Kapat

Son Haberler

A+ A-

Türk eğitim sistemine genel bir bakış

Yayınlanma tarihi: 9 Eylül 2008 Salı, 11:49

Bir toplumun eğitim kurumlarını biçimlendiren birçok yapı vardır: iktisadi yapı, sınıfsal ilişkiler, teknolojik düzey, toplumsal işbölümünün niteliği, coğrafya, din, dış ilişkiler… Ama en temel belirleyicinin sınıfsal yapı olduğunu söylemek mümkün. Sınıfsal yapıdan doğrudan etkilenen eğitim kurumu, toplumdaki sınıfsal ilişkileri yeniden üreten ideolojik bir aygıttır. İnsanlığın yerleşik yaşama geçtiği, toplusal sınıfların oluştuğu çağlardan bugüne değin eğitim; temel olarak toplumdaki egemen ilişkileri yeniden üreten, meşrulaştıran, siyasal – ideolojik bir kurumdur. Günümüzde de eğitim kurumuna bu perspektiften bakmak daha doğru olacaktır.

Bugün yaşanmakta olan sorunları kavrayabilmenin yolu galiba tarihselci bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Sorunların kökenine inmeden doğru çözüm yollarına ulaşmak bir hayli zor… Tarihsel mirasın olumlu ve olumsuz yansımalarını bilmek, bugünü ve geleceği kurmada işimizi kolaylaştıracaktır. Çünkü bilimsel olarak yaşamda devamlılık esastır. Bütün olgular belli nedenselliklerle birbirine bağlıdır. Orta Asya’dan Anadolu’ya; İslamlığın kabulünden Batılılaşma serüvenine ve bu tarihselliğin günümüze aktardıklarına ana çizgileriyle bakmadan, bugünü anlamlandırmamız eksikli ve sorunlu olacaktır.

Eski Türkler, atlı-göçebe bir yaşam sürmekteydiler. Toplumsal sınıflar arasında derin uçurumlar yoktu. Eğitim sitemi de bu atlı-göçebe yaşam biçiminin gereksinimlerine denk düşmekteydi. Zor doğa koşullarında ayakta kalmak, iyi bir savaşçı olmak, hayvan sürülerini gütmek , hayvansal ürünleri işlemek eski Türk toplumunun örgün olmayan , geleneksel eğitiminin ana başlıklarıydı.

İslamiyet’in kabulü Türk toplum yaşamında çok önemli dönüm noktalarından biridir. Türkler hızla yerleşik yaşama geçmiş, yazıyı yaygın olarak kullanmaya başlamış, yerleşik ve görece daha ileri eğitim kurumları oluşturmayı başarmışlardır.

Osmanlı İmparatorluğu 16. yüzyılda sınırlı artı değer üreten bir ekonomik modele sahipti. Organik enerjiye dayalı bu yapının çok geniş bir eğitim örgütlenmesini doğurması olanaklı değildi. Eğitim, daha çok yönetici sınıfların kullanabildikleri ayrıcalıklı bir haktı. Askeri sınıf ve ilmiye sınıfı bu hakkı kullanan imtiyazlı kesimlerdi. Enderun, çeşitli askeri okullar ve medreseler İmparatorluğa üst düzey yönetici yetiştiren en önemli eğitim kurumlarıydı. Sıbyan mektepleri, loncalar, tekke, zaviye ve dergahlarsa geniş halk kitlelerinin eğitim gereksinimini karşılayan yaygın eğitim kurumlarıydı.

İmparatorluğun 'Batı' karşısında aldığı yenilgiler, Müslüman kesimi eğitim alanında da değişime zorladı. “Osmanlı toplumunda Müslüman kesimin eğitimdeki dönüşümleri , ilk olarak askeri sınıfın yeniden üretilmesiyle başladı."

1- III:Selim’in hayatı pahasına başlattığı yenilikler, II.Mahmut döneminde daha kararlılıkla sürdürüldü. Yeni bir ordu kuruldu, eğitim zorunlu hale getirildi, eğitimin içeriğinde sınırlı da olsa değişiklikle yapıldı.

Türklerin tarihinde ikinci önemli dönüm noktası da Tanzimat’ın ilanıdır. Tanzimat’la gelen yeni merkezi yönetim biçimleri hem daha geniş, hem de daha iyi yetişmiş bir insan gücünü gerektiriyordu. Bu yeni insanı geleneksel eğitim kurumlarında yetiştirmenin olanağı yoktu. Artık yüzünü Batı’ya dönmüş bir yönetim anlayışı söz konusuydu. Toplumsal değişmeye bağlı olarak yeni sınıflar, yeni gereksinimler ortaya çıkmıştı . Eğitim de bu değişime ayak uydurmak zorundaydı. “Tanzimat’la beraber başlayan dışa açık kapitalistleşme süreci, bu sürecin ortaya çıkardığı yeni gereksinimler eğitim alanının da dönüşümünü sorunlu kılıyordu.

2 - 1857’de Maarif-i Umumiye Nezareti’nin kurulması Tanzimat dönemi yöneticilerinin eğitime verdikleri önemin somut göstergesidir.

II.Meşrutiyet dönemiyle ilgili kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse; bu dönem Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen eğitim atılımlarına ilişkin düşüncelerin geliştiği ve denendiği bir hazırlık evresidir. İttihat ve Terakki döneminde düşünülen ve yarım kalan bir çok reform Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte hayata geçirilmiştir.

