Solcu ailenin ekrandaki sağcı oğlu

Devrimci Haydar, ülkücü Yaşar, şarkıcı Bayram ve Hisseli Harikalar Kumpanyası'nın Cafer'i genç sanatçı Umut Kurt, ekmek derdi uğruna Erzincan'dan İstanbu'a göçen bir ailenin oğlu. Beynelmilel'in solcu, Hatırla Sevgili'nin ülkücü karakteri Kurt,"Bu iki zıt karakter, benim tanınmamı sağladı. Birbirlerine düşman görünseler de, bir oyuncuya geleceğin kapısını açtılar" diyor.
Yayınlanma tarihi: 14 Eylül 2008 Pazar, 13:27

Umut Kurt, ilk gençlik yıllarında Kartal’da sağcılarla kavga ederdi gün geldi kamera karşısında hem solcuyu hem sağcıyı canlandırdı. Zıt karakterler onun tanınmasını da sağladı. Halkın neyi sevdiğini, nelere tepki duyduğunu gözlemlediğini söyleyen oyuncu şimdilerde denenmemiş formatta bir program yazıyor.

Şapka-gözlük takıp sokağı gözlüyorum

Gerçek hayatta solcu olan bir ailenin, ekrandaki sağcı oğlu O, gözleri parlayan genç bir adam, sevimli, zeki, cana yakın Arı gibi çalışkan, yetenekli ve alçakgönüllü. Herkes tarafından sevilip, beğeniliyor ve rolünün hakkını ziyadesiyle veriyor. Umarız ki; Umut Kurt, adı gibi umut vaat eder ve soyadı gibi kurt bir oyuncu olur.

Umut Kurt, ekmek parası uğruna İstanbula yerleşen Erzincanlı Cemal-Sevim Kurt çiftinin ilk çocuğu Geçim sıkıntısı yüzünden ve anlaşılacağı üzere zorunluluktan, annesinin varlıklı akrabalarının yaşadığı Erzurumda 17 Nisan 1981 günü dünyaya gelir. Sonra 40 günlük bebekken tekrar ver elini İstanbul Ardından yedişer yıl arayla kardeşleri Can (spor akademisinde) ve Aylin (orta okul son sınıfta) de katılır aileyeİstanbulun proleter ilçelerinden Kartal Topselvide büyür. O, henüz 17 yaşındayken ilk kez sahneye çıkar, o gün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günüdür ve oyunun adı Kadınlara Özgürlüktür. Aradan 10 yıl geçer, Devrimci Haydar, Ülkücü Yaşar, Şarkıcı Bayram ve Hisseli Harikalar Kumpanyasında Cafer olur. Devamını ondan dinleyelim.

Biri sağcı, biri solcu

Çocukluğunuza dair neler hatırlıyorsunuz?

Biraz komik ancak memlekette dedemin dağı var. Yıllar önce devletten almışlar, kireç ocağı olarak çalıştırmış ve sonradan ocağı kapatmışlar. Sorana dedemin dağı var diyorum. Ancak biz Kartalda tek katlı, çatısız bir evde oturuyorduk. Kartal, her yönüyle ilginç ve değişik bir yer. Sanatta da ön plandadır, nümayişte de Kartalda yaşayanlar, gördüler mi olumsuz bir durum hemen sokağa çıkarlar ve haklarını aramak isterler. Annem, barındığımız semti pek güvenli bulmazdı, oyun oynamam için kolay kolay dışarı salmazdı. Yalnız bir çocukluktu benimkisi Sonra biraz serpildim, bağlama kursuna gittim, koroda şarkı söyledim, basketbol ve futbol oynadım. Derslerle aram ise iyi değildi ancak yine de geçerdim sınıfımı

Peki, oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?

Arkadaşlarımla CHP gençlik kollarına kaydolmuştuk. Orada halkoyunlarına gittim, kickboks yaptım. Sonra bir gün ablalarımız, beni tiyatro kursuna gönderdiler. Tiyatro öncesinde kekemeydim ve onun sayesinde bunu yendim. İşçi semti, Bertolt Brecht ve Kartal Sanat Tiyatrosu Onlar, gerçekten bize iyi öğrettiler. Babamın aç kalırsınitiraz ve ikazlarına karşın artık oyuncu olmaya karar vermiştim. O dönem Nestlede plasiyerlik, Real Hipermarkette satıcılık yaptım. Denedim ancak konservatuara giremedim. Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) ise bana oyunculuğun kapılarını açtı.

Sonra müzikaller geldi

MSMde, Godotyu İzlerkenadlı oyunda rol aldım. Şan hocam Meltem Taşkıranın desteğiyle Çizmeli Kedi müzikalinde oynadım. Bir sonraki sene Benim Tatlı Meleğimadlı müzikalde de rolüm vardı. Sonra BKM Mutfaka geçtim.

Gelelim Beynelmilel ve Hatırla Sevgiliye

Birinde sağcı diğerinde solcu karakteri üstlendim. Bu iki zıt karakter, benim tanınmamı sağladı. Birbirlerine düşman görünseler de, bir oyuncuya geleceğin kapısını açtılar.

Yeni bir film projesi var mı?

Tomris Giritlioğlunun yönettiği 6,7 Eylül Olaylarını anlatan Güz Sancısıadlı filmde konuk oyuncuyum. Yine sağcı bir tipi canlandıracağım. Ancak bu adam, Hatırla Sevgilideki karakterden farklı ve öncelikle hiç de ılımlı değil. Resmen ajan, maşa, provokatörİnsanlar ondan nefret edecek.

Anladığım kadarıyla gerçek hayatta canlandırdığınız sağcı karakterden fersah fersah uzaksınız. Peki, rollerinizi bu denli gerçekçi kılmayı nasıl başardınız?

Ben Aleviyim ve ailemde hemen herkes solcudur. İran, Erzincan, Erzurum, Dersim (Tunceli), Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul Sülalemiz dört bir yana dağılmış. Ailemizde dedeler vardır. Bir araya geldiğimiz zaman rakı içilir, türküler söylenir. İnanılmaz güzellikte sohbetler yapılır, hikayeler anlatılır. Sağcılarla tanışıklığım ise Kartaldan. Onlarla sürekli kavga ederdik. Ancak hatırlarım, asla kan davasına çevrilmezdi kavgalarımız. Örneğin polis geldiğinde, kimse kimseyi suçlamazdı, aslında herkes birbirini seviyordu. Orada, sağcı, solcu, marjinal, en uçta arkadaşlarım oldu. Babamın işlettiği lokale en çok sağcılar gelirdi. Ben futbol takımının kalecisiydim. Diğer oyuncuların hepsi ülkücü idi. Hatırla Sevgilide üstlendiğim Yaşar karakteri için araştırma yapmıştım, aslında kökleri Yusuf Has Hacibin 11. yüzyılda yazdığı Kutadgu Bilige dek uzanan bir felsefe bu Kötü bir felsefe değil. Ancak ülke içindeki işleyişi hep sorun olmuş. İdealize edilmiş ve kavgacı bir hal almış.

Sağcı, solcu derken en nihayetinde Düğün Şarkıcısı ile siyasi rolden de sıyrılmış oldunuz

Düğün Şarkıcısı, üstüne çok fazla şey katabileceğim, yönetmenle harmanlayabileceğim bir işti. İstanbul en çok göç alan kent Her tür insan var. Bayramda onlardan biri, üstelik hem yetim hem de öksüz O, dizide adeta yapıştırıcı görevini görüyor. Bakıyorsunuz Bayram, Erkan Ağabeyin (Can) üstlendiği Kudret karakteriyle bir canciğer oluyor, bir de düşman. Tam anlamıyla elastiki bir karakter ve Erkan Ağabey dışında diğer oyunculardan da iyi paslar alıyor.

Dizide türkü de okuyorsunuz

Dün bir sahne çektik. Çok da iyi bir parça idi. Türkü bittiğinde herkesin gözleri dolmuştu. Erkan Oğurun, Kubatın seslendirdiği türküleri okuyorum. Bazen enstrümanlar susuyor, sadece ben söylüyorum. Dizi çok yoğun bir tempoda çekiliyor. Her hafta 95 dakikalık dizi için dört gün boyunca çekimdeyiz. İnsan tutunacak dal arıyor ve inanın türküler müthiş bir konsantrasyon sağlıyor. Sesim kısılmasın diye diyaframdan konuşmam, bağırıp çağırayım, rolümün ve işimin hakkını vereyim isterim.

İlerlemek zorundayım

Mankenlerin baş tacı edildiği dizilerde tutunmak kolay olmasa gerek

Evet, başta böyleydi ancak bu tavır kırılmaya başladı. Artık mankenlerin değil, aktör ve aktrisler ön plana çıktığı günlere doğru gidiyoruz. Başka başka dizilerde Erkan Can, Tuncel Kurtiz ve Tarık Akan gibi büyük oyuncuları görmek mümkün. Bir de ajitasyona açık, sulu zırtlak yapımlara çok sinirleniyorum. Hoş değil, doğru da değil. Yeşilçamda yıllar önce yapılan işlerden sıyrılmalı ve gerçek hayatın renklerini ekrana taşımalıyız. Şapka, gözlük takıp sokağa çıkıyorum ve halk neyi seviyor, nelere tepki duyuyor öğreniyorum. Ben üretmeden duramam, Uğur Yücel gibi oyuncu olmak istiyorsam ilerlemek ve hedefimi belirlemek zorundayım.

Yerinde duramayan biri olduğunuz belli.

Ben babama benzemişim, o da yerinde duramaz. Devlet Su İşlerinde (DSİ) çalışırdı ancak bunun dışında da birçok iş yapardı. O bana atom karıncader. Aslında çok yoruldum, 5-6 yıldır tatil yapamıyorum, Kartaldan da uzağım. Ailemin oturduğu Uğur Mumcu Mahallesinde yaşayan bir bankacı olmak isterdim. Kız arkadaşım Ezgi de (Oyuncu Ezgi Mola / Hayatımın Kadınısın), bu yoğun tempomdan hoşnut değil. Ama iki gün durayım, eyvahçalışmam lazım diyorum. Düğün Şarkıcısı, Laf Ebeleri, Hisseli Harikalar Kumpanyası Bir iş yetmiyor bana, 3-4 iş yapınca rahatlıyorum. Üç oyuncu arkadaş bir senaryo grubu kurduk, denenmemiş bir formatta bir program yazıyoruz. Yani durmak yok, yola devam.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.