Kapat

Son Haberler

A+ A-

Lozan’dan Anılar ve İnönü

Yayınlanma tarihi: 7 Eylül 2008 Pazar, 08:35

Ulusal bağımsızlığımızın tehdit altında olduğu bu duyarlı dönemde Lozan Barış Konferansı tutanaklarını ve belgelerini büyük bir titizlikle dilimize çeviren, şimdi aramızda olmayan değerli hukuk bilgini Prof. Seha L. Meray’ın Cumhuriyet gazetesinin 24 ve 25 Temmuz 1974 tarihli sayılarında yayımlanan, ayrıca “İnsanca Yaşamak” başlıklı kitabında da yer alan “Lozan” başlıklı iki denemesi, aradan otuz dört yıl geçmesine karşın güncelliğini koruyor, günümüzün siyasi gelişmelerine ışık tutması açısından da önem taşıyor.
Prof. Meray, tutanakların çevirisini yaptığı 1969 yılında Lozan kahramanı İnönü ile tanışır. Kendisinden tutanaklara bir önsöz yazması istemi ile İnönü’den bir randevu talep eder. 14 Mart 1969 günü saat 17.30’da Pembe Köşk’ün kapısını çalar. O gün Prof. Meray ile İsmet İnönü arasında ilginç olduğu kadar tarihsel önem taşıyan uzun bir söyleşi başlar. İnönü memnuniyet duyarak önsözü yazacağını belirttikten sonra Lozan Konferansı sırasında başından geçen, unutamadığı bir anısına değinir. Prof. Meray’ın “Konferansta hep Fransızca mı konuştunuz” sorusunu İnönü şöyle yanıtlar:
“Evet, bu konu da heyetimiz içinde mesele oldu. Benim Fransızcamın yetersiz olduğunu, diplomasi dili olmadığını söylediler. Benim Türkçe konuşmamı heyette yabancı dili kuvvetli olanların, Fransızcaya ya da İngilizceye çevirmesini istediler. Heyette gerçekten iyi yabancı dil bilenler vardı. Bir süre istedikleri gibi yaptık: Ben Türkçe söyledim, onlar çevirdiler. Fakat, gördüm ki, tam çevirmiyorlar; söylediğimi, olduğu gibi, söylediğim gibi vermiyorlar.”
İnönü bu sözlerden sonra derin bir nefes alır, günümüze de ışık tutacak konuşmasını şöyle sürdürür:
“O zaman anladım ki, onların diplomasi dili dedikleri birikmiş Osmanlı ezikliğinin ifadesinden başka şey değil. Bundan sonra, hep ben konuştum yine, o bildiğim Fransızcamla.”
İnönü’nün 1969 yılında Pembe Köşk’te Prof. Seha L. Meray’a anlattıklarını yakın geçmişte ve günümüzde devletin kaderini elinde tutmuş, kapalı kapılar ardında ülkemizin yaşamsal önemdeki, sorunlarını karşıtlarıyla müzakere eden kaç devlet adamımız önemser? Lozan kahramanı İnönü’nün bu sözleri kimi devlet adamlarımız için bugün de bir ders niteliğindedir. Yeter ki devlet adamlarımız bu sözlerden ders çıkarabilsinler.
Lozan Barış Konferansı tutanaklarının önsözünde İnönü eşitliğimizi kabul ettirme çabalarını, egemenliğimizi koruma ve savunma kaygılarımızı, Lord Curzon’un manevralarını nasıl önlediğimizi anlatır.
Prof. Seha L. Meray, Cumhuriyet gazetesinde 24 Temmuz 1974 yılında yayımlanan denemesinde şöyle der:
“Geleceğin dünyası Türkiye’nin savunduğu değerler, ilkeler, kavramlar üzerine kurulduğu için, Lozan Antlaşması da yıllar boyunca değerini, gençliğini, geçerliliğini koruyabilmiştir.”
Lozan Antlaşması’nın değerini, geçerliliğini bugüne kadar özenle korumaya çalıştık. Acaba bundan sonra koruyabilecek miyiz? Emperyalizmin temsilcilerinin Türkiye’de sömürge valileri gibi dolaştıkları bu duyarlı dönemde, ne acıdır ki Sevr’i diriltmeye, Lozan’ı delmeye çalışan bir süreç yaşanıyor, ulu önder Atatürk’ün 85 yıl önce reddettiği mandacılığa karşı koymanın, ulusal benliğimizi, bütünlüğümüzü korumanın, tarihsel emellerini gerçekleştirmek için her türlü çabayı harcayan emperyalizmin temsilcilerine gerekli yanıtı vermenin zamanı gelmedi mi?

Emekli Diplomat-Yazar, Daver Darende

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler