Yazar-antrenör gerginliği

Ulusal Futbol Takımı Teknik Direktörü Fatih Terim ile spor yazarı Osman Tamburacı arasında yaşandığı iddia edilen tartışma büyük yankı uyandırdı. İddialara göre Terim, bir TV kanalında yaptığı değerlendirmeler nedeniyle Tamburacı'yı telefonla arayarak küfür etti.
Yayınlanma tarihi: 11 Eylül 2008 Perşembe, 12:40

Ulusal Futbol Takımımız’ın 2010 Dünya Kupası elemelerinde Belçika karşısında aldığı beraberliğin yankıları sürerken Teknik Direktör Fatih Terim ile spor yazarı Osman Tamburacı arasında yaşandığı iddia edilen tartışma gündeme oturdu. Dünkü ulusal maçtan önce bir TV kanalında yaptığı değerlendirmeler nedeniyle Tamburacı’yı telefonla arayarak küfür ettiği ileri sürülen Terim’e tepkiler artarken Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Doğan olayı kaleme aldı. Tecrübeli teknik adamı eleştirerek olaya birçok kişinin tanıklık ettiğini anlatan Doğan’ın ‘Küfürbaz Terim Şangır Şungur’ başlıklı köşe yazısının tam metni şöyle:

“Spor yazarı ve yorumcusu Osman Tanburacı’nın yüzü bembeyaz oluyor. "Sen ne biçim konuşuyorsun" diyerek, yerinden fırlıyor, sinirden eli ayağı bir anda buz kesiyor.
9 Eylül, önceki gün. Saat 17.54. Levent Spor Yazarları Derneği. Bir grup arkadaş sohbet ediyor. Aralarında Osman Tanburacı da var. Tamburacı derneğe gelmeden önce Sky TV’de Türkiye-Belçika milli maçına ilişkin görüşlerini anlatıyor.Dernekte arkadaş grubu sağdan soldan söz ederken, koyu sohbet sırasında Osman Tanburacı’nın cep telefonu çalıyor.

Telefonda küfür

Tamburacı telefon açıyor, arayan Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim.
Konuşmaya başladığı anda sinirleri gerilen Tamburacı, telefon konuşmasını bir arkadaşına dinletmeye başlıyor.
Terim:
"Yahu Osman, biraz önce Sky TV’de konuşmuşsun, bana söylediler. Ben ne demişim? Gündem değiştiriyormuşum, öyle demişsin. Ulan bu ne biçim konuşma?"
Tanburacı bu üslup karşısında şaşırıyor, nezaket içinde:
"Hocam, beni hep böyle zamanlarda arıyorsun, bir kere de, nasılsın, diye arasana."
Terim’de fren tutmuyor:
"Ulan ben senin bıyığını s...."
Tanburacı yerinde fırlıyor, "Sen ne biçim konuşuyorsun" derken, sinirden zangır zangır titriyor. Milli Takım Teknik Direktörü kendini kaybediyor:
"Ulan ben senin, ananı, avradını s....".
Tanburacı, "Doğru konuş, konuşmasını öğren" diye bağırırken, Fatih Terim galiz küfürlerini sıralamayı sürdürüyor.
Huzurunuzda Milli Takım Teknik Direktörü.

General Patton

Bu duruma en az yedi-sekiz kişi tanık. Biri de, zaten dinliyor.
Telefon kapanıyor. Osman Tanburacı derhal avukatını arıyor. Fatih Terim’i mahkemeye vermeye hazırlanıyor. Telefon kayıtlarıyla birlikte.
Bu küfür yağmuru ve ardından mahkeme, iki özel kişi arasındaki konuşma ve devamı değil. Olması mümkün değil. Çünkü, ağız dolusu küfür eden milli takımdan sorumlu teknik direktör.
Milli takımı çalıştıran bir teknik direktör, herhangi bir eleştiri karşısında kendini bu kadar kaybediyorsa, terbiye sınırlarını çoktan aşmışsa, o kişi, hangi başarıyı elde ederse etsin, artık milli takımın başında kalamaz.
Çok örnek var. Daha geçen yıl kendi yönettiği takımda futbolculara küfür eden bir teknik direktöre, bir Ankara takımı yol veriyor.
Tarihte ünlü bir örnek var. İkinci Dünya Savaşı’nın en başarılı komutanlarından General Patton. Sinirli, yerinde duramayan, ağzından ne çıkacağı belli olmayan bir general. Bir askere kızıyor, küfürle karışık, onu tokatlıyor. General Patton’ın kariyeri sona eriyor.

Mesleğe hakaret

Şimdi merak ediyorum.
Spor basını ve basın kuruluşları bu olay karşısında nasıl tavır alacak? Olayı görmezden gelip unutacak mı, yoksa mesleğe hakaret kabul ederek, Terim’in yakasını bırakmayacak mı?
Ya Futbol Federasyonu?
Bir sinir anıdır, diyerek geçiştirecek mi, yoksa ahlakın spordaki vazgeçilmez kuralını işletip, Terim’e teşekkür edecek mi?

O da öfkeli

Terim’e bakıyorum, üslup, tavır, çalım, o birisine çok benziyor. Başbakanı’ndan aldığı ilhamla, eleştiriye öfkeyle karşılık veriyor, gazetecilere ders vermeye pek hevesli.
Daha önceki gün, gazetecilere yine "Çarşamba-cumartesi arası nasıl davranacağınızı hálá öğrenemediniz" diye fırça atıyor. Yazık ki, onlar da, cevap veremiyor. Terim meydanı boş buluyor. Oysa, haddini öğrenmesi gerek.

Bu yazı dün öğleden sonra yazılıyor, Belçika maçından önce. Belçika’yı istersen 10-0 yen, istersen dünya kupasına katıl, ne fark eder?

Aristo’nun Büyük İskender’e sözü bu durumlarda geçerli: Zafer veya hiç.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.