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar bir yandan geleneksel eğitim kurumları varlıklarını sürdürürken; diğer yandan da batılı ölçüleri temel alan, modern eğitim kurumları açılmaktaydı. Eğitimin içeriği dünyevileştiriliyor, pozitif bilimlere yer veriliyor, batıya açık yeni bir insan tipi yetiştirilmeye çalışılıyor, eğitimin laikleştirilmesi süreci ağı aksak da olsa işliyordu.

Yakın tarihimizdeki en önemli gelişme ise hiç kuşkusuz ki Cumhuriyet’in ilanıdır. Toplumsal, siyasal ve sosyal yaşamın her alanında olduğu gibi eğitim alanında da köklü değişmeler yaşandı. Cumhuriyet’in en çok üzerine eğildiği alanlardan biri eğitim alanı olmuştur. Cumhuriyet’i kuran kadrolar eğitimde üç temel başlık üzerinde durdular: Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Latin alfabesinin kabulü ve yazı dilinin sadeleştirilmesi.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimdeki iki başlığa son vermeyi, laiklik ilkesini hayatını geçirmeyi amaçladılar. Latin harflerinin kabulü ile bir yandan batı kültürüne yakınlaşmak , bir yandan da çok karmaşık olan Arap elifbasından kurtulmak amaçlanıyordu. Dilde sadeleşeme eğilimi ise halka inmenin, halkı aydınlatmanın, ulusal bir eğitim anlayışı yaratmanın temel koşullarından biri olarak düşünülmüştü.

Cumhuriyet döneminin en özgün eğitim hamlesi kuşkusuz ki 'Köy Enstitüleri' projesidir. Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Baltacıoğlu ve İsmail Hakkı Tonguç üçlüsü etrafında şekillenen bu halkçı proje köylüyü kalkındırma ve aydınlatma esprisi üzerine kuruluydu.

Ne yazık ki; bu özgün proje sadece 11 yıl uygulanabildi. Palazlanan Türkiye burjuvazisi ve toprak ağaları ilk fırsatta Köy Enstitüleri'ni tasfiye ettiler. 1950’den sonra Türk eğitim sistemini 'Soğuk Savaş' politikaları şekillendirdi. Sistem aşırı dinci ve milliyetçi politikalarla kendini konsolide etme yoluna gitti.

1980 askeri darbesi Türk toplum yaşamında önemli bir kırılma noktasıdır.Bu dönem, dışa dönük kapitalistleşme sürecinin önündeki toplumsal engellerin zorla kaldırıldığı bir dönem olmuştur.Türkiye burjuvazisi çıkarlarını Batı kapitalizmine tam bir entegrasyonda görüyordu. Bunu için de toplumsal muhalefetin zorla tasfiyesi karalaştırılmıştı.

1980’den günümüze hızla artan toplumsal eşitsizlik en çok da eğitim alanında karşılığını buldu. Eğitim temel bir insan hakkı olmaktan çıktı, metalaştı. Herkesin ekonomik gücü oranında satın alabileceği bir hizmet alanına dönüştü .

Bu sürecin ortaya çıkardığı temel olgu eğitimin hızlı bir özelleşme sürecine girmesidir. Dersaneler, özelle okullar, özel üniversiteler bu dönemde eğitim sistemindeki ağırlıklarını bir hayli artırdılar.

Bugün artık eğitim sistemi ülke gerçeklerinden kopmuş, serbest pazar ilişkilerince belirlenen bir kar alanına dönüşmüştür. Türkiye kapitalistleri eğitim alanını karlı bir sektör olarak görmekte, bu alana ciddi yatırımlar yapmaktalar.

Bu süreç eğitim sistemini kambur hale getirmiştir. Bu kambur sınav kamburudur.Devasa bir kurum test tekniğine dayalı bir sınav sistemine teslim olmuştur. Dersanelere, özel okullara, özel üniversitelere endekslenen bu sistem topuma ve insana yabacılaşmamış; bireyi geliştiren, özgürleştiren değil, körleştiren bir mekanizmaya dönüşmüştür.

Günümüzde eğitim sorunu bir toplumsal eşitsizlik ve aydınlanma sorunudur. Çözüm de köklü sosyal projelerle mümkündür. Tek başına eğitim alanında yapılacak iyileştirmelerle sorunlar bir yere kadar çözülebilir. Toplumsal eşitsizliği, dışa bağımlılığı, kökleri tarihin derinliklerine inen skolastik zihniyeti tartışmadan eğitimi içinde bulunduğu çıkmazdan kurtarmak pek olası gözükmüyor.

Daha iyi bir eğitim sistemi yaratmak, daha eşit bir toplum yaratmak anlayışından bağımsız ele alınamaz. İnsanı temel alan bir iktisadi modelin ana ayaklarında biri de insanı temel alan üretken, toplumun ve bireyin ihtiyaçlarına denk düşen bir eğitim modeli olacaktır.Bu iki olgu birbirinden ayrı düşünülemez.

Kaynakça:

1. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Günümüze Eğitim Kurumlarının Gelişimi, İlhan Tekeli
2. Eğitimde ideolojik Boyut, Kemal İnal

[email protected]

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler