"Türkiye'de devlet yardımları saydam değil"

AB Komisyonu'nun "Katılım İçin Ekonomik Kriterlerin Karşılanmasında İlerlemeler: 2009 İlerleme Raporlarının Değerlendirilmesi" başlıklı raporunda, pembe tablolar yanında Türkiye'ye eleştiri ve uyarılar da yer aldı.
Yayınlanma tarihi: 17 Kasım 2009 Salı, 07:10

AB Komisyonu'nun "Katılım İçin Ekonomik Kriterlerin Karşılanmasında İlerlemeler: 2009 İlerleme Raporlarının Değerlendirilmesi" başlıklı özel raporu 11 Kasım'da yayımlandı. Türkiye'nin 2002'den itibaren bankacılık ve mali sektörde hayata geçirdiği reformlar sayesinde, küresel krizde şu ana kadar kapsamlı bir finansal kriz yaşamadığı iddia edilen raporda, bankacılık, kamu işletmelerinin yeniden yapılandırılması, özelleştirme, eğitim ve enerji dâhil kilit sektörlerdeki yapısal reformların Türk ekonomine esneklik kazandırdığı kaydedildi. Ancak raporda övgülerin yanı sıra eleştiri ve uyarılar da yer aldı:


Türkiye'ye eleştiriler

"-Hükümet Katılım Öncesi Ekonomik Program 2009-2011 ile 2010-2012 Orta Vadeli Programını birkaç ay gecikmeden sonra sundu, böylece mali yolda belirsizlik sürdü.

-Makroekonomik istikrar: Küresel ekonomik krizin patlak vermesini izleyen dönemde Türk ekonomisi, özellikle 2009'un ilk döneminde iç ve asıl dış talepteki şiddetli ve toplu düşüşün sonucu olarak hızlı biçimde daraldı.

-İşsizlik gençler arasında çok daha fazla yüksek. (15-25 yaş arasında yüzde 24)

-Kadın istihdamı 2008'de yükselmeye başladı ancak kadın çalışan sayısı Haziran 2009 itibarıyla toplam çalışma çağındaki nüfusun yüzde 24'ünden daha az.

-Çalışma çağındaki nüfus, emek piyasasının emme kapasitesi karşısında, özellikle de süren kriz çerçevesinde, önemli zorluk oluşturacak şekilde her yıl 600 bin kişi artıyor. Son girişimlere karşın, istihdam yaratma kısmen emek piyasasındaki katı uygulamalara bağlı olarak zor durumda bulunuyor ve emek talebiyle arzı arasında vasıflı eleman açısından uyuşmazlık görülüyor. Genel olarak emek piyasasının koşulları giderek zorlaşmakta ve işsizlik ekonomik etkinlikteki daralmanın ardından hızlı bir şekilde artmaktadır.

-Sorumluluk, verimliliğin artırılması ve bütçe süreçlerinin saydamlaşmasında bazı ana unsurlar hala yetersiz. Özellikle, daha önce açıklanan, tüm vergi idaresi fonksiyonlarının Gelir İdaresi altında birleştirilmesi gerçekleşmedi. Bu birleştirme denetim kapasitesini güçlendirir ve risk bazlı denetim teknikleri standardının daha fazla kullanılmasını sağlar, bu yolla saydamlığı artırır ve kayıt dışılığın azaltılmasına yönelik önemli destek olur. Ayrıca ziraat sektöründe kayıpların telafisi için bir bütçe dışı fon kuruldu. Genel olarak mali saydamlığı artırmaya yönelik önlemler ertelenmiş hatta geriye gitti."

Raporda mali konsolidasyonun devam eden kriz ve mali teşvik önlemlerine bağlı gerilediği belirtilirken de "Şimdiki politika karışımının geçtiğimiz aylarda geniş ölçüde etkili olduğu kanıtlanmış olsa da makroekonomik istikrar, güçlü mali çapaların yokluğunda kırılganlığını sürdürüyor" denildi.

Yeni iş kurulması konusunda ise raporda, "Lisans süreci görece uzundur. Örneğin bir depo kurmak için gerekli ruhsat ve izinleri almak, zorunlu tebligatları yapmak, teftiş ve elektrik-su bağlantısını yapmak için 25 değişik prosedür gerekiyor" denildi. Türkiye'nin hukuki sistemi ise şöyle değerlendirildi:


Bilirkişi sistemi genel kalitede iyileşme olmadan yargıya paralel işliyor

"-Mülkiyet hakları dâhil makul iyi işleyen bir hukuki sistem uzun süreden bu yana yürürlükte. Ticari mahkemelerde uzmanlaşmanın yetersiz olduğu görülüyor, bu da mahkeme kovuşturmalarının uzamasına neden oluyor. Bilirkişi sistemi, genel kalitede bir iyileşme olmadan, yargı sistemine paralel olarak işliyor. Mahkeme dışı anlaşmazlık çözüm mekanizmaları düşük. Genel olarak hukuki çevre ve özellikle mahkeme prosedürleri daha iyi bir iş ortamı sağlanmasında engel oluşturuyor."

Raporun "İnsani ve Fiziki Sermaye" bölümünde üniversiteye kayıtların ise yüzde 19'dan 20'ye yükseldiği ancak uluslar arası standartların altında bulunduğu belirtildi. Raporda "Emek piyasasında arz ve talep arasında vasıflı işçi yönünden görülen uyuşmazlıkta az da olsa ilerleme kaydedilmiştir. Uyuşmazlık büyük ölçüde yetersiz eğitim ve öğretimden kaynaklanmaktadır" denilirken, "Devletin rekabet üzerine etkisi" bölümünde şu eleştiriler yapıldı:
"Devlet yardımları alanında kayda değer ilerleme var. Karar verme sürecinde saydamlık yetersiz kalırken, alınmış bireysel kararların gerekçesi ve tutarlılığını değerlendirmek zordur. Ayrıca çeşitli mali teşvik paketlerinin sunulmasını izleyen dönemde, kimi anahtar sektörlerde devlet yardımlarının boyutu ve önemli ölçüde artmıştır. Ticaret Kanunu'nun kabulü yine ertelense bile şirketler kesiminde saydamlık iyileşmiş ve muhasebe standartları yükseltgenmiştir. Devlet yardımlarının saydam bir şekilde denetimi ile bunların tahrif edilmesini azaltmaya yönelik destek politikalarının yokluğu, ekonomide rekabet ve yarışma üzerinde karşı etki yaratmayı sürdürüyor. Kamu ihaleleri politikaları düzenleyici çerçevedeki istisnalar tarafından zayıflatılmaya devam ediliyor. Rekabet ve yarışmayı olumsuz etkileyebilecek olan devlet müdahalesi saydamlığı azaltmayı sürdürüyor."

AB raporunun "Sonuç" bölümünde ise Türkiye'ye övgülerin yanında şu uyarı ve eleştiriler yer aldı:
"Güvenilir mali planların ve çapaların yokluğu yatırım iklimine kimi belirsizlikler ekledi. Bunlarla birlikte krize karşı mali önlemler ekonomide düşüşe tampon görevi görse de, zamanında geri çekilmezse önceki yıllarda sağlanan mali konsolidasyonu ve orta vadeli sürdürülebilir politikaları riske atabilir. Mali saydamlığı artırmaya yönelik önlemler ertelenmiş hatta geriye gitmiştir. Emek piyasası koşulları giderek zorlaşmakta ve işsizlik hızlı biçimde artmaktadır. Türk hükümetinin çeşitli yeni girişimlerine karşın ekonomik kriz KOBİ'lerin finansmana ulaşmalarını olumsuz etkiliyor ve Türk ekonomisindeki sektörel dönüşümü yavaşlatıyor. Devlet yardımı tahsisleri saydamlığı azaltmaya devam ediyor."

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.