feneri e.V. davası ve Türkiye ile ilişkileri dinci basında yine yer almadı. Yeni Şafak, Anadoluda Vakit ve Milli Gazete, derneğin genel başkanı Engin Yılmazın önceki gün Ankarada verdiği iftar yemeğinde yaptığı açıklamalara yer verirken, Zaman, Bugün ve Sabah gazeteleri yolsuzluk iddialarına yer vermeyerek haberi görmezden geldi. Anadoluda Vakit gazetesi 10. sayfasından Deniz Fenerinden sert yalanlama başlığı ile verdiği haberde başkan Yılmazın sorunun isim benzerliğinden kaynaklandığını savunduğu sözlerine yer verdi. Milli Gazete ise dernekten yapılan yalanmayı 2. sayfasında kullandı. Yeni Şafak gazetesi ise 11. sayfadan derneğin açıklamasını Müsterih olunuz başlığı ile verdi.

‘İddianamede Başbakan da var’

Deniz Feneri davasına ilişkin iddianamenin elinde olduğunu söyleyen CHP lideri, “41 milyon 634 bin Avro toplandı. Hangi insani amaca gitti? Anlaşılıyor ki, Türkiye’de televizyon kurulmuş, belli bir siyasi kadronun ihtiyaçlarını karşılamak için gitmiş” dedi.

Baykal, iddianamede Başbakan Erdoğan’ın da adının geçtiğini belirterek “Bu uyduruk değil, ciddi bir iddianame. İddianamede adın geçiyor, parayı aldın mı almadın mı? Hükümet niye telaş içinde? Bir siyasi dayanışma, beraberlik mi söz konusu?” diye sordu.

Erdoğan hakkındaki dokunulmazlık dosyalarına dikkat çeken CHP lideri, “Bu suçlamalarla nitelendirilmiş insan gelse, kızınızı istese verir misiniz? Kızınızı vermeyeceğiniz insana Türkiye’de iktidarı niçin veriyorsunuz?” yorumunu yaptı.

Erdoğan da iddianamede

İddianamede “02.02.05 tarihli alındı belgesinde herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Gürhan, Ermiş’ten parayı, Türkiye Başbakanı’na (2003 yılından bu yana Erdoğan) Doğu Asya’daki tsunamiden zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için vermek üzere aldığını tasdik etmiş. Bu konu sanık Ermiş’in 7. kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir” deniyor.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Deniz Feneri davasıyla ilgili olarak Alman savcının hazırladığı iddianamede Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın da adının geçtiğini vurgularken başta MASAK olmak üzere Türkiyede de yargının bu konuda inceleme yapmasını istedi. Baykal,Bu uyduruk değil, ciddi bir iddianame. Başbakanın da adı geçiyor. İddianamede adın geçiyor, parayı aldın mı almadın mı? Hükümet niye telaş içinde? Bir siyasi dayanışma, beraberlik mi söz konusu?açıklamasını yaptı. Başbakan Erdoğan hakkındaki dokunulmazlık dosyalarına dikkat çeken Baykal, Bu suçlamalarla nitelendirilmiş insan gelse, kızınızı istese verir misiniz? Kızınızı vermeyeceğiniz insana Türkiyede iktidarı niçin veriyorsunuz?dedi.

CHP lideri Baykal, dün Antalyada NTVnin sorularını yanıtladı. Baykalın Türkiyenin gündemine oturan Deniz Feneri davasıyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:

Deniz Feneri davası

Olay fevkalade önemli. Dini motiflerle, din istismarıyla iyi niyetli, temiz, vatan hasreti içinde çalışan insanların paralarını toparlama faaliyeti. Alman yargı makamları inceleyince olayın içyüzü çıktı. Bizim yargı makamlarımız incelese kim bilir neler çıkar? 41 milyon 634 bin Avro toplandı. Hangi insani amaca gitti bunlar? Anlaşılıyor ki, Türkiyede televizyon kurulmuş, belli bir siyasi kadronun ihtiyaçlarını karşılamak için gitmiş. İddianame elimde. Ergenekon iddianamesi gibi Yaz bakalım, günü geldiğinde kullanılırdiye değil, ciddi iddialar var. Savcı, hükümetin soruşturma sürecinde baskı yaptığını söylüyor. Ortada bir yolsuzluk var, bırak incelesinler, sana ne, niye telaş içindesin, bunun altında ne yatıyor? Bir siyasi dayanışma, beraberlik mi söz konusu? Niçin Alman savcıyı etkilemeye çalışıyorsun? O televizyonun finansmanına katkı yapıldığı tespit edildi. Bu televizyon AKP yayıncılığı yapıyor, o dünyanın yayıncılığını yapıyor. RTÜK Başkanının adı kuryelik tartışmalarında gündeme geliyor. Türkiyedeki yönetim kadromuz bu olayın içinde görünüyor. Ergenekon da alakasız konular günlerce manşetlerde, ekranlarda döndüre döndüre geldi. Bu, uyduruk bir iddianame değil, ciddi bir iddianame. Her yerde manşet olmalı...

‘Erdoğan’ın adı iddianamede’

İddianamede 02.02.05 tarihli alındı belgesinde herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermişten parayı, Türkiye Başbakanına (2003 yılından bu yana Recep Tayyip Erdoğan) Doğu Asya’daki tsunamiden zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için, vermek üzere aldığını tasdik etmiş. Bu konu sanık Ermişin 7. kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştirdeniyor. Birisi 7 kez ifadesinde, belli bir meblağı Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına verilmek üzere Mehmet Gürhana verdim, diyor. Gürhan da aldığını tasdik ediyor. Bizim yargı makamlarının da -başta MASAK olmak üzere- bu dosyayı derhal ele alıp kendi içimizde de araştırması gerekir. Gürhan verdi vermedi bilemem, ama biri 7 defa verdim diyor öbürü aldım diyor. Şimdi Başbakana sorulması gereken bir soru var. Başbakana bu para intikal etti mi etmedi mi? Vermiş de olsa vermemiş de olsa Başbakanın çevresindeki birtakım insanların orada Başbakana verilmek üzere para toplandığını kabul etmesi olağanüstü bir olaydır. Başbakan, beni ilgilendirmez, diyemez. Hükümetin bu davayı aman büyütmeyin, sanıkları tahliye edin demiş olması çok önemli. Bunlar sıradan yolsuzluk yapan kişilerse, bırakın yargılansın. Türkiye onun tahliyesi için koşuyorsa bu neyi gösterir? Demek ki bu böyle bir zincirdir. Başbakanla ilişkisi alma-verme şeklindedir.

Şaban Dişli olayı

Cumhuriyet tarihinde bu kadar açık, net, belgeli bir yolsuzluk olayı ortaya konulamamıştır. Vatandaş yolsuzluk yaptığı zaman yargılanıyor, cezaevine giriyor, genel başkan yardımcısı istifa ederek durumu halletmeye çalışıyor. Başbakan, ben uygun gördüm, diyor. Sen kimsin, sen af mercii misin? Yolsuzluğun gereği yargıya intikal ettirilmeli. Şaban Dişlinin dokunulmazlığı neden kalkmıyor? Arkasında Başbakanın dokunulmazlık dosyası var çünkü. Kalpazanlık dosyası var, ihaleye fesat karıştırma, yolsuzluk suçlaması var. Bu suçlamalarla nitelendirilmiş insan gelse kızınızı istese verir misiniz? Kızınızı vermeyeceğiniz insana Türkiyede iktidarı niçin veriyorsunuz?