Adli Tıp'tan Zere açıklaması

Adli Tıp Başkanı Haluk İnce, kanser hastası Güler Zere'nin raporunun geciktirildiği iddiasını yalanladı ve "Hastayla ilgili vereceğimiz kararda, hastanın yararını düşündüğümüz kadar, toplumun bazı kesimlerinin düşüncelerini de düşünmek zorundayız" dedi.
Yayınlanma tarihi: 5 Kasım 2009 Perşembe, 08:04

NTV'de yayınlanan ''Canlı Gaste'' programına telefonla katılan Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce, Adli Tıp Kurumu'nun süreci yakından takip ettiğini belirterek, Güler Zere'ye 12 Ekim'de yapılan operasyonun ardından, problemin tanısı konulduktan sonra evrakın kendilerine ulaştığını belirtti.

İnce, ''Bugün yapılan değerlendirmede, hastalığının süreğen olduğu ve iyileşme şansının olmadığına karar verildi. Bu rapor, 'Cumhurbaşkanlığı affı kapsamında değerlendirilebileceği' kanaatiyle, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e bakanlığımız kanalıyla gönderilecektir'' diye konuştu.

Her konuda karar oluştururken bilimsel ölçekleri kıstas aldıklarını ifade eden İnce, Zere'nin hastalığından dolayı herhangi bir mağduriyet yaşamaması için hem Adli Tıp Kurumu'nun hem de Çukurova Üniversitesi'nin elinden geleni yaptığını söyledi.

İnce, tutuklu olsun olmasın, kanserli olgunun alacağı tedavide bir değişiklik olmadığını belirterek, ''Bu hasta için de her aşamada bütün her şey yapılmış ve her türlü tedavide öncelik Çukurova Üniversitesi tarafından sağlanmıştır. Hastanede istihdam edilmiştir. Hiçbir şekilde ceza evi koşullarına geri gönderilmemiştir'' diye konuştu.

Çocuk olgulara ve tutuklu olgulara öncelik tanındığını ifade eden İnce, hastaların buna göre değerlendirildiğini kaydetti.

"Raporu hızlı bir şekilde çıkardık"

Güler Zere konusunda kurumun hak etmediği bir baskıyla karşılaştığını savunan İnce, sözlerini şöyle tamamladı:
''Hastalığın seyri, hastanın hastalığıyla ilgili aldığı tedavinin sonuçlarının hastalığı geriletmediği, iyileştirmediği bugün elimize gelen raporlarla çıktı. Burada yaptığımız tek bir şey vardı; Bu raporu bugün çok hızlı bir şekilde hocalarımıza imzalatıp, çıkardık. Yoksa siyasi bir baskı ya da bir endişeyle bu rapora öncelik tanınması söz konusu değildir. Yani bu hastanın bir önceliği var mıydı? Bu tür hastaların önceliği gibi önceliği vardı. Bu hastayla ilgili vereceğimiz kararda, hastanın yararını düşündüğümüz kadar, toplumun bazı kesimlerinin düşüncelerini de düşünmek zorundayız. Kurumumuzun önüne yaklaşık 85 gün boyunca çadır kuruldu ve tüm çalışanlarımız bir şekilde taciz edildi. Biz her çadır kurana rapor vereceksek, bizim burada bilimsel kimliğimizin ne anlamı kalır.''


Baba: Geç alınmış bir karar

Elbistan E Tipi Cezaevi'nde yatan ve hastalığı nedeniyle Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nin mahkum koğuşunda tedavi gören Güler Zere için, İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından verilen ve sürekli hastalık halini belirtir rapor, Zere'nin ailesi tarafından sevinçle karşılandı.

Zere'nin babası Haydar Zere, kızı için hastanenin bahçesinde oluşturulan ve oturma eyleminin yapıldığı alanda, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun dün akşam saatlerinde kendisini aradığını belirten Zere, ''Sayın Bakan 'annesini izledim çok üzüldüm. Kızınız 1-2 gün içinde serbest bırakılır' dedi. Kendisiyle kısa bir konuşma yaptık, alınan kararın güzel, ancak geç alınmış bir karar olduğunu söyledim'' dedi.

Avukatlarının Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'yle bağlantı kurduğunu ve kızının tedavisinin orada devam etmesi konusunda karar alındığını belirten baba Zere, şöyle konuştu:
''Bu karar sevindirici ama hastalık ilerlediği için üzgünüm. Kararın çıkması çok uzun sürdü. 3-4 ay önce bu karar alınsaydı, belki kurtulma şansı olurdu. Şimdi risk altında, hastalık akciğerlerine sıçramış durumda.''

Baba Zere, hastanede kızının avukatlarını beklediklerini ve gelişmeleri takip ettiklerini söyledi.

Zere'nin refakatçilerinden Seval Aracı da Zere'yi gelişmelerden haberdar ettiğini söyledi.
Zere'nin haberi almasının ardından kendisine sarıldığını anlatan Aracı, ''Zere, 'keşke bu karar daha önce alınsaydı, benim her şeyimi aldı bu kanser' diye konuştu. Onun sevindiği nokta ise bundan sonra ailesini ve arkadaşlarını görebilecek olması'' şeklinde konuştu.

14 yıl önce yasa dışı bir örgüte üye olmak suçundan tutuklanan ve cezaevine konulan Güler Zere, damak kanseri olduğu ve kanserin tüm vücuduna yayıldığı belirlenerek, ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nin mahkum koğuşunda tedavi altına alınmış ve birkaç kez ameliyat edilmişti.


İnfazın ertelenmesi talebi reddedildi

Tanay, müvekkili hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından verilen sürekli hastalık hali bulunduğuna dair rapor uyarınca, 5275 sayılı kanunun 16. maddesi kapsamında infazın ertelenmesi için Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulundu. Cumhuriyet Savcısı Süleyman Özar tarafından yapılan incelemenin ardından, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu kararının Cumhurbaşkanınca yapılacak olan özel af başvurusuna ilişkin olduğu gerekçe gösterilerek, infazın ertelenmesi talebi reddedildi.
Talebin reddine gerekçe olarak, şunlar gösterildi:
''Talepçinin talebine dayanarak kıldığı İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 4 Kasım 2009 tarih ve 9337 sayılı kararının Anayasa'nın 104. maddesi bağlamında Cumhurbaşkanınca yapılacak olan özel af başvurusuna ilişkin olduğu, kararda İnfaz Kanununun 16. maddesinin öngördüğü, 'infaza hastane koşullarında dahi engel olacak biçimde hastalıktan' söz edilmediği, buna ilişkin bir kararın verilmediği, infaz tehirine ilişkin itirazen başvurunun Adli Tıp Genel Kurulunda görüşülecek olduğu, Cumhuriyet Başsavcılığımızca bu görüşme sonrası düzenlenecek raporun beklendiği, hükümlü hakkında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca 2 Temmuz 2009 tarihli 'hastanenin mahkum koğuşları dahi yaşam riski oluşturacağına'' dair raporunun Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunca yapılacak incelemede onaylandığı takdirde Cumhuriyet Başsavcılığımızca İnfaz Kanununun 16. maddesinin verdiği görev ve yetkiye istinaden infaz tehirinin yapılabileceği, şu aşamada Cumhuriyet Başsavcılığımızca infazın hastalık nedeniyle ertelenmesine dair karar vermenin yasal olarak mümkün olmadığı, talepte belirtilen Adli Tıp Raporunun Cumhurbaşkanının yetkisi çerçevesinde bulunduğu anlaşılmakla, talebin reddine, hükümlünün Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde mahkumlara ayrılan kısımda infazına devamına karar verilmiştir.''

İstanbul Barosu avukatı Taylan Tanay, Elbistan Adliyesi'ne gelişinde gazetecilere yaptığı açıklamada, ''24 saat önce çıkmış bir kararın şimdi uygulanması gerekiyor. Rapora rağmen salıverilmezse, görevin yerine getirilmemesi suçunu oluşturuyor. Yasa çok açık. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Kanununun 16. maddesi gereğince derhal salıverilmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanının yetkisi tamamen takdiri bir yetki. Usulü yok, prosedürü yok, sayın Cumhurbaşkanı 10 ay sonra da karar verebilir. Ama bu rapora rağmen Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı ertelemeden kendini muaf tutamaz. Derhal karar vermek zorunda'' dedi.

Adliye çıkışında, talebin reddi ile trajik bir durumla karşılaştıklarını belirten Tanay, ''Sayın Cumhurbaşkanı bu yetkisini farz edin 50 gün sonra kullandı, ne olacak? Şu anda çok trajik bir durumla karşı karşıyayız. Rapor var, ama Güler Zere'mizin hala orada kalması için Cumhuriyet Savcılığı rapor verdi. İnanılmaz bir şey. İlgili Cumhuriyet Savcısı Süleyman Özar ve Başsavcı Özden Doğan hakkında HSYK'da girişimlerde bulunacağız'' diye konuştu.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